Editörün seçtiği köşe yazılarından...

  • 1
  • 18
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Yaşadığımız trajik olayların ertesinde, hiçbir şeyin eskisi gibi olması mümkün değil artık... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 1920'den beri var olan Başyaverlik sisteminin kaldırılmasına ilişkin kararı bu duruma bir örnek değil mi? Daha çarpıcı bir gelişme ise Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin güvenliği için füzeli üst düzey güvenlik önleminin gelmesi kararıdır.
15 Temmuz gecesi, MİT ekibi omuzdan atılan uçaksavar füzesiyle darbeci asilerinbombardımanına karşılık vermişti. O füzeler Cumhurbaşkanlığı'na da alınarak koruma dairesinin envanterine girdi. Bundan sonrasında oluşacak tehditlere anında Beştepe'den füzeyle yanıt verilecek. Düşünebiliyor musunuz?
Alınan kararlar Cumhurbaşkanlığı'nı bir düşman saldırısına karşı korumayı amaçlamıyor. Varlık sebebi sade Cumhurbaşkanlığı'nı değil, tüm vatanı düşman saldırına karşı korumak olan "Ordu"ya hainlerin sızması ihtimaline karşı devlet kendini savunmak için önlemler alıyor.
FETÖ'nün mü, CIA'nın mı yoksa başka bir örgütün mü iğvasına kapılarak devlet ve güvenlik anlayışımızı yerle bir eden hainler, kına yakabilirler. Şiirlere, marşlara konu olan kutsalları, haince eylemleri ile sıfırladılar.
"Vatan" artık sade düşmanlara karşı savunulmayacak. Güvenliğimizi tehdit edenler sade canlı bombalar değil. FETÖ'ye bağlılık yemini etmiş F-16 pilotları da, en az canlı bombalar kadar ölümcüller. Allah yardımcımız olsun... İşimiz hiç kolay değil.

Mehmet Barlas/Sabah

  • 2
  • 18
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Hatırlanacağı gibi, 15 Temmuz'dan bu yana siyasiler tarafından yapılan birçok değerlendirmede paralel yapıyla mücadelede başta Emniyet olmak üzere birçok kritik kurumda çok ciddi mücadele gerçekleştirildiği, ancak Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki yuvalanma konusunda aynı başarının gösterilemediği açıkça ifade edilmişti.
Yarınki YAŞ toplantısından yansıyacak kararlar ile OHAL kararnamesiyle gerçekleştirilecek ihraçlar, yavaş yavaş normalleşmeye geçilmesi açısından da önemli.
Hatta dün Ankara'da meydanlardaki demokrasi nöbetinin, YAŞ toplantısı ve ihraçların ardından tedbirli biçimde, etap etap sonlandırılabileceği de konuşuluyordu.
Hemen belirtmek gerekir ki beklentilerin aksine paralel yapıyla bağlantılı askerlerin ihracı YAŞ'ta yapılmayacak.
Hükümet, bu ihraçları OHAL kararnamesi doğrultusunda İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'nın kararıyla gerçekleştirecek.
YAŞ'ın hemen ardından kısa bir süre içerisinde ardı ardına ihraç kararlarının gelmesi bekleniyor.
YAŞ'ta ise hem terfi bekleyen komutanların hem de paralel yapıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle tutuklanan komutanların durumlarıyla ilgili kritik kararlar verilecek.
Bu kararlar, TSK'nın son derece kritik bir süreçte yeniden yapılanmasını sağlayacak.
Adım adım normalleşme
Bu yılki YAŞ'ta halen 358 olan general ve amiral sayısının 301'e düşürülmesi, toplam 180 general ve amiralin bir üst rütbeye terfi ve emeklilikleri ele alınacak. YAŞ'ta 80 general ve amiralin bir üst rütbeye terfi etmesi, 90 albayın, general ve amiral olması, 90 general ve amiralin rütbe bekleme sürelerinin de bir yıl uzatılması bekleniyor. Terfi sırasında olan 68 general ve amiralin adı ise 15 Temmuz darbe girişimine karıştı.
Hakkında iddialar bulunan, raporlar bulunan, istihbarat bulunan isimler var. Bütün bunlar, her ismin durumunun tek tek ve titizlikle ele alınacağı bir süreci işaret ediyor.
Bu yıl ilk kez Genelkurmay karargâhı yerine Çankaya Köşkü'nde yapılacak YAŞ toplantısı, 15 Temmuz'dan sonra bir başka aşamanın daha geçilmesi anlamını taşıyor.
Geçilen her aşama normalleşmeye doğru atılan bir adım anlamına da geliyor.

Serpil Çevikcan/Milliyet

  • 3
  • 18
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Ama o gazeteci, hadi ya... Fetullahçı çetenin tüm pisliklerinin ortalığa yayıldığı günlerde bile bu yapının medya ayağına tam destek veren kimi gazeteciler hakkında gözaltı kararları çıkıyor.
Yerinde bir karar. Şimdi hepsi takiye yapıyor ama darbeye giden süreçte bu iğrenç darbe için "koşullarının oluştuğunu" anlatıyorlardı halka, televizyonlardan, köşelerinden...
Savunmaları ve onlara destek olanların çıkışlarıysa gülünecek cinsten: "Ama onlar gazeteci, basın kuruluşlarına üyeler, nasıl FETÖ'cü olurlar..." Yahu hangi FETÖ'cünün, teröristin basın kartı, dernek üyeliği yoktu ki?
Uzlaşmak unutmak değildir Darbe girişimi sonrası başlatılan süreçte "adil olalım" diye sürekli uyarıyoruz. Siyasi farklılıklarımızı biraz öteleyip 78 milyon bu acil soruna "odaklanalım, birleşelim" diye çağrılar yapıyoruz. Ama birileri bu sağduyulu tavrımızı sanırım yanlış anlıyor. Sanıyorlar ki "uzlaşalım" derken "unutmayı" kastediyoruz. Unutursak kalbimiz kurusun.

Melih Altınok/Sabah

  • 4
  • 18
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Biz, sonradan nadim olan salim arkadaşların katıldığını sanıyorduk ama FETÖ lideri Fethullah Gülen de Talat Aydemir'in başarısız darbe girişiminde yer almış.

Kendisi anlatsın: "İhtilâl teşebbüsü olmadan bir ay evvelinden hazırlıklara başlandı. Bize hakiki mermi verdiler. Karda kışta, tel örgü boyu nöbet tutuyorduk. Son gece hepimiz pür heyecandık. Radyo Evini bir onlar, bir bizim taraf teslim alıyordu. Önce ihtilâl ilan ediliyor, ardından 'asiler bastırıldı' deniyordu. 28. Tümen hükümet tarafındaymış. Tabii ki, biz bunun farkına daha sonra vardık. Üzerimize uçaklar uçmaya başladı. Niyetleri Mamak'ı ortadan kaldırmakmış. Bizim taraf teslim oldu. Sabah umumî bir içtima yapıldı. İçtimada silahlar da yanımızdaydı. Ceza olarak silahlarımızın mekanizmalarını aldılar. Elimizde sadece boru gibi bir demir parçası kalmıştı."

Demek ki, FETÖ liderinin hayatı "meşru hükümetlere" savaş açmak ve başarısız darbe girişimlerinin içinde yer almakla geçmiş.

Bu defa (Aydemir'in düştüğü hataya düşmemek için) işi sağlama aldı, Amerikalı dostlarının yardımıyla darbeye kalkıştı ama yine başarısız oldu.

Elinde sadece boru gibi bir demir parçası kaldı. Latif Erdoğan, "Bu adam hasta... Sürekli darbe düşünür. Bir darbenin lideri olmak ister. Hayatı böyle hayaller kurmakla geçmiştir. Bu adamı zapturapt altına alıp tedavi etmek lazım" derdi de, inanmak istemezdik. Bu adam hem hasta, hem de hainmiş. Sonucu ağır oldu ama 15 Temmuz'da bunu tecrübe etmiş olduk.

Ahmet Kekeç/Star

  • 5
  • 18
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Darbenin planlandığı tarih 2010 yılıdır. Gülen ve çetesi düğmeye 2010 yılında basmıştır. 2010 Kamu Personel Seçme Sınavı'nda (KPSS) açıktan soru çalmıştır. 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşen referandumla FETÖ'nün militanları yüksek yargıya yerleşmiştir. Gülen'in, bu referandum hakkında, "İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım. Ben zannediyorum kalkarlar da." dediğini unutmayalım.

Ve en önemlisi.. Necdet Özel, 4 Ağustos 2010 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığına atanmıştır. 1 Ağustos 2011 tarihinde gerçekleşecek olan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) öncesi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay emekliliklerini istemiş ve ardından Necdet Özel Genelkurmay Başkanı olmuştur.

Necdet Özel'in danışman ekibi çok iyi araştırılmalıdır. Ergenekon, Balyoz ve İzmir Askeri Casusluk davasına temel teşkil eden tahrif edilmiş bilgi ve belgeler Necdet Özel'in danışman ekibi tarafından gazetecilere taşınmıştır. Sabiha Gökçen Havalimanı, bu belge alış-verişine şahittir. Tahrif edilmiş belgelerin manşetlere çekilmesinin ardından paralel çetenin yargı ve polis ayağı harekete geçmiş, birçok general, amiral ve muvazzaf asker tutuklanmıştır.

Necdet Özel, darbe girişiminin ardından, "Ben şahsım adına Yüce Türk milletinden özür diliyorum. TSK'nın içinden böyle hainler çıktı. Yüce Türk milleti kusura bakmasın." açıklamasında bulunmuştur. Özür dilemek yetmez. TSK'nın terfi ve tayin sistemini kumpas davalarla alt-üst edenler tek tek hesap vermelidir. Darbe girişime katılan 140 general ve amiral tutuklanmıştır.

Unutmayalım. 2010 yılında da Cumhurbaşkanı Erdoğan hedefti. 2010 KPSS birincisi Gamze Tembel Eser, 4 defa sınava girdi başarılı olamadı. FEM Akademiye gittikten sonra 2010 KPSS birincisi oldu. Cumhurbaşkanı ve Başbakan İstanbul'a geldiğinde yediği yemeklerin incelemesini yapan İstanbul Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğünde gıda mühendisi olarak çalıştı! Gamze Tembel Eser'in babası Şerif Ali Tembel, kızının 9 yaşından beri Fetullah Gülen Cemaati'nde bulunduğunu, damadı Köksal Eser'in de Gülen Cemaati'nin abilerinden olduğunu hatırlatarak, "Kızım KPSS Türkiye birincisi olduktan sonra Florya'da bulunan laboratuvarda çalışması için yönlendirme yapıldı ve 'Florya çalışmak için iyi' dediler." ifadelerini kullandı.

Meclis'i bombalayan ve halkını katleden paralel çete, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı zehirlemek istemez mi? Fetullah Gülen ve çetesi başarılı olamadı. Hiçbir zaman da başarılı olamayacak.

Kenan Kıran/Zaman

  • 6
  • 18
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

The Economist'i biliyorsunuz… Hani seçim öncesi Financial Times ile birlikte "kırılgan beşli" diye kavram oluşturan ve cari açık yüzünden kriz(!) çıkacağını savunduğu 5 ülke belirleyip Türkiye'yi en başa yerleştiren İngiliz dergisi… Bu kapak, daha dehşet bir projenin eseri; 2015 Ekim'inde yayınlanan kapağı; 2016'da dünyanın en etkinisimlerinden oluşan kolaj… Dergi, her yılsonuna doğrubir sonraki yıla dair analizlere yer verir, trendleri, güç odaklarını yazar… Bu kapakta 2 temel algı operasyonu yapılmış… İlki, 2016'da dünyayı yönetenler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yer verilmemiş. İkincisi de Papa'nın yanında çizilen dini figür üzerinden resmedilmiş.
Papa'nın hemen yanında yer alan kişi, Suriye'de yaşananları "Kutsal Savaş/ Armageddon" olarak isimlendiren Rus Ortodoks Kilisesi Moskova Patriği, Vladimir MikhailovichGundyayev. Ancak FETÖ çetesi lideri Gülen'e benzerliği dikkat çekici… Bu dergi kapağı oluşturduğu zamanda Türkiye, G20 dönem başkanlığıyla dünyanın gündeminde ve Erdoğan, 5 milyar insanı temsil eden 19 liderin katılımıyla Antalya zirvesine hazırlanıyordu.
Orduya yerleştirdiği haydutlarıyla darbe girişiminde bulunan Gülen'in, Erdoğan yerine The Economist 2016 kapağında yer alması, geçen yıl fazla dikkat çekmedi. Gazeteci dostum Zeliha Saraç hatırlatınca hafızam tazeleniverdi. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün 9 ay öncesinde The Economist'in, tıpkı "kırılgan beşli" benzeri algı operasyonu yapması; bugünkü kalkışmanın ne derece köklü ve uluslararası boyutları olduğuna çarpıcı örnek oluşturuyor. Bu hain darbeyi, sinsice yanlış gerekçeler üzerinden sulandıranlara son sözüm; "her şey apaçık, bulanık gören sensin."

Şeref Oğuz/Sabah