Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Editörün seçtiği köşe yazılarından...

  • 1
  • 11
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ CNN Türk canlı yayınında, halkta Fetullah Gülen'in iade edilmeyeceği kanaatinin oluştuğunu ve bu kanaatin güçlendiğini söylemiş.
Sayın Bakan "Halk"ta Amerika'ya ilişkin daha başka hangi kanaatlerin oluştuğunu da söyleseydi, herhalde televizyondaki söyleşisi günler sürerdi.
Örneğin 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Amerika'nın bulunduğuna ilişkinkanaatin de güçlendiğini söyleyebilirdi. Aynı şekilde Amerika'nın Türkiye'yi uslu ve sözdinleyen bir müttefik olarak göremediği için, her türlü yolu denemeyi mubah gördüğüne ilişkin kanaate de değinebilirdi... Bunun yanında Amerika'nın PYD'ye ve dolayısıyla PKK'ya verdiği desteğin arkasındaki kirli hesaplara ilişkin kanaatin güçlendiğini de hatırlatabilirdi. Ama Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, sadece FETÖ'ye ilişkin gelişmeleri anlatarak halkta Fetullah Gülen'in iade edilmeyeceği kanaatinin oluştuğunu ve bu kanaatin güçlendiğini söylemiş.

Mehmet Barlas/Sabah

  • 2
  • 11
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

İçlerinde, sorduğunuzda "Biz Atatürkçüyüz" cevabını verenler var. Gerçekten Mustafa Kemal'i samimi olarak seviyorlar. Atatürk'ün, "Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir" sözlerine de sürekli atıfta bulunuyorlar. Sonra, "Bak ABD ne diyor, Avrupa bize kızıyor" diyen parti yöneticilerinin peşine takılıyorlar. Daha da vahimi, uluslar arası toplantılarda Türkiye'yi şikayet eden, bulundukları mahallenin delikanlısını yabancıya hırpalatmaya çalışan partidaşlarıyla birlikte hareket etmek zorunda kalıyorlar.

Kolay iş değil! İçlerinde Cuma namazlarını kaçırmayanlar var. Aralarında, sürekli ya da zaman zaman vakit namazlarını kılanlar olduğunu da biliyorum. Dinle, diyanetle hiçbir problemleri yok. İçlerinden birileri çıkıyor; ezan ve sala okuduğu için imam ve müezzin dövüyor. Tepki gösteremiyorlar, kendilerini sessiz kalmak zorunda hissediyorlar. Ortaya çıkıp, "Bu ne rezalet"diyemiyorlar.

Yutkunuyor, susuyorlar… 15 Temmuz gecesi, içleri yanıyor. Bazıları, 12 Eylül'ü bizzat yaşamış, bazıları da büyüklerinden dinlemiş. Darbenin, darbe yönetimi altında yaşamanın ne demek olduğunun farkındalar. O yüzden de başarılı olmadığını görünce derin bir "ohhh" çekiyorlar. Sonra çevrelerine bakıyorlar, o gece "Yaşasın Tayyip gidiyor" çığlıkları arasında barlarda kadeh kaldıranları görüyorlar. Dedelerinin partisinin yüksek menfaatleri söz konusu olduğundan, dizlerini kırıp oturuyorlar.

İçlerinden Cumhurbaşkanı'na mesaj gönderenler çıkıyor: "Ben bir anneyim. Kendim ve çocuklarım adına size teşekkür ederim. Darbe girişimi, gösterdiğiniz kararlılık sayesinde savuşturuldu." Ama bunu göğüslerini gere gere kendi partilileri ile paylaşamıyorlar. Hangi birini sayalım? Dana neler var, neler…

Bir kısmının ailelerinin içinde başı örtülü hanımlar bulunuyor. Bazılarının da bizzat eşlerinin başları kapalı. Belli ki tesettürü önemsiyorlar. Buna rağmen, onlara tükürürcesine "sıkma baş"deyip, "beyinleri oksijensiz kalmış" sözleriyle saldıranlarla aynı yolda yürümeye devam ediyorlar.

Alışmışlar, direnç kazanmışlar. Sinir uçlarına basıldığında dahi tepki göstermemeyi öğrenmişler! Çok kızıp, sövdükleri de oluyor tabi. Mesela bazı parti yöneticileri PKK'lılar için taziyeye gittiğinde ya da onların cenazelerine katıldığında hop oturup, hop kalkıyorlar. Yalnız, bu tepkiyi kendi mahallelerinden çok, komşu mahallelerde sergiliyorlar. İşte onların CHP'liliği böyle bir şey!.. Dedelerinin partisi ya! Garip bir şekilde kendilerini bütün bunlara katlanmak zorunda hissediyorlar!

Emin Pazarcı/Akşam

  • 3
  • 11
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Dün Atatürk'ün Balıkesir'in Bandırma ilçesine gelişinin 91'inci yıldönümüydü. "Eee" demeyin devamı da var. Doğan Haber Ajansı'nın haberine göre, Atatürk Anıtı'ndayapılan törene gönderilen üzerinde "Kemal Kılıçdaroğlu/ CHP Genel Başkanı" yazılıçelenk, CHP İlçe Başkanı Atilla Atakay tarafından "bilgileri dışında yollandığı" gerekçesiyle alandan uzaklaştırıldı.
Evet, bence de şaşırtıcı. Düşünün, mesela Binali Yıldırım AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla Fatih'teki resmi bir etkinliğe çelenk gönderiyor ve partisinin ilçe başkanı "bilgim yok" diyerek çelengi adamlarına kaldırttırıyor.
Yer yerinden oynamaz mıydı? Konuyu CHP'ye yakın kaynaklarıma sordum. Onlara göre İlçe Başkanı Atakay'ın tavrı doğrudan Genel Başkan'a yönelik değil.
Mevzu Kılıçdaroğlu'nun bir danışmanı... Ve kulislerde de işte bu danışmanın, daha önceki seçim çalışmalarında Boydak'lar tarafından "epeyce desteklendiği" iddiaları konuşuluyor.
Yani çelengi alandan "Buraya CHP adına çelenk gelmeliydi, Genel Başkan adına değil" diyerek uzaklaştırdığı söylenen Atakay'ın asıl tavrı, çelengi "Kılıçdaroğlu'ndan çok Kılıçdaroğluculuk" yapan parti içindeki Fethullahçılara gibi duruyor. Bakalım Kemal Bey bu gelişme üzerine ne yapacak? "Enerjisini" parti tabanında rahatsızlık yaratan sinmiş Fetullahçıları tasfiyeye yöneltebilecek mi? Ya da hepsinden önemlisi böyle bir işe niyeti var mı? Kesin olan, Meclis'teki tüm partilere sirayet eden urlar, kripto Fetullahçılar geniş siyasi bir mutabakatla temizlenmediği sürece bu ülkede kimseye huzur yok.

Melih Altınok/Sabah

  • 4
  • 11
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

…Halkın maksadını açıkladım, peki Nusayrilerin maksadı ne idi? İktidarda kalmak, kendilerinden olmayanlara zulmetmek, ülkenin nimetlerini kurt taksimi usulüne göre paylaşmak (deveyi alıp kulaklarını diğerlerine vermek) ve mezheplerinin gereğini iktidar gücüyle yerine getirmek. İşte bu durumda İran halkı desteklemek yerine Nusayrî Esed'i destekledi, desteklemeye devam ediyor.

Irak'ta da Sünnilerin iktidarını ABD ile işbirliği içinde yıktı, yine ABD'nin desteği ile Şiileri iktidara taşıdı, Sünni nüfusa zulmediyor, demografik yapıyı değiştiriyor, adalet için masada olmak isteyen Türkiye'ye neredeyse savaş ilan ediyor. Bir alimlerini ABD koruması altına alarak oraya yerleştirmiş, adam "Irak'ta kalmaya ve Musul'u kurtarma hareketine katılmaya, Başika'daki askerlerini ibkaya devam ederlerse Türklerle savaşmak vaciptir" diyor. Yani İran Suriye'de ve Irak'ta Sünnilerle de savaşıyor, ama Sünniler bu iki ülkede yalnızca teröristlerle mücadele ediyor, mazlum, mağdur, mehcur insanlara din ve mezhep ayrımı gözetmeden can suyu veriyor, bu uğurda büyük paralar harcıyor.

ABD Ortadoğu politikasını Sünnîlerle ve Türkiye ile yürütemeyeceğini anlamış olmalı ki, PKK ve Şia ile işbirliğine karar vermiş bulunuyor. Bu iri ülkenin maksadı ne mezhebi korumak ne de bir kısım Kürtlerin davasına destek vermektir; ABD'nin tek maksadı milli çıkarıdır. Bugün menfaati böyle gerektirdiği için işbirliği yaptığı gruplara yarın savaş da açabilir. İran'ın asıl amacının ise –mezhepçilik de devrede olmakla beraber- maddi ve dünyevi çıkar olduğu kanaatindeyim. Mezhep menfaate, menfaat mezhebe perde oluyor, bir koalisyon kurarak yollarına devem ediyorlar.

Peki böyle olacağına, toplantılarda söyledikleri gibi ümmetin menfaatini öne alsalardı, mezhepçilik ve yayılmacılıktan vazgeçselerdi, temel itikad esaslarındaki birliği ümmet birliğine vesile kılıp her grubu kendi mezhebini yaşamakta serbest bırakma kararına uysalardı bugün başta Irak ve Suriye olmak üzere ümmetin yaşadığı felaketler büyük ölçüde önlenebilirdi. Yazık, ümmete yazık, müminleri ağlatan düşmanların ekmeğine yağ sürenlere yazıklar olsun!

Hayrettin Karaman/Yeni Şafak

  • 5
  • 11
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Türkiye bir yandan FETÖ ile diğer bir deyimle Gülenizm ile mücadele ediyor öte yandan da Kemalizm üzerine tartışmalar medyada yeniden canlanıyor...

Daha önce bu köşede -Fabrika ayarlarına geri dönelim- adı altında yapılan kampanyanın saçmalığını 3 yazı üst üste ifade etmiştim. Öte yandan sağ kanattan gelen bazıları da milliyetçilik adına Kemalizme sahip çıkan tavırlara giriyorlar. Kemalizm ile muhafazakârların savunduğu anlamıyla milliyetçilik arasında da büyük bir uçurum olduğunu tespit edelim...

Kendi milletinin çoğunluğunun inanç değerlerine düşman olup "milliyetçi" olduğunu iddia eden bir ideoloji aslında Kemalizm. Kendi milletine bu kadar yabancılaşmış bir zihniyet aslında "milliyetçi" de olamaz...

Genelde Kemalizm'in "Türk milliyetçisi" olduğu direkt kabul edilerek eleştirilere başlanıyor akademik çevrelerde. Bu Kemalist Türk milliyetçiliğinin Kürtleri, Ermenileri, Rumları, Yahudileri ezdiği söylenerek söze giriliyor. Türk olmayan yurttaşlarımızın bu ülkede ezildiği kesin ama ezenler Türk milliyetçisi mi?

Kemalistlerin "Türklük" adına konuşma hakları var mı? Bir Türk olarak, Türk diline, kültürüne, sanatına, edebiyatına tutkuyla bağlı bir yazar olarak Kemalizmden ben de şikâyetçiyim. Özgürlükçü ve demokrat kimliğimle değil Türk kimliğimle şikâyetçiyim...

Rasim Ozan Kütahyalı/Sabah

  • 6
  • 11
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

İçimizdeki hainlerin en tehlikelisi münafık karakterlidirler.. Bir de, hani derler ya "akılsız dost, akıllı düşmandan daha tehlikelidir" diye.. Ahmaklık ayrı bir bela.. Size hizmet ediyorum diye düşmanınıza hizmet eder de, ne siz ne de kendi bunun farkındadır.. Cahiller ve ahmaklar!.. Hatırlayın "Allah cahil ve zalim bir topluluğa yardım etmez"..

Bir de korkaklar var. Namuslu insanlar namussuzlar kadar cesur değilse biz bu mücadeleyi kazanamayız..

Bir de ne kokar, ne bulaşırlar vardır. Hep kazananların yanında yer alırlar. Onlara yaltaklanırlar. Kraldan fazla kralcı bile olabilirler.. "Gelen ağam, giden paşam"dır onlar için. Kıbleleri menfaatleridir ve bu anlamda "sırat-ı müstakim" üzeredirler bir bakıma (!?)

Bir kısmı komitacıdır.. Kötülerden kurtulma gayretindeymiş gibi gözükseler de, onların yerini almak, onları taklit etmek isterler aslında.. Onları dost sanırsınız, cesurdurlar, hatta sizi peşlerine takıp sürüklemek isterler, örgütlüdürler, siz de onlara imrenir ve hatta onları kıskanır, onlar gibi olmak istersiniz, ama unutmayın onlar ötekilerden daha aç ve zalim olabilirler..

Baksanıza bir kurumda 3-5 FETÖ'cü her istediğini yapıyor, oradaki onlarca insan boş gözlerle sadece bakınıyor.. Çevremizi bu tip adamlardan da temizlememiz gerek.. Bunlar o kadar çok ki. Zararları ise kripto elemanlardan daha az değil. Zaten kripto elemanlar da bu maşalarla işlerini görürler ve zaman içinde bunlar da kendilerini efendilerine mecbur ve muhtaç hissederler.. Çünkü sürekli yemlenirler..

Siyaset, iş dünyası, bürokrasi, medya bunlarla dolu..

Birilerini birileri niye ekrandan uzak tutarlar? Çünkü o birilerinin zülfü yâre dokunma ihtimali var. Adamların karın ağrısı var.. Herkes kendine tetikçi arıyor. Kimse liderine, örgütüne, ideolojisine, şeyhine dokunulsun istenmiyor. Ezber bozan açıklamalar istenmiyor.. Ezberlerin tekrarlanması isteniyor..

Abdurrahman Dilipak/Yeni Akit