Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye'nin AB hikayesinde 'vize muafiyeti' dönemeci

Sabah Gazetesi 'Perspektif' köşesi yazarlarından Kemal İnat'ın bugünkü yazısı, Türkiye'nin AB üyeliği sürecini adeta kilitleyen vize muafiyeti konusuna ışık tutuyor. Türkiye için AB'nin ne anlama geldiği ve sürecin hangi dönemlerde nasıl bir seyir aldığını aktaran İnat, vize muafiyetinde gelinen nokta ve vize serbestisinin hangi şartlarda gerçekleşebileceğine de dikkatleri çekiyor...

İşte Kemal İnat'ın AB üyeliği ve vize muafiyeti konusuna ilişkin çarpıcı analizi...

TÜRKİYE İÇİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ANLAMA GELİYOR?

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği meselesi Ankara açısından her dönemde farklı anlamlar ifade etmiştir. Bazı dönemlerde vazgeçilmez bir tutku, bazı dönemlerde artık istenmeyen bir opsiyon, bazen ise tutku düzeyinde olmasa da arzu edilen bir seçenek olmuştur. Üyelik konusundaki bu farklı tutumları belirleyen ise Türkiye'nin iç siyasi gelişmeleri ile AB'nin genel yapısı ve AB ülkelerinin Türkiye konusundaki farklılaşan politikaları olmuştur. Örneğin Almanya'da 1998-2005 yılları arasında başbakanlık yapan Gerhard Schröder'in iktidarı ile AK Parti iktidarının çakıştığı 2003-2005 yılları Türkiye-AB ilişkileri açısından en fazla olumlu gelişmenin yaşandığı dönemdir.

O AÇIKLAMALAR MESAFEYİ DAHA DA AÇTI

Schröder sonrasında başbakan olan Angela Merkel'in Türkiye'nin tam üyeliğini açık söylemleriyle reddetmesi ilişkilerin bozulmasına yol açmıştır. Yine aynı dönemde Almanya'nın olumsuz tutumuna ek olarak Fransa ve Avusturya gibi ülkelerden Türkiye'nin AB üyeliği konusunda gelen olumsuz açıklamalar taraflar arasındaki mesafeyi daha da açmıştır.

BRÜKSEL'İN TALEPLERİNE KARŞI ÇIKILMIŞTIR

Bu dönemde artık AB üyeliği konusu Türkiye için bir tutku olmaktan çıkmış, rasyonel çıkarlar doğrultusunda gerçekleştirilmesi faydalı bir hedefe dönüşmüştür. Yani AB'nin Ankara'dan gerçekleştirmesini istediği adımlar Türkiye'nin çıkarlarına açık bir şekilde aykırı ise bu konuda Brüksel'in taleplerine karşı çıkılmıştır. AB ülkelerinin de kendi çıkarları açısından gerekli gördükleri durumlarda çekinmeden AB hukukunu askıya aldıkları sık sık görülmektedir. Fransa'nın terör saldırıları sonrasında uzun zamandır uyguladığı olağanüstü hal uygulaması ve çok sayıda birlik üyesinin Schengen düzenlemelerini askıya alarak sınır kontrollerine yeniden başlaması ve serbest dolaşıma engeller getirmesi buna örnek olarak gösterilebilir.

SURİYE'DEKİ İÇ SAVAŞ TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNİ NASIL ETKİLEDİ?

Ankara-Brüksel ilişkileri Suriye iç savaşından kaçan mültecilerin yoğun bir şekilde AB kapılarına dayanmasıyla yeni bir döneme girmiştir. Özellikle mültecilerin hedefindeki ülke olan Almanya'da, sarsılmaz iktidarını artık bu sorun nedeniyle tehlikede gören Merkel hükümeti sorunun çözümü konusunda Türkiye'ye yaklaşmak zorunda kalmıştır.

YABANCI DÜŞMANLIĞI ARTIYOR

Sadece 2015 yılı içerisinde Almanya'ya ulaşan mülteci sayısının bir milyona yaklaşması bu ülkedeki yabancı düşmanlığını artırmış ve bundan güç alan aşırı sağcı partiler Almanya'daki siyasi yapıyı kökten değiştirebilecek düzeyde oylarını artırmaya başlamıştır.