Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı

  • 1
  • 50
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı

50. Thomas Bernhard / Kireç Ocağı

"İnsan insanlarla sadece kirlenir."
Konrad, beş yıl boyunca kendini ve tekerlekli sandalyeye mahkûm eşini hapsettiği, metruk kireç ocağında tuhaf işitme deneyleri yürütürken İşitme başlıklı sanatsal-bilimsel-yazınsal başyapıtını yazmaya hazırlanır. Sonunda, kaç kurşunla olduğu bilinmemekle birlikte, karısını öldürür. Gün geçtikçe karanlığa gömülen bir ses labirentini andıran, dış dünyadan yalıtılmış kireç ocağının öyküsü bu "bilinmez son"la başlar...

Thomas Bernhard, en vurucu romanı Kireç Ocağı'nda, gözde temalarından biri olan kusursuz başyapıt tasarısıyla yaşama eylemi arasındaki çatlağı gösteren zihinsel çalışmanın kâğıda dökülmesindeki imkânsızlığı, saplantı, öfke, delilik eşiklerinde gidip gelen insanın karanlık, sakatlanmış, tekinsiz karakterini açığa çıkaracak "vuruş"larla araştırmaya girişiyor. Belki de yazar en can alıcı işitme deneyini okurla yaparken en dehşet verici cümle yine okurun kulağında çınlıyor: İnsan insanlarla sadece kirlenir.

"Dünyamızı, bilim dünyamızı birdenbire kaplayan netlik bizi dehşete düşürüyor, bu netliğin içinde donuyoruz ama onu biz istedik, biz çağırdık, dolayısıyla şu anda hüküm süren soğuktan şikâyet etmeye hakkımız yok. Netlik arttıkça soğukluk da artar." - Thomas Bernhard
(ilk romanı Don ile aldığı Bremen Edebiyat Ödülü konuşmasından)

"Soğukluk olmadan netlik olur mu? Thomas Bernhard'ın Kireç Ocağı bu soruyu cevaplamıyor. Ancak bu soru, Kireç Ocağı olmadan cevaplanamaz."
- Ernst-Wilhelm Händler, Frankfurter Allgemeine Zeitung

"Bernhard'ın düzyazısı hipnotize edici, durdurulamaz, düşüncenin kendisi kadar hızlı. Bütün büyük yazarlar gibi her an her şeyi söyleyebileceği düşüncesi uyandırıyor." - The Washington Post Book World

"Bernhard'ın kahramanları ne kadar kaçmaya çalışırlarsa çalışsınlar dış dünyaya fazlaca açıktırlar; zihinlerinin içine çekileceklerine dış dünyanın anarşisini kucaklarlar (…) hastalığa, yenilgiye, haksızlığa teslim olmazlar, sonuna kadar çılgın bir öfke ve hırsla mücadele ederler. Sonunda yenilmişlerse eğer bizim okuduğumuz onların yenilgisi ve teslimiyeti değil hırslı kavgaları ve mücadeleleridir." - Orhan Pamuk

  • 2
  • 50
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı

49. Andrey Bitov / Puşkin Evi

Andrey Bitov, çağdaş Rus edebiyatının dönüm noktalarından biri olan Puşkin Evi romanında, klasik Rus edebiyatının temel eserlerinden yola çıkarak "Puşkin'in yarattığı Rus edebiyatı nedir?" fikrinin özünü sorguluyor. Rusya'da postmodern romanın ilk örneği olarak bilinen Puşkin Evi, yıllarca ülkesinde yasaklıydı.
Genç filolog Leva Odoyevtsev'in, Puşkin Evi adıyla anılan Rus Edebiyat Enstitüsü'nde görevli olarak nöbete kaldığı bir Ekim Devrimi kutlaması gününü merkeze alan roman, onun yaşamöyküsüyle birlikte polisiye bir 20. Yüzyıl Rusya Tarihi gibi gelişir. Votka, düello, tütün ve edebiyattan aşka, bürokrasiden antisemitizme dek bolca entelektüel tartışma...

"Puşkin Evi parlak, dizginsiz, cesur bir roman... Leningrad denen şehri canlı ve simge yüklü bir varlığa dönüştürüyor ve yaşanan olayları başdöndürücü metaforlarla yerle bir ediyor... Neresinden bakarsanız bakın; küçük sürprizler kristal gibi çoğalıyor." John Updike, New Yorker

"Ateşli bir zekânın ürünü... Bu eser en çok Dostoyevski'yi getiriyor akla." New York Times Book Review

"Bitov'un sıradan sebep sonuç fikirlerine yaklaşımlarla ilgili betimlemeleri genellikle çarpıcı, bize Andrey Belıy, Nabokov ve Yuri Oleşa'yı hatırlatan imgeler kuruyor... Puşkin Evi sık sık Sterne'ün Tristam Shandy'sini getiriyor akla..." Nation

"Bitov'un romanı anlatım ve deneyimler açısından Pasternak'ın romanı kadar zengin ve yüksek bir sanatsal başarı." Washington Post

  • 3
  • 50
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı

48. Colson Whitehead / Bölge Bir

"Titreyip kendine gelmeye muhtaç, dibe vurmuş günümüz toplumuna dair zekice kurgulanmış bir metin." – The Seattle Times

Amerikan edebiyatının en iddialı isimlerinden Colson Whitehead, Bölge Bir'de, büyük bir salgının ardından yerle bir olan dünyada, yaşayan ölülerle ölmeden yaşamaya çabalayanların öyküsünü anlatıyor. Bir zamanların şaşaalı New York şehrinde, kurtlar sofrasında sağ kalmanın tüm incelikleri ve uygarlığın bağırsaklarında verilen amansız savaşın öyküsü... Bölge Bir, çivisi çıkmış dünyada kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış olan leşleri, kopukları ve medeniyet adıyla bilinen hastalığın son safhasını gözler önüne seren, dehşetli bir çağdaş yaşam alegorisi.
Devası bulunmayan bir salgının öyküsü bu, yaşam da dedikleri.
"Umut en tehlikeli uyuşturucudur, sakın kullanma."

  • 4
  • 50
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı

47. Peter Stjernström / Dünyanın En İyi Kitabı

Dünyanın en iyi kitabını yazmak mümkün mü?
Titus Jensen, alkol problemi olan bir yazardır.
İçinde bir çok-satana yakışan her türlü konuyu barındırması gereken ?Dünyanın En İyi Kitabı'nı yazma fikri ortaya çıktığında, Titus'tan istenen alkolden uzak durması ve binlerce sayfaya ulaşabilecek bir
potansiyel barındıran bu kitabı 250 sayfaya sığdırmasıdır.
Titus'un bu fikri beraber geliştirdiği şair arkadaşı Eddie X ise Titus'un arkasından birtakım işler çeviriyor gibi gözükmektedir. Titus, Eddie'nin kendi fikrini çalmış olabileceğinden şüphelenir.
Kim bilir, belki Eddie de Dünyanın En İyi Kitabı'nı yazıyordur…
"Kitap içinde kitap" okumanın zevkini yaşatan Dünyanın En İyi Kitabı,
mizahıyla, akıcılığıyla ve yayın dünyasına getirdiği eleştirilerle her kitap kurdunun okuması gereken bir roman.

  • 5
  • 50
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı

46. Javier Marias / Karasevdalılar

María Dolz her sabah işe gitmeden önce kahvaltı ettiği kafede adeta onun için bir mutluluk timsaline dönüşen evli bir çifti gözlemlemeye başlar. Bu, onun için, sabahlara neredeyse daha kolay başlamanın bir yolu olmuştur. Ta ki uzun bir süre bu gözlemlerine ara vermek zorunda kalıp adamın bir meczub tarafından öldürüldüğünü öğrendiği güne kadar... Derken kendiliğinden gelişen bir ilişki María'nın cinayetin ayrıntılarından haberdar olmasını sağlar...

Sarhoş edici bir sevda, birbiri ardına patlak veren kah sevindirici kah üzücü olaylar, cömertlik ve bencillik halleri, cezasız kalma, ölenlerin hayatımızda yer işgal etmeyi sürsürmesi, hafıza, mutlak hakikatin bilinemezliği: Marías'ın en oyunbaz romanlarından biri olan Karasevdalılar'ın muammalarından bazıları. İnsan ilişkilerinin görünenin altında yatan karmaşık yapısına işlenmiş muammalar...

"Ustalıkla yazılmış bir roman."
Alberto Manguel

"Karasevdalılar, cinayet romanı gibi görünen metafizik bir keşif gezisi."
The Spectator

  • 6
  • 50
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı

45. Geoff Dyer / Venedik'te Aşk Varanasi'de Ölüm

İki yılda bir uluslararası sanat camiası Bienal'in açılışı için Venedik'e akın eder. Bunların arasında bıkkın ve umarsız gazeteci Jeff Atman da vardır. Gündüzleri enstalasyonların yani promosyon bez torbaların peşinden koşan sanatseverler, geceleri masrafların kurumlara yazdırıldığı alkol ve uyuşturucu dolu partilerin birinden diğerine giderler. Mesleğine ve kendine tamamen yabancılaşmış Jeff Atman, bu gecelerden birinde karşısına çıkan Laura'yla adeta yeniden doğar ve kaybettiği heyecanını tekrar kazanır. Kısa bir sürede alevlenen aşkları ve yakaladıkları uyum kalıcı olacak mıdır?
Her yıl binlerce insan, Hindistan'ın en kutsal kenti olan Varanasi'nin Ganj kıyısındaki basamaklarına akın eder. Bunlar arasında gazeteci olan gizemli anlatıcımız da vardır. Daha önce Venedik'te rastladığımız Jeff midir bu, yoksa bambaşka biri mi? Birkaç günlüğüne gelip de aylarca Varanasi'de kalan anlatıcımız, burada varoluşunu sorgulamaya başlar ve benliğini bulur. Yoksa kaybeder mi demeli? İsteyerek veya zorunluluktan geride bıraktığı tüm hazların bir yansımasını görür kutsal Ganj'ın kirli sularında. Dünyanın çok farklı köşelerindeki bu iki eski su kenti birbirine geçmeye, birbiriyle kaynaşmaya başlar. İki farklı kentte geçen iki farklı öykü, aslında tek bir öykünün iki farklı yüzü olabilir mi?
Çağdaş İngiliz edebiyatının en önemli isimlerinden Geoff Dyer hiçbir koşulda elden bırakmadığı ironik yaklaşımıyla modern dünyanın modern insanlarının açmazlarını, tatminsizliklerini ve çelişkilerini pırıltılı bir anlatımla işliyor.

  • 7
  • 50
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı
Bu yıl okumadığınıza pişman olacağınız 2015'in en iyi 50 romanı

44. İsmail Güzelsoy / Değmez

Kelimelerin gücüne, edebiyatın büyüsüne inancını koruyanlar için…

Benim için çizdiğin kader planını kabul etmiyorum!

"Tanrı, insanın ölümsüzlüğe varmış halinden başka bir şey değil" diye cevaplıyordu beni Selman Dermanî. "Ölüm ile kesilen bir hayatın hiçbir anlamı yoktur. Değmez... Bütün bu çabalara, sağalmaya, hasta olmaya, iyileşmeye, çalışmaya, mülk edinmeye, çocuk yapmaya, âşık olmaya değmez. Lisan öğrenmeye, şiir okumaya, saz dinlemeye, mutlu olmaya değmez.
Ancak ölümsüzlük varsa bu dünya hayatının bir anlamı olabilir. Kendimi yeniden, sıfırdan üretmeyi istiyorum. Bunu yapacağım. Hakkım! Kadere teslim olacaksak mağaralara dönelim, haydi!.."

İnsan yalnızca bir kez "Değmez" diyebilir, ikinci kez bunu tekrarlıyorsa sahtekârdır. İlk söylediği anda kalemini kırmıştır zaten.

Aras Nehri'nin dibinde buz tabakasının altında bir adam yatıyor: Bir edip. Faruk Ferzan. "Ne oldu bana? Öldüm mü?" diye soruyor kendi kendine… Öldü mü? Ölmediyse birinin onu kurtarması gerekecek. Yola devam etmesi gerekecek. Aşk yaşanmaya değerse bunu yapmalı…

El çabukluğuyla bizi efsunlayan bir yazar var karşımızda… Fennî Sihirler yapan bir sihirbaz!..

İsmail Güzelsoy Değmez'de hayatın en büyük iki sırrının, aşkın ve ölümün dansını koyuyor sahneye.

Kelimelerin gücüne, edebiyatın büyüsüne inancını koruyanlar için…