Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

  • 1
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Bizim muhaliflerin işi gücü Türkiye'yi terörist devlet kategorisine sokmaya çabalamaktan ibaret.
Paralelin sol kuklası Cumhuriyet ile paralelin ulusalcı kuklası Sözcü, iki gündür manşetten buna uğraşıyor. İçler acısı bir durum gerçekten. Saldırganların hepsinin Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşı olmasına, Fransız Cumhurbaşkanı Hollande'ın açıklamasına göre saldırılar Suriye ve Belçika'da planlanmış olmasına rağmen, hatta MİTsaldırganlardan Ömer Mustafa'ya ilişkin Fransa'yı iki kez uyarmış olmasına rağmen muhaliflerimiz yılmıyor, illaki bir Türkiye parmağı bulmak için sinekten yağ çıkarmaya hazır bekliyorlar. Neymiş, saldırganlardan 'sahte Türk pasaportu' çıkmış. İyi de gerçeği hangi ülkeye ait? Sahte Türk pasaportunu, T.C. mi üretiyor? Sorsan "Tayyip, T.C.'yi sildi" diye ortalığı ayağa kaldıranlar da bunlar. Neymiş, saldırganlar bir süre Ege Bölgesi'nde kalmış. Kaynak da Sırbistan'daki bir gazete...

Hilal Kaplan/Sabah

  • 2
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

'Özel sektördür, istediğiyle görüşür, istediğine destek verir'. Eyvallah, buna kimsenin lafı olamaz. Ancak, terör örgütü olunca durum değişir. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) olarak adlandırılan 'paralel örgüt'ten bahsediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ele geçirmek için, her türlü yöntemi deneyen bu örgütle halen ilişkide olan işadamları var. Bir yandan devlete şirin gözüküp, bir yandan da bu örgütle bağlantısını kesmeyen, hatta destek olan gruplar şunu bilsin ki, bu şekilde kendi sonlarını hazırlar.
'Sen kimsin de böyle yazıyorsun?' diyenleri duyar gibi oluyorum. Bir kez daha uyarıyorum; PKK terör örgütüne başta finans olmak üzere destek verenle, 'paralel örgüt'e destek veren arasında hiçbir fark yok. Genel kurullarında, devlete ve yöneticilerine meydan okuyan, tehditkâr tavırlar sergileyen gün gelecek hesap vermek zorunda kalacak.
Bu durum işadamları için de geçerli.

Murat Kelkitlioğlu/Akşam

  • 3
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

…Fethullah ekmeği yiyen bazı entellerimiz de işte bu yüzden "Kürtler'i bırakalım gitsinler, daha küçük ve daha derli toplu bir Türkiye olarak üyelik şansımız artsın" diyorlar...
Mesele öyle "Merkel Hanım'ı hazır deniz kenarında yakalamışken ümüğünü sıkayım"kafasıyla çözülecek bir mesele değildir. Türkiye AB'ye üye olamayacaktır ama "almazsanız almayın be" noktasına da gelecektir. Hem de, AKP iktidarı akıllı davranırsa, öyle çok uzak bir tarihte de değil, 2023 gibi...
Şanghay Beşlisi'yle dirsek teması arayışları da bunun bir adımıdır.
Fethullah'ın askerleri boş lafı bıraksınlar da, yakında vatan topraklarına kavuşacak gibi görünen ağababaları için şimdiden paçalı don, temiz fanila, limon kolonyası vs. hazırlasınlar. Seksenine merdiven dayamış adama bir de kodeste kendi çamaşırını mı yıkatacaksınız? Çok ayıp.

Engin Ardıç/Sabah

  • 4
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

1 Kasım sonuçları, muhalefetin, AK Parti'ye yönelik geliştirdiği "Türkiye'yi Batı'dan kopardığı ve ülkeyi diktatörlükle yönettiği" suçlamalarını tümden geçersiz kıldı. Muhalefet cephesinin işlediği tezlerde gerçeklik payı olsaydı Türkiye, bugün uluslararası toplumda önemli bir aktör olamaz ve dünya liderleri de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek için herhalde böyle sıraya girmezdi. Gerçek şu ki, muhalefetin suçlamaları arttırdığı bu son üç yıl aslında Türkiye'nin uluslararası toplumdaki yeri, gücü ve itibarının en çok arttığı yıllar oldu. Erdoğan, Türkiye'yi dünyanın önde gelen ülkeleri arasına sokmayı başardı; ayrıca G-20'deki performansıyla da kendisinin bir dünya lideri olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Kurtuluş Tayiz-Akşam

  • 5
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Ekim 2007 tarihinde yapılan anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanını doğrudan milletin seçmesi, bu makamın kimyasını değiştirmiştir. Makro siyasetin merkezi cumhurbaşkanlığına kaymıştır. Olmuş olan olmamış sayılamaz. Türkiye bir an önce kendisine has bir başkanlık sistemi ile rejimini tahkim etmelidir. Ne iyi ki, aynı davadan gelen iki siyasetçi yürütmenin birinci ve ikinci koltuğunu paylaşıyorlar. AK Parti'nin gücü ve felsefi farkından ötürü bu anomali sorun yaratmıyormuş gibi gözükse de, pimi çekilmiş bir bombanın üstünde oturuyoruz.

Markar Eseyan/Yeni Şafak

  • 6
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Şu an Türksat yönetiminde olaya tamamen devletin çıkarları ve hukukun gerekleri açısından bakan ve ticari bağlamda da devlet kasasının daha çok para kazanmasını hedefleyen bir olumlu zihniyet var. Türksat yönetimi Yeni Türkiye'nin vizyonuna uygun davranıyor. Eski Türkiyeiye kalıntısı RTÜK ise Türksat'ı resmen batırmak için uğraşıyor. Bir devlet kurumu diğer bir devlet kurumu zarar etsin diye uğraşır mı? RTÜK bürokrasisinin Türksat üzerindeki baskılarının anlamı bu. Yani RTÜK bir yandan AHaber gibi Yeni Türkiye'nin öncüsü kanallara sistematik zulüm yapıyor. Bir yandan da FETÖ kanallarını hukukun emrettiği şekilde banttan çıkaran Türksat'a sırf bu sebepten ötürü saldırıyor. Bu rezalet böyle devam edemez. RTÜK yeni hükümetin ilk el atacağı konudur...

Rasim Ozan Kütahyalı/Sabah

  • 7
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Kemal Bey, bir değil, iki kez söz vermişti. İlkinde, "Başarısız olursam istifa ederim" şerhini düşmüştü, ikincisinde yüzde 40'ın altını göstermişti.

İstifa etmedi. Koray Çalışkan, "AK Parti yüzde 47 alsın, metodoloji bilen bir öğretim üyesi olarak istifa ederim" demişti. Ak Parti yüzde 50'ye dayandı, Koray Çalışkan istifa etmedi.

Muhterem Aydın Doğan, bir iddialaşma üzerine, "İspatlarsanız, kendimi Taksim'de asarım" demişti.

İspatladılar, kendini asmadı.

Gün geçti, devran döndü, aynı Aydın Doğan bir kez daha sahneye çıktı ve yine bir iddialaşma üzerine, "İspatlayın... Bu kez gerçekten de kendimi Taksim'de asacağım" dedi.

İspatladılar, yine asmadı.

Değerli Yalova milletvekili Muharrem İnce, "AKP kazanırsa, bu işi bırakırım. Gider kitap okurum, tavuk yetiştiririm" dedi. AK Parti kazandı, bu işi bırakmadı. Bilakis daha da asıldı.

Ahmet Kekeç/Star