Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

  • 1
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, olay günü yaptığı konuşmasında, hadisenin önüne geçmek için ellerinden geleni yaptıklarını, Türkiye'nin Rusya'ya karşı bir düşmanlığı olmadığını ama sınırlarını da korumak zorunda olduğunu söyledi. Dahası, Rusya'nın, DAEŞ kontrolündeki en yakın noktaya 280 km. mesafesi olan ve yeri geldiğinde DAEŞ'e karşı da savaşmış olan Bayırbucak Türkmenlerine karşı agresif bombalama kampanyasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Putin, bu uyarıyı dinlemediği takdirde, Rusya- Türkiye ilişkilerini daha sıkıntılı günler bekliyor diyebiliriz.
Putin'in 'arkamızdan bıçaklandık' şeklindeki duygusal ve haksız açıklamasını, Türkiye'nin DAEŞ'ten petrol aldığı ya da söz konusu Rus uçağının DAEŞ'i bombaladığı gibi rasyonaliteden ve saha gerçeklerinden uzak iddialar ortaya atmasını da hem ilk defa Türkiye tarafından 'çizilen karizması'nı toparlamaya hem de gerilimi sürdürmeye yönelik aciz çabalar olarak okuyabiliriz. Ne var ki gerçekler ortada. Rusya, Suriye'de DAEŞ'ten çok sivilleri ve Suriyeli muhalifleri bombalıyor. Rus hava saldırılarında 20 Kasım itibariyle 403 sivilin öldürüldüğü, bunların 160'tan fazlasını kadın ve çocukların oluşturduğu bildiriliyor. Rusya'nın bu stratejisi, sadece Esed'in değil, DAEŞ'in de cephesini güçlendirmekten başka bir işe yaramıyor.

Hilal Kaplan/Sabah

  • 2
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Rus jetinin düşürülmesinin ardından geçtiğimiz gün Rusya Dışişleri Sözcüsü bir açıklama yaptı. Açıklamasında, 'paralel örgüt'ün sosyal medyadaki kanadı kırık kuşu Fuat Avni'nin bir paylaşımına yer verdi. Sözcü, Avni'nin, 1 Kasım'dan önce AK Parti'nin seçim kazanmak için her şeyi yapacağını ve Türkiye'nin Suriye'de uçak düşürme hazırlığında olduğunu iddia ettiği tweetini hatırlatarak, 'Çok enteresan' dedi. Şimdi ben ne diyeyim? Bu açıklamayı neresinden tutayım? Bir kere Türkiye, Rus uçağını 1 Kasım seçimlerinden sonra düşürdü. Yani, zamanlama fiyasko. Ayrıca, 'paralel örgüt'ün casusu Fuat Avni'ye dayandırılarak yapılan böyle bir açıklama ciddi bir devlete yakışıyor mu? Biz de kalkıp, 'Bugün Rusların bombaladığı Türkmenlere yardım götüren MİT TIR'ları operasyonunu, paralel örgüt Ruslarla birlikte yaptı' desek olur mu? Bu iddia ne kadar komikse, Rus sözcünün yaptığı bu açıklama da o kadar komiktir.
Bu arada, Rus medyası da rahat durmuyor!

Murat Kelkitlioğlu/Akşam

  • 3
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

İlginçtir bütün bu güçlerin ortak düşmanı ise DAEŞ. Ancak burada da ilginç bir nokta var:DAEŞ'le Esed'i eşitleyen ve birbirini besleyen iki yapı olduğunu söyleyen tek ülke de Türkiye. Tam da bu nedenle durum giderek ilginç bir hal almaya başladı. Türkiye dışında orada var olan hiçbir güç, DAEŞ'in gerçekten yok edilmesini istemiyor. Çünkü Türkiye'ye göre DAEŞ'i ortaya çıkartan Esed'in zalimliği. Sadece şunu hatırlatmak bile bu gerçeği anlatmaya yetiyor: 2012'den sonra Esed, Suriye'deki azılı katil mahkûmları, Maliki ise Irak'taki cezaevlerinde bulunan onlarca Saddam yanlısı mahkûmu serbest bıraktı. DAEŞ'in temeli de böyle atıldı. Ve DAEŞ bir aparat olarak kullanılmaya başlandı. Bu küresel aklın bir stratejisiydi ve daha çok onların işine geldi.
Şimdi devreye aynı gerekçelerle Rusya da girdi. İç savaşın bir tarafı olarak devreye girerken, asıl hedefinin DAEŞ olduğunu söyledi. Ama öyle olmadığı belliydi ve şimdi daha net ortaya çıktı. Rusya'nın derdi DAEŞ falan değil; derdi Türkmenlerin bulunduğu alanı insansızlaştırmak, Esed'e alan açmak ve ömrünü uzatmak.

Mahmut Övür/Sabah

  • 4
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Askerî fetihler ve kaba güçle sağlanan üstünlükler kalıcı olmakta zorlanır. Tarih buna şahit. Aynı şeyin Suriye'de tekrarlandığını göreceğiz. Türkiye, retorikte yapılan hataları ve Batılı müttefiklerine abartılı güveni bir tarafa bırakırsak, Suriye meselesinde doğru politikalar uyguladı. Ancak, her şeyden önemlisi Suriyeli mültecilere kucak açması.

Mültecilerle ilgili önyargılar çok. İşsizliğe sebep oldukları, ücret seviyesini düşürdükleri, ağır toplumsal problemlere sebep oldukları iddiaları boş ve temelsiz. Bütün bilimsel araştırmalar göçmen dalgalarını ülkelere orta ve uzun vadede zarar vermekten çok fayda sağladığını gösteriyor.

Türkiye milyonlarca mağdur ve mazlum insana ev sahipliği yaparak bir destan yazıyor. Mülteciler arasında Araplar, Kürtler, Ezidiler, Türkmenler var. Hepsi diğer ülkelerdekine kıyasla çok iyi muamele görüyor. Türkiye'dekinin onda birini bulmayan bir mülteci dalgasıyla karşılaşan AB'nin kıvranması, ikiyüzlülüğü ve ayrımcılığı Türkiye'nin davranışını abideleştiriyor.

Türkiye bunu yapmakla aslında Suriye'yi fetheden gerçek güç oluyor. Bir gün savaş bitecek ve insanlar ya ülkelerine dönecek ya da yeni vatanlarıyla eski vatanları arasında kuvvetli bağlar oluşturacak. O gün geldiğinde bu topraklarda iyi misafirlik gören insanlar Türkiye'nin gönüllü elçileri ve müttefikleri olarak Suriye'yi Türkiye'ye bağlayacak. Suriye topraklarındaki vahşet ve insanlık dışı işler moralimizi bozsa da, Türkiye milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaparak Suriye'yi fethediyor.

Atilla Yayla/Yeni Yüzyıl

  • 5
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Rusya'nın emeli Türkiye'nin Viyana'da kurulan Suriye masasındaki varlığını marjinal konuma düşürmek yönünde. Ancak mevcut kriz, Türkiye -Rusya ilişkilerinin kaderini belirleyecek bir kriz olmaktan ötede bir yerde.
Rusya, Suriye'de güçlenen rolü üzerinden yeni Ortadoğu'nun şekillenmesinde başat aktör konumuna gelmeyi hedefliyor. "DAİŞ ile mücadele" söylemi üzerinden de bölgede hegemonya kurma yürüyüşünün ileri adımlarını atıyor. Suriye'de DAİŞ ile mücadelenin liderliğini ele geçirmeyi de bu yolda bir ara hedef olarak görüyor.
ABD ve Avrupa, DAİŞ ile mücadelede maliyeti üstlenecek yeni bir ortak bulmanın sevincini yaşamayı bir kenara bırakıp gerçeklerin dünyasına dönmeli. Putin sadece Rusya- İran- Irak- Suriye- Hizbullah hattını ele geçirmekle kalmıyor. Aynı zamanda bölge ülkelerinin yönünü dönmek zorunda kalacağı büyük güç olarak Ortadoğu'da kalıcı olmanın temellerini atıyor.
Malum, ABD, önümüzdeki bir yıl başkanlık seçimi ile uğraşacak. Obama'nın Suriye'de oyunu değiştirecek yeni girişimlerde bulunması beklenmiyor. Ancak Cerablus-Azez bölgesi de hayata geçirilmezse yeni başkanın gündemi şimdiden beli. Suriye'yi Rusya'ya kim kaybetti? Belki de daha fazlası.
Ortadoğu'nun kapılarını kim Rusya'ya açtı?

Burhanettin Duran?Sabah