Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

  • 1
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Hürriyet gazetesinin dünkü birinci sayfasını görenler aslında hiç ŞAŞIRMADI. Gazete, Türkiye'nin üçüncü çeyrekte yüzde 4 gibi bir oranla büyümesini 'ŞAŞIRTAN büyüme'başlığı ile vermiş. Beklentiler 2.7, bilemedin 2.8 imiş... Olmayınca 'ŞAŞIRMIŞLAR.' Oturup bu yüzde 4'ü nasıl 'küçültürüz' diye uğraşmışlar. Aslında Hürriyet'in bu ŞAŞKINLIĞI yeni değil. Onlar son seçimlerde yüzde 49.5 oy oranıyla AK Parti tek başına iktidar olunca da çok ŞAŞIRMIŞTI. Bekledikleri kaos olmadı, istikrar ŞAŞIRTTI... Bu ŞAŞKINLIK gazeteye de yansıdı; iktidara yakınlaşma çabaları arttı, 'birinci sayfa mektupları' bıçak gibi kesildi.
Hükümet kurulurken 'Ali Babacan olmazsa piyasada yangın başlar' türünden yayınlar yapmışlardı. Sayın Babacan bu kez kabine dışında kaldı ama piyasalar 'Hürriyet'in beklediği' tepkiyi vermedi, hatta tam tersi oldu. İstedikleri kaos olmayınca çok ŞAŞIRMIŞLARDI...
Biraz daha geriye gidelim. Türkiye yerli otomobil yapınca da ŞAŞIRDILAR. Hemen aleyhte kampanyalar başlattılar, ŞAŞKINLIKLARINI haberlerine yansıttılar. Bekledikleri yine olmadı; Türk halkı otomobiline sahip çıktı, onlar buna da ŞAŞIRDI...
Daha birkaç hafta öncesine kadar da arkadaşlarda asgari ücret ŞAŞKINLIĞI vardı. AK Parti'nin verdiği sözü tutarak asgari ücreti bin 300 lira yapabileceğine ŞAŞIRMIŞLARDI.
Hemen kampanya şeklinde haberler hazırlayıp, 'olmasıncılar'ın sözcülüğüne

Faruk Erdem/Takvim

  • 2
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
  • 3
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Demirtaş'ın bu açıklaması bize apaçık şunu gösteriyor: HDP içinde iki tarz-ı siyaset artık gizlenemeyecek bir biçimde karşı karşıya gelmiş bulunuyor.

1- Kandil'in başını çektiği hendek/silah siyaseti.

2- Öcalan'ın temsil ettiği siyasi mücadele anlayışı.

Kandil ile İmralı çizgisi ilk defa bu kadar aleni bir biçimde karşı karşıya gelmiş bulunuyor. Demirtaş gayet açıktır ki sırtını Kandil'e dayıyor. Demirtaş'ın etrafında kümelenenlerin kim olduklarını bilmek hiç de zor değil… Figen Yüksekdağ MLKP adına partide bulunuyor.

Kürkçü gibi İslam'a düşman eski sol/sosyalist sekteryan gelenekten gelen isimler… Ve bir kısım siyasi ikbalini Kandil çizgisinde arayan, sosyalist/Baasçı Kürt siyasetçileri…

Demirtaş'la birlikte hareket eden bu gezici klik, Kandil'den talimat alarak hem çözüm sürecini sabote ettiler hem de çözüm sürecinin mimarı olan Erdoğan'ı düşmanlaştırarak kanlı bir sürecin önünü açtılar. Aslında Erdoğan düşmanlıklarının tek sebebi var. O ideolojik genlerinden gelen İslam düşmanlığı…

Erdoğan'ın şahsında neye düşmanlık yaptıkları biliniyor. Demirtaş'ın gerçeği bilerek çarpıtıyor. Öcalan'a doğrudan cephe alamadığı için HDP içindeki bu Öcalancı çizgiyi Erdoğancılık biçimine dönüştürerek mahkum etmeye çalışıyor. Bunun siyaseten ahlaki olup olmadığını tartışmayı HDP'lilere bırakıyorum. Dahası var: Bir Genel Başkan olarak partisinin içindeki bir kısım arkadaşlarını PKK kitlesinin gözünde itibarsızlaştırmaya kalkışıyor ve onlara yönelik siyasi bir linçin başlamasına sebebiyet veriyor. Bunun da siyaseten ne kadar ahlaki olup olmadığının takdirini HDP'lilere bırakıyorum. Bu siyasi iç infaz mantığının bir genel başkan tarafından telaffuz edilmesinin demokratik anlayışla ne ölçüde bağdaşıp bağdaşmadığını da "Hendekçi Hasan" gibi liberal/demokrat geçinen o paşa çocuklarının takdirine bırakıyorum

Mehmet Metiner/Star

  • 4
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Büyük Türk düşünürü Selahattin Demirtaş konuşmuş. 2015'in 100 önemli düşünürü listesine girmek kolay değil tabii.
İlmine kuvvet, kelamına letafet gelmiş. Sanki biraz nezaketi eksik kalmış. Ama o da eklenir, tastamam olur inşallah.
Selahattin Bey kendisini eleştiren HDP'lilere "yalaka" demiş. Hususiyetle, "bizim parti içinde Erdoğan sevdalısı bir damar her zaman vardı" diye buyurmuş.
Belli içlenmiş, pek bir kırılmış. Buna mukabil, Sırrı Sakık, Hasip Kaplan cevap vermiş kendisine. "Kimi kastediyorsun, açık konuş" demişler.
Ee, düşenin dostu olmaz Selahattin Bey. Sen ki, Erdoğan'ı Kasım'da devirecek insandın. Ama bak ne diyor kıymetli şarkıcı Suat Ersoy.
"Kasım'da aşk başka falan değil, Aralık'a kadar sürer. Başlayıp da hiç gitmeyen var mı? Gitmek isteyen gider" Eh, olmadı bekleyeceksiniz gitmesini artık. Olmadı siz gidersiniz.
Filozof gibi şarkıcı ha bu Suat! "Sen o kalbini takvime bağlama" diyor vallahi. Dinlemek, iyice kulak vermek lazım.

Fahrettin Altun/Sabah

  • 5
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin 26 şüpheliyle ilgili iddianame kabul edildi. İddianamede yakın tarihimize ışık tutan bilgiler yer alıyor. Bunların başında da Emniyet içinde oluşturulan gizli "C5 Şubesi" geliyor.

Bu şube, 2006'da Cemaat'in istihbaratçı şefi Ramazan Akyürek'in talimatıyla kurulmuş. Şube'nin başında ise Cemaat'in Emniyet'teki ismi Ali Fuat Yılmazer var. C5 Şubesi'nin kurulmasıyla birlikte azınlıkları hedef alan faili meçhul cinayetler dizisi de başlamış. Rahip Santoro cinayeti (5 Şubat 2006), Zirve Yayınevi katliamı (18 Nisan 2007) ve Hrant Dink suikastı (19 Ocak 2007). Savcılık, bu üç olayın gerçekleşmesinde C5 Şubesi'nin parmağı olduğunu gösteren evraklara ulaşmış. Evraklar arasında BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazasında ölmeden tam altı ay öncesine ait olanları da var.

Ergenekon ve Balyoz davalarının da, bu şubede planlandığı netleşmiş durumda.
Altı yıl boyunca kayıt dışı çalışan bu büro, siyaseti-toplumu-medyayı etkileyerek yanlış yönlendirdi. Özellikle de Hrant Dink davasında kamuoyunu maniple etmeyi başardılar. Bunda, C5 Şubesi'nin uzantısı gibi davranan medyanın ve solcu-liberal takımının büyük payı var. Öyle ki, Dink'in ailesini bile hâlâ etki altında tutarak yanlış yönlendirebiliyorlar.

Kurtuluş Tayiz/Akşam

  • 6
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Çankaya Köşkü'nde Kürdistan bayrağı ile ağırlanan Barzani, HDP'lilerle yaptığı görüşmede "hendekleri" kapatmalarını tavsiye eden ve çözüm sürecinin kıymetini hatırlatan "ağabey" konumundaydı. PKK'nın silahlı "özyönetim" kurma çabası ile Güneydoğu'nun ilçelerini yaşanmaz hale getirdiği bir dönemde Barzani, Türkiye ile yakın ilişkiler üzerinden bölgesel Kürt siyaseti içindeki yerini tahkim ediyor.
Çatışma değil barış ve diplomasi üzerinden...
HDP ise Sur'da yaşanan şiddeti ve tarih eserlerinin tahribini devlete yıkmaya çalışıyor. 7 Haziran'da Türkiye siyasetinin en etkili aktörü gibi görünen HDP'nin bugün içindeki "gizli Erdoğancıları" tartışır hale gelmesi AK Parti'nin başarısı değil. PKK-HDP çizgisinin politikasının geldiği son noktadır. Türkiye'deki Kürt milliyetçileri Arap isyanlarının verdiği fırsat alanını çok muhteris bir şekilde kullanmaya kalktılar. Hırsları sebebiyle "Kürt baharını" kışa çeviriyorlar. Nasıl mı?
Aralık 2010'da başlayan Arap isyanları bölgedeki halklara refah, katılım ya da özgürlük getirmedi. Aksine insani dram, yıkım ve savaşın kara yüzünü getirdi. "Demokrasi baharı" ümitleri "iç savaşların, mezhep çatışmalarının kışında" soluverdi.
Ulus- devlet yapılarının yıkıldığı ya da zayıfladığı bu ortamdan en fazla Kürt milliyetçilerinin istifade ettiği söylenegeldi. Irak'ta Kürdistan yönetimi petrol gelir paylaşımından askeri örgütlenmeye kadar birçok alanda Bağdat'a karşı elini güçlendirdi. Türkiye'de ise 2013 Çözüm sürecinin meşrulaştırıcı etkisi ile PKK-HDP ikili bir hamle yürüttü. Hem barış söylemi üzerinden HDP'nin siyaset alanı genişledi. Hem de KCK yapılanması ile Güneydoğu illerinde bugünkü şiddetin altyapısı hazırlandı.

Burhanettin Duran/Sabah

  • 7
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin başkan aday adaylarından Donald Trump'ın "Müslümanların ABD'ye alınmaması" yönündeki çağrısını dikkatle analiz etmek ve es geçmemek gerekiyor.

Avrupa ülkelerinde yaşanan DAEŞ saldırılarının ardından ortaya çıkan İslamofobik ortamda sarf edilen bu sözler, Müslümanlar özelinde Batı'nın resmi kimlikleri dışındaki topluluklara yönelik ayrımcı tavrını derinleştireceğinin işareti bu sözler.

Üstelik yapılan araştırmalara göre, bu çağrıya azımsanmayacak bir oranda destek de var ABD'de.

Anadolu Ajansı'nın haberine göre, ABD'deki Rasmussen Reports ulusal anket şirketi, Trump'ın Müslümanlarla ilgili sözlerinin ardından ABD halkının konuya yaklaşımını irdeleyen bir araştırma yaptı. Ankette görüşlerine başvurulan 1000 kişiden yüzde 46'sı Trump'ın çağrısına destek verdi. Yüzde 40 karşı görüş bildirdi ve katılımcıların yüzde 14'ü kararsız kaldı.

Trump'ın Cumhuriyetçi Partisi'ne oy vermeyi düşünenlerin yüzde 66'sı Trump'ın sözlerini onaylıyor.

Tehlikenin büyüklüğüne bakar mısınız?

Pandora'nın kutusu açıldı.

Bütün bunlar, Batı medeniyeti gerekli tedbirleri almazsa, Müslümanlara ve Batı'nın resmi Hıristiyan kimliğinin dışında yer alan gruplara yönelik başlayabilecek olası bir sürek avının da işaretleri olarak değerlendirilmeli.

Saadet Oruç/Star