Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

    Giriş Tarihi: 15.12.2015 10:17
    • HDP iç siyasetteki AK Parti- Erdoğan karşıtlığını kullanarak Kürt milliyetçilerine "altın bir dönem" yaşattı. Suruç katliamının peşinden başlayan terör ve AK Parti'nin 1 Kasım başarısı Erdoğan karşıtlığı malzemesinin de cazibesini söndürdü.
      "Kobani düşecek" karalaması yerini yakılan camilerin, tahrip edilen tarihi eserlerin üzüntüsüne bıraktı. Böylece AK Parti de PKKHDP çizgisini Çözüm Süreci'ni istismar eden taraf olarak resmedebildi. Elbette PKK'nın kendi hırsı sebebiyle.
      İkincisi, PKK içeride "barışçıl siyaset" ayağını kaybedince Türkiye- Irak- Suriye üçgeninde kurduğu "verimli" denge de yıkıldı. Geriye şiddet, değişen ittifaklar ve örgüt çıkarları kaldı.
      PKK- PYD'nin ABD, Rusya, İran ve Esed rejimi ile yürüttüğü ilişkiler mazeret bulunmadan sorgulanır hale geldi. "Kürtlerin menfaati" tanımındaki Türkiye merkezliliği vurgusu kayboldu. Kürt milliyetçilerinin, yakınlarda vefat eden Benedict Anderson'un deyimiyle, "muhayyel cemaatindeki" Türkiye içeriği Suriye'deki kanton hırsının malzemesine dönüştü. İşte tam bu noktada Kürtlerin menfaati ile PKK'nın kendi çıkarlarının farklı olduğu fikri öne çıkıyor. Osman Öcalan'ın PKK'yı "Ortadoğu'nun haritası yeniden çizilirken Türkiye'nin saf dışı" bırakılması için savaşmakla eleştirmesi bu algıya bir örnek. Dış güçlerin Erdoğan, Barzani ve Abdullah Öcalan'ı hedef aldığını öne süren Osman Öcalan bu savaşın "Kürtlerin savaşı" olmadığı görüşünde.
      Özetle, içeride gündelik hayatı yaşanmaz kılan PKK Suriye'de elde edeceği yeni bölgelerle Kürt milliyetçiliğinin iç hissiyatına da hitap etmekte zorlanmakta.

      Burhanettin Duran/Sabah