Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

    Giriş Tarihi: 26.12.2015 11:16
    • Murat Karayalçın tarihe karışıyor.
      Aslında çoktan karışmıştı da, "belki kaçınılmaz seçim yenilgilerinden sonra partinin başına beni getirirler" diye bir kenarda durmaya bakıyordu.
      Hani, başka bir tarihe karışanın, Mesut Yılmaz'ın da, "günün birinde tarafsız cumhurbaşkanı lazım olursa belki akıllarına ben gelirim" umuduyla kendini bağımsız milletvekili olarak meclise atması ama 2007 dönemecinden sonra işinin bitmesi gibi... Kendisine artık ancak "Ankara bürokrat eşrafının" cenazelerinde rastlayabiliyoruz.
      Kılıçdaroğlu, Karayalçın'ı mebus yapmadı.
      Karayalçın hayal kırıklığını ve burukluğunu saklamıyor. "Görev olarak bu verilmişti, yine görev verilirse gereğini yerine getiririm" falan diye lafı yuvarlıyor ama belli ki çok bozuk. İl başkanlığını bırakıyor, bir daha da istemiyor. Kurultaya rapor sunacakmış, raporda "sosyaldemokrat belediyecilik ve kentsel dönüşüm" ya da "yeniden örgütlenmenin gereği" gibi genelgeçer, bildik lagalugalar yer alıyor.
      Karayalçın bitti, tıpkı Mustafa Sarıgül'ün bittiği gibi. Bu adamlar düşmediler, "fade out" ettiler, söndüler.
      Ben en çok eski dostum Ünal Çeviköz'e üzüldüm. İstanbul il başkanlığının dış politika danışmanıydı! Bir partinin herhangi bir il yönetiminin dış politikada ne gibi bir "dahli" olabilirdi ve kendisine ne danışılacaktı?
      Yok yahu, Karayalçın partinin başına geçip çıkmaz ayın son çarşambasında iktidara da gelince bunu da dışişleri bakanı yapacaktı!
      Yanlış ata oynadı. Kendisine altılı ganyan bile danışılmaz artık.

      Engin Ardıç/Sabah