Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

    Giriş Tarihi: 26.01.2016 09:50 Güncelleme Tarihi: 26.01.2016 11:22
    • Koç ailesinin küresel ölçeği, iş yapma ve planlama biçiminden kaynaklanan duruşu da Ankara'da bir dizi yanlış anlaşılmayı tetikledi. Örneğin, Başbakanlığı sırasında Tayyip Erdoğan'ın muhtelif davetlerine Koç Grubu'nun katılımı "aile" düzeyinden ziyade, "profesyonel yönetici" düzeyinde gerçekleşti. Onlara göre, randevu takvimleri çok öncesinden düzenlenmişti! Oysa siyaset kurumu, son anda bile gelişse önem verdiği toplantılara iştirak edilmemesini yadırgadı. İşte bu noktadan itibaren dört faktör devreye girdi:
      1- Merhum Mustafa Koç'un, sonuç almayı önceleyen, çatışmayı değil uzlaşma çerçevesini önceleyen iş insanı kimliği,
      2- Ali Koç'un, Ankara'daki devlet dinamikleri ile siyasi dinamikler arasındaki yeni dengeyi gören tarzı ve pozitif iletişim biçimi,
      3- Koç Holding'in, yıllar sonra Ankara'da kurumsal ilişkileri yeniden ciddiye alması ve buna uygun isimleri görevlendirmesi,
      4- Anadolu'ya en yaygın özel kuruluşlardan biri olarak Koç Grubu'nun bayilerinden yansıyan sinyalleri değerlendirme kapasitesindeki değişim.
      Tabii bütün bunlara rağmen Koç Grubu, sermayedar konuşlanma biçimi ve sahiplendiği değerlerle söyleyeceğini söylemekten geri durmadı. Ama bu üslup, karşısındakini suçlayan, peşin hüküm veren, atak yaptıktan sonra kendi dar kulübüne çekilen geleneksel stilden epeyce uzaklaştı. Geniş tabanlı uyumu esas almasa da tanımlı alanda birlikte çalışabilmeyi başaran niteliğe büründü.
      Ve son bir husus daha... Milli Tank Projesi: "Altay" Koç Grubu, tank prototipi ve araştırma geliştirme için ciddi çaba sarf etti. Sanırım seri üretim aşamasında, tüm riski üstlenmek istemedi. Projenin devamı için rakip firmalar da yarışa girdi. Öyle anlaşılıyor ki Altay Tankı'nın motor, zırh, atış kontrol sistemleri ile bir paket olarak seri üretime girmesi, ilgiyle izlenmeye değer yeni işbirliklerinin önünü açacak.

      Okan Müderisoğlu/Sabah