Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

    Giriş Tarihi: 28.03.2016 10:44 Güncelleme Tarihi: 28.03.2016 14:31
    • Muhalefetin ekonomi yazarları yıllardır Türkiye'nin "battığını" söyler dururlar. Bunların içinde İstanbul sermayesine göbeklerinden bağlı olanlar ara sıra gerçekleri de yazmaktan kendilerini alamazlar, ne de olsa ar damarlarının çatlamadan kalmış bir ucu da vardır. Ar damarı hepten paramparça ya da doğuştan damarsız ve kemiksiz olanlar da, "Fethullah sermayesi" battıkça Türkiye'yi de batırmaya çalışırlar. Gerçek şudur: Türk ekonomisi bütün nankör şartlara rağmen büyümektedir. Ortalama büyüme oranı da her yıl yüzde 4...
      Bunu ancak altmışlı yıllarda, o beğenmediğimiz Süleyman Demirel devrinde yakalamıştık. (Devrimci arkadaşlar da "ülkemiz geri kalmış bir sömürgedir" sanarak eylemlerine hız vermişlerdi. Acaba niçin duvara tosladılar, merak eden kaldı mı?) Evet, "konjonktür" çok uygundu, petrol sudan ucuzdu falan filan ama kapitalizm o zamana kadar görmediğimiz ölçüde gelişiyordu. (Yani o dönemde Türkiye'de her şey olurdu da sosyalist devrim olmazdı.) Ellili yıllarda ilk ürkek ve yetersiz adımları atmıştık. Seksenli yıllarda yeni ve köklü bir hamle yaptık, iki binli yıllarda yeni bir hamle daha. Ne hikmetse Türk ekonomisini büyütenler de hep Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan gibi "gerici" liderlerdi canım! Bugün Çin ve Hindistan bizden daha fazla büyümektedir (yüzde 7, hatta 7.5 gibi.) Ama Türkiye de Rusya'yı geçmiş, İsveç'in oranını yakalamıştır. Peki o zaman niçin Avrupa ülkeleri bizden daha ileride? Onlar "zaten" büyük de onun için! Bu işi önceki yüzyılda halletmişlerdi.
      Anlı şanlı Fransa, 2013 yılını yüzde 0 büyümeyle kapatmıştı. Geçen sene yüzde 1'i yakaladılar da sevindirik oldular. Krize girmiş bir dünya ekonomisinde Türkiye'nin yüzde 4 ortalamasından aşağı düşmemesi büyük bir başarıdır. Türkiye herşeye rağmen yatırım da yapıyor ve Türkiye'ye, on beş yıl önceki kadar olmasa da, "sıcak para" gelmeye devam ediyor. İşsizlik önemli oranda (yüzde 10 gibi) ama feci durumda da değil (Yunanistan'da yüzde 24.) Üstelik bu göstergede "kayıt dışı ekonomi" görünmüyor, yani işsiz görünen milyonlarca kişi "çaktırmadan" bir işte çalışıyor, aç mezarı yok. (10 bin dolar görünen kişi başına milli gelir de aslında 15 bin dolar civarındadır.) Cari açık yüzde 7.5'ten yüzde 4.5'e inmiş, bu başarı değilse nedir?

      Engin Ardıç/Sabah