Editörün seçtiği köşe yazılarından...

    Giriş Tarihi: 19.04.2016 12:09
    • Şunu zihnimize kaydedip ara ara hatırlayalım derim... Mesela CHP'yi destekleyenlerin sadece katı laikler veya vesayetçi rejim yanlıları olduğunu düşünmek yetersizdir. Bazen de fena halde yanıltıcıdır. Mesela Demirtaş'ta birden "büyük insanlığın" sesini duyan Nişantaşılıların "demokrasinedir, ne değildir?" konusunda ciddi biçimde kafa yorduklarını falan sanmıyorsunuzdur, umarım. Demokrasi umurlarında bile değildir. Bana sorarsanız, bir toplumsal kesimi anlamak için çıplak siyaset dışında neler konuştuklarına, nelere inandıklarına, hayatlarını nelere göre yönlendirdiklerine bakmakdaha doğru olur ama nedense sosyal bilimciler işin bu tarafını savsaklarlar.
      Bu kesimlerin seküler (kabaca mevcut toplumsal din dışı) hayat tarzları hep vurgulanır ama aslında inanmak ve hayatlarını "kutsallar" ile doldurmak için nasıl umarsızcaçırpındıkları unutulur.

      Peki nasıl bir dünyaları var bu insanların? Duygu ve inanç dünyalarında neler dönüyor? Mesela ben şu hallerine yıllardır hem şaşar hem gülerim... Google'dan olsun, "kuantum fiziği" hakkında bilgi edinmeye yanaşmazlar. Zor mu gelir ne? Zaten durup dururken ne gerek vardır! Ama "kuantum terapi" diye bir şey duymaya görsünler, kendilerinden geçerler. Hemen kuantum düşünce(!) atölyelerine katılır, bu konudaki kitapları kapışırlar. Bir Müslüman'ın teslimiyet ve rıza hali onlar için akıl almazdır fakat "evrenden para istemeyi" ATM'den para çekmek kadar normal bir şey sanırlar. Yok mudur bir tanıdık fizik profesörü falan? Ya da aklı başında, bilimden anlayan ve bu kuantum, evren konusundaki inançların saçmalığın daniskası olduğunu anlatan biri? Vardır. Çok saygı duyarlar o kişilere. Ama saygı duymak aynı zamanda rafa kaldırmak gibi bir şeydir. Mesela astronomiden kimse kuşku duymaz ama o akademyada kapalı kalabilir, çünkü asıl ihtiyaçları astrolojiyedir. Öyle haldedirler ki, inanacak şeylere duydukları susuzluktan içleri yanıp kurumuştur.

      Haşmet Babaoğlu/Sabah