Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı

  • 1
  • 118
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı

1870 büyük Beyoğlu yangınından sonra kurulan Tarlabaşı semti yaklaşık 100 yıl boyunca azınlıkların yaşadığı İstanbul'un şirin ve aynı zamanda sıradışı bir bölgesiydi. 1924 mübadelesinden sonra yaşananlar, 1941 Varlık vergisi, 1955 olayları, 1964 zorunluk göç ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra oluşan siyasi ortamda bu semtin içi boşaldı. Azınlıklardan boşalan bu boşluğu önce Anadolu'dan göç edenler, sonra köyleri yakılan Kürtler, Romanlar, Afrikalılar, Suriyeliler ve diğer mülteciler doldurdu.
Göçler beraberinde çöküntüyü de getirdi. Tarlabaşı şimdi bir yenileme projesi kapsamında yeniden düzenleniyor. Eski tüccar evlerinin yerine yenileri yapılıyor. 150 yıllık bir semt, içindeki insanlarla birlikte sessiz sedasız İstanbul'a veda ediyor.

Fotoğraflar: İSA TATLICAN

  • 2
  • 118
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı

İstiklal Caddesi'ndeki Ağa Camii'den sağa yani Sakız Ağacı Caddesi'ne sapıp Hacı Abdullah Lokantası'nı geçerseniz Tarlabaşı'nın havasını da solumaya başlarsınız.

  • 3
  • 118
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı
  • 4
  • 118
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı

Çocuk bir midye satıcısı

  • 5
  • 118
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı
  • 6
  • 118
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı

Güneydoğuda köyü yakılan ve ucuz yaşayabileceği tek yer olan Tarlabaşı'na gelen bir teyze. Şimdi burası da yıkılıyor .

  • 7
  • 118
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı
Beyoğlu'nun üvey evladı: Tarlabaşı

Tarlabaşı'nın eskileri semtlerinin 50 yıl önce yıkıldığını söylüyorlar. Tek Parti iktidarının azınlıklara yönelik "Sermayenin el değiştirmesi" politikası, önce Varlık Vergisi ile kendini göstermiş. Ardından gelen 6-7 Eylül olayları, 1964 anlaşması ve 1974 Savaşı ile Rumlar ve Ermeniler bölgeyi bir daha dönmemek üzerine terk etmiş.
Son kalan yaşlı Rumlar da mafyanın tehditlerinden bıkarak Kilise'nin misafirhanelerine sığınmış orada yalnız başlarına yaşamını yitirmiş. Bu gerçeği yüzümüze tokat gibi vuran o kadar çok hikaye dinledim ki…
Rumların gitmesi beraberinde işgalleri, işgaller de çöküntüyü getirmiş.
İşgalciler, yıllarca kira vermeden oturdukları binaları ayakta tutmak için hiçbir çaba göstermemişler.