Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İşte Köşk'ün insani yüzü

  • 1
  • 21
İşte Köşk'ün insani yüzü
İşte Köşk'ün insani yüzü

OLKAN ÖZYURT - ERSİN KALKAN / PAZAR SABAH

Atatürk'ün az uyuduğu pek bilinmez, İnönü'nün tıraşa verdiği önem de. Peki Fahri Korutürk'ün tambur çaldığını ya da Cemal Gürsel'in maaşını ihtiyacı olan yurttaşa yardım olarak gönderdiğini kaç kişi biliyor, Sunay ile ilgili fıkralar neden çıkmıştı? Özal'ın programcıları alt eden bilgisayar uzmanlığını ya da Demirel zamanı Köşk'e giden tavuk yumurtalarının sırrını bilen var mı? Türkiye 12. Cumhurbaşkanını seçmeye hazırlanıyor. Peki 11 reisicumhuru ne kadar tanıyoruz?

  • 2
  • 21
İşte Köşk'ün insani yüzü
İşte Köşk'ün insani yüzü

Türkiye 12. Cumhurbaşkanını seçmenin arifesinde. İlk defa reisicumhuru halk olarak bizler seçeceğiz. Bunun için de her zamanki cumhurbaşkanlığı seçim atmosferinden farklı bir hava var memlekette. Ama hiç düşündünüz mü acaba önceki 11 reisicumhuru nasıl hatırlıyoruz diye. Siyasi geleneğimiz cumhurbaşkanlarını devletin başı olmaları hasebiyle doğal olarak hep ciddiyetle algılanacak şahsiyetler olarak lanse eder topluma. Siyasi tarih de bu algıyı perçinler. Bu yüzden onların insani yönlerini pek bilmeyiz. Mesela Atatürk'ün uykuya karşı direncini, Fahri Korutürk'ün müzik tutkusunu kaç kişi biliyor? Ya da Cemal Gürsel'in yardımseverliğini. Özal'ın bilgisayar programcılarını şaşırtacak kadar yazılım konusundaki uzmanlığını. Onların bu erdemleri hep gölgede kalır, o devlet ciddiyetinin altında. Oysa ki nihayetinde cumhurbaşkanları da insandır. Yaklaşan seçimleri fırsat bilip Atatürk'ten, Abdullah Gül'e bütün cumhurbaşkanlarının siyasi tarihin dışında, hatıralarda nasıl iz bıraktığını araştırdık. Onların, tarihin tozlu sayfalarında ya da kimi hatıratlarda kalan insani özelliklerini bulup çıkartalım istedik. Her cumhurbaşkanını ya birlikte çalışmış mesai arkadaşlarından ya da görevi boyunca onu takip etmiş gazetecilerden dinledik. İsmet İnönü, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay'ı Mete Akyol, Özal'ı başyazarımız Mehmet Barlas anlattı. Fahri Korutürk ve Kenan Evren'i Ali Baransel'den dinledik. Demirel'i Yavuz Donat, Abdullah Gül'ü Hasan Bülent Kahraman yazdı. Atatürk, Celal Bayar ve Ahmet Necdet Sezer'i ise hatıratlardan, kitaplardan ve gazete haberlerinden derledik. İşte Türkiye'nin cumhurbaşkanlarının farklı yüzleri!

Mete Akyol
Mete Akyol uzun yıllar Ankara'nın nabzını tutan efsanevi gazetecilerdendi. Meslek hayatının ilk günlerinden itibaren İnönü'yü takip etti. İnönüler'in evine girecek kadar aileye yakın bir gazeteci oldu. Gazetecilik serüveninde Cemal Gürsel ile Cevdet Sunay'la da yolları kesişti. Onlarla söyleşiler gerçekleştirdi. Asker kökenli bu üç cumhurbaşkanını en iyi anlatacak isimlerden biriydi.

  • 3
  • 21
İşte Köşk'ün insani yüzü
İşte Köşk'ün insani yüzü

Atatürk hayvanseverdi, az uyurdu, ince eleyip sık dokurdu

Cumhuriyet 29 Ekim 1923'te ilan edildi ve yeni bir anayasa yapıldı. Bu anayasa 1924'te yürürlüğe girdi. Bu anayasaya göre Meclis, cumhurbaşkanını seçecek cumhurbaşkanı da başbakanı atayacaktı. Öyle de oldu. Seçime katılan 159 milletvekilinden 158'i oyunu Atatürk'e vermişti, bir oy de İnönü'ye çıkmıştı. Bu oyun sahibinin Atatürk olduğu söylendi. Atatürk de buna ne evet dedi ne de hayır. Bu cumhuriyetin ilk esprilerinden biriydi. Sıkıntılı süreç bir nebze olsun neşeyle başlamıştı. Böylece Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal oldu. Peki Atatürk bir idareci ve insan olarak nasıl biriydi? Halide Edib'den Falih Rıfkı'ya kadar birçok yazar o dönem üzerine kitaplar yazdı. Tarihçiler yığınla araştırma yaptı. Bu araştırmacıların mutlaka Cemal Granda'nın anılarından yararlandıkları görüldü. Granda 1927'de Atatürk'ün yanında çalışmaya başlamış bir hizmet görevlisiydi. Anılarını Atatürk'ün Uşağı İdim adlı bir kitapta topladı. Kitap bize Atatürk'ün bir insan olarak nasıl biri olduğunu çok iyi anlatıyor. Atatürk'ün çok iyi giyindiği biliniyor. Ama bunu Levon Kordonciyan ve Jan Pilüris adlı iki terziye borçlu olduğu pek bilinmiyor. Üstündeki her şeyi tek tek kendisi seçer alırmış. Ayakkabılarını Sirkeci'deki Altın Çizme'ye ve Beyoğlu'ndeki Nuri Usta'ya ısmarlarmış. Köstekli saati yelek içinde, mendili ceket cebinde ve şık kol düğmeleri her daim gömlek manşetlerinde bulunurmuş. Granda'nın kitabında Atatürk'ün hayvanları çok sevdiği anlatılıyor. Özellikle atları ve köpekleri. Foks adında bir köpeği olduğu biliniyor. Her yere yanında götürdüğü Foks'la onlarca fotoğrafı var. Foks; ölünce de veterinerler derisini yüzüp içini doldurarak Çankaya'ya getirerek bir camekanın ardına koymuşlar. Atatürk "Sevdiğim bir mahluku böyle görmek istemem" diyerek kaldırılmasını emretmiş. Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla Atatürk uykuyu pek sevmezmiş. Hayatı cephelerde geçen bir komutan olarak uyumaya pek fırsat bulamamış. Siper muharebelerinde tetik yatmak tabir edilen kısa uykulara dalarmış. Yani elbiseleriyle seyyar karyolaya uzanır öylece birkaç saat uyumaya çabalarmış. Sivil hayata geçip cumhurbaşkanı olunca yakınlarından birkaç kişi "Artık şimdi uyumalısınız" diye telkinde bulununca "Hayır esas büyük muharebe şimdi başlıyor, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmamız için gece gündüz çalışmalıyız" diye itiraz edermiş. Atatürk, ülkenin sorunlarıyla ilgili her konuyla yakından ilgilenir ve müdahil olurdu. İstihdamın arttırılması ve yoksulluğun azaltılması, ahalinin insanca yaşaması için çaba sarf etti, reformlar yaptı. Halkın ekmeğine göz dikenler hep onu karşısında buldu. Devrin İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ ekmeğe zam yapma kararı almış ve 5 lira olan somun fiyatını ansızın 7 liraya çıkarmış ve bu kararını da Başbakan İsmet İnönü'ye onaylatmıştı. Bir gece Dolmabahçe'deki bir yemek sırasında bunu duyan Atatürk, çok sinirlenip şunları söylüyor: "Ne yaptınız Vali Bey? Bu fakir milletin zaten yemek için sadece ekmeği var sofrasında. Ona da mı göz diktiniz? Bizim millet ekmekle beslenir. Fakir köylünün yiyeceği bir baş soğanla, bir somun ekmektir. Ekmekten ne istediniz? Fiyatını arttıracağınıza, elinizden geliyorsa yüz paraya indirin..."

  • 4
  • 21
İşte Köşk'ün insani yüzü
İşte Köşk'ün insani yüzü

İsmet İnönü nezaketi ve diplomasiyi bilirdi

"Tam bir devlet adamıydı. Ölçülü, kudretli, ilkeleri olan, kadınlara karşı her zaman centilmen olmasını bilen biriydi. Diplomasiyi de nezaketi de çok iyi bilirdi. Yeri geldiğinde babacan olmasını da. Sakal tıraşına önem verirdi. İnönü'yü tam anlatan bir olay vardır aklımda. 1969 seçimleri gecesi. Seçimlerde Adalet Partisi müthiş bir başarı gösterdi. Ben de İnönü'nün evine gittim. Sonuçlar geldikçe İnönü haberdar ediliyor. Ama üzüntü belirtisi yok. 'Paşam hiç üzüntü ifadesi yok sizde' dedim. Bana 'Oğlun Ufuk'a elektrikli tren aldın mı?'diye sordu. Şaşırdım ama nereye bağlayacaktı konuyu Paşa, merak ettim ve tren almamış olduğum halde 'Aldım' dedim. 'Onunla tren yarışı yapıyor musun?'dedi. 'Evet' dedim. 'Peki oğlunun treni senin trenini geçince kızıyor musun?' dedi 'Hayır Paşam' dedim. 'Ya seninki onun trenini geçince seviniyor musun?' diye sorunca yine 'Hayır' cevabını verdim. Paşa 'Bu seçim yarışında Adalet Partisi'nin önde koşması beni üzmeyeceği gibi geride kalması da sevindirmeyecektir. Demokrasi kuralları zedelenmeden yapılan her seçimde asıl kazanan memleketin kendisidir' dedi. İşte İnönü tam da budur."

  • 5
  • 21
İşte Köşk'ün insani yüzü
İşte Köşk'ün insani yüzü
  • 6
  • 21
İşte Köşk'ün insani yüzü
İşte Köşk'ün insani yüzü

Cemal Gürsel yardımsever biriydi

"Ordu'da ona Cemal Aga derlerdi. Yardımsever, babacan, esprili bir insandı. Halkla iç içe olmayı da severdi. Fırsat buldukça arabasıyla Köşk'ten ayrılır halkın içine karışır, onların dertlerini dinlerdi. İhtiyacı olana da yardım edermiş kendi cebinden. Bunu yaşadığım bir olay sonucunda öğrendim. Milliyet 1963'te Atatürk Anıtı Kampanyası başlatmıştı. Cemal Gürsel'den kampanyaya destek vermesi için Köşk'e gittim. Konuyu açtım. Bağışta bulunmasını istedim. Zeki Müren 10 bin lira vermiş. Cemal Gürsel'den de 10 bin lira istedim. Şaşırdı. 'Olmaz evladım' dedi. Israrcı oldum 'Fakat benim o kadar param yok ki' dedi. Israrcı olunca yanına çağırdı beni. Masasının çekmecesinden bir karton çorap kutusu çıkardı. İçindeki listeyi gösterdi. 'Bu ayki maaşımdan, ne kadar harcamışım, elimde ne kadar kalmış bir bak' dedi. Baktım Mersin'den bir vatandaş eşi ve çocuğu ile aç kaldığını yazmış yardım istemiş, Gürsel de 4 bin lira göndermiş. İkinci sırada Gölbaşı'ndan atı ölen bir at arabacısına bir at almış ve araba yaptırmış 1500 lira ödemiş. Bir astsubay evlenmiş 800 lira göndermiş. Liste uzuyor. 1000 lirası kalmış Gürsel'in. Onu da bize bağışladı."

  • 7
  • 21
İşte Köşk'ün insani yüzü
İşte Köşk'ün insani yüzü

Sunay komutanlığını üzerinden atamamıştı

Aslında Cemal Gürsel hastalanınca Genelkurmay Başkanı olduğu için Cumhurbaşkanı oldu. Muhtemelen böyle bir makama geleceğini kendi de beklemiyordu. Komutan olduğu için o komutan halini Köşk'teki görev yıllarında da sürdürdü. Özünde iyi bir insan olsa da devlet adamlığı konusunda diğer cumhurbaşkanlarına göre toydu. Zaten İnönü'nün ona verdiği bir ders vardır. Bu olay Sunay'ın durumunu özetler. 1967'de Kurtuluş Savaşı'na katılan komutanların katılımıyla Ankara Orduevi'nde bir tören düzenlendi. İnönü de toplantının en önemli konuğu. Ev sahibi Cumhurbaşkanı olarak Cevdet Sunay. İnönü, eşi ile geldi. Sunay 'Buyurun oturun' diyor, İnönü 'Yok önce siz buyurun oturun' karşılığını veriyor. Bu durum bir süre daha devam edince. İsmet Paşa sinirlendi ve 'Cumhurbaşkanı olmanız hasebiyle bir toplulukta önce sizin oturmanız gerekmektedir. Etrafınızdakilerin nereye oturacağı sizin meseleniz olmayacaktır. Önce siz oturacaksınız ondan sonra etrafınızdakiler oturacakları yerleri size göre tayin edecekler. Hadi bakalım şimdi dediğimi aynen yapın' dedi. Sunay bloke olmuş yarı şokta en yakındaki koltuğa çöktü kaldı. İnönü de onun yanına oturdu. Ben bu olayın ses kaydını almıştım. Ankara'da bu ses kaydını o yıllarda dinlemeyen siyasi kalmamıştı. Sonra kulaktan kulağa yayıldı ve bir kıssadan hisseli anı olarak anlatılıp durdu."