Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Çözüme her zamankinden daha yakınız

Giriş Tarihi: 14.9.2009 21:03 Güncelleme Tarihi: 14.9.2009 22:57
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Demokratik Açılım'' çalışmasında, ''son derece hassas bir bir süreçten'' geçilmekte olduğunu, ancak ''çözüme her zamankinden daha yakın olunduğunu'' vurgulayarak, ''Yine söylüyorum; bedeli her ne olursa olsun, bizim partimiz bundan ne yönde etkilenirse etkilensin bu süreci nihayete erdirmek bizim asli görevimizdir'' dedi.

Erdoğan, AK Parti tarafından Parti Genel Merkezi'nde yabancı ülkelerin büyükelçilerine verilen iftar yemeğine katıldı.

Başbakan Erdoğan, iftar yemeğinin ardından yaptığı konuşmada, büyükelçilerle iftarda bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu ifade etti.

3 yıldır düzenlenen iftar yemeğinin, AK Parti için geleneğe dönüştüğünü belirten Erdoğan, bu davetin bundan sonra da devam edeceğini söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Eminim bu güzel atmosferin sizlerle teneffüs edilmesi inanıyorum ki bu sofrayı çok daha anlamlı kılıyor ve bundan dolayı ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Zira Ramazan ve oruç ihtiva ettiği bir çok anlamın ötesinde anlaşmadır, dayanışmadır, kendisini başkasının yerine koyma, başkasının hissiyatını anlama deneyimidir. Ramazan açlıkla yokluğu, yoksulluğu, yalnızlığı, kimsesizliği hissetme, kendisini yoksullarla, kimsesizlerle, ihtiyaç sahipleriyle özdeşleştirip; onların hissiyatını anlama çabasıdır.''
Ramazan'ın kelime anlamı itibariyle ''Ateşi yutan'' manasına geldiğini belirten Erdoğan, Ramazan'ın öfke, hiddet, açgözlülük, oburluk, hoşgörüsüzlük, şiddet ve öfke gibi bir çok hastalığı da yok ederek, açığa çıkmasını engellediğini ifade etti.

Erdoğan, Ramazan'ın en çok hoşgörü ve merhametin ayı olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yüce Yaratıcımızın rahman isminin tezahürü rahmet ve merhamet, inansın veya inanmasın tüm insanlar, tüm canlılar üzerinde tecelli eder. Allah'ın merhameti ayrım gözetmez, kimseyi dışarda bırakmaz, Allah nimetlerini tüm insanlara ayrım gözetmeksizin bahşeder. Biz insanlar da Rahmet'i, merhameti, affetmeyi, iyilik etmeyi birbirimizden esirgememeliyiz. Sadece Müslümanlar arasında değil, bir arada yaşayan ve hangi etnik gruptan olursa olsun her dilin, her dinin, her mezhebin kaynaşması, konuşması, tanışması, yardımlaşması ve dayanışması Ramazan ayının daha yoğun bir şekilde ortaya çıkardığı güzel bir manzaradır.
Bugün Türkiye'nin hangi iline, ilçesine giderseniz gidiniz, Ramazan heyecanı ile dayanışma, yardımlaşma ve birbirini anlama çabasının doruk noktasına ulaştığını da çok somut olarak görürsünüz. Açıkçası bu yardımlaşma ve dayanışma belli dini gruplar, belli mezhepler arasında da cereyan etmez. Gerek Ramazan ayı içinde gerek diğer aylarda bu topraklar üzerindeki Müslümanlar yemeklerini her zaman Hristiyanlarla, Musevilerle, farklı mezhep, din fark etmez, paylaştılar. Aynı şekilde Musevilerin, Hristiyanların da sofralarını Müslümanlarla paylaştığına bu toprakların uzun tarihi boyunca her zaman şahit olduk.''

''AK PARTİ HİÇ KİMSEYİ ÖTEKİ OLARAK DIŞLAMAMAKTADIR''

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin bir çok vasfıyla övündüğünü, bir çok farklı yanıyla da gurur duyduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Ancak yüzyıllar, bin yıllar boyunca bu ülke üzerinde farklılıkların bir ve bütün olarak hoşgörü içinde yaşamış olmalarından çok daha ayrı bir gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Zaman zaman küçük anlaşmazlıklar olmuştur, küçük çaplı tartışmalar, tatsızlıklar yaşanmıştır. Tarihte olmuş birlik ve bütünlüğü bozmaya dönük girişimler ortaya çıkmıştır. Çok şükür binlerce yıl boyunca oluşmuş, şekillenmiş, güçleşmiş ve güçlenmiş dostluğumuz ve bu dostluğumuzu yok etmeye yönelik bu topraklar üzerindeki hoşgörü iklimini zedeleyecek, bir hoşgörüsüzlük, bir tahammülsüzlük ortamı bütün bu atmosfer içinde asla oluşmamıştır. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum; benim ülkemin her bir vatandaşı dili, dini, mezhebi, etnik kökeni, rengi, düşüncesi her ne olursa olsun devlet karşısında kendisini birinci sınıf vatandaş olarak hissetmek durumundadır. Bunu tüm boyutlarıyla sağlamanın mücadelesini verdik, veriyoruz. Biz tüm insanları, 'Yaradanı yaradılandan ötürü sevme' anlayışımızda olduğu gibi tüm vatandaşlarımızı da aynı samimiyetle kucaklamanın gayreti içerisindeyiz.''
AK Parti İktidarı'nın, kendisine oy versin vermesin 71,5 milyon vatandaşın tamamının hükümeti olarak hareket ettiğini vurgulayan Erdoğan, ''AK Parti herkese aynı azimle hizmet götürmekte, hiç kimseyi öteki, diğeri olarak dışlamamaktadır'' dedi.

''TÜM ÇETELEŞMELERE KARŞI SARSILMAZ DURUŞ...''

Demokrasinin, evrensel insan hak ve özgürlüklerinin, adaletin, hukukun ve bunun yanında ülkedeki her vatandaşa tek tek ulaşılma gayretlerinin aynı hızda, aynı kalitede olmasının Hükümeti'nin en asli görevi olduğunu kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
''Tarih boyunca bir arada yaşama kültürünün canlı ve somut mekanı olan Türkiye topraklarını bugün de demokrasi, insan hakları ve hukuk noktasında bölgesinin örnek bir devleti haline getirmenin gayreti içindeyiz. Siz değerli büyükelçilerimiz bizim bu çabalarımıza en yakından şahit olduğunuzu biliyorum.
Son dönemde hukuk dışı örgütlere yönelik yürütülen bu mücadele, hukuk idealinde ortaya koyduğumuz samimiyetin açık tezahürüdür. Özellikle demokratik bir ülkeye, bir hukuk devletine yakışmayan, ülkeyi, toplumu, istikbalimizi adeta içten içe kemiren tüm mafya tarzı örgütlenmelere, tüm hukuk dışı yapılanmalara, tüm çeteleşmelere ve karanlık güç odaklarına karşı sarsılmaz bir duruş sergiledik. Altını çizerek ifade ediyorum; hukuk çerçevesi içerisinde kararlı bir mücadele ortaya koyduk ve koymaya devam ediyoruz. Avrupa'da çeşitli ülkelerin tarihi içinde yaşadığı deneyimi biz bugün yaşıyoruz. Süreci nihayete erdirerek, yüksek standartlı, şeffaf bir demokratik hukuk devleti statüsüne kavuşturma konusunda son derece kararlıyız.''

''MİLLİ BİRLİK PROJESİ''

Başbakan Erdoğan, demokratikleşme ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasına yönelik reformlara paralel olarak ülke genelinde huzurun ve istikrarın ve bunun yanında refahın kalıcı olarak tesisi amacıyla tarihi önemde bir girişim içinde bulunduklarına dikkati çektiği konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bir süre önce başlattığımız 'Milli Birlik Projesi' adı altındaki demokratik açılım sürecimiz kararlı bir şekilde ilerliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaklaşık 25 yıldır devam eden, enerjimizin ve kaynaklarımızın önemli bir kısmını tüketen problemi, demokrasi, hukuk ve insan hakları çerçevesinde kalıcı olarak çözmeyi hedefliyoruz. Tabii ki bu demokratik açılım sürecinin neleri kapsadığı konusunda sürekli olarak altını çizerek ifade etmeye gayret ettiğimiz bir şey var, o da görüşmeler devam ediyor. Bunlar terör sorununu, Türkiye'deki hak ve özgürlükler noktasındaki sıkıntıları, işsizlik sorunumuzu kapsıyor. Yani sorun alanları ile ilgili neler varsa bütün bunları kapsayan bir süreç ve bunun kısa, orta, uzun vadeli bir takvimi var. Ve bu takvim içerisinde ele alınmak suretiyle bu sorunlarla mücadelemizi kararlı bir şekilde devam ettireceğiz.
İktidarda bulunduğumuz 7 yıl boyunca bu alanda önemli reformlar geliştirdik. bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını azaltmak. Ekonomik olarak geride kalmış il ve bölgelerimizi ekonomiye kazandırmak, demokratik talepleri karşılamak noktasında son derece samimi bir duruş sergiledik ve samimiyetin gereğini de yerine getirdik''

Erdoğan, bu sürecin psikolojik, sosyolojik, askeri, siyasi, diplomatik ve ekonomik boyutları bulunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
''Bütün bunların enine, boyuna değerlendirmesini yapmak suretiyle bu süreci çalıştıracağız. Şimdi ise uzlaşma ile konuşarak, tartışarak, görüş alışverişinde bulunarak, herkesi ve her kesimi dinleyerek yeni, köklü ve kalıcı bir çözüm sürecini devam ettiriyoruz.
İçişleri Bakanım yaklaşık bir aydır görüşmeler yapıyor. Önerileri, görüşleri dinliyor, not ediyor. Çok önemli mesafeler kat ettiğimizi buradan ifade etmek isterim. Zira şu son bir ay içinde Türkiye'nin bu meseleyi bütün samimiyetiyle, bütün açık yürekliliğiyle tartışıyor, konuşuyor olması bize geldiğimiz noktanın ne kadar umut verici olduğunu gösteriyor.
Elbette bu sürecin karşısında duracak olanlar vardır, nitekim var. Elbette önümüze engeller çıkacaktır, nitekim çıkıyor da. Ancak biz siyaseten bize, yani AK Parti'ye bedeli her ne olursa olsun, bu Demokratik Açılım sürecini, bu Milli Birlik Projesi'ni tamama erdirmek konusunda son derece kararlıyız. Geri adım atmayacağız, taviz vermeyeceğiz, bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü gözü yaşlı annelerin feryadı bizim için herşeyden daha önemlidir.''

Polatlı'da dün bir şehit ailesinin evini ziyaret ettiğini anımsatan Erdoğan, ''gerek baba, gerek anne, gerek kardeşler, hepsinin bir taraftan ne kadar mütevekkil olduğunu gördüm, bu tabii bu milletin, bu toplumun değerlerinden kaynaklanan bir güçtür, ne kadar mütevekkil olduklarını gördüm, isyanın olmadığını gördüm. Fakat biz bunları bile yaşamak ve bunların bile yaşanmasına fırsat vermek istemiyoruz, çünkü akan kanın durması bizim için herşeyden daha önemlidir, çünkü ülkemizin huzur ve güvenliği, insanımızın dirlik ve bütünlüğü bizim siyasetimizin varlık sebebidir'' dedi.

''BU PROJE, SİYASET ÜSTÜ BİR PROJEDİR''


Erdoğan, Türkiye'nin bu ''Demokratik Açılım' sürecini tamamlamasının ve terörün ülke gündeminden çıkmasının başta bölge ülkeleri olmak üzere tüm dünyayı yakından ilgilendirdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
''Huzurunu, istikrar ve güven ortamını tam anlamıyla tesis etmiş, güçlü ekonomisiyle barışçı dış politikasıyla demokratik parlamenter sistemiyle Türkiye, sadece kendisi için değil, hiç kuşkusuz tüm bölge için, tüm dünya için bir kazanç olacak, bir denge unsuru, bir istikrar unsuru olacaktır. Gerek İran ile ilgili sorunlarda, gerek Irak ile Suriye ile ilgili, İsrail, Filistin ile ilgili sorunlarda, Orta Doğu'nun genelinde, Kafkaslar'da... Bütün bunların çözümünde Türkiye gerçekten alacağı aktif rolle inanıyorum ki o barışçı görevini yerine getirmenin gayreti içinde olacaktır.
Aynı zamanda Avrupa Birliği kazanacak bu mücadelede, Tek tek Avrupa ülkeleri kazanacak. İnanıyorum ki bu başlattığımız Milli Birlik Projesi'nin lokal etkisi olan sadece Türkiye'nin bir bölgesini, bazı illerini ilgilendiren bir reform süreci olduğuna asla inanmıyorum. Tam tersine bu süreç bölgesel meselelerin çözümüne katkı sağlayacak son derece önemli bir süreçtir.''

''ÇÖZÜMSÜZLÜK SİYASET TARZI OLAMAZ''

Başbakan Erdoğan, sorunları zamana bırakmak, sorunları çözümsüz bırakmak, çözümsüzlüğü bir çözüm gibi sunmanın, artık bu yeni dönemde bir siyaset tarzı olamayacağını, olmaması gerektiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ebediyen Orta Doğu'daki sorunlarla yaşayamayız. Ebediyen istikrarsız, güvensiz, huzursuz çatışma alanlarıyla, çatışa bölgeleriyle yaşayamayız. Ben hemen her uluslararası toplantıda dile getiriyorum; bugün bazı lokal meseleler bir takım ülkelerin çok uzağındaymış gibi algılanabilir, ancak gün gelir hesap döner ve bu sorunlar tüm dünya ile o ülkeleri de olumsuz etkilemeye başlar. Diğer bir deyişle; 'Bana yönelik terör kötüdür, ona yönelik terör iyidir' şeklindeki son derece tehlikeli bakış açısının terk edilme zamanı çoktan geçmiştir. Bu noktada son dönemde uluslararası alanda olumlu gelişmeler yaşandığını da gördük. Ancak çok daha fazlasını beklediğimizi, terörle mücadelemizde çok destekleyici bir tutumun sergilenmesi gerektiğini de hatırlatmak durumundayım.''

''ENGELLEMEK İÇİN HER TÜRLÜ YOLA BAŞVURUYORLAR''


Başbakan Erdoğan, başlatılan ''Demokratik Açılım'' sürecini sekteye uğratmak, toplumsal barışı tahrik etmek, zihinleri bulandırmak için her türlü gayretin gösterildiğine dikkati çekerek şöyle konuştu:
''Son iki hafta içinde tam 11 askerimiz terörle mücadele ederken hayatlarını kaybettiler. Sorumluluk taşıması gereken kesimler süreci baltalayacak açıklamalar yapıyorlar. Statükonun devamından, mevcut durumun devamından çıkar sağlamaya alışmış kesimler, Demokratik Açılım sürecinin başlatılmasına karşı çıkıyor ve engellemek için her türlü yola başvuruyor. Son derece hassas bir bir süreçten geçiyoruz ancak altını çizerek ifade ediyorum; çözüme her zamankinden daha yakınız. Çözüme yönelik umutlarımız her zamankinden fazla ve biz bu işi mutlaka çözmeliyiz diye inanıyorum. Yine söylüyorum; bedeli her ne olursa olsun, bizim partimiz bundan ne yönde etkilenirse etkilensin bu süreci nihayete erdirmek bizim asli görevimizdir. Son derece samimi hislerle yola çıktık. Kanayan bir yarayı tedavi etmek, akan kanı durdurmak, göz yaşını dindirmek için yola çıktık. Bu proje milli bir projedir, siyaset üstü bir projedir, herkesi kucaklayan, sarıp sarmalayan bir projedir. Bu büyük kardeşlik projesine komşu ülkeler başta olmak üzere tüm dünya ülkelerinin, tüm büyükelçilerimizin destek vermelerini arzu ettiğimizi de bu vesile ile belirtmek istiyorum. Bu bölgedeki her bir ülkenin istikrarı, refahı, kalkınması, tüm bölgenin istikrarına, refahına, kalkınmasına katkı sağlar.
Türkiye'nin terör sorunundan tamamen kurtulması, demokratik açılımlarını gerçekleştirerek huzur ve refahı kalıcı olarak sağlaması tüm bölgeye yarar sağlayacaktır.''
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Çözüme her zamankinden daha yakınız
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz