5 günlük hava durumu
05 Şubat 2012, Pazar

Türkiye-Suriye sınırında şiddetli çatışma

  • Giriş Tarihi : 05.02.2012 09:43:09
  • Güncelleme Tarihi : 05.02.2012 11:04:42
  • İHA

Suriye'de çatışmalar ülke geneline yayılırken, Türkiye sınırında da şiddetli çatışmalar var. Mermiler sınırın bu tarafındaki Türk köylerine de isabet ederken ölü sayısı 113'e yükseldi.

Suriye'nin Türkiye sınırına yakın bölgesinde, Suriye Ordusu ile muhalifler arasında çatışma yaşandı. Suriye Ordu birlikler ile muhalif güçler arasında akşam saatlerinde başlayan çatışmalar sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü. Çatışma ve silah sesleri Türkiye tarafında da duyuluyor.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Hatay'ın Yayladağı ilçesine bağlı Güveççi köyü sınırında bulunan Suriye'nin Hribitçöz köyü ile Aynelbeyda köylerinde yaşanan çatışmalarda çok sayıda ölü ve yaralı olduğu bildirildi. Çatışmalar nedeniyle Hribitçöz ve Aynelbeyda köylerinden kaçan Suriyeliler, Türkiye topraklarına geçiyor.

İŞTE SINIRDAKİ O SICAK ANLAR...



CAMİ HOPARLÖRLERİNDEN ARAPÇA ANONSLAR YAPILDI

Silah seslerinin en fazla duyulduğu ve mermilerin isabet ettiği Yayladağı ilçesine bağlı Güveççi köyünde, cami hoparlörlerinden Arapça olarak anonslar yapıldı. Yayladağı kaymakamlığı talimatı ile yapılan anonsta, kimsenin evlerinden çıkmaması yönünde uyarıldı.

KÖYE KURŞUN YAĞDI!

Bu arada, Suriye Ordu birliklerinin açtığı ateş sonucu Güveççi köyünden bazı evlerin güneş enerjileri ve çanak antenleri hasar gördü. Mermilerin isabet ettiği evlerin sahipleri endişeli.

Köylülerden evine mermi isabet eden bir vatandaş, can güvenliklerinin olmadığını, her gün silah sesleri altında yaşadıklarını anlatarak, silah seslerinin bir an önce susmasını istedi.

Suriye'deki çatışmalardan kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyeli bir vatandaş ise, Hribitçöz köyü ile Aynelbeyda köylerindeki çatışmalardan kaçtığını, Hribitçöz köyünde ailesi ve akrabaları olduğunu belirterek, ailesinden ve akrabalarından haber alamadığını ve endişeli olduğunu söyledi.

Çatışmalardan kaçan bir başka Suriyeli ise, ülkesindeki çatışma ortamından kaçarak Türkiye'ye sığındığını, Aynelbeyda köyünde akrabaları olduğunu ve haber alamadıklarını belirtti.

Öte yandan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz'i arayıp konuyla ilgili bilgi aldığı öğrenildi.

KÖYLÜLER O ANLARI BÖYLE ANLATTI



ÇATIŞMALAR SURİYE'NİN HER BÖLGESİNE SIÇRADI

Bu arada, Suriye'de yönetim karşıtı gösteriler yaşanıyor. Gösterilerde, Suriye Ordu birlikleri ile göstericiler ve muhalifler arasında yaşanan çatışmalarda 85 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Yerel Koordinasyon Komitesi çatışmalarla ilgili olarak yaptığı açıklamada, yönetim karşıtı gösterilerde güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu aralarında ikisi çocuk Humus''ta 55, İdlip'te 11, Şam'ın banliyölerinde 19 olmak üzere toplam 85 kişinin öldüğünü bildirdi.

Bu arada, dün şafak vakti güvenlik güçlerinin Humus şehrini havan topuna tutması sonucu 337 kişi yaşamını yitirmiş 500'den fazla kişinin de yaralandığı açıklanmıştı.

ÖLÜ SAYISI İLE İLGİLİ SON RAKAM

Suriyeli muhalif yapılanmalardan sorumlu Genel Devrim Konseyi, operasyonlarında güvenlik güçlerinin açtığı ateşte, iki günden beri şiddet olaylarının devam ettiği Humus'ta 70, başkent kırsallarında 22, ülkenin kuzey kesimindeki İdlib'te 11, güneydeki Dera'da 7, Deyr Ez Zor, Kamışlı ve Halep'te birer olmak üzere toplam 113 kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin de yaralandığını duyurdu.

Akşama doğru ordunun birçok kentte tekrar operasyonlar düzenlediğini, operasyonlarda çok sayıda kişinin tutuklandığını kaydeden konsey, muhalifleri yoğun olduğu kentlerde elektrik kesintisinin fazla olduğunu aktardı.

Öte yanda Suriye'nin resmi haber ajansı SANA, ülkenin muhtelif yerlerinde güvenlik güçlerine karşı düzenlenen silahlı saldırılarda 12 askerin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

DEVRİM KONSEYİ: TAM BİR FELAKET YAŞANIYOR

Suriye Genel Devrim Konseyi üyesi Humuslu aktivist Ebu İzzet, Humus'a yapılan saldırıların gece yarısından sonra başladığını ancak yoğun bir şekilde asıl operasyonların 03:00'da gerçekleştiğini ve operasyonun tam bir saat sürdüğünü söyledi.

Abu İzzet, AA'ya yaptığı açıklamada, bölgede tam bir felaket yaşandığını, 30'dan fazla evin yıkıldığını, elektriklerin kesik olması nedeniyle insanların güvenli bölgelere kaçmaya başladığını belirtti.

İzzet, operasyonların aralıksız devam etmesi nedeniyle birçok yaralının kurtarılamadığını ve birçok kişinin enkaz altında kaldığını belirterek saat 04:00'dan sonra aralıklı bir şekilde silah seslerinin gelmeye devam ettiğini anlattı.

Operasyonların en fazla Halidiye ve Munşeat bölgelerinde gerçekleştiğini vurgulayan Abu İzzet, "Suriye Özgür Ordusu bu bölgelerde güçlü olduğu için buralara operasyon düzenlendi. Operasyonda çok farklı silahlar ve gazlar kullanıldı. Bazı insanlarda da zehirlenme vakaları baş gösterdi. Bazı insanlar kentin suyuna zehir katıldığını ileri sürdü, bu da halkta tedirginliğe yol açtı" dedi.

Abu İzzet sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsanların bir kısmı enkaz altında ölürken bir kısmı da ilaç yokluğundan can verdi. Tam olarak bir sayı veremem ama 300'den fazla insan öldü, 1600'den fazla kişi yaralandı. Çok sayıda insan tutuklanırken çoğu da kayboldu. Yaralılar Halidiye bölgesinde güvenli bir bölgeye taşınırken buraya kentten gönüllü doktorlar gelerek yaralıları tedavi etti. Tutuklanma korkusundan dolayı hiçbir yaralı devlet hastanesine götürülmedi. Yaralılar bu hastanelere götürüldüğünde tedaviden sonra hemen tutuklanıp hapse atılıyorlar. Bu hastanelerde çalışanlar rejimin emri olmadan hiçbir yaralıyı tedavi etmiyorlar."

İzzet, cesetlerin kentteki cami avlularına ve hastahane bahçelerinde toplatıldığını söyledi.

Operasyonlar boyunca, tüm Humus'un camilerinden tekbir seslerinin yükseldiğini, Mevlid kandili olduğu için kimsenin bir operasyon beklemediğini ve Hama olaylarının yıl dönümü olduğu için gece geç saatlere kadar gösteriler düzenlediklerini aktaran Abu İzzet, "Rejim Humus'u ikinci Hama yaptı, perişan olduk, dünya neden sesimizi duymuyor, yoksa dünya kör ve sağır mı olmuş" dedi.

Kentte toplam 9 saat elektrik kesintisi yaşandığını belirten Ebu İzzet, "Artık kentte hayat saat 10:30'da başlıyor, 13:00'da bitiyor. Halk bu zaman diliminde temel ihtiyaçlarını karşılıyor ve evine dönüyor. Saat 13:00'dan sonra sokaklar boşalıyor bundan sonra güvenlik güçleri sokakta gezenleri ya tutukluyor ya da keskin nişancıların hedefi oluyorlar. Birçok devlet dairesinin çatısında keşin nişancılar var. Bunlar belli saatte dışarı çıkanlara ateş açıyor" şeklinde konuştu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.