X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hüseyin Çelik’ten PKK Paris suikasti açıklaması
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hüseyin Çelik’ten PKK Paris suikasti açıklaması

  • Giriş Tarihi: 10.1.2013 10:42 Güncelleme Tarihi: 10.1.2013 15:49

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik Paris'te yaşanan silahlı saldırı olayını ve uzlaşma süreci ile ilgili adımları içeren açıklamalarda bulundu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, gündemi sarsan Paris suikasti hakkında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Paris'te PKK'nın kurucularından Sakine Cansız'ın da aralarında bulunduğu 3 PKK yöneticisi kadının suikaste uğraması konusunda şöyle konuştu:

"PKK'nın iç hesaplaşması gibi gözüküyor. PKK'nın içinde şöyle veya böyle süreci sabote etmeye çalışanlar var.
Şehit aileleri bizi destekliyor, kamuoyu desteği var. AK Parti PKK'nın bitirilmesi noktasında önemli adımlar attı. Ciddi dönüşüm var.
Tahmin ediyorum buna bağlı bir iç hesaplaşma."


''PKK'NIN İÇ HESAPLAŞMASI GİBİ GÖRÜNÜYOR''

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Paris'te PKK terör örgütünün kurucuları arasında yer alan Sakine Cansız'ın da aralarında bulunduğu 3 kadının öldürülmesiyle ilgili, ''Paris'teki saldırıyla ilgili henüz net bilgiler yok, ama yapılış şekline bakılırsa PKK'nın iç hesaplaşması gibi görünüyor. PKK terör örgütünün uzun yıllardan beri kendi içinde binlerce infaz yaptığını biliyoruz, bu terör örgütlerinin tabiatında olan bir şeydir'' dedi.

Çelik, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın kuruluşlarının AK Parti muhabirleriyle kahvaltıda bir araya geldi.

Kahvaltıya AK Parti Tanıtım ve Medya Başkan yardımcıları İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca ve Gaziantep Milletvekili Ali Şahin de katıldı.

Çelik, konuşmasında, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlayarak herkesin sorunlarını dile getiren gazetecilerin kendi sorunlarını aktarmakta yetersiz kaldığını belirtti.

Gazetecilerin de hak ettiği şartlarda ve ücretlerde çalıştırılması gerektiğini savunan Çelik, gazetecilerin yıpranma payının Sosyal Güvenlik Yasası'nda bazı değişiklikler öngören yasayla tekrar kanun hükmü olarak mevzuata geçmesi gerektiğini ifade etti.

Çelik, ''AK Parti Grubu'nun vereceğini madde ihdası teklifi var, bu problem sizin adınıza, lehinize çözülmüş olacak'' dedi.


''FİTNENİN BİTMESİ İSTENİYOR, BU YÖNDE GAYRET VAR''

Türkiye'nin 1984'ten beri bir terör yangını içerisinde olduğunu, milletin evlatlarının yandığını vurgulayarak, ''Benim değilse komşumun yanıyor, dayımın çocuğu değilse amcamın çocuğu yanıyor. Bu yangını söndürmeye hepimizin talip olması lazım. Bu süreçte medyadan beklediğimiz çok önemli bir sorumluluk var. Medyamız büyük çapta duyarlı davranıyor'' diye konuştu.

Gelinen sürecin iyi bir noktada olduğuna değinen Çelik, şöyle konuştu:

''Fitnenin bitmesi isteniyor, bu yönde gayret var. Ellerimizi, kollarımızı, gayretlerimizi, vicdanlarımızı birleştirirsek Türkiye çok daha yaşanır bir ülke olacak. Bu fitne, bu kan ve ateş hepimizin meselesidir. Kumrular'da bir eylem meydana geldi, hiç bir şeyden haberi olmayan vatandaşlar kurbanı oldu, Anafartalar'da kurbanı oldular, İstanbul-Bağcılar'da, Gaziantep'de vatandaşlar bunun kurbanı oldu. Bu yangın devam ederse bunun ne gün, kime sıçrayacağını kimse kestiremez. Burada size de bize de düşen çok önemli hassasiyet var.

Sırtımızda yumurta küfesi var ve yumurta kümelerinin arasında yürür gibi hassas olmamız lazım. Türkiye'de iyi bir atmosfer oluştu. Herkesin 'bu kanı, fitneyi yok edeceğiz' ümidine kapıldığı bir anda Hakkari'de 100 küsur terörist karakolumuza saldırdı. Uzman Çavuş Mehmet Doğan şehit oldu, onunla beraber 14 terörist öldürüldü. Biz, 'hiç kimse ölmesin, ölümler olmadan bu işi çözelim' diyoruz. Sayın Başbakanımızın, hükümetimizin çabası bu yönde.''


''NEREDEYSE BİZİM EVDEKİ HAMUR MAYASI KATILSIN DİYECEKLER''

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Hüseyin Çelik, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın ''KCK bu sürece dahil edilmeli'' sözlerinin hatırlatılması üzerine, ''Demirtaş'ın Salı günü yaptığı konuşmayı biz, yapıcı, sürece katkı sağlayıcı konuşma olarak değerlendirmiyoruz. DTK da bu sürece katılsın, KCK'da katılsın, neredeyse bizim evdeki hamur mayası katılsın diyecekler'' değerlendirmesinde bulundu.

''Alfabede ne kadar harf varsa PKK'nın da o kadar yan örgütü var'' diyen Hüseyin Çelik, ''PKK ve onun uzantılarında 'Öcalan'a ne kadar yakın olduğunu ve onu ne kadar düşündüğünü' izah etmeye çalışanlar var. Öcalan'ın dillendirmediği meseleleri kraldan çok kralcı tavırla dillendirenler var, 'beni de görün' diyenler var. Öyle ya da böyle herkes bu süreçte kendi diline hakim olmak, hassasiyete uygun üslup kullanmak gibi zorunluğu vardır.''

Demirtaş'ın konuşmasını hassasiyetten ve sorumluluktan uzak bir konuşma olduğunu bildiren Çelik, terör örgütü PKK'nın ele başı Abdullah Öcalan ile başlamış bir görüşme olduğunu, bunun detayları üzerinde durarak, bu konuya günlük politika malzemesi yapmanın bile süreci sabote etmek anlamına geleceğini kaydetti.

Çelik, bu süreçte akılla, hikmetle, sağduyu ve aklıselimle davranılması gerektiğini söyledi.


''PARİS'TEKİ SALDIRIYLA İLGİLİ HENÜZ NET BİLGİLER YOK''

Hüseyin Çelik, Paris'te PKK terör örgütünün kurucularından Sakine Cansız'ın da aralarında bulunduğu 3 kadının öldürülmesinin süreci sabote anlamı taşıyıp taşımadığı sorusu üzerine saldırıyla ilgili henüz net bilgilerin olmadığını bildirdi.

Çelik, şöyle devam etti:

''Ama yapılış şekline bakılırsa PKK'nın iç hesaplaşması gibi görünüyor. Fransız hükümetinin güvenlik güçlerinin yaptığı baskın değil, faili meçhul kişiler tarafından yapılmış bir saldırıdır. PKK terör örgütünün uzun yıllardan beri kendi içinde binlerce infaz yaptığını biliyoruz, bu terör örgütlerinin tabiatında olan bir şeydir. Elimizde henüz net bir şey yok.

Bu süreçte bu ve benzeri olaylar artabilir. Türkiye'de ne zaman 'bu işi bırakın, silahlar sussun, silahlar bırakılsın' gündeme gelirse ardından buna benzer olaylar meydana gelir. Allah göstermesin eğer Hakkari'deki saldırı erken haber alınmamış olsa, güvenlik güçlerimiz atak davranmasa 1993'teki 33 şehit olayı gibi bir olayla karşı karşıya kalırdık. PKK bir tane midir? Bundan emin değilim. PKK var, PKK'dan içeri, PKK'nın içerisinde. PKK'ya yakın çevrelerde bunu kabul ve itiraf ediyorlar. Hakkari'deki saldırı hangi amaca yöneliktir, kim tarafından yapılmıştır bundan emin değilim. Süreci sabote etmeye yönelik benzer şeyler olabilir, herkesin hassasiyetle yaklaşması gerekir.''


''HERKES KENDİ KONUMUNU FALAN ÇOK İYİ BİLECEK VE ONA GÖRE KONUŞACAK''

Çelik, ''Abdullah Öcalan'la görüşülüyor olması Abdullah Öcalan'ın ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum vasfını ortadan kaldırmaz. Terör örgütünün ele başı vasfını da ortadan kaldırmaz. Şimdi burada herkes kendi konumunu çok iyi bilecek ve ona göre konuşacak. Dolayısıyla bu sözü değerlendirmeye değer bulmuyorum'' dedi.

Demirtaş'ın ''Bir hafta içinde netice bekliyoruz'' sözlerinin hatırlatılması üzerine de Çelik, ''Bu işin usul ve esaslarını, yolu ve yöntemini, olması gerekenleri ve olmaması gerekenleri tayin ve tespit eden şüphesiz ki Selahattin Demirtaş değildir. Demirtaş'ın veya başkasının ne isteyip ne istemeyeceğine biz karar veremeyiz. Onlar istediklerini isteyebilirler. Yani istemenin bir sınırı yoktur. Yani böyle bir temennileri olabilir, bu nasıl bir yansıma bulur beraber göreceğiz'' ifadelerini kullandı.


''MHP'NİN KAFASINDAKİ DÜŞÜNCELER PKK'YI BUGÜNKÜ NOKTAYA GETİRDİ''

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ''Siz İmralı ile görüşürseniz ben de giderim Silivri'de Başbuğ'la kucaklaşırım'' sözlerini şöyle değerlendirdi:

''Sayın Bahçeli'nin bir kere Abdullah Öcalan ile Sayın Başbuğ'u bir kefeye koyması, bu manada bir mukayese yapması son derece ucuz, son derece popülist bir yaklaşımdır ve belli tribünlere mesaj vermeye yönelik, kasaba siyasetinden öteye gitmeyen bir duruştur. Eğer şu olsaydı Sayın Bahçeli'nin söylediklerine hak verirdim. Sayın İlker Başbuğ, PKK terör örgütüyle mücadele ederken, yaptığı mücadeleden şu anda uğradığı muameleye uğramış olsaydı böyle bir mukayese yapmak çok anlamlı olabilirdi. Benim için de çok anlamlı olurdu ama Sayın Başbuğ, Ergenekon Davası'ndan şu an tutukludur ve hakkında bir iddianame hazırlanıyor. Şap ile şekeri birbirine karıştırmamak lazım, birbirine benzerler ama hiç alakaları yoktur. Sayın Bahçeli'nin ve MHP'nin tavrı biliyorsunuz başından beri bellidir.''

Çatışma ortamından beslenen, varlıklarını çatışma ortamının varlığına bağlı hissedenlerin bu sıkıntının ortadan kalkmasını çoğu zaman istemediğini savunan Çelik, ''Bugün bir kanat Kürtçülük üzerinden siyaset yapıyor, bir kanat Türkçülük üzerinden siyaset yapıyor. Maalesef BDP ile MHP'nin tavırları birbirini besleyen bir tavırdır. Aslında MHP çok az iktidara gelmiş olan bir partidir ama unutmayalım uzun yıllardan beri devletin güvenlikçi politikaları aslında MHP'nin ideolojisinin hayata yansımış biçimiydi. MHP'nin kafasındaki düşünceler PKK'yı bugünkü noktaya getirdi. MHP'nin yaklaşımı, MHP'nin kendince çözüm olarak ortaya koyduğu birçok şey aslında geçmişte bizatihi devletin resmi ideolojisi statüko tarafından hayata geçirildi ve bu problemi daha içinden çıkılmaz, kangren bir hale getirdi. Şu anda MHP'nin söyledikleriyle 90'lı yıllarda yapılanlar çok farklı değil.''