X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hassas terazi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hassas terazi

"Dink'i din ve milliyeti nedeniyle örgüt öldürdü" diyen tebliğnameyi Yargıtay Başsavcısı Erbil onayladı Erbil'in 2006'daki '301 davası'nda, Dink'e "Türklüğü aşağılama" suçundan verilen mahkûmiyet kararında da imzası vardı

Yargıtay Başsavcılığı'nın hazırladığı cinayeti tebliğnamesi, ince bir "savcı hassasiyeti"ni ortaya koydu.
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, "Türkten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeninin Ermenistan'la kuracağı asil kan damarında mevcuttur" sözleri nedeniyle "Türklüğü aşağılamak"tan TCK'nın 301'inci maddesine göre mahkûm olmuştu.
Dava, o dönemin Yargıtay Başsavcılığı'nın "ceza verilmemeli" yönündeki itirazı üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gelmişti.
Ceza Genel Kurulu 11 Temmuz 2006'daki toplantısında Başsavcılığın itirazını reddetmiş ve Dink'e verilen 6 ay hapis cezası onanmıştı. O tarihteki Ceza Genel Kurulu, dönemin Yargıtay Başkanvekili Osman Şirin başkanlığında toplanmıştı. Genel Kurul'da 24 yüksek yargıç bulunuyordu.
Karar 18'e 6 oy çokluğuyla çıktı. Yani 12 yargıç, "Ceza onansın" yönünde oy kullandı.
Bu isimler arasında, o dönemde Yargıtay 6'ncı Ceza Dairesi Başkanvekili olan şimdinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Erbil de bulunuyordu. Erbil de diğer 18 üye gibi, Dink'in bu Türklüğü aşağıladığını, düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.
Yargıtay'a bu karardan 5 yıl sonra bu kez Dink'in öldürülmesi davası geldi. Dosyanın ilk "uğrak yeri" doğal olarak Yargıtay Başsavcılığı oldu. Başsa vcılık'ta incelemeyi Başsavcı Hasan Erbil adına Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mücahit Erdoğan yaptı.
Erdoğan'ın hazırladığı tebliğname, temyiz incelemesinin yapılacağı Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi'ne gönderilirken Başsavcı Erbil'in onayını aldı. Tebliğnamede Dihk'in neden öldürüldüğü ve Dink cinayeti sanıklarının durumu tartışılırken aynen şu ifade kullanıldı: "....Son olarak, sanıklar tarafından gerçekleştirilen 19 Ocak 2007 tarihinde sırf başka din ve milliyetten olması nedeniyle Frat (Hrant) Dink'in öldürülmesi; sistemli, planlı ve organize olarak, bir örgüt faaliyeti kapsamında devletin birliğini bozmaya yönelik eylemler olarak değerlendirilmelidir."
Yargıtay kaynakları bu durumun yadırganmaması gerektiğini hatta hakimlerin her durum ve davayı kendi koşulları içinde değerlendirdiklerinin somut örneğini oluşturduğunu belirterek şu yorumu yaptı: "Başsavcı o dönemde o davayı dosya kapsamına ve vicdani kanaatine göre o şekilde değerlendirmiştir. Başsavcılık bu davada da dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre değerlendirmesini yapıp tebliğnamesini hazırlamıştır. Bu durumu 'savcı hassasiyeti' olarak değerlendirmek gerekir."

'Umarım adalet ninniyle uyutmaz'
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tebliğnamesini değerlendiren Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink, "İşin kalbi Seferberlik Tetkik Kurulu. Umarım dava aynı mahkemeye geldiğinde, adaletin kollarında ninniyle uyutup, oyalamazlar" dedi. Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu da "2-3 kişiyi geçti mi ceza kanunlarına göre örgüt oluyor. 'Organize iş, dolayısıyla özel mahkemelere gitmesi lazım' kanaati elde etmiş ki savcımız böyle iddia etmiş" diye konuştu.

'Ergenekon kavşağında' öldü
Yargıtay Başsavcılığı'nın Hrant Dink davasında 'azmettirici' olarak gösterdiği ve hem azmettirmekten hem de örgüt üyesi olmaktan ağırlaştırılmış ömür boyu hapsini istediği Erhan Tuncel, SABAH'a konuştu. Şu anda İstanbul'da serbest ticaret yapan Tuncel, Yargıtay Başsavcılığı'nın bozma talebini "Ben demiştim, bu örgütün buluşma noktası Ergenekon kavşağıdır" diye yorumladı. Tuncel, Bu bir Ergenekon yapılanması. Uyuyan bir hücreydiler, uyandırıldılar" dedi.