X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER O teröristlere 7'şer kez müebbet!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

O teröristlere 7'şer kez müebbet!

  • Giriş Tarihi: 15.1.2013 16:16 Güncelleme Tarihi: 15.1.2013 16:16

Hatay İskenderun ilçesinde 2010'da Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası'na askerlerin nöbet değişimi sırasında roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırıp 6 askeri şehit edip, 8 askeri yaralayan, 2008'de de bir korucuyu şehit ettikleri belirlenen 9 PKK'lı hakkında dava açıldı.

Saldırıyı gerçekleştiren grubun sorumlusu Kenan Yıldızbakan'ın 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 200 yıl, roketatarı kullanan Cengiz Nergiz'in ise 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 320 yıl hapis cezası ile cezalandırılması istendi. Diğer 7 sanık hakkında 23 yıl ile ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezaları istendi.

Adana Cumhuriyet Savcısının bir yılı aşkın sürede hazırladığı ve Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde kabul edilen 120 sayfa ve 11 klasörden oluşan iddianamede 43 mağdur ve müşteki bulunuyor. İskenderun'daki deniz kışlasına yapılan saldırı ayrıntılı olarak anlatılırken, saldırının Mavi Marmara gemisine İsrail baskınından 3 saat önce gerçekleşmesi nedeniyle olay sonrasında İsrail'in rolü olduğu iddialarına da değinildi. İddianamede, "Konunun uzmanlarınca ve İsrail devletine en yakın deniz kışlamıza düzenlenen bu terör eyleminin dönemsel olarak iki ülke arasında yaşanan ağır krizden bağışık değerlendirilmeyeceği yönünde çeşitli görüşler bildirilmiştir" ifadelerine yer verildi.

Bu iddialar üzerine, Mavi Marmara davasının iddianamesi ile belge ve bilgilerin ivedi olarak istendiği belirtilen iddianamede, İskenderun'daki deniz kışlasına yönelik terör saldırısına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı kaydedilerek, "Bu bağlamda her iki olay arasında varsayıma dayalı şüpheleri ortadan kaldıracak kanıtlara ulaşılamadığından iddianamemizde hukuksal sav ve niteleme yapılmamıştır" denildi.
Yakalandıktan sonra itirafçı olan Barış Kızılçay ise, saldırı sırasında Kuzey Irak'ta olduğunu savunarak, şunları anlattı:

"Amanoslara geldiğimde İskenderun'daki saldırıda roketatarı Cengiz Nergiz'in, M-16'yı ise Kenan Yıldızbakan'ın kullandığını kendilerinden öğrendim. Bu eylemin basında İsrail tarafından yaptırıldığı yönünde yayınlanması örgüt mensupları arasında rahatsızlık uyandırdı, somut olarak var olan eylemin 'İsrail istihbaratının işidir' diyemem fakat ister sohbetlerde, isterse Kenan Yıldızbakan'ın İsrail'deki yaşantısı, ayrıca İsrailli bir kadınla İsrail'de kalması belli bir noktada İsrail halkını destekleyen yönde sohbetleri göze çarpmaktaydı. En son İsrail'e bir kişi ile bir inşaat firmasının taşeronluğunu almış ve Türkiye'den İsrail'e işçi götürmüştür. Bu durum 2-3 defa tekrarlanmış ve daha sonra Filistinliler'in var olan pasaportlarını geri vermemeleri Kenan'da belli bir tepki yarattığını söyleyebiliriz. Çünkü bu pasaportların geri gelmemesi Fırat-Siverek'in iflasını getirmiştir. Var olan İskenderun grubu ve Mavi Marmara aynı esnada bire bir 'İsrail istihbaratı neticesinde olmuştur' demek yerine benim söyleyeceğim büyük bir tesadüftür. Ancak Yıldızbakan'ın İsrail'e karşı bir sempatisi vardı."

Deniz kışlasına yapılan saldırıda yaralı kurtulan Muammer Altemur'un saldırı anıyla ilgili ifadesine de iddianamede yer verildi. 31 Mayıs 2010'da saat 00.00-04.00 nöbeti için hareket ettiklerini belirten Altemur, kendisini ölümden, şehit olan Erol Tavukçu'nun eliyle iterek kurtardığını ifade ederek o anları şöyle anlattı:

"Aracın şoförlüğünü er Mehmet Aynur yapıyordu. Aracın önünde nöbetçi çavuş Erol Sevindik ile hazır kıta muhafız çavuşu Yusuf Çelik vardı. Aracın arkasında 11 kişi idik. Olayın olduğu yerdeki nöbet kulübesine geldiğimizde mevcut nöbetçi Serhat Aslan nöbet kulübesinden inerek bizi karşıladı ve araca bindi. Nöbet kulesine çavuş Yusuf Çelik çıktı, kontrolünü yaptı aşağıya indi. Nöbetçi çavuş Erol Sevindik aracın yan tarafında benim olduğum yerdeydi. Bu esnada birden aracın arkasından bir patlama geldi. Benim sağ yanımda yani aracın arkasına daha yakın olacak yerde arkadaşım Erol Tavukçu oturuyordu. Ben patlamadan sonra kendimi kaybetmedim. Karşılık vermek için kütüklükteki şarjörümü tüfeğime takmaya çalışıyordum, bu esnada sol bacağımın altına iç taraftan şarapnel parçası girdiğini hissettim. Erol Tavukçu henüz vefat etmemişti. Beni eliyle itekledi ve 'git canını kurtar' dedi. Ben Erol'un iteklemesi ile aracın sağ yanına düştüm, bu sırada zaten kaleşnikofla ateş ediliyordu. Yere düştüğümde nöbetçi çavuş Erol Sevindik'i aracın altında gördüm, bana yine 'kaç canını kurtar' dedi. Sağ elini bana doğru uzatarak git şeklinde işaret yapıyordu. Dönüp baktığımda isabet aldığını gördüm. Ben yerden kalkarak ilk başta 8 nolu nöbet kulesinin olduğu yere koştum" dedi.
Cumhuriyet Savcısı, iddianamesinde deniz kışlasına saldırıyı düzenleyen PKK'nın cellatlarının 'PKK/KCK terör örgütü üyesi olmak, patlayıcı madde bulundurmak, devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak, gasp, tehdit, sahtecilik' suçlarından cezalandırılmalarını istedi. Savcı, saldırının sorumlusu Kenan Yıldızbakan'ın 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 200 yıl, Cengiz Nergiz'in 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 320 yıl, diğer teröristler Barış Kızılçay, Bayram Daimi, Musa Ataman kardeşi Mehmet Ataman, Mehmet Şah Çetinkaya, Hamdusena Sayan ve tutuksuz Mahmut Nergiz'in ise 23 yıl ile bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapse kadar cezalandırılmaları istendi. PKK'lı teröristler önümüzdeki günlerde yargılanmaya başlayacak.