X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan'ın ırkçılığa yanıtı şehitlikler oldu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erdoğan'ın ırkçılığa yanıtı şehitlikler oldu

  • Giriş Tarihi: 27.1.2013

"Irkının üstün olduğuna inanan şehitliklere baksın. Şehitlikler, bizim nasıl tek bir millet olduğumuzu anlatan manifestolardır" diyen Erdoğan, isim vermeden CHP'li Güler'i eleştirdi

Erdoğan, CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler'in sözlerini isim vermeden eleştirerek, Çanakkale Şehitliği'ni örnek gösterdi. "Bir ırkın diğerine, bir milletin diğerine, bir ulusun diğerine üstünlüğünü savunmak, en başta bu topraklara karşı saygısızlıktır, en başta bu toprakların özüne ihanettir" diyen Erdoğan, "Irkının, kavminin, asabiyetinin üstün olduğuna inananlar varsa, gitsinler ve o şehitliklerimize baksınlar. O şehitlikler, bizim nasıl tek bir millet olduğumuzu bize anlatan manifestolardır" dedi. Marmara Üniversitesi'nin kuruluşunun 130. yıldönümü nedeniyle Haydarpaşa Kampusu'ndeki törene katılan ve kendisine siyaset bilimi dalında fahri doktora diploması verilen Erdoğan, şu mesajları verdi:
Salı günü, TBMM'de partimin grup toplantısında "asabiyet" ifadesini kullandım. Birileri, sözlüğe bakma ihtiyacı hissetmeden, bu çok önemli kavramı, öfke gibi algılayarak cahilliklerini ortaya koydular. Asabiyet, 14. yüzyılda İbn-i Haldun'un kullandığı ve yüzyıllar boyunca konuşulan, geliştirilen bir kavram. Kavramın özü de şeytanın, "Beni ateşten yarattın, onu çamurdan" diyerek, kökene vurgu yaparak, kökeniyle ilgili kibirlenerek isyan etmesine dayanıyor.
(CHP'li Birgül Ayman Güler) Yeryüzünde hiç kimsenin "ben şurada, şu anne babanın çocuğu olarak, şu deri rengiyle doğdum diyerek, bir başkasına karşı kibirlenme, gururlanma, böbürlenme, üstünlük sergileme hakkı yoktur, olamaz. Böyle bir kibir, kendisini başkalarından üstün olarak görme, insanlık dışıdır; modern kavramlarla söylersek ırkçılıktır, faşizmdir. Bir kere bu topraklar, tarih boyunca bu kavramlara ev sahipliği yapmamıştır. Osmanlı'da, Selçuklu'da asla böyle bir farklılığı göremezsiniz. 1930'larda, 1940'larda Avrupa'da ırkçılık yükselirken, Türkiye'de bu yönde bazı girişimler olmuş ama asla başarıya ulaşamamış ve kabul görmemiştir. Bir ırkın diğerine, bir ulusun diğerine üstünlüğünü savunmak, bu toprakların özüne ihanettir. Bakın parlamentoda milletvekili, ulus ile millet kavramını birbirine karıştırıyor. Ülkemizdeki birisi için millet, birisi için ulus diyor. İçerikten haberi yok. Birisi öz Türkçe, birisi Arapça.
Irkından, kavminden, asabiyetinden dolayı her kim kime kibirlenirse, o aşağıların en aşağısındadır. Bakın biz, 1970'lerin sonunda, bu üniversitede öğrenciyken, topluma, gençlere enjekte edilmek istenen o ayrımcılığın acısını çok ağır yaşadık ve ağır faturalar ödedik. Sünni, Alevi; Türk, Kürt dediler... Doğulu, batılı, sağcı, solcu, milliyetçi, sosyalist, İslamcı dediler ve nice gencin istikbaliyle oynadılar.
Gençler arasında bir miktar revaç gören bu ayrımcılık senaryosu, çok şükür millet nezdinde hiçbir itibar görmedi. Bizim şehitlerimiz ve şehitliklerimiz var. Onlar, bu ülkede ayrımcılığın önündeki en büyük engeldir. Özellikle Çanakkale Şehitliğimiz bunun en güzel ifadesi, en büyük barajdır. Irkının, kavminin üstün olduğuna inananlar varsa, gitsin o şehitliklere baksınlar. Farklı kavimlerden olanların kucak kucağa yattığını, Yemen'den Balkan coğrafyasından Çananakkale'ye gelen insanları görecek. O şehitlikler, millet kavramını en iyi izah eden, milletin ne demek olduğunu tartışmaya mahal bırakmadan açıklayan, bizim nasıl tek bir millet olduğumuzu bize anlatan manifestolardır.

PANZEHİR OLAMAZ

Kendisini güçlü olarak görenin ırkını yüceltmesi ne kadar tehlikeliyse, kendisini mağdur olarak görenin de ırkını yüceltmesi, ırkını bir ayrımcılık unsuru olarak kullanması o kadar tehlikelidir. Irkçılığın panzehiri, antitezi asla ırkçılık olamaz. Irkını yücelten, başka ırkları yok sayan, aşağılayan karşısında, kendi ırkını öne çıkarmaya çalışan da aynı derecede yanlış bir yoldadır. İşte biz, özümüze bakarak, kaynaklarımıza bakarak, modern dünyanın bu hastalıklarıyla baş etmek, bunları aşmak zorundayız.
Bu çözüm sürecini çok sıkı tutalım. Artık bu işi bitirmemiz lazım. Türkiye Cumhuriyete vatandaşlığını önemsiyorum.

#Sayfa#

MEZUN OLDUĞU OKUL
Marmara Üniversitesi'nde konuşan Erdoğan, "1981'de mezun olduğum, o zaman akademi adı altındaki bu fakülte, bugün üniversite yapılanması içinde. Bugün fahri doktora ünvanı alıyor olmanın heyecanı içindeyim. Marmara Üniversitesi'nin bir mezunu olmaktan her zaman iftihar ediyorum" dedi. Erdoğan, sıra arkadaşı Mehmet Emin Arat'ın üniversitede rektör yardımcı olarak görev yapmasından memnuniyet duyduğunu söyledi. Erdoğan'ı protesto etmek isteyen yaklaşık 100 kişilik grubun Kadıköy'den Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampusu'na yürümesine izin verilmedi.

GALATASARAY YANGINI ÜZDÜ
(Galatasaray Üniversitesi yangını) Yangından dolayı tüm bilim camiamıza geçmiş olsun. Yangının, tarihi binayı tahrip etmesinin yanında, kitapların da zarar görmesi bizi üzmüştür. Yetkililerde böyle acı hadiselerin tekrar yaşanmaması için son derece hassas eserlerin bulunduğu mekanlarda daha dikkatli, daha tedbirli olunmasını özellikle rica ediyorum.
(Yurtlara internet erişimi) 2002'de 193 yurtta 188 bin öğrenciye hizmet verilirken, şu anda 345 yurtta 308 bin öğrenciye hizmet veriyoruz. 10 yılda, 128 bin 600 yeni kapasite oluşturduk. Şu anda yeni bir çalışma içindeyiz. Kredi Yurtlar Kurumu yurtlarının tamamına internet erişimi sağlamak için çalışmalarımızı Ulaştırma Bakanlığı ile sürdürüyoruz.
Şu anda niçin Mali'ye saldırıyorlar? Mali dünyada altın rezervinin en önde olduğu ülkelerden biri. Ama Mali, altını nasıl çıkaracağını, işleyeceğini bilmiyor. Fransa yıllarca sömürdü. Şimdi bakın Fransa uçaklarıyla oraya saldırıyor. İşin yolu, bu olmamalı. Suriye'ye niye gelmiyorlar? Çünkü ne petrol var ne de altın var. Orada sadece özgürlük mücadelesini veren insanlar var.

LÜTFİ KIRDAR'DA SERGİ AÇILIŞI YAPTI
Başbakan Erdoğan, bir aile dostunu tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti, akşam da dünyanın en büyük Hilye-i Şerif ve tespih sergisi olan "Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri" sergisinin açılışını yaptı. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'ndaki sergide 200 Hilye-i Şerif ile 300 tespih yer aldı. Sergideki eserleri inceleyen Erdoğan, daha sonra Ayan Musiki Topluluğu'nun Aşk-ı Nebi Tasavvuf Musikisi Konseri'ni izledi.