X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Arınç'tan tutuksuz yargılama çağrısı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Arınç'tan tutuksuz yargılama çağrısı

  • Giriş Tarihi: 9.2.2013 17:15

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, tutukluluk süreleriyle ilgili, ''(Yargı) 4 yılı 5 yılı bulmuş tutukluların sürelerine bundan sonra çok daha dikkat eder ve eğer mümkünse tutuksuz yargılanmaları için gerekli kararları alır; isteğimiz budur'' dedi.

Arınç, Çukurambar'da bir kafenin açılışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

''Saygın kişiler tutuksuz yargılansın açıklamanız oldu. O saygın kişilerin kapsamı kimler?'' sorusu üzerine Arınç, ''Ben 'saygın kişiler tutuksuz yargılansın' diye tek bir cümle kullanmadım'' dedi.

Toplumda saygın olan, olmayan diye bir ayrım yapılmasının doğru olmadığını vurgulayan Arınç, evrensel bir hukuk prensibini ortaya koyduğunu belirtti. Ceza Muhakemesi Kanunu'nda da ceza yargılamasında da tutuksuz yargılamanın esas olduğuna işaret eden Arınç, tutuklu yargılamanın istisnai olduğunu belirtti.

Kanunun kimlerin tutuklu yargılanacağını sebepleriyle ortaya koyduğunu ifade eden Arınç, bu sebeplerin ortadan kalktığı farz edildiğinde kişinin tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.

Arınç, şöyle konuştu:

''Ben tutuklu, tutuksuz yargılanan hiç kimseyi saygın olan saygın olmayan diye ayrıma tabi tutmam. Bu doğru bir davranış olmaz. Yalnız saygın kişiler anlamına gelebilecek olan şunu Sayın Başbakanımız da başkaları da konuşuyor. Diyelim ki bürokraside önemli noktalarda görev yapmış insanlar ister sivil, ister asker bürokrasisi olsun üniversitelerde rektörlük, profesörlük noktasında görev yapmış insanlar, gazeteciler... Yani toplumda belli bir yeri görevi ifa etmiş olan insanların yargılanmasında da bu prensibe mutlaka dikkat edilmelidir diye söylemiştim. Ben bunları bugün konuşmuyorum. Notlarıma baktım 2011 yılının 7. ayından itibaren televizyonlardaki pek çok programlarda uzun tutukluluk sürelerinin cezaya dönüşmemesi gerektiğini bundan insanların mağdur olmaması gerektiğini ifade etmiştim. Demek ki 1,5 yıldan bu yana ben bu düşüncelerimi yeri geldiğinde söylemeye çalışıyorum. İnşallah umarım ki yargı savcısıyla hakimiyle bu konularda daha duyarlı olur. Daha dikkatli olur. 4 yılı 5 yılı bulmuş tutukluların sürelerine bundan sonra çok daha dikkat eder ve eğer mümkünse tutuksuz yargılanmaları için gerekli kararları alır; isteğimiz budur. Yargının işine karışmak değil, ama yargıyı bu konuda uyarmak vazifemizi yerine getirmeye çalışıyoruz.''


''ÖZGÜRLÜKLER ESASTIR''

Özgürlüklerin esas olduğunu, özgürlük alanları genişletildiği zaman çok güzel şeyler olabildiğini ifade eden Arınç, çıkarılan son yasalarla bazı konuların gündeme getirildiğini hatırlattı.

Dün tutuklu yargılanan emekli Orgeneral Ergin Saygun'un ciddi ameliyat geçirdiğini, mevcut hastalıklarına bu yeni durum da eklenince adli tıp kurumunun raporuyla tutuklu kalmasının hayati tehlikeyi arttıracağı kararı verildiğinin ve bunun üzerine tahliye edildiğini anımsatan Arınç, ''Ben bu tahliyeden dolayı hakikaten memnuniyet duydum. Çünkü ciddi rahatsızlıkları bulunan bir kişinin cezaevinde tutukluyken tedavisinin yapılmasında zorlukları olabilir. Ailesiyle ilişkisi olmadığı için bu zorluklara başka şeyler de eklenebilir. Oysa şimdi tahliyesinin yapılmış olması kendisini, ailesini ve toplumu daha çok rahat ettirdi ve daha çok sevindirdi'' dedi.

Çıkarılan son kanunda cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin maruz kaldığı hastalıkların hayati tehlike oluşturması halinde infazın ertelenebileceği, tutukluların tahliye edilebileceğinin hükme bağlandığını hatırlatan Arınç, bu kanunun çıkması ve mahkemelerinin de bunu uygulamasıyla daha insani bir davranış ortaya çıktığını söyledi.

Son kanunda yine anadil dahil olmak üzere kişinin kendini daha rahat ifade edebileceği herhangi bir dilde savunma hakkı getirildiğini dile getiren Arınç, şunları kaydetti:

''Bu taleplerinin bir kısmının siyasi olduğunu biliyoruz. Yani bugüne kadar Türkçe okumuş, yazmış, konuşmuş olan pek çok insan özellikle KCK davalarında 'Biz savunmamızı Kürtçe yapmak istiyoruz' deyince yargı tıkanmıştı. Biz bu tıkanıklığı açtık. O zaman da söylemiştim ki bunların pek çoğu Kürtçe de bilmiyor olabilir. Ama siyasi bir talep olarak 'Ben Kürtçe savunma yapmak istiyorum' diyebilir. İçindeki düşünce ne olursa olsun savunma hakkı kutsaldır. Bir insanın kendini daha rahat ifade edebileceği bir dilde savunma yapmasını mümkün hale getirdik. Bakın dün ne oldu mahkemelerde. Kendilerine Kürtçe tercüman getirildi, ifade vermeye başladılar. Sonra vazgeçtiler. 'Biz savunmamazı Türkçe yapacağız' diye; işte budur. Yaptığımız iş budur. Türkiye'de bugün tabu sayılan pek çok olayda siz özgürlük alanını genişletirseniz iş tekrar kendi mecrasına dönecektir. Mahkemeler de bundan rahatlayacak, sanıklar da bundan rahatlayacak ve sonuca daha çabuk gitmek mümkün olabilecektir. Buna benzer pek çok uygulama Türkiye'de toplumsal bir rahatlamaya yol açıyor.''


4. YARGI PAKETİ

Adalet Bakanlığı'nın çalışmasını tamamlaması durumunda 4. yargı paketinin pazartesi günkü bakanlar kurulunda görüşülmesini beklendiğini bildiren Arınç, ileriki haftalarda bu düzenlemelerin de meclisten geçirilmesinin ön görüldüğünü söyledi.

Arınç, Türkiye'nin rahatlama ortamıyla önündeki engelleri daha büyük adımlarla açtığına işaret etti.


YÜKSEK YARGININ TEK ÇATI ALTINDA BİRLEŞTİRİLMESİ

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti'nin yüksek yargının aynı çatı altında birleştirilmesine yönelik önerisiyle ilgili Yargıtay'dan da adım olduğunu ifade edilmesi üzerine, ''Akıl için yol birdir. Yani yargıda teklik ilkesi, tek yargı ilkesi bence uluslararası kabul gören bir ilkedir'' dedi.

Farklı ülkelerde farklı uygulamalar olabileceğine işaret eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ama öncelikle bir paralel yapılanmayı ortadan kaldırmamız lazım. Sivil Yargıtay, askeri Yargıtay, sivil Danıştay, askeri Danıştay, sivil şu, askeri bu... Bir defa asker sivil ayrımını sivilde birleştirmek suretiyle tek yargı ilkesine gitmeliyiz. Ayrıca yüksek mahkemeler veya yüksek yargı adı altında farklı kurumların iş yükü itibarıyla ve birtakım yapısal sorunlar itibarıyla çok çabuk çalışmadığı, çok çabuk karara gidemediği aralarındaki içtihat farklılıklarını uzun süre gideremediklerini de biliyoruz. Böylelikle bizim anayasa tekliğimizde var olan şey bir temyiz mahkemesi olmalı. Bu temyiz mahkemesinin içerisinde adli yargı, idari yargı, askeri yargı yargıdan gelecek kararları inceleyecek daireler bulunmalıdır. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yazısını bütünüyle ve derinlemesine okumadım, ama ben onların da bu tür bir yapılanmadan zarar görmeyeceklerine, aksine temyiz mahkemesi olarak daha ciddi ve daha yapısal güçlü bir kurumun içerisinde hizmet yapacaklarına şahsen inanıyorum.''


RICCIARDONE'NİN AÇIKLAMALARI

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone'nin açıklamaları hatırlatılarak, ABD'li yetkililerin ''Bu sözlerin arkasında olduklarını'' ifade ettiklerinin belirtilmesi üzerine Arınç, katıldığı televizyon programında buna değindiğini hatırlattı.

ABD'de Dışişleri Bakanı, Başkan Obama veya onların yetki verdiği kişilerin Türkiye ile ilgili beyanlarda bulunabileceğini ifade eden Arınç, ''Ama bir ülkenin büyükelçisinin hem kanunen ve hukuken hem de teamül olarak bulunduğu ülkenin içişleriyle ve siyasal politikasıyla ilgili Türkiye'de olup bitenlerin her kesim tarafından eleştirildiği konularla ilgili beyanda bulunmasını hiç kimse doğru görmez. Ama bu konuda büyükelçiye yöneltilen eleştiriler bence hedefini bulmuştur. Bunun daha ötesinde sözler söyleyerek büyükelçiyi rencide etmenin veya bu konuyu gündemde tutmanın faydası yok'' diye konuştu.

Büyükelçinin yanlış bir tavırla yanlış konularda görüşünü belirttiğini ve ikaz edildiğini ifade eden Arınç, ''Hem yazdığı mektupta ham de bundan sonra bu tür olaylarda taraf olmayacağının işaretlerini görüyoruz. Yoksa ABD'de bizim hükümet olarak muhatabımız olan kişilerle konuşmamızı farklı bir yere oturtmamız lazım'' dedi.

Türkiye'nin başka ülkelerde görev yapan büyükelçilerinin bulundukları ülkelerin içişlerine karışmasını kimsenin arzu etmediğini ve buna karşı olunduğunu dile getiren Arınç, ''Biz de bağımsız ve özgür bir ülke olarak bizim misafirimiz olarak bulunan büyükelçilerin bize ait konuları herkesin içinde rahatlıkla konuşmasından rahatsız oluruz. Bu bizim kendi meselemizdir. Bu meselemiz konusunda Türkiye'de yaşayan her yurttaş sivil şahsiyeti itibarıyla görüşlerini açıklayabilir, ama başka ülkenin temsilcisine Türkiye'nin içişlerine şu veya bu şekilde karışmak uygun düşmez'' dedi.