X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan'dan dünyaya Gazze mesajı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan'dan dünyaya Gazze mesajı

  • Giriş Tarihi: 24.2.2013 09:50 Güncelleme Tarihi: 24.2.2013 12:28

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Filistin'de, Gazze'de, Suriye'de çocuklar ve kadınların yaşamlarını yitirmesi karşısında susanlardan olmayacağını belirterek, ''Kendi öz halkına karşı acımasızca katliamlar yapan; ama kendi topraklarını işgal edenlere karşı on yıllardır dilsiz kalan, sessiz kalan, tepkisiz kalan Suriye'nin zalim diktatörü, yani dilsiz şeytanı karşısında biz susmayacağız'' dedi.

Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı (BAE) Eş-Şarika Emirliği'nde düzenlenen 2. Eş-Şarika İletişim Forumu'na katıldı. Forumun onur konuğu olarak konuşma yapan Erdoğan, 2014 Dünya Kültür Başkenti seçilen Eş-Şarika'yı kutlayarak, başarı diledi.

İstanbul'un da 2010'da Avrupa Kültür Başkenti seçildiğini ve çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptığını anımsatan Erdoğan, İslam medeniyetinin geçmişe ve bugüne ait tüm izlerini taşıyan İstanbul'un Eş-Şarika ile her türlü işbirliğine, tecrübe paylaşımına hazır olduğunu belirtti.

İletişimin dünyayı köklü şekilde değiştirdiği bir çağın yaşandığını kaydeden Erdoğan, başta insan ilişkilerini, sosyal hayatı, ekonomiyi ve ticareti değiştiren iletişimin siyaseti ve hükümetleri de şekillendirdiğine işaret etti.

Dünyanın hemen her yerinde iletişim araçlarını doğru, etkili ve yerinde kullanan siyasetçilerin seçmenlerin tercihlerine mazhar olabildiğini söyleyen Erdoğan, iletişim araçlarını sağlıklı kullanabilen hükümet ve devletlerin de sorun çözme kabiliyetlerini artırdığını, halkla daha doğru bir bağ kurabildiğini vurguladı.

Konuşmanın, yani dilin siyasi iletişimde ve hükümet-halk irtibatında hala birinci araç olduğunun altını çizen Erdoğan, siyasi parti genel başkanı ve başbakan olarak Türkiye'nin 81 ilini defalarca ziyaret ettiğini, İstanbul ve Ankara dışındaki illere 15-20 kez gittiğini, seçim dönemlerinde 45 günde yaklaşık 70 ile ulaştığını anlattı.

Bu illerde büyük bir coşkuyla ve meydanlara sığmayan kalabalıklarla karşılaştığını dile getiren Erdoğan, teknoloji ve iletişim araçlarını yoğun olarak kullanmalarına rağmen dilin, yani konuşmanın birincil iletişim aracı olduğuna dikkati çekti.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Hem bir siyasi partinin genel başkanı hem de başbakan olarak iletişimin sadece araçlarla yapıldığına hiçbir zaman inanmadım. Dil, iletişimin bir aracıdır, ancak eksiktir. Televizyon, telefon, internet iletişimin araçlarıdır, ancak mükemmel bir iletişim için bunlar da eksiktir. İletişim, sadece araçlarla değil, hatta dille değil kalple yapılan, böyle yapılması gereken bir faaliyettir. Gönülle yapılması gereken bir faaliyettir.''

''Samimiyet olmayan iletişim eksiktir''

Mevlana'nın ''Özü ve sözü bir olmayan insanın yüz tane dili olsa bile o yine de dilsizdir'' sözünü anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''İçerisinde kalp olmayan, yani samimiyet olmayan her iletişim eksik iletişimdir. Söz kulaktan kulağa değil, kalpten kalbe, gönülden gönüle yol alırsa, ancak o zaman iletişimdir. Kalbindeki diliyle ikrar etmeyen kişi ya da dilindekini kalbine götürmeyen kişi, karşısındakine yakın gibi görünse de aslında çok, ama çok uzaktır.

Şunu açık ve net bir şekilde söylemeliyim ki, hükümetimizin başarısı bütün iletişim hatlarına kalbi, yani samimiyeti hakim kılmasından kaynaklanmaktadır. Bire bir konuşmalarımızda, milletle, ülkelerle konuşmalarımızda her zaman kalp diliyle, her zaman gönül diliyle, her zaman samimiyetin diliyle hitap ettik. Hangi iletişim aracını kullanırsak kullanalım, doğruyu, yani hakkı söylemeyi kendimize sarsılmaz bir ilke edindik.''

''Biz dilini yutanlardan olmadık ve olmayacağız''

İletişim anlayışlarının dayandığı temel ilkenin, Saf Suresi'nden Arapça okuduğu ''Ey iman edenler, neden yapmadıklarınızı söylüyorsunuz. Allah katında yapmadıklarınızı söylemeniz büyük suçtur'' ayetine dayandığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yapmadığını söylemek, söylediğini de yapmamak bizim anlayışımızda, bizim hayat tasavvurumuzda, bizim dünyamızda en büyük hatalardan biridir. Öyle olmalıdır ve öyle kalmalıdır. Sadece söylemek ve yapmak da yetmez. Biz yine temel bir ilkeyi hep hatırda tutmak zorundayız. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hakkı söylemek kadar, haksızlık karşısında sesini yükseltmek, eliyle, eliyle olmasa da diliyle bunu düzeltmek, bu da olmazsa kalple buğz etmek bizim sorumluluğumuzdur. Bizim küresel meseleler karşısında sesimizi yükseltiyor olmamız bazılarını çok rahatsız ediyor olabilir.
Şunu herkesin bilmesini isterim: Filistin'de, Gazze'de çocuklar, kadınlar gözlerimizin önünde cansız yere düşerken biz susanlardan olmayız ve olmayacağız. Suriye'de her gün masum yavrular, masum kadınlar, masum yaşlı insanlar toplu halde katledilirken biz susanlardan olmayacağız. Kendi öz halkına karşı acımasızca katliamlar yapan; ama kendi topraklarını işgal edenlere karşı on yıllardır dilsiz kalan, sessiz kalan, tepkisiz kalan Suriye'nin zalim diktatörü, yani dilsiz şeytanı karşısında biz susmayacağız.

Somali'deki açlık, Myanmar'daki yoksulluk, Afganistan'daki sefalet, Irak'taki nifak karşısında biz dilini yutanlardan olmadık ve olmayacağız. Sadece diliyle konuşanlar bildikleri kelime kadar cümle kurabilir. Sadece gözüyle bakanlar, ancak ufku görebilir veya oraya kadar bakabilir, ama biz kalbiyle konuşan, kalbiyle gören, kalbiyle dokunan dolayısıyla kelimelerinin, ufkunun sınırları olmayan bir medeniyetin mensuplarıyız.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Dinlerin, mezheplerin, ırkların ve dillerin bu kadar iletişim aracına rağmen birbirinden uzaklaşması, birbirine hasmane bir tutum içine girmesi hayırlı bir gelişme değildir. İşte, bu süreci tersine çevirmek zorundayız. Küreselleşen dünyada adaleti, insani değerleri, dayanışmayı ve paylaşmayı da küreselleştirmek durumundayız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasında hiç kimsenin görmediğini, görmek, hiç kimsenin söylemediğini söylemek, zalim ve zulüm karşısında dimdik durarak, hakkı söylemekle mükellef olduklarını belirtti.

Bunun yapılmaması halinde hiç kimse ile tam bir iletişim tesis edilemeyeceğini ifade eden Erdoğan, ''Filistin'i, Gazze'yi, alevler içindeki Kudüs'ü görmeyen, görmezden gelen bir göz amadır. Suriye'yi, Suriye'de her gün oluk oluk akan kanı söyleyemeyen bir dil kelimesizdir, cümlesizdir, ifadesizdir'' dedi.

Yoksulluğa, dünya üzerindeki her türlü adaletsizliğe, etnik köken, din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan ulaşamayan her iletişimin yarım ve eksik olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yalan üzerine bir dünya inşa edilemez. Yalan üzerine bir istikbal hiç inşa edilemez. Eğer tellerin, eğer tuşların, eğer ekranların içinde samimiyet yoksa hiç kimse, hiç kimseyle iletişim kuramaz. Elimizden ve kulaklarımızdan ayırmadığımız cep telefonları bizi sadece sesi taşıyor. Ama samimiyeti, sevgiyi, muhabbeti taşımıyorsa bir iletişim aracı olamaz, bir oyuncaktan öteye geçemez. Ekranlarda Suriyeli çocuğu izlerken kanı görüyor, kurşunu görüyor, cansız bedeni görüyor; ama acıyı, zulmü, adaletsizliği görmüyorsak, feryadı duymuyorsak, havadaki ağırlığı hissetmiyorsak, bu demektir ki biz aslında o ekranda hiçbir şeyi görmüyoruz. Sosyal medyada dünyanın her tarafından insanlar birbiriyle yazışıyor. Ama birbirlerine muhabbeti, birbirlerine dayanışmayı birbirlerine acıyı ve sevinci yansıtmıyorlarsa, bu zamanın israfından başka bir şey değildir.''

''İnsanoğlunu araçların köleliğinden kurtarmak zorundayız''

Dünyanın iletişim araçlarıyla küresel bir köy haline geldiği bir çağın yaşandığını vurgulayan Erdoğan, ama aynı apartmanda oturan, kapıları karşı karşıya olan komşuların birbirlerine kilometrelerce uzaklaştığına işaret etti.

Erdoğan, şunları kaydetti:
''Dünya küresel bir köy haline gelirken, insanlar birbirinden uzaklaşıyorsa hiç kuşkusuz burada bir yanlış var. İnsanın araçlara değil, araçların insanlara tahakküm ettiği bir iletişim de aslında iletişim değildir. Artık tüm araçlara, özellikle de iletişim araçlarına insan unsurunu dahil etmek zorundayız. İnsanoğlunu araçların köleliğinden kurtarmak, araçları insanlara hizmetkar etmek zorundayız. Aksi takdirde dünya üzerinde adaletsizlik büyürken, zulüm büyürken, zulüm her geçen gün irtifa kazanırken, felaketler çoğalırken, bütün bunlara karşı insanın körlüğü ve sağırlığı da çoğalacaktır.
İletişim devletle halkları birbirine yaklaştıran bir araç olmalıdır. İletişim, devletleri, halkları, insanları birbirlerine yaklaştıran bir araç olmalıdır. Dinlerin, mezheplerin, ırkların ve dillerin bu kadar iletişim aracına rağmen birbirinden uzaklaşması, birbirine hasmane bir tutum içine girmesi, takdir edersiniz ki hayırlı bir gelişme değildir. İşte, bu süreci tersine çevirmek zorundayız. Küreselleşen dünyada adaleti, insani değerleri, dayanışmayı ve paylaşmayı da küreselleştirmek durumundayız. Medeniyetlerin birbirinden uzaklaştığına seyirci kalmamak, medeniyetleri birbiriyle buluşturmak, tanıştırmak mecburiyetindeyiz.''
Düzenlenen forumun iletişime kalbin dahil olması, gönüllerin birbiriyle teması yolunda, önemli bir vesile olmasını dileyen Erdoğan, ''Hükümetlerin halklarıyla, devletlerin birbirleriyle, dostların ve kardeşlerin kendi aralarında tam bir iletişimi, gerçek bir iletişimi yani muhabbeti tesis etmesini Rabbimden niyaz ediyorum'' diye konuştu.
Forumun düzenlenmesine katkıda bulunanlara ve katılımcılara şükranlarını sunan Erdoğan, sözlerini Arapça olarak ''Selametle kalın'' diyerek tamamladı.