X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Arınç: Baş aktör Süleyman Demirel
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Arınç: Baş aktör Süleyman Demirel

  • Giriş Tarihi: 28.2.2013 16:53 Güncelleme Tarihi: 28.2.2013 16:54

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 28 Şubat süreciyle ilgili, ''Emin olun 1997'nin Haziran ayında bir darbe olacağı herkes tarafından o kadar güçlü söyleniyordu ki benim aklımdaki tarih de 12 Haziran'dı. Pekçok milletvekili, Refah Partililerden bir tanesi bile değil ama DYP'lilerin en az yüzde 60'ı yurt dışına gitmiştir'' dedi.

Arınç, Siyaset, Ekonomi ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (SETA) tarafından düzenlenen ''Bin yıllık darbe!: 28 Şubat'' panelinde konuştu.
28 Şubat darbesi için ''Birileri bin yıl sürecek dedi ama sürmedi'' diyen Arınç, 12 Eylül 1980 darbesini yapanların da bugün yargılandığını hatırlattı.
Necmettin Erbakan'ın ölüm yıldönümü olduğunu anımsatarak rahmetle anan Arınç, kendisiyle yıllarca siyaset yapan biri olarak hissettikleriyle kendi yaşadıklarının çoğu kez örtüştüğünü söyledi. Erbakan'ın 28 Şubat'ın gerçek mağduru olduğunu ifade eden Arınç, Erbakan'ın siyasi hareketini ve 28 şubat sürecine gelinceye kadar yaşananları anlattı.

28 Şubat sürecinde irticanın artık paranoya haline geldiğini belirten Arınç, laikliğin dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir tarifi ve uygulamasıyla hareket edildiğini söyledi.

1995 seçimlerden birinci çıkan Refah Partisi'nin, Anavatan Partisi'yle hükümet kurmasının öngörülmesine karşın, yaşanan gelişmeler nedeniyle DYP ile hükümet kurduğunu anımsatan Arınç, ''Refah Partisi'nin yıkılması, Erbakan'ın Başbakanlıktan uzaklaştırılması ve irtica paranoyası içerisinde eskiye dönüşün temin edilmesi için çok büyük hukuksuzluklar yapıldı'' dedi.

Meslek kuruluşları, yargı, üniversiteler ve medyanın 28 Şubat'taki rolüne işaret eden Arınç, bu kesimlerin girişimleriyle yapay gerginlikler yaratılmaya çalışıldığını dile getirdi. Arınç, ''Bir gerginlik ortamında, Süleyman Demirel de şüphesiz çok büyük katkılarıyla bu işin içerisindeki baş aktör olarak hükümetin istifasını aldı'' dedi.

''YERİMİZDEN KIPIRDAMADIK''

''O günlerin yaşayan bir tanığı olarak çok üzüldüğümüzü, sıkıldığımızı, kendi içerimizde çok kara günler geçirdiğimizi söylemeliyim'' diyen Arınç, 28 Şubat'ın bir darbe olup olmadığı tartışmalarıyla ilgili şöyle konuştu:

''O zamanlar lojmanlardayız. Emin olun 1997'nin Haziran ayında bir darbe olacağı herkes tarafından o kadar güçlü söyleniyordu ki benim aklımdaki tarih de 12 Haziran'dı. Pekçok milletvekili, Refah Partililerden bir tanesi bile değil ama DYP'lilerin en az yüzde 60'ı yurt dışına gitmiştir. O tarihte Ankara'da bulunmamak, evlerinden alınıp götürülmemek o kadar kafalarına yerleşmişti ki; belki ANAP'lı milletvekilleri de vardı şüphesiz, sadece parti değiştirenleri saymıyorum, biz yerimizden kıpırdamadık. Ve bize haber getirenlere 'lojmanımız bu, evimizdeyiz, kim gelecekse bekliyoruz. Biz milletin emanetiyle geldik, bu emaneti başka hiç kimseye de emanet etmeyiz' demiştik. Allah bizi mahcup etmedi. 12 Haziran'da darbe bekleniyordu, sanıyorum 18 Haziran'da da Erbakan Hoca istifasını verdi. O dönem bir şekilde sona erdirilmiş oldu.

Şimdi geldiğimiz nokta; 28 Şubat'ın asli ve feri faillerinden yargı önünde hesap sorulma günüdür. Bunun konuşuluyor olması bile beni fevkalade memnun ediyor. Yargının vereceği karar ne olursa olsun, bugün 28 Şubat lanetli bir hale gelmişse, artık bu Türkiye'nin önünün açıldığını zannediyorum ki gösteren en önemli olay.''

Türkiye'nin çok partili siyasi hayata geçiş sonrasının darbeler dönemi olduğunu ve her darbenin ülkeyi 50 yıl geriye götürdüğünü ifade eden Arınç, bunun Avrupa Birliği, demokrasi ve insan hakları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bülent Arınç, ''AK Parti iktidarının görevi aldığı günden bu yana, Meclis Başkanlığım 5 yıl sürdü. Bu süreç içeresinde bildiğim ve gördüğüm kadarıyla 28 Şubat benzeri pek çok olay yaşanmıştır. Bu olaylar başarısız kalmıştır. Bu teşebbüsler akamete uğramıştır. Çünkü arkamızda büyük bir halk desteği vardı. AK Partiyi kuran kadrolar 28 Şubat'tan ders çıkaran kadrolardı. Yola çıkarken ilkeli, kararlı, cesur siyaset yapacağımızı ve bütün zorluklara karşı göğüs gereceğimizi söylemiştik'' diye konuştu.

''ÇÜRÜK BİR ORTAK, ZAYIF BİR HÜKÜMET''

Necmettin Erbakan'ın kadar cesur davranıp davranamayacağı tartışmalarına değinen Arınç, Erbakan'ın çok iyi niyetli olduğunu, memleketini ve insanını çok sevdiğini belirtti. Arınç, ''Cesur olabilirdi, çünkü çok olayda cesur davranmıştır ama hükümeti koalisyon hükümetiydi ve ortağı çürüktü. Çürük bir ortakla, zayıf bir hükümetle her an yanındakilerin kaçmak istediğini gören bir Başbakan'ın ne yapabileceğini düşünmemiz lazım'' değerlendirmesinde bulundu.

Erbakan'ın bu sorunun zamana yayılarak çözülebileceğini düşündüğünü ancak karşısındakilerin önyargıları olduğunu anlatan Arınç, ''Eğer 28 Şubat'ta AK Parti gibi bir hükümet, güçlü bir iktidar olsaydı eminim başka bir sonuca kavuşabilirdi. Ama o zamanın şartları ve Erbakan'ın kendi kabulleri ve dünyasında bundan daha fazlasını yapmak mümkün olmadı. Allah gani gani rahmet eylesin. Memleketini seven bir insandı. Partisi 4 defa kapatıldı ama partisi kapatıldığında bile dağa çıkmak değil, 'bunlar önemsiz olaylardır önemli olan yolumuza devam etmektir'' diye konuştu.
28 Şubat'a ismini veren MGK toplantısının da önemli olduğunu belirten Arınç, o dönemde MGK toplantılarının hep bir ''karabasan gibi'' ülkenin üzerine çöktüğünü, her toplantı için kavga beklentisinin olduğunu anlattı.

Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Bırakınız o günleri, benim hükümete girdiğimde medyada tartışılan şuydu, 'Bülent Arınç, MGK toplantılarına bundan sonra katılacak, içeride kavga olacak mı, toplantı uzun mu sürecek, asker düşmanı olarak bilinen bu adam MGK'da acaba ne yapacak.' Bu, 2009'un mayıs ayında Türkiye'de konuşulan bir konu. Çünkü o güne kadar MGK'da karşı karşıya birbirini hasım gören, birbirinden öç almaya niyetlenmiş insanlar var. Bugün öyle değil. 2 aydan 2 aya yapılıyor ve eskisi gibi bir karabasan gibi ülkenin üzerine çökmüyor ve artık karşı karşıya gardını almış değil, protokol sırasıyla iç içe geçmiş bir düzenlemeyle karşı karşıyayız'' şeklinde konuştu.

KAPATILAN VAKIFLAR

Hak ihlalleri konusunda 28 Şubat ile ilgili çok önemli tespitler yapıldığını dile getiren Arınç, bazı vakıfların kapatıldığını hatırlattı. Kapatılan mal varlığına el koyulan vakıflar konusunda yeni bir tasarı hazırladıklarını ifade eden Arınç, şunları kaydetti:

''Gayrimenkul noktasında azınlıkların cemaat vakıflarını bir gerçek olarak kabul ediyoruz ve geçmiş zamanda el konulan hatta 3, 4. şahıslara satılmak suretiyle elden çıkarılan vakıfların bile tazminatını ödüyoruz. Karanlık bir zamanda ve uydurma sebeplerle kapatılan bu vakıfların yeniden açılabilmesi ve vakıflar genel müdürlüğünün mülkiyetine geçen taşınmazlarının kendilerine aynen verilmesi konusunda başbakanımızın talimatıyla bir çalışma yaptık ve bunu inşallah önümüzdeki süreçte hayata geçireceğiz. O dönemde kapatılan, dağıtılan veya dağılmalarına karar verilen bu vakıfları tekrar kurucularının müracaatı üzerine açacağız ve mal varlıklarını kendilerine iade edeceğiz.''

Arınç, Gazeteci-Yazar Fehmi Koru, Radikal Gazetesi Yazarı Avni Özgürel ile SETA Hukuk ve İnsan Hakları Direktörü Yılmaz Ensaroğlu'nun konuşmacı olarak katıldığı panelin oturum başkanlığını yaptı.