X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Kardeşlik sürecimiz örnek olacak'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Kardeşlik sürecimiz örnek olacak'

  • Giriş Tarihi: 28.2.2013

Başbakan, 'da Forumu'nda konuştu: Modern dünya Suriye konusunda kötü bir sınav verdi. İki ülke karşı çıktığı için çözüm olmuyor. BM'nin çok acil reforma ihtiyacı var. Kardeşlik projemiz dünyaya örnek olacak

, 5'inci toplantısına katıldığı Avusturya'nın başkenti 'da önemli mesajlar verdi. Türkiye'deki barış sürecine ve Suriye'de süren savaşa değinen Başbakan, özetle şunları söyledi:
100'Ü AŞKIN ÜLKE İTTİFAKTA: Bu yılki forumun Avrupa'nın tarihi bir başkentinde Viyana'da gerçekleşiyor olmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Türkiye ve İspanya olarak ilk adımını attığımız BM çatısı altında ilerleyen girişimin bu seviyelere ulaşmış olması gerçekten çok sevindirici. Şu anda 100'ü aşkın ülke ve kuruluşlarla destek bulan, bütünleşen bir yapıya ulaşmıştır. Medeniyetler ittifakına, uzlaşmaya, hoşgörüye daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Dünyanın çeşitli bölgelerinde ırkçı saldırıların ivme kazandığı, terörün daha fazla can aldığı, dinlerin ve mezheplerin birbirine daha anlayışsız davrandığı bir manzarayla karşı karşıyayız.
ZORU SEÇTİK: Böyle bir manzara karşısında önümüzde net iki seçenek vardı. Ya ellerimizi, kollarımız kavuşturup olanları izleyecektik ya da bu gidişe "dur" demek için harekete geçecektik. Biz kolayı değil, zor olanı seçtik. Medeniyetler İttifakı girişim olarak karşımızdaki tehdidin ne kadar büyük olduğunu biliyoruz. Zira karşımızda bilgisizlik, hoşgörüsüzlük var, en önemlisi de önyargılar var. Tehdit ne kadar büyük olursa olsun kararlılıkla çalışıldığında bertaraf edileceğine yürekten inanıyoruz.
OLUMLU BİRÇOK ÖRNEK VAR: Olumsuz tüm örneklere rağmen tarihte ve bugün yeryüzünde insanların bir arada hoşgörü içinde yaşadığı, çok sayıda güzel örnek var. Kültürel dini etnik farklılıkları bir ayrışma ve çatışma vesilesi değil bir zenginlik olarak gören toplum ve ülkelerin her alanda büyük başarılar sağladığını memnuniyetle görüyoruz. Yani "kesrette vahdet" yahut "çoklukta birlik" diye ifade ettiğimiz bir anlayış...

SURİYE'DE MASUMLAR ÖLÜYOR

TERÖR İÇİN DESTEK ÇAĞRISI: AB'nin, Türkiye'nin terörle mücadelesine çok daha güçlü destek vermesini Medeniyetler İttifakı girişiminin başarısı adına çok önemli buluyoruz. Türkiye'de yeniden güç kazanacak olan kardeşlik süreci inanıyorum ki başta Avrupa olmak üzere çok geniş bir coğrafyaya iyi bir örnek teşkil edecektir. Yine Türkiye'nin AB'ye üyeliği de Medeniyetler İttifakı girişiminin başarısı noktasında son derece anlamlı ve önemli bir adım olacaktır.
YANIBAŞIMIZDAKİ SİNSİ TEHLİKE: Asya, Afrika özellikle de Balkanlar ve Orta Doğu'da sinsi bir tehlike olarak duran çatışma alanlarına daha fazla eğilmemiz gerektiği açıktır. Ne yazık ki Suriye meselesinde modern dünya iyi bir sınav verememiştir. Suriye'de 2 yılda hayatını kaybedenlerin sayısı 70 bine yaklaşırken, her gün masum çocukların, kadınların kanı akıtılırken dünyanın sessiz kalması adalet duygusunu zedeliyor.

İSLAMOFOBYA İNSANLIK SUÇU

AVRUPA'DAKİ IRKÇILIK: Aynı şekilde Avrupa'da yükselmekte olan ırkçılığın da Medeniyetler İttifakı projesi karşısında ciddi bir sorun alanı olduğunu belirtmek durumundayım. Müslüman ülkelere yönelik kayıtsızlığa ek olarak ülkeleri dışında yaşayan Müslümanlara yönelik kırıcı, rencide edici tavırlar ne yazık ki vicdanları yaralıyor. Tıpkı antisemitizm gibi, faşizm gibi İslamofobya'nın da insanlık suçu olarak görülmesi kaçınılmaz hal almıştır.
İSLAM BARIŞ DİNİ: Bir dinin, bir mezhebin bir topluluğa ait hassasiyetlerin tahkir edilmesi uçurumları derinleştirir. Özellikle şu anda Mali'deki gelişmeleri eğer dine dayalı bir şiddet olarak değerlendirecek olursak tarihi bir yanılgının içine düşeriz. Hiçbir semavi din terörü teşvik etmez. İslam, anlamı itibariyle barış anlamına gelmektedir. Bir barış dininin terörü teşvik etmesi asla mümkün değildir, bunu kabul edemeyiz.

TÜM İNANÇLAR TEMSİL EDİLMİYOR

GÜVENLİK KONSEYİ'NDE TEMSİL YOK: Tüm dünyaya Viyana'dan seslenmek istiyorum. BM Güvenlik Konseyi acaba dünyanın tümünü temsil ediyor mu? Burada üç kıtayı görüyoruz. Asya, Avrupa, Amerika... Bunların dışında daimi temsilciler arasında yok. Peki, bu beş üye dünyadaki tüm inanç gruplarını temsil ediyor mu? Asla etmiyor. Geçici üyelerin BM Güvenlik Konseyi'nde kıymeti harbiyesi var mı? Hayır. Herşey bu beş üyenin iki dudakları arasındadır. Eğer medeniyetler ittifakı diyorsak önce BM Güvenlik konseyinin daimi üyeleri arasında bir ittifakı oluşturmamız lazım. Üyelerden bir tanesi "hayır" dediği zaman mesele tıkanmıştır, bunu masaya yatırmak lazım.
BM'NİN REFORMA İHTİYACI VAR: Suriye problemi niye halledilmiyor? İki üye "hayır" dediği için... BM dünya barışını sağlamak için kurulmadı mı? O zaman BM'nin yeniden şiddetle bir reforma ihtiyacı vardır. Son olarak Filistin'in gözlemci üye sıfatıyla BM genel kurulunda oylanması gerçekten tarihi bir başarıdır. Dünya barışı adına bir kırılma noktasıdır.

#Sayfa#

'Diktatör Esad er geç gidecek'
Açılış konuşmaları sonrasında, BM Genel Sekreteri'nin başkanlığında; Başbakan Erdoğan, Avusturya Başbakan Yardımcısı Spindeleger, Yüksek Temsilci Al Nasser, Eski Yüksek Temsilci Sampio ve İspanya Dışişleri Bakanı Garcia- Margallo'nun da bulunduğu bir ortak basın toplantısına katıldı. Erdoğan burada yöneltilen, "Marttan önce silahların susmasını bekliyor musunuz?" sorusuna, şu yanıtı verdi: "Şu anda bu süreç için tarih şöyledir veya böyledir demek mümkün değil. Ama gayretimiz ve temennimiz odur ki çok kısa zaman içinde sınırı terk başlar, silahlar bırakılır. Böylece ülkemizin beklediği huzura kavuşmuş oluruz." Başbakan, Suriye konusunda ise şu değerlendirmeleri yaptı: "Şu ana kadar uluslararası camia Suriye konusunda kendisinden beklenen tepkiyi koydu diyemeyiz. Son anlarda bazı gelişmeler oluyor. Fakat muhalif güçlerin verdiği mücadele her türlü takdirin üzerindedir. Bazı 'görüntüde büyük ülkeler' 'Esad gidince yerine kim gelecek?' diyor. Büyük devrimler büyük liderleri doğurur, bazen de liderler büyük olayları doğurur. Er veya geç zalim, diktatör Esad ve yandaşları gidicidir. Özgürlük mücadelesini verenler er geç galip çıkacaklardır."

MOON'DAN REFORM DESTEĞİ

Başbakan Erdoğan'ın BM konusundaki eleştirileri hatırlatılınca ise Moon şunları söyledi: "Güvenlik Konseyi reformu üye devletlerin çok son 20 yıldır tartıştığı bir konu. Fakat büyük bir ilerleme görmüş değiliz. Kaç üye olmalı, veto yetkisi, kim nasıl temsil edilecek, üye devletler ne şekilde temsil edilebilir? Umuyorum ki üye devletler bu konuları tartışmaya devam edecek."

'Hizmet ederek millliyetçi olduk'
Başbakan Erdoğan, milliyetçilik anlayışlarının "millete hizmetkarlık yapmak, milleti ve ülkeyi yüceltmek, kardeşliği pekiştirmek, aydınlık yarınlar inşa etmek" olduğunu vurgulayarak, "Kuru sloganla, ayrıştırarak, öfke ve nefretin dilini kullanarak milliyetçi değil; ülkeye ve millete hizmet ederek milliyetçi olduk. Aziz milletimin, millet ve milliyetçilik duygularını istismar edenlere karşı uyanık olmasını bilhassa rica ediyorum. Şunu herkes bilsin ki, tek bir gayemiz vardır, o da bu topraklarda kardeşliği yüceltmektir" dedi. Erdoğan eski adı Ulusa Sesleniş olan "Millete Hizmet Yolunda" konuşmasında Türkiye ve millete daha aydınlık bir gelecek inşa etmek için yine yoğun gayret sarfettiklerini söyledi. ANKA

#Sayfa#

'Yarasa dediler, millet yarasayı başbakan yaptı'
Başbakan Tayyip Erdoğan, Viyana'da gurbetçilere seslendi. 28 Şubat döneminde uygulamaya konan katsayı nedeniyle okumak üzere yurtdışına çıkan öğrencilerle buluşmasında, 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in "Başörtülüler Suudi Arabistan'da okusun" sözlerini anımsatan Erdoğan "Daha da ileri gittiler, 'İmam hatipliler yarasa' dediler. Yarasayı da bu millet başbakan yaptı" diye konuştu. İmam Hatip Mezunları Derneği (ÖNDER) Viyana şubesi WONDER ve MÜSİAD tarafından organize edilen buluşmada Erdoğan şu mesajları verdi:
"Göç dalgası son 10-15 yıl içinde Türkiye'deki 28 Şubat sürecinden sonra farklı seyretti. Gerek inanç özgürlüğü gerek düşünce özgürlüğü noktasında üstadın ifadesiyle öz yurdunda parya olmak zorunda kalan gençlerimiz 'Benim de okuma hakkım var' demek suretiyle batının kapılarını çalmaya başladılar.

ÇOCUKLARIM MAĞDUR OLDU
Yüzlercesi lisans, lisansüstü eğitimi yaptı. Şimdi de bir kısmı artık burada yetişmiş insanlar olarak bu ülkelerin kurumlarında çalışmaya başladılar. Artık bu yetişmiş beyinlerin kendi ülkesine dönmesi lazım.
28 Şubat 1997 sürecinde yaşadıklarımız... Yarın (bugün) da bu karanlık, bu hayat karartan müdahale üzerinden 16 yıl geçmiş olacak. Bu aslında güzel bir tevafuk oldu değil mi? İstesek belki de böyle birşeyi organize edemezdik.
MÜSİAD 28 Şubat'ın aslında en büyük mağdurlarından biri oldu. Bizzat şahsım ve çalışma arkadaşlarım o dönemin mağdurlarından olduk. Ancak mağduriyetleri bilinmeyen bir kesim daha var. Bir baba olarak da bu mağduriyeti yaşadım. 2 kızım da bu mağduriyeti yaşadı. Çünkü imam hatip mezunuydular. Ama nasıl ki bu acı tabloyu hazırlayanların bir hesabı varsa Rabbimin de hesabı var. Milletimin de hesabı var. 16 yıl önce üniversite kapılarından çevrilen çocuklar bugün ülkeyi yönetiyorlar.
16 yıl önce yaşadıklarımızı başkalarına yaşatmama konusunda çok ama çok hassasız. Sadece bu kadar değil. 16 yıl önce onun da öncesinde bu millete yaşatılanların tekrar yaşanmaması için çok hassasız. Erdoğan, gurbetçi gençlere Türkiye'ye dönün çağrısı yaparak şöyle dedi: "Türkiye'den gelip burada okul okuyanların eğitimlerini başarıyla tamamladıktan sonra ülkelerine dönmelerini özelikle rica ediyorum. Burada çakılı durmayın."

VİYANA'DA YOĞUN TRAFİK

Başbakan, Viyana'daki programına birçok görüştürme sığdırdı. Makedonya Cumhurbaşkanı Ivanov, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Avusturya Cumhurbaşkanı Fischer ve Avusturya Başbakanı Werner Fayman ile bir araya geldi. Avusturya Başbakanı ile çalışma yemeği yedikten sonra akşam Türkiye'ye döndü.