X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan güvence verdi: Çekilene infaz olmayacak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erdoğan güvence verdi: Çekilene infaz olmayacak

  • Giriş Tarihi: 22.3.2013

Geçmişte çekilirken faili meçhul infazlar yapıldığını hatırlatan , "Bu tür infazlara fırsat vermeyeceğiz" dedi. Erdoğan, içerideki 1400-1500 PKK'lının bu yıl içinde çekilmesini hedeflediklerini söyledi

Geziden iki flaş...

Bu yazıyı gezimizin son gününde, ikinci ve son durağı olan Amsterdam'dan yazıyorum. Ama siz okurken biz yurda dönmüş olacağız.
Konumuz: 'la ve kalabalık bir işadamı heyetiyle çıktığımız Danimarka-Hollanda seferi.
Evet, Kopenhag'da görüşmeler uzayınca (Not: Biz gazetecilerin değil, Erdoğan'ın, bakanların ve işadamlarının) programda saat 18.00 (Türkiye saati ile 19.00) olarak öngörülen 70 dakikalık Amsterdam uçuşu 2 saatten fazla sarktı.
Uzatmayayım; Hollanda'nın bu en büyük kentine inip, otelimize vardığımızda saatler 22.00'yi gösteriyordu.
Tam "Check in" yapmak için otelin "Rezervasyon" bankosu önünde kuyruğa girerken, Başbakanlık Basın Müşaviri sevgili Lütfullah Göktaş'tan bir SMS: "Sayın Başbakan 10 dakika sonra otelin eksi 1 katında, özel olarak hazırlanmış salonda sizlerle kısa bir durum değerlendirmesi yapmak ister. İlginize..."
Sürpriz olmadı. Çünkü her yurt dışı gezisinin bir durağından öbürüne geçtiğimizde Başbakan'la keyifli gece sohbetlerine alışıktık. "Check in"i bırakıp aşağıya seyirttik.
Yaklaşık 40-45 dakika süren sohbette güncel konuların ya da gündemdeki konuların hemen hepsi, kısa veya uzun konuşuldu: Gezinin ilk durağındaki temasların sonuçları, DHKP-C'nin üstlendiği Ankara saldırıları, bu saldırının ardındaki olası güçler veya mihraklar, Nevruz, 'nın dağ kadrosunun akıbeti, "Barış Süreci"ne bazı çevrelerden ve güçlerden gelebilecek köstekleme hamleleri, Suriye, Irak, Kuzey Irak, Kerkük, "Geri çekilme", Kandil, Mahmur, İmralı...
Ve... Sürpriz: Hasan Cemal olayı!
Bana o geceyarısı (Çünkü bittiğinde Türkiye'de geceyarısının eli kulağındaydı) sohbetinin flaş konularını sorarsanız, bir "Çekilme" derim, iki "Hasan Cemal Vakası." Diğerleri zaten rutin konulara pek sürpriz içermeyen yanıtlar.
İşte Başbakan Erdoğan'ın ağzından bu iki flaş konuyla ilgili değerlendirmeler...

* PKK lider kadrosunun İskandinav ülkelerine gönderilmesi, geçmişte gündeme gelmişti.
Danimarka temaslarınızda bu konuşuldu mu?
Böyle bir gündemimiz olmadı.
* BDP ve Kürt kaynaklar sürekli olarak bir "Meclis" vurgusu yapıyor. Ne talep ediyorlar?
Şu anda Meclis'in yapacağı bir şey yok. Geri çekilme için Meclis'e düşen bir şey yok. Muhatap hükümettir. Hükümet ne yapması gerekiyorsa onu yapacak. Süreci yasal çerçevede yürütme konusunda hassasiyetimiz var. Habur'un şova dönüştürülmesi önceki sürecin bitişi oldu. Yenisine göz yummayız.
Şimdi çok farklı bir süreç işliyor. Geçmişte PKK çekilirken malum infazlar yapıldı. Şimdi biz hükümet olarak bu yönde düşünmüyoruz. İnfazlar derken faili meçhulleri ve JİTEM kılıfında yapılanları kastediyorum. Daha önce çekilme döneminde yaşanan bazı tatsız olaylar... Bu tür infazların teşvikçisi olmayacağız. Fırsat da vermeyeceğiz. Sürecin ülkenin huzuruna katkı verecek şekilde şekillenmesini istiyoruz.
* Sınır dışına çekilme sırasında herhangi bir ülkeye, örneğin Irak veya Suriye'ye bir yönlendirmeniz olacak mı?
Bu onların karar vereceği bir şey. Nereye isterlerse giderler.
* Sabotajları engellemek için çekilme amaçlı bir güvenli koridor açma olacak mı?
Sabotajlar kendi içlerinde de olabilir. Başka ülkelerden de gelebilir. BDP bu nedenle bir komisyon kurulmasını istiyor.
* Meclis'i sürece dahil ederek, PKK'nın muhataplık seviyesini yükseltmek ve meşruiyet kazandırmak istiyorlar.
Örgüte meşruiyet kazandırma gayreti içindeler.
Ama bu meşruiyet olmayacak.
* Kamuoyunda bir kafa karışıklığı var. "" ile neyi kast ediyorsunuz?
Zaten eyleme karışmamış olanlar için yurt dışında da, içeride de olsalar, sadece dağa çıkmış olmaları suç teşkil etmiyor. Herhangi bir kapıdan girebilirler.
Yurt içinde savcıya çıkabilirler. Habur'da bu tür şeyin önü açıldı zaten. Yani suça karışmamış olan ailesine kavuşsun diyoruz. Türkiye sınırları içerisinde silahlı bir faaliyet olmasın istiyoruz.

#Sayfa#

* Geçmişte Kandil'de bile suça karışmamış olanların Mahmur'a gelmesi ve Türkiye'ye girişleri gündeme getirilmişti. Yine söz konusu mu?
Mahmur biraz da Birleşmiş Milletler ile alakalı.
Burada tabii Kuzey Irak yönetiminin de devrede olması lazım. Ama Mahmur illa sürecin parçası değil. Birinci önceliğimiz, içeridekilerin terki.
Kendileri de bin 400-500 bin civarında olduğunu ifade ediyorlar...
* Sürecin 2013 sonuna kadar tamamlanmasının beklendiği ifade ediliyor. Hedef 2013 mü?
Bu bizim hedefimiz. 2014 sağlıklı bir seçim yılı olur. BDP'nin de faydasına bu.
* Kolombiya hükümeti ile FARC arasındaki sürecin de 2013'te tamamlanması planlanıyor. Bir paralellik söz konusu...
Kolombiya'daki süreç ile bir ilgisi yok. IRA, ETA, Siri Lanka ve Kolombiya'daki yapıları inceledim.
Hiçbirisi bizimle uyuşmuyor.
* İmralı'ya yeniden heyet gitmesi söz konusu olur mu?
Şartlar gerektirirse yine olur. Onlar talep ederse, bakılır. Bu işin koordinesinde değerlendirilir.
* Çözüm süreci bu kez milli bir proje olarak yürüyor. Batılı ülkeler tepki vermiyorlar...
Tepki vermediklerini kim söylüyor. Veriyorlar ama destek vermiyorlar. Irak'ı İran'ın kucağına itiyorlar. Oranın enerji kaynaklarına hakimler.
Güdümlü bir iktidarın devam etmesini istiyorlar.
Kuzey'de de Güney'de de çok şey yapıyorlar. En son Sadr'ın Maliki ile ilgili yaptığı açıklamaya bakın.
Zehir zemberek. Maliki yerel seçimleri 6 ay öteledi.
Otokratik bir yapı söz konusu. Talabani'nin yokluğunu da kullanıyorlar. Şimdi ona kimin vekalet ettiğine bakın. Geçmişte Haşimi ve Adil Mehdi gibi karşılığı olan isimler Cumhurbaşkanı'na vekalet ediyordu.
Bugün vekalet edeni kimse tanımıyor. Musul ve Anbar'daki seçim sonuçları çok önemli.

#Sayfa#

AK PARTİ'YE SALDIRI

* AK Parti binası ve Adalet Bakanlığı'na dönük saldırılarla ilgili son bilgiler ulaştı mı size?
Saldırının teknik boyutları belli... Genel Merkezimize LAW silahlı saldırı oldu.

* LAW silahının Suriye'den geldiği iddiası var?
Bana gelen öyle bir bilgi yok. Benim çalışma odamla alt oda arası kirişe denk gelmiş.
Toplantı odasının yanındaki cam parçalanmış. Saldırgan orada silahı ve çantasını bırakıyor. Silaha ait bazı malzemeler çıkıyor. Parmak izleri bulunuyor. MOBESE kamerasından da tespitler var. Adalet Bakanlığımıza saldırının da MOBESE kayıtları çok net. Başbakanlığın güvenlik kamerasından çekilen görüntüler çok net. O çok kalabalık caddede vatandaşın yanından iki adet el bombası atıyor. El bombaları Rus yapımı... Çok şükür büyük çaplı bir kayıp olmuyor. Ama Adalet Bakanlığı'nın çalışanları da sivil... Saldırganın eşkali itibariyle tespitlerimiz var. DHKP-C'nin sayısal olarak az militana sahip olması nedeniyle "yakalanma süreci hızlı olabilir" deniyor.
* Saldırının Ergenekon ile ilgili olduğunu açıkladınız Kopenhag'ta...
Ergenekonvari olayları değerlendirdiğiniz zaman bunlarla iltisaklı olayları görüyorsunuz. Çözüm sürecini baltalama, partimiz açısından milli iradeye saldırı söz konusu. Ergenekon bakımından Bakanlığa saldırı da olabilir. Baktığınız zaman Susurluk'ta da benzer durumlar var. Son DHKP-C eylemlerine baktığınızda da paralellikler söz konusu. Son operasyonlarda 170 kişi tutuklandı. Bu onları ister istemez tahrik ediyor. DHKP-C taşeron bir örgüt zaten. Dursun Karataş'tan sonra bir boşluğa düşmüşlerdi. Şimdi toparlanma çabası içindeler. Reklam peşindeler.
* Ergenekon'da savcı mütalaasını verdi. 64 kişi hakkında müebbet hapis istedi. Siz ne düşünüyorsunuz?
Yargı süreçleri konusunda tavrım bellidir. Burada iddianame ve mütalaa yayınlandı.
Çok ciddi sayıda müebbet talebi var. İşin tabii manidar yanı da terör örgütü üyeliğinden değil, darbeye teşebbüsten bu cezaların istenmesi. Terörist olmaktan çıkarıyor ama kararı ağırlaştırıyor. Hükümeti esas alan bir karar talep ediliyor. Cezası ağır olan tercih ediliyor.
* Başbuğ için tutuksuz yargılanmalı demiştiniz. Gelinen noktada savcının talebi doğrultusunda tutukluluğun daha doğru olduğunu düşünüyor musunuz?
Şu anda böyle bir değerlendirme doğru değil. Sürecin tamamlanmasını beklemeli.

#Sayfa#

Hasan Cemal vakası
"Arkadaşlar dedikodular bazı köşelerde de yer alıyor. Bizim Demirören ailesine, Başbakan olarak, baskı kurduğumuz söyleniyor.
Bu iki gazetenin alımında da Erdoğan Bey ve oğluna en ufak bir tavsiyem olmadı. İşadamları olarak ister alırlar ister almazlar.
Aydın Bey ile aralarındaki hukuklarını bilirim. Hatta bu nedenle satın aldıklarında 'muvazaa mı var' diyenler oldu.
Satın aldıktan sonra Erdoğan Bey bana 'Kimi tavsiye edersin' diye sordu. O zaman Kanal 24'teyken Akif Bey'i (Beki) tavsiye ettim.
Onlar anlaşamadılar. 'Şunu al, bunu al' demedim. Derya Bey atanırken de benim haberim olmadı. Derya Bey kendisi bir yolculukta geldi, sordu. 'Eleştiriler ufkumuzu açar ama hakaret ettirmeyin' dedim.
Şimdi Hasan Cemal'in yazılarına son verilmesini benim istediğime dair ifade beni rencide etmiştir.
Geçenlerde bir olay yaşadık. Ona kırıldım. Tutanak olayında dedim ki 'Terörle mücadelede her türlü desteği vermeye hazırım' deyip, bu haberi yayınlamak izah edilemez.
IRA sürecinde medya bu tür şeyleri yayınlamama konusunda ortak karar almıştı. Hatırlattım. Hasan Cemal olayının benimle uzaktan yakından ilgisi yok. Geçmişte Uğur Dündar, Emin Çölaşan gibi isimler de gazetelerinden ayrılırken benzer dedikodular çıkarılmıştı. Orada da benim bir dahlim söz konusu olmamıştır.
Kaldı ki gazetesi de 'Hasan Cemal istediği zaman köşesinde yazabilir' diye duyurdu."
- Bülent Arınç, Milliyet'in o metinleri yayınlamasının "gazetecilik başarısı" olduğunu söyledi...
Bülent Bey böyle bir şey söyledi ise yanlış yapmıştır. O süreçte metinler başka gazetelere de servis yapılmak istendi. Kabul etmediler...

Türkiye'nin Suriye ve Kerkük planı
"Suriye'de sadece rejimle müttefik olamayız. Muhalifler Başbakan seçti. Arap Birliği yeni hükümeti kabul edecek. Yeni hükümet Halep, İdlip gibi içerde bir yerde görev yürütecek. Rusya'nın yeniden değerlendirmesi gerekecek. Obama'nın Ortadoğu ziyareti bu açıdan önemli. Bölgede ise Kerkük özel statüye sahip olmalı."