X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan Erdoğan Bahçeli'ye sert çıktı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan Erdoğan Bahçeli'ye sert çıktı

  • Giriş Tarihi: 7.4.2013 11:29 Güncelleme Tarihi: 7.4.2013 13:18

Başbakan Erdoğan TÜMSİAD Genel Kurulu'nda konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bizim nüfus artış hızımızın kesinlikle yüzde 2'nin üzerinde olması şarttır. Biz 2'de filan kalır daha aşağı düşersek 2040 yılı büyük bir tehlikedir'' dedi.

Erdoğan, Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜMSİAD) Pendik Green Park Otel'de düzenlenen 5. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, genel kurulun hayırlara vesile olmasını diledi.

TÜMSİAD'ın, yurt dışında bulunduğu her yerde, ay yıldızlı bayrağı büyük bir onurla ve gururla dalgalandırdığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Çalışmalarınızla, duruşunuzla, tavrınızla, başarılarınızla, Türkiye'yi ve aziz milletimizi, şanına, büyüklüğüne yaraşır şekilde tüm dünyada temsil ettiğiniz için sizlere ayrıca teşekkür ediyorum. TÜMSİAD'ın, 2013 yılında 2 önemli uluslararası faaliyeti gerçekleştireceğini büyük bir memnuniyetle öğrendim. Bu faaliyetler sırasına göre, gerçi ifade etmeyeceğim ama eylül ayında inşallah birinci TÜMEXPO Genel Ticaret Fuarı düzenlenecek. Haziran ayında da son derece anlamlı, son derece önemli bir kurultay, Birinci Uluslararası Türkiye Sağlık Mezunları Kurultayı'nı gerçekleştireceksiniz. Türkiye'de okumuş, 3 bin 500 civarında hekim ve sağlık çalışanlarının Türkiye'de bir kurultay çatısı altında tekrar bir araya getirilmelerini doğrusu son derece önemli buluyorum, anlamlı buluyorum son derece heyecan verici bulduğumu ifade etmek istiyorum. Türkiye'de okumuş, şu anda kendi memleketlerinde mesleklerini icra eden, saygın bir konumda bulunan mezunlarla irtibatın ve muhabbetin güçlendirilmesi inanıyorum ki Türkiye'nin tanıtımına çok büyük katkılar sağlayacaktır. Bu uluslar arası faaliyetlerinizden dolayı da sizleri ayrıca tebrik ediyorum, başarılarınızın artarak devamını diliyorum.''

''Türkiye ekonomisi 2012'de yüzde 2 büyüme kaydetti''-

Başbakan Erdoğan, TÜMSİAD'ın yönetimine ve tüm üyelerine, ekonomik büyümeye sağladıkları katkılardan dolayı şükranlarını ifade etmenin, ''boynunun borcu olduğunu'' belirterek, şöyle devam etti:

''Hafta başında açıklanan rakamlara göre, Türkiye ekonomisi 2012 yılında yüzde 2,2 oranında bir büyüme kaydetti. Gelişmiş ekonomilerin ciddi oranlarda daraldığı, Avrupa'da büyüme ortalamasının sıfırın altına düştüğü bir ortamda, Türkiye'nin yüzde 2,2 oranında büyüme kaydetmesi elbette çok önemli bir başarıdır. Daha önce de ifade ettim 2012 yılında, Belçika ekonomisi yüzde 0,2 oranında küçüldü. Çek Cumhuriyeti aynı şekilde yüzde 1,3 oranında daraldı. İtalya ekonomisi 2012 yılında yüzde 2,4 oranında o da daraldı. Yunanistan için yapılan büyüme projeksiyonu yüzde eksi 6,4... Almanya'nın ancak yüzde 0,7 büyüdüğüne, İngiltere ve ABD'nin bizim kadar, yani yüzde 2,2 büyüdüğüne, Japonya'nın büyüme oranının yüzde 2'de kaldığına şahit olduk.''

Dünyada bu kadar büyük daralma ve durgunluk yaşanırken Türkiye'nin yine pozitif bir büyüme kaydettiğini anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''2002-2012 arasında, 10 yıllık büyüme ortalaması ülkemizin yüzde 5,1. Gayrisafi yurt içi hasılamız 2002 yılında 350 milyar liraydı, 2010 yılında ilk kez 1 trilyon sınırını aştık ve 2012'de TL bazında milli gelirimiz 1 trilyon 417 milyar liraya ulaştı. Dolar bazında durum nedir ona bakarsak dolar bazında milli gelirimiz 2002 yılında 230 milyar dolar iken 2012 sonu itibarıyla hamdolsun 786 milyar dolar oldu. Yine bu süreçte, kişi başına milli gelirimize bakalım 2002'de 3 bin 500 dolar, 10 yılda yaklaşık yine 3 katı bir artışla 2012'de 10 bin 504 dolara yükseldi.''

Nüfus artış hızı

Başbakan Erdoğan, bazı ülkelerin nüfusta daralma yaşarken nüfusu eksilirken kişi başına milli geliri artırdığını iddia ettiğini belirterek, ''Bizim ise bu süreçte hamdolsun nüfusumuzda ortalama her yıl 1 milyon artmıştır. Bu artışla beraber kişi başına milli gelir de buraya gelmiştir'' dedi.
''Her aileye en az 3 çocuk'' ifadesini yineleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''TÜMSİAD ailesinin bu konuda çok daha başarılı olması lazım. Bu hafife alınacak bir konu değil. Bizim bir defa nüfus artış hızımızın kesinlikle yüzde 2'nin üzerinde olması şarttır. Biz 2'de filan kalır daha aşağı düşersek 2040 yılı büyük bir tehlikedir. Çünkü yaşlanmış bir nüfusla kalkınma olmaz kardeşlerim. Genç, dinamik nüfusla kalkınma olur. Ekonominin sırrı insandadır. Eğer genç, dinamik insanımız varsa o ülke evelallah alır başını gider. Biz şu anda güçlüysek, güçleniyorsak bunun tek sebebi genç nüfusumuzun oluşundandır. Bize ekonomide öğretirlerdi, 'ekonomide başarının sırrı emektir, sermayedir yatırımdır, üretimdir' bunları söylerlerdi. Sonra düşündüm düşündüm hayatın içinde dedim ki 'hayır bu anlatılanların hepsi geliyor insana dayanıyor' İnsan varsa emek var, insan varsa sermaye var, insan varsa tüketim var, insan varsa üretim var, insan yoksa bunların hiç biri yok. Hele hele bizler bu işteki hassasiyetimizin manevi bilinci içerisinde olmamız lazım. Çoğalacağız, onunla da iftihar edeceğiz. Asla zillete düşmeyeceğiz.''
''Yıllarca bu ülkede doğum kontrolü yaptırmak suretiyle maalesef bu milletin neslini kurutmanın gayreti içerisinde olanlar oldu'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Şimdi biz diyoruz ki bu milletin yeniden ayağa kalkması için en az 3 diyoruz. Bu kadar açık söylüyorum. Bunu yapmamız lazım. Onun için TÜMSİAD ailesine bunun kesinlikle yaraşır olması gerekir. Tabi bunu her yerde söylüyorum o ayrı. Ama burada da özellikle söylüyorum. Tabi burada şimdi Faslı bakanımız var ona da söylüyorum 'sakın siz azaltmayın ha siz de aynı şekilde çoğaltın.''


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Siyaset de iktidar da korkaklara göre bir yer değildir. Siyasetçi korkarsa, Başbakan, bakan, milletvekili, bürokrat korkarsa, o ülke ileriye doğru tek bir adım atamaz'' dedi.
Erdoğan, Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜMSİAD) Pendik Green Park Otel'de düzenlenen 5. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'yi diğer ülkelerden farklı kılan iki önemli göstergeyi de tekrar hatırlatmakta fayda gördüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Milli gelirin açıklanmasıyla birlikte Avrupa Birliği tanımlı borç stokumuzun milli gelire oranı da netleşmiş oldu. Bazen muhalefet çıkıyor 'borç şöyle arttı, böyle arttı' filan diyor. İnan bunlar ekonomi cehaletidir. Bir defa borcun artışı milli gelire göre hesaplanır. Bakın 2002 yılında, borç stoğunun milli gelire oranı neydi biliyor musunuz? Yüzde 74'tü. Yani, 100 liranın 74 lirası borçtu. Şu anda biz bu oranı nereye çektik? Yüzde 36'ya çektik. Üstelik, dünyada bu oranlar çok ciddi şekilde artarken, Japonya'da, ABD'de, İtalya'da yüzde 100'lerin üzerine çıkarken biz bu oranı düşürdük, Türkiye'nin borç yükünü azalttık. İkinci bir önemli gösterge de bizi krizlere, dalgalanmalara, şoklara karşı dirençli hale getiren Merkez Bankası rezervlerimiz olmuştur. Göreve geldiğimizde Merkez Bankamızın döviz rezervi neydi 27,5 milyar dolardı. Bakın şimdi Merkez Bankamızın döviz rezervi 125 milyar dolara ulaştı. 27,5 milyar dolar nire 125 milyar dolar nire... Nereden nereye geldi.''

-''Veren el, alan elden hayırlıdır''-

Farklarının bundan ibaret olmadığını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bakın şu anda, bir çok ülke, yüksek faiz oranlarıyla Uluslararası Para Fonu'ndan borç aldılar ya da almak için sırada bekliyorlar. Böyle bir tablo içinde, Türkiye, Uluslararası Para Fonu'na olan borcunu artık sıfırlama noktasına getirdi. Göreve geldik malum iktidar ve bizden önceki iktidarın kimlerden oluştuğunu biliyorsunuz ve o iktidardan devraldığımız IMF'ye borç 23,5 milyar dolardı. O zamanlar standby anlaşmaları da yapıyorduk malum ve biz arkadaşlar yılmadık, usanmadık. Dedik ki biz bu işi artık devamlı eriteceğiz. Ödedik, ödedik, ödedik şu anda bizim IMF'ye borcumuz 400 milyon dolar. Nereden nereye... Bu 400 milyon dolar ne biliyor musunuz? Son taksit. Şimdi mayıs ayında onu ödüyoruz ve defteri kapatıyoruz. Öte yandan, IMF şimdi bizden borç istiyor. Şimdi görüşmeler yapıyoruz. Anlaşabilirsek 5 milyar dolar biz borç vereceğiz. Veren el alan elden hayırlıdır.''

Dış yardımlar

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin, sadece IMF'e borç veren ülke konumunda olmadığını, dış yardımlarını da çok ciddi oranda artırdığını ifade ederek, ''2012 yılında, bir önceki yıla göre, dünyada dış yardımlarını en çok artıran ülke Türkiye olmuştur'' dedi.

2011 yılında, Türkiye'nin resmi yardımlarının 1 milyar 273 milyon dolar seviyesinde olduğunu anımsatan Erdoğan, ''2012 yılında Türkiye, yüzde 99'luk bir artışla, 2 milyar 532 milyon dolar resmi dış yardım gerçekleştirdi. ABD gibi, İngiltere gibi ülkeler dış yardımlarında, uluslararası operasyonlarında kısıntılara giderken Türkiye, dış yardımlarını artıran, hem de yüzde 99 oranında artıran bir ülke oldu'' diye konuştu.
Erdoğan, işadamlığının korkaklığı, ürkekliği, tereddütü, çekingenliği kaldıracak bir mevki olmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
''Öyle meslekler vardır ki cesaret ister, yürek ister. İşadamlığı, yatırımcılık, girişimcilik, ihracatçılık hiç kuşkusuz aynen bu şekilde, cesaret isteyen, yürek isteyen bir mevkidir. Eğer korku varsa, büyüme olmaz. Korku varsa, yatırım olmaz. Korku, tereddüt varsa, risk alınmaz. İşadamı, iş dünyası ne kadar cesur olursa, ne kadar yürekli olursa, ne kadar girişken, ne kadar aktif, ne kadar heyecanlı olursa, risk alırsa başarı da o kadar yüksek olur. Aynı şey siyaset için de geçerlidir, aynı şey iktidar için de geçerlidir.''

''Bürokratik oligarşi çok tehlikeli''

Siyasetin de iktidarın da korkaklara göre bir yer olmadığını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

''Siyasetçi korkarsa, Başbakan, bakan, milletvekili, bürokrat korkarsa, o ülke ileriye doğru tek bir adım atamaz. Onun için bürokratik oligarşi çok tehlikelidir. Çünkü bürokrat ürkektir, korkaktır. Taşın altına elini koymaz. Risk almaz, imza atmaz her şeyi dört dörtlük sağlama bağlayacak ondan sonra imza atacak. Siz siyasetçi olarak 'at buraya imzayı atmıyorsan ben atacağım' dediğiniz zaman tutuşuyor. Yapı budur. Bunlarla iş yürür mü? Yürümez. Onun için bu ülkede siyasetçinin aldığı riski veya alması gereken riski bürokrat almazsa bir yere varılmaz. İşte biz onu kıra kıra gidiyoruz. Peki bunu manasıyla başardınız mı? Hayır başaramadık. Birçok yerde hala önümüzde engeller var. Bunları aşmamız lazım. Aşamıyoruz. Çünkü alışkanlıklar çok derin.

Risk alınmazsa, girişken olunmazsa, aktif olunmazsa, heyecan, coşku,tutku, en önemlisi de aşk olmazsa o ülke ileriye doğru tek bir adım atamaz, yerinde sayar, hatta geriye gider. Türkiye olarak biz bunu çok acı tecrübelerle yaşadık. Korkular içinde, ürkek, çekingen, idarei maslahatçı bir siyaset ve hükümet anlayışı neticesinde, geçmişte ülke olarak, millet olarak çok ama çok ağır faturalar ödedik. Değişimden korktular, reformdan korktular, yatırımdan, üretimden korktular, en önemlisi özgürlükten korktular ve Türkiye'ye ağır bedeller ödettiler.''

"SABRIMIZIN DA BİR SONU VAR"
Konuşmadan diğer saır başları...

"Ana ve yavru muhalefet çıkaracağı adaylar başkan seçilmeyeceği için başkanlık sistemini istemiyorlar. Çalış senin de olur."

"Bütün mesele milleti kucaklamak, ama bunlar millete efendilik taslıyorlar."

"Bürokratik oligarşinin belini başkanlık sistemi kırar"

"Cumhurbaşkanını partili yapalım dedik. Fransa'daki sistem partili cumhurbaşkanlığı sistemidir. Cumhurbaşkanı partili olmasın dediler. Ülkenin geleceğine yönelik sorumlu mevkide olmak çok önemlidir. Biz de sıcak yataklarımızda mışıl mışıl uyuyor olabilirdik. Ama o zaman "bu millet için" ne yaptın sorusuna cevap veremezdik."

"2002'den beri hangi hangi reformu yaptıysak ülke bölünüyor dediler, ülke bölündü mü, parçalandı mı?"

"10 yıldır Çanakkale'ye giderim. Bir gün Bahçeli'yi Kılıçdaroğlu'nu, Baykal'ı orada görmedim."

"Akil insanlar heyetini açıkladıktan sonra Bahçeli bize ve onlara hakaretler etti. Kendi partisinden bir milletvekili de oradaki arkadaşımızın etnik kökeniyle ilgili olumsuz ifadeler kullandı. Bu düpedüz faşizmdir. Susuyorsak sabrımızdandır. Ama sabrımızın da bir sonu vardır."

MARMARAY 29 EKİM'DE

"29 Ekim'de Marmaray'ı hizmete alıyoruz. Pekin'i Londra'ya bağlıyoruz"