Başbakan Erdoğan konuştu

Giriş Tarihi: 14.4.2013 11:36 Güncelleme Tarihi: 14.4.2013 14:32

Başbakan Erdoğan, Kızılay Olağan Genel Kurulu toplantısında konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21. yüzyılda güçlü, büyük, iddia ve etki sahibi devlet olmanın kriterlerinin değiştiğini belirterek, "Gücünüz barışa olan katkılarınızla ölçülüyor, gücünüz eğitime kültüre, dayanışmaya, paylaşmaya olan katkılarınızla ölçülüyor, dünya üzerindeki eşitsizliklere, adaletsizliklere müdahale kapasiteniz, yanlışı düzeltme iradeniz, yumruğun ağırlığı değil sözün, fikrin, tezin ağırlığı dünyada her şeyden daha fazla etkili oluyor" dedi.

Erdoğan, ATO Kongre ve Sergi Sarayı'nda Türk Kızılayı Olağan Genel Kurulundaki konuşmasına, 145 yıl boyunca Türk Kızılayı için görev yapanlara, Türk Kızılayı mensuplarına ve hayırseverlere şükranlarını sundu.

Görev şehitleri ve hayatını kaybeden Kızılay mensuplarını minnetle yad eden Erdoğan, Türk Kızılayının tüm faaliyetleriyle takdiri, tebriği, teşekkürü hak ettiğini vurguladı.

"Kızılay, 145 yıl boyunca sadece ve sadece görevine odaklanan, sadece işini yapan bunu da sessiz sedasız gerçekleştiren bir kurum oldu" ifadelerini kullanan Başbakan Erdoğan, Türk Kızılayının 'sağ elin verdiğini sol el hissetmeyecek, görmeyecek' düsturunu 145 yıl boyunca başarıyla sürdürdüğünü belirtti. Erdoğan, şunları söyledi:

"Dünyadaki bazı örneklerinin tersine Kızılay, hiçbir zaman gizli gündemle ortada bulunmadı. Derinden ilerledi, sessiz çalıştı, propagandaya hiç tenezzül etmedi. Gerek yurt içinde gerek yurt dışında Türkiye insanının yardımseverliğini, alicenaplığını, cömertliğini, misafirperverliğini layıkıyla göstermenin dışında hiçbir niyet taşımadı. Kızılay, ihtiyaç hasıl olmadığı dönemlerde çok fazla hatırlanan kurum olmadı. Ama ihtiyaç hasıl olduğunda ufukta o kırmızı hilal umutla gözlendi. O kırmızı hilal göründüğünde kalplerde umut yeşerdi, gönüller ısındı ve yürekler güven duygusuyla doldu.

Yurt içinde hangi afet bölgesine gittiysek Kızılayın o kırmızı hilalinin orada dalgalandığını gördük. Yurt dışında hangi afet bölgesine ulaştıysak Kızılayın o hilal-i ahmerinin orada dalgalandığına şahit olduk. Kimsenin gidemediği yerlere, kimsenin ulaşamadığı coğrafyalara, kimsenin umursamadığı bölgelere Kızılay hızla ulaştı, herkesten, her kuruluştan önce cesaretle ulaştı ve muhtaçlara elini uzattı."

Türk Kızılayının, Çin Halk Cumhuriyeti'nden Haiti'ye, Moğolistan'dan Şili'ye, Japonya'dan Kongo'ya, Afganistan'dan Somali'ye, Myanmar'dan Filistin'e kadar ihtiyaç sahiplerine el uzattığını, darda kalanların yardımına koştuğunu belirten Erdoğan, milleti gururlandıran Türk Kızılayına teşekkür etti.


SON 3 YILDA 324 AFET MÜDAHALESİNE İHTİYAÇ DUYULAN OLAY

Türkiye'de son 3 yılda 324 afet müdahalesine ihtiyaç duyulduğunu hatırlatan Erdoğan, bunların 17'sinin deprem, 137'sinin yangın, 31'in heyelan, 75'inin sel, 24'ünün aşırı kar yağışı ve 9'unun patlama olduğunu söyledi.

Türk Kızılayının 780 bin kilometrekare üzerinde ihtiyaç duyulan her yere hızla ulaştığını ve gerekli yardımı yaptığını anlatan Erdoğan, Türk Kızılayının hem devletin hem milletin yardım elini en hızlı ve en ideal şekilde ulaştırdığını kaydetti.

Yurt içi ve yurt dışındaki yeni yatırım ve projelerle Türk Kızılayını büyütmeye, daha hızlı daha teşkilatlı şekilde müdahale eder hale getirmeye devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar ile Kızılayın bütün elektrik, elektronik sistemleriyle dünyanın her yerine çok daha süratle intikali sağlayacak şekilde donanımlı, güçlü bir genel merkeze de sahip olmasının gerekliliğini konuştuğuna dikkati çekti.

"İnşallah süratle onun da inşasını sağlamak suretiyle Kızılay, genel merkezi ile çok daha farklı bir vizyona ayrıca sahip olacaktır" diyen Başbakan Erdoğan, hükümet olarak şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da üzerlerine düşeni yapmayı sürdüreceklerini bildirdi.

"ARTIK BAŞKA KRİTERLER GEREKİYOR"

Erdoğan, 21. yüzyılda iddia, güç, etki sahibi büyük bir devlet olmak için gerekli kriterlerin çok değiştiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Geçmişte güçlü ordusu olan güçlü devlet sayılıyordu. Büyük ekonomisi olan büyük devlet kabul ediliyordu. Nüfusu çok olan dünya üzerinde nüfuz sahibi olabiliyordu. Şu anda ise artık bunlara sahip olmak tek başına büyük ve güçlü devlet olmak için yetmiyor. Bugün artık başka kriterler gerekiyor. Örneğin gücünüz, barışa olan katkılarınızla ölçülüyor. Gücünüz eğitime, kültüre, dayanışmaya, paylaşmaya olan katkılarınızla ölçülüyor. Dünya üzerindeki haksızlıklara, eşitsizliklere, adaletsizliklere müdahale kapasiteniz, yanlışı düzeltme iradeniz güç kriteri olarak kabul ediliyor.

Yumruğun ağırlığı değil, sözün, fikrin, tezin ağırlı dünyada her şeyden daha fazla etkili oluyor. Bugünün dünyasında ülkeler ekonomileriyle ordularıyla olduğu kadar üniversiteleriyle ulusal ve uluslararası eğitim faaliyetleriyle dernek ve vakıflarıyla yardım kuruluşlarıyla fikir ve tezlerini anlatan kitle iletişim araçlarıyla öne çıkıyor. Geçmişte bir kriz bölgesine sizin askerleriniz, ordunuz ne kadar hızlı ulaşıyorsa o kadar etkiliydiniz. Şimdi ise askerden önce, ordudan önce sizin barış mesajlarınızın, uzlaşma ve uzlaştırma çabalarınızın, dayanışma ve yardımlaşma faaliyetlerinizin ne kadar hızlı, ne kadar önce ulaştığı anlam ifade ediyor. Türkiye son on yıllık süreç içerisinde işte bu noktada gerçekten çok önemli mesafe kat etmiştir."

"MİLLET VAR OLDUĞU İÇİN DEVLET VARDIR"

Yurt içinde afetlere müdahale ve ihtiyaç sahiplerine çok hızlı ulaşma konularında önemli reformlar gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, "Bir vatandaşın devlete en fazla ihtiyaç duyduğu an çaresiz kaldığı andır. Yanı başındaki komşusundan yardım alamayan, kardeşi yardıma koşamayan, eşinden, çocuklarından ailesinden, yardım alabilecek durumda olmayan vatandaş son derece haklı olarak devletin kendisine el uzatmasını bekler" diye konuştu.

"Esasen devlet en zor zamanda vatandaşına ulaşabildiği, ona el uzatabildiği kadar devlettir" ifadelerini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devlet elbette vergisini toplayacak, elbette askerini alacaktır. Ama bunun karşısında devlet, milletin bağımsızlığını, hürriyetini, namusunu, şerefini korumakla, güveniliğini tesis etmekle mükelleftir. Bunun da ötesinde devlet, vatandaşını hiçbir ayrım yapmaksızın şefkatle kucaklamakla onun ihtiyaçlarını gidermekle mesuldür. Dolayısıyla kurumlarını, çok yaygın bir şekilde inşa etmek suretiyle bunu yerine getirmek güçlü bir devletin işidir. Devlet var olduğu için millet var değildir, tam tersine millet var olduğu için devlet vardır."

"BARIŞIN, HOŞGÖRÜNÜN, YARDIMLAŞMANIN SEMBOLÜ OLARAK GÖREN HERKESE HUZUR VERİYOR, UMUT VERİYORUZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, OECD raporlarına göre Türkiye'nin 2012 yılında resmi dış yardımlarını yüzde 99 arttırdığını, 2011'de 1 milyar 273 milyon olan resmi dış yardımların, 2012'de 2 milyar 532 milyon dolara ulaştığını bildirdi.

Başbakan Erdoğan, Türk Kızılayı Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Osmanlı Cihan Devleti'nin daha temelleri atılırken Şeyh Edebali'nin, Osman Gazi'ye verdiği "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" nasihatine dikkati çekti.

İnsanına sadece vergi mükellefi, sadece asker olarak bakan bir devletin zorba devlet olacağını ifade eden Başbakan Erdoğan, "İnsanı kendisinin varlık sebebi olarak gören, kendisini vatandaşının hizmetkarı olarak gören devlet ise adil devlettir, sosyal devlettir, demokratik hukuk devletidir" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Erdoğan, Selçuklu Devleti'nden bugüne kadar devlet anlayışlarının, "kenarı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu, gelir de adli ilahi sorar Ömer'den onu" dirayetine, gücüne, inceliğine ve hassasiyetinde olduğunu vurgulayarak, bir afet, felaket karşısında oradaki afetzedeye günlerce ulaşamayan, günlerce el uzatamayan bir devletin hiçbir bahanesinin, mazeretinin geçerli olamayacağını söyledi.

"ÜCRA KAVRAMINI ASLA LÜGATİMİZE SOKMADAN, 76 MİLYONA ULAŞMAK ZORUNDAYIZ"

Türkiye'de afet durumlarında devletin hizmet götürmesi gereken hemen her alanda, geçmişte hizmetten çok bahanelerin, mazeretlerin öne çıktığını anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Devlet hastaya ambulans yetiştiremedi, ambulansın gideceği yolu inşa edemedi. Yolun olmadığı yerlerde uçakla helikopterle paletli araçlarla ulaşma imkanlarını sağlayamadı. Devlet, en birinci vazifeleri olan eğitim, sağlık, adalet ve emniyet hizmetlerini tam anlamıyla yerine getirmedi, getiremedi. Bunların yanında afetlere günlerce müdahale edilemediği zamanlar oldu. Cesetlerin enkazlarda koktuğu, afetlerde kurtulanların soğuktan donduğu, afetzedelerin günlerce yağmurun çamurun altında aç, biilaç titrediği zamanlar oldu. Biz bugünün Türkiyesinde böyle bir ihmali asla ve asla sineye çekemeyiz.

Eğitimden sağlığa, adaletten emniyete kadar ücra kavramını asla lügatimize sokmadan, 76 milyonun tamamına eşit ve hızlı şekilde ulaşmak zorundayız. Afet ve felaket durumlarında hiç kimseyi dışarıda bırakmadan, ihmal etmeden en hızlı şekilde olay yerine ulaşmak ve ihtiyaçları mümkün olan en hızlı şekilde karşılamak zorundayız. Buradan hiç kimse farklı anlamlar çıkarmasın, bazen öyle afetler, öyle felaketler oluyor ki ne kadar güçlü, ne kadar hızlı olursanız olun bir anda herkese ulaşmak mümkün olmayabiliyor. En son Van depreminde imkansızlıklar değil ama bir anda öyle bir yardım, destek Van'a, Erçiş'e yığıldı ki orada siz hareket etme kabiliyetinizi bir anda kaybettiniz. Ama aradan 1-2 gün geçince her şey yerli yerine oturdu. Çünkü planı, projesi her şeyi orada yapılınca bir anda da hamdolsun Van'a, Erçiş'e müdahale imkanı doğdu. Bunu dünyanın en güçlü devletleri bile yaşayabiliyor, afet ve felaketlerin boyutu karşısında sosyal vasfı çok güçlü devletler bile bir müddet aciz kalabiliyor. Onun için de buna ne deniyor? Olağanüstü hal deniyor, olağan değil bu, onun için bu tür sıkıntılar yaşanabiliyor.''

Başbakan Erdoğan, depreme en fazla hazırlıklı Japonya'nın, fırtınalara en fazla hazırlıklı ABD'nin bile zaman zaman felaketler karşısında çaresiz kaldığını ifade ederek, ''Aksaklık elbette olabilir, o afet anında her şey dört dörtlük yürümeyebilir. Burada amaç mümkün olduğunca hızlı organize olabilmek, mümkün olduğunca hızla herkese el uzatabilmektir. Hamdolsun bu noktada çok önemli mesafe katettik'' diye konuştu.

"KIZILAY, DÜNYA GENELİNDE DE YÜZÜMÜZÜ AĞARTAN PERFORMANS SERGİLEDİ"

Türk Kızılayının, AFAD, yerel ve ulusal ekipler ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılabilecek olanın en iyisini, mükemmelini yapmanın mücadelesini verdiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, koordinasyon sayesinde Türk Kızılayının AFAD ile el ele verip afet ve felaketlere müdahale ettiğini belirtti.

Erdoğan, Türk Kızılayının, 24 yerel afet yönetim merkezi, 714 Kızılay şubesi, 12 bin üye, gönüllü ve uzman personeliyle 7 gün 24 saat milletin hizmetinde ve teyakkuz halinde olduğuna dikkati çekerek, "Kızılay, son 3 yıl içinde sadece Türkiye'de 761 bin ihtiyaç sahibi vatandaşa el uzattı, 83 milyon liralık operasyon gerçekleştirdi" dedi.

Afete acil müdahale hazırlık ile eğitim çalışmalarının da sürdürüldüğünü anlatan Erdoğan, "Kızılay yurt içindeki başarılı çalışmalarının yanında dünya genelinde de yüzümüzü ağartan, bizi gururlandıran performans sergiledi" diye konuştu.

Erdoğan, son 3 yılda 31 ülkede, Kızılay'ın hilalinin dalgalandığını belirterek, dünya genelinde 4 milyon 295 bin insana ulaşıldığını, 285,5 milyon dolarlık operasyon gerçekleştirildiğini bildirdi.

Türk Kızılayının doğrudan müdahalenin yanında 11 ülkenin Kızılay ve Kızılhaç derneklerini destekleyerek, eğitim verdiğini dile getiren Erdoğan, ülkelerindeki olaylardan kaçarak, Türkiye'ye gelen ve sayıları 191 bine ulaşan Suriyeliler için AFAD ile Türk Kızılayının son derece başarılı çalışmalar yürüttüğünü vurguladı.

Başbakan Erdoğan, "Kızılay, dünya sahtında sadece Türkiye'nin artan gücünü, artan etkinliğini göstermekle kalmadı, insanımızın yardımseverliğini, dayanışma ve paylaşma iradesini, barışa ve huzura yönelik azmini tüm dünyaya iletti. Kızılay, hiç kuşkusuz büyük Türkiye'nin en önemli enstrümanlarından biri oldu. Türkiye, TİKA ile TRT ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Yunus Emre Enstitüleri ile dünyada adından sıkça söz ettirirken, Kızılay ile de büyüklüğünü, cömertliğini, yardımseverliğini gerçekten gurur verici şekilde sergiledi" diye konuştu.

"ÜCRA, UZAK, ULAŞILAMAZ KAVRAMLARINI TANIMIYORUZ VE TANIMAYACAĞIZ"

Erdoğan, OECD raporlarına göre Türkiye'nin 2012'de resmi dış yardımlarını yüzde 99 arttırdığını, 2011'de 1 milyar 273 milyon seviyesindeki resmi dış yardımların, 2012'de 2 milyar 532 milyon dolara ulaştığını söyledi.

"Şu anda dünyanın tamamında ay yıldızlığı bayrağımızla, kırmızı hilalimizle çok yakından tanınıyoruz, biliniyoruz. Barışın, hoşgörünün, yardımlaşmanın sembolü olarak gören herkese huzur veriyor, umut veriyoruz'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şuna hepimiz 76 milyon olarak her bir ferdimiz gönülden, yürekten inanacak: Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz. Kim ne derse desin, biz tarihimizle büyüğüz, biz ecdadımızla büyüğüz, biz insanlık tarihine, bilim tarihine, sanat tarihine, siyaset ve idare tarihine kattıklarımızla büyüğüz. Biz, tarihin her döneminde gönüller fethetmekle, mazlumların çağrılarına kulak vermekle, mağdurun elinden tutmakla meşhur ve bu suretle büyüğüz. Bizi, büyük devlet, millet yapan bu vasıflarımızdan asla taviz vermeyiz. O hasletlerin unutulmasına, kurutulmasına müsaade etmeyiz. Çünkü biz, 'komşusu açken tok yatan bizden değildir' anlayışıyla büyüdük, böyle bu günlere geldik. Böyle bir ülkenin Kızılayı zayıf olur mu? Tabii ki olmaz ve olmayacak. 780 bin kilometrekare üzerinde 'ücra, uzak, ulaşılamaz' kavramlarını tanımıyoruz ve tanımayacağız.

76 milyona anında ulaşmanın hazırlığı içinde olacağız. Aynı zamanda komşumuz olsun, yakın olsun, uzak olsun her ülkeye, her millete hangi dinden olursa olsun, hangi dilden olursa olsun, hangi renkten olursa olsun Kızılayın, AFAD'ın eli her zaman, herkese uzanacaktır. Her halka ulaşmak içinde her an teyakkuz halinde olacağız. İçeride vatandaşını gören, gözeten, onu şefkatle kucaklayan vasfımızla büyük olacak, dışarıda hakkı savunan, barışı savunan, adaleti savunan vasfımızla büyüklüğümüzü göstereceğiz."

Türk Kızılayının tarihi misyonuna ve Türkiye'nin büyüklüğüne yaraşır hizmet sunan herkese teşekkür eden Erdoğan, hayatını kaybedenlere ve şehitlere Allah'tan rahmet diledi. Erdoğan, Hilal-i Ahmer'in, Türk Kızılayının,yüreklere su serpen, umut yeşerten, gözyaşlarını, acıları, feryatları dindiren bir sembol olarak başarısını arttırarak sürdürmesini temenni etti.

ERDOĞAN, MAYISIN SONUNDA GAZZE'YE GİDECEK

Bu arada, farklı illerden gelen çocuklar Başbakan Erdoğan'a çiçekler verdi. Erdoğan, konuşmasının ardından Somali, Gaziantep Karkamış Sınır Kapısı ve Gazze'deki Kızılay merkezlerine canlı bağlantı kurdu. Somali'den bağlanan Kızılay yetkilisi, kurdukları parke taşı tesisinin açılışına Başbakan Erdoğan'ı davet etti. Erdoğan, davete "ramazandan sonra inşallah" yanıtını verdi.

Gazze'ye de bağlanan Başbakan Erdoğan'a, orada Türk Kızılayının yaptığı seralarda yetişen zeytin dalı ve domateslerin yer aldığı sepet hediye edildi. Başbakan Erdoğan, mayısın sonlarına doğru Gazze'yi ziyaret edeceğini bildirdi.

ARKADAŞINA GÖNDER
Başbakan Erdoğan konuştu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz