X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kurtlar Vadisi gibi yaşantım vardı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kurtlar Vadisi gibi yaşantım vardı

  • Giriş Tarihi: 22.4.2013 17:01

"Ergenekon" davasında tutuklu yargılanan Sedat Peker, esas hakkındaki savunmasını tamamladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada mütalaaya ilişkin beyanda bulunan Peker, sahibi olduğu "ozturkler.com" adlı internet sitesinin iddia edilen terör örgütünün amaçları doğrultusunda yayın yapmadığını söyledi.

Peker, bu internet sitesinde Ak Parti ve hükümetin yanında milliyetçi muhafazakar kesim aleyhinde haber yer almadığını ifade ederek, "Bu internet sitesinin açılışına dava sanıklarından 3 kişi katıldığı için 'Ergenekon terör örgütü'yle bağlantılı olduğu iddia ediliyor. Açılışa spor camiasından 200 kişi katıldı. O zaman beni federasyon başkanı yapmaları gerekirdi. 500 tane iş adamı katıldı. Kimse beni TÜSİAD'a, MÜSİAD'a başkan yapmadı. Sanatçılar katıldığı için de sanatçı olmadım. Davada, 2-3 sanık açılışa katıldı, diye ne ben sanık olabilirim, ne de öztürkler sitesi örgüt amacına hizmet etmek için kuruldu" dedi.

Hakkında şikayette bulunduğu bazı kişilerle bu davada sanık olarak yargılandığını ifade eden Peker, "Cezaevine girdiğim günden itibaren çok fazla antidepresan içtim. 10 yıla yakındır cezaevindeyim. Acaba benim psikolojim, algılamam mı bozuldu. Tuncay Özkan yayın hayatı boyunca benim hakkımda çok sert, yayınlar yapmıştır. Zamanında tahliyelerim ve aldığım cezalarla ilgili hep 'az yattı, erken tahliye oldu' derdi. O bile 'Bu defa çok yattın' dedi" şeklinde konuştu.


ALTIN MEKTUP AÇACAĞIM YOK

"Ben normalden çok günahları olan bir insanım. 'Meleğim, uçuyorum' diye bir iddiam olmadı" diyen Peker, internet sitesinin 4 dilde Kur'an-ı Kerim yayını yaptığını söyledi.

Peker, cezaevindeki koğuşunda LCD televizyonu bulunduğu, fayansların beyaz olduğu, beyaz havlular kullandığı ve altın mektup açacağı olduğu şeklindeki iddialara da yanıt verdi.

Bu iddialar üzerine cezaevi yönetimi ve savcının koğuşuna gelerek incelemelerde bulunduğunu dile getiren Peker, "Misafir olarak geldiyseniz teşekkür ederim dedim. Savcı da, 'Bu yönde haberler çıktı. Gördüklerimizi yazacağız' dedi. LCD televizyon kantinde satılıyor. Odamdaki her şey kantinde var. Koğuşumun temiz olmasından dolayı suçlanmadım. Cezaevine gelen bütün mektuplar cezaevi yönetimince açılıp okunur. Benim altın mektup açacağımın olması, mektupları açmam mümkün değil. Çok değer verdiğim Fahrettin Altay Paşa'nın torunu fil dişinden mektup açacağı hediye etti. Cezaevine girmeden önce baş ucumda dururdu" diye konuştu.

Peker, Türkiye'deki cezaevilerinde en çok posta ve mektup alan tutuklunun kendisi olduğunu, 10 yıla yakın zamandan beri cezaevinde olmasına rağmen kendisine hiç azalmadan sürekli mektup ve mesaj geldiğini söyledi.

Mütalaada, tanık ve gizli tanık ifadelerinden kendisine bir suçlama yöneltilmediğini belirten Peker, hukuki dilde bunun iddiaların geri çekilmesi anlamına geldiğini savundu.

Peker, avukatlarının kendisine isminden dolayı cezaevinde yattığını söylediğini anlatarak, "Şiddet yapabilme yeteneğim potansiyelim de var. Melek olmamakla beraber Hannibal Lecter olacak bir adam da değilim. Geçmiş yıllarda Kurtlar Vadisi tadında bir yaşantım olduğu için mi bilmiyorum ama ismim nedeniyle cezaevinde yattığıma inanmak istemiyorum. Tahliyeme ve beraatime karar verilirse sevinirim. Aksi takdirde canınız sağ olsun" dedi.