X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Biten teröre karşı terör üretmeyin'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Biten teröre karşı terör üretmeyin'

  • Giriş Tarihi: 28.4.2013

'Çözümün parçası olmayanlar, sorunun tarafı olurlar'diyen Erdoğan, biten teröre karşı terör üretmeye çalışan CHP, MHP ve İşçi Partisi'nin süreç sonunda kaybedeceğini savundu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gerçeğe dönmesini beklediği hayalinin sadece terörün sona ermesi değil Türkiye için karanlık bir devrin kapılarının kapanması olduğunu belirterek, "Yıllardır, Cudi dağından çiçekler toplamak, Süphan'da, Ağrı'da piknik yapmak istiyorduk. İşte bugün, bu hayallerin gerçekleşmesi için adım atma günüdür" çağrısı yaptı. CHP, MHP ve İşçi Partisi'nin biten teröre karşı terör üretmeye çalıştığını vurgulayan Erdoğan, 22. MÜSİAD Olağan Genel Kurulu'nda "Çözümün parçası olmayanlar, sorunun tarafı olurlar" vurgusunu yineledi. Erdoğan şunları söyledi:

ERDOĞAN'IN HAYALİ

Şu anda biten sadece 30 yıllık terör değil, çok daha uzun yıllara yayılmış bir sorunlar manzumesidir. Çıtayı çok yüksek tutarak, belki bazılarının hayal diyebileceği şekilde bir ifade kullanmış olmayayım. Ama, bunlar, bu fakirin şu anda gerçeğe dönmesini beklediği hayalleridir. İnşallah şu anda sadece terör sona ermeyecek. Türkiye için karanlık bir devrin kapıları kapanıyor. Türkiye'nin adeta makus talihi değişiyor. Bugün gerçekleşen, Cumhuriyetimizin güçlenmesi, 23 Nisan 1920'deki, 29 Ekim 1923'teki o ruhla, o heyecanla, o birliktelikle kucaklaşmasıdır.
Bugün, Türkiye'nin tamamında 4 aydır anneler derin bir oh çekiyorlar. Denizli'de bir şehit annesi, "Keşke bu süreç 6 ay önce başlasaydı da benim Vedat'ım şehit olmasaydı" diyor. Bu süreci biz 2002'de başlattık ama bu noktaya gelinceye kadar neler çektik neler. Şu anda da son derece temkinliyiz. Sabotajlara, tahriklere karşı ihtiyatı elden bırakmış değiliz. Ama bugün, düne göre çok daha umutluyuz, kararlıyız, iyimseriz.
Bu başlangıcı, kalıcı huzura, kalıcı dayanışmaya tahvil etmek zorundayız. Onun için, bu süreçte herkesin etkin rol almasını, var gücüyle desteklemesini rica ediyorum. Gün artık tribünlerden seyretme veya tribünlere oynama günü değildir. Gün sinsi sinsi izleyip sonuca göre tavır belirleme günü de değildir. Gün, sürecin karşısında durup, biten bir terör karşısına, kendi terörünü üretme günü hiç değildir. Çözümün parçası olmayanlar, sorunun tarafı, parçası olurlar.
Biz, Türkiye'de kardeşliğin tarihi yeniden yazılırken, hiç kimse dışarda kalmasın istedik. Maalesef, CHP ve MHP, bu işin dışında kalmayı, hatta karşısında durmayı tercih ettiler. Şimdi CHP Genel Başkanı, sürekli olarak, "Hiçbir şey bilmiyoruz, anlamıyoruz, hiçbir şey anlatılmıyor. Bilmediğimiz, anlamadığımız bir sürecin içinde olmayız" diyor. Türkiye'de herkesin gördüğünü, anladığını, hissettiğini maalesef CHP Genel Başkanı duymuyor, görmüyor, anlamıyor.
MHP Genel Başkanı bu süreci biliyor, bu sürecin işine gelmediğini, süreç tamamlandığında kendisine istismar zemini kalmayacağını biliyor ve bundan dolayı sokakları terörize edecek kadar etrafa tahrik yayıyor. Bir zahmet, MHP Genel Başkanı, CHP Genel Başkanı'na olup biteni anlatsın. Yine de anlayamazsa, Akil insanlar heyetinden rica ederiz.
2010 yılında, Anayasa Halk oylamasında, siyasi partilerin nasıl bir tutum sergilediklerini hepimiz gördük. CHP, MHP, BDP, onların yanında Türkiye Komünist Partisi, onların yanında İşçi Partisi, diğer irili ufaklı marjinal partiler bir araya geldiler ve anayasa değişikliğine karşı çıktılar. Milletim, sandıkta onlara gereken cevabı yüzde 58'le verdi.
Terörün sona ermesi noktasında birkaç eksiğiyle, fazlasıyla, aynı hattın tekrar oluştuğunu görüyoruz. CHP, MHP, yanlarında da İşçi Partisi, süreci baltalamak, sabote etmek, hatta sokakları tahrik etmek için her yola başvuruyorlar.
Akil İnsanlar heyeti bir şehre geliyor, CHP'lilerden ve İşçi Partililerden oluşan 50-100 kişilik bir grup, ortamı terörize etmek suretiyle, konuşmacıları susturmaya çalışıyor. Onlarla omuz omuza, MHP'li 50-100 kişilik bir ekip de bu çirkin gösterilere dahil oluyorlar.

MHP VE İŞÇİ PARTİSİ

Özellikle, İşçi Partisi liderinin, Bekaa Vadisi'nde, terör örgütünün liderleriyle sarmaş dolaş çektirdiği fotoğraflar, terör örgütüne verdiği akıllar, tavsiyeler herkes tarafından çok iyi biliniyor. İşte bu parti, şu anda sağ eliyle MHP'yi, sol eliyle CHP'yi adeta parmağında oynatıyor. Devlet Bahçeli başkanlığındaki MHP yönetimi, MHP'nin milliyetçiliğini ırkçılığa çevirmiş, İşçi Partisi'nin yedeği haline getirmiştir. İki uç nokta, MHP ve İşçi Partisi, 1980 öncesi manzarayı bugüne taşımak için ellerinden geleni yapıyorlar. Üniversitelerimizde şu andaki mevcut gelişmeler 80 öncesi tabloyu teşvik etmek için.
CHP de, MHP de, terör bittiğinde, ellerinde hiçbir istismar aracı kalmayacağını çok iyi biliyorlar. Şunu da hatırlatmak durumundayım: Şu anda, CHP tabanında da, MHP tabanında da, çözüm sürecine 'evet' diyenlerin oranı, 'hayır' diyenlerden daha fazla. Tüm anketler bunu gösteriyor. Çözüm sürecinin kazananı Türkiye olacak; kaybedeni ise, hiç kuşkusuz, CHP ve MHP'nin mevcut yönetimleri olacak.
Yıllardır, Cudi dağından çiçekler toplamak istiyorduk. Yıllardır, Süphan'da, Ağrı'da piknik yapmak istiyorduk. Yıllardır, Dicle'nin, Fırat'ın sularında özgürce, korkusuzca, kaygısızca serinlemek istiyorduk. İşte bugün, bu hayallerin gerçekleşmesi için adım atma günüdür.

'DEDEMDEN ÖĞRENDİM'
Başbakan Tayyip Erdoğan 'Milli içkimiz ayrandır' çıkışını dün de sürdürdü. Erdoğan bu konuda şunları söyledi: "Bugün bir tanesi şöyle yazıyor: "Tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek milli içki" diyor. Yeşilay'ın toplantısında Gazi Meclis'ten ilk çıkan 5 yasadan biri olan Men-i Müskirat Yasası'ndan, alkolle mücadele yasasından bahsettim. Sağlıklı bir nesil olması için bana dedem milli içki olarak ayranı öğretti. Varsın o birasını, votkasını içsin. Biz Anayasa'nın 58. maddesi gereği neyse, devlet olarak, Başbakan olarak bunu yapmak zorundayız. Uyuşturucuyla, kumarla, kötü alışkanlıklarla, alkolle mücadelede tedbirler alır diyor. Bilmeyenler Anayasa'nın 58. maddesine baksın. Onun gereğinin yapmak da bir Başbakanın, meclisin birinci derecede görevidir."