X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Umutlu bir yolun başı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Umutlu bir yolun başı

  • Giriş Tarihi: 4.5.2013

Muş ve Gümrü'de tarihin izini süren gençler, 'Yolun Başında' isimli belgesele ortak imza attı. "İki tarafta da konuşulacak çok şey ve umut var" diyen gençler, diyaloğa büyük katkı sağladı

Türkiye ile Ermenistan sınırının kapalı olmasına karşın iki ülke arasındaki diyalog kapılarının açık kalması için uğraşan sivil toplum kuruluşları önemli bir filme imza attı. 1915 öncesinde Muş'ta yaşayan Ermeni nüfusun izlerini araştıran 40 kişilik ekip, bu kentten Ermenistan'a göç edenlerin torunlarını buldu. Türkiye'den Somnur Vardar'ın yönetmenliğini, Zeynep Güzel'in yapımcılığını üstlendiği "Yolun Başında" filmi için Anadolu Kültür Derneği ile üç kuruluş, 2011'de çalışmaya başladı. İki ülkeden 10'ar üniversite öğrencisi, 10 eğitmen ile 10 proje koordinatörü, Muş'ta yaklaşık iki hafta kaldı. Ardından da sınır kenti Gümrü'nün köylerine giden araştırmacılar, buradaki torunlarla bir araya geldi.

ERMENİLER İÇİN ÖNEMLİ

Anadolu Kültür Derneği Proje Koordinatörü Ragıp Zık, "Önemli olan karşılıklı diyalog. Ancak bu şekilde 'canavar Türk ve pis Ermeni' algılarını kırabiliriz. Umut var çünkü konuşulacak çok alan var. İki ülke arasındaki ulaşımın artması tanımada etkin olacaktır" dedi. Muş'ta Hıristiyan olarak yaşayan Ermeni'nin bulunmadığını belirten Zık'a göre, Müslümanlaşmış Ermeni nüfusu ise hayli fazla. Zık, "Muş Ermeniler için önemli. Ermeni alfabesinin kurucusu Muşluydu. Hıristiyanlığı ilk kabul eden Ermeni kralı da bu kentten. 1915 öncesinde nüfusun yarısı Ermeniymiş" şeklinde anlattı.

'Bir kavanoz toprak getirin başka bir hediye istemem'
Kooridinatör Ragıp Zık izlenimlerine göre, Gümrü'ye göç edenlerin torunları, yadigar el yazması İncilleri özenle saklıyor. Ayrıca üzerinde Osmanlıca yazılar yazan ve içinden su içersen ömrü uzattığı söylenen bir tası saklayan bile var. En büyük dilekleri ise büyüklerinin Türkiye'deki evlerini görmek. "Oradayken en fazla 'Bir gitsem oraları görsem' cümlesini duydum. Özlem akıl almaz boyutlarda" şeklinde anlatan Zık şöyle devam etti: "Mezarlara gitmek isteyen oluyor. Ancak ekonomik şartlar ve ulaşım büyük engel. 'Sana Türkiye'den ne getireyim' diye soranlara 'küçük kavanoza toprak koy, taş getir' diyorlar."