X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan'dan AB'ye sert tepki
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan'dan AB'ye sert tepki

  • Giriş Tarihi: 13.6.2013 11:55 Güncelleme Tarihi: 13.6.2013 14:15

Başbakan Erdoğan, Belde Belediye Başkanları toplantısında konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz, meseleye partizanlık gözüyle bakmış olsaydık, yüzde 57'si AK Partili olan belediyeleri böyle bir değişime, dönüşüme tabi tutmazdık. Bizim derdimiz partizanlık değil, bizim derdimiz hizmetkarlık. Biz, üzerimizde milletin emanetini taşıyoruz, partizanlık uğruna milletin bu emanetine asla ihanet içinde olmayız, olmadık ve olamayız" dedi.

Başbakan Erdoğan, kapatılan belde belediyelerin AK Partili başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen toplantının Türkiye için hayırlara vesile olmasını temenni ederek, bir araya gelen tüm belediye başkanlarına yaptıkları ve yapacakları çalışmalardan dolayı teşekkür etti.

Erdoğan, 12 Kasım 2012 tarihinde çıkarılan yasayla 13 ili ve daha sonra Ordu ilini de ekleyerek 14 ili büyükşehir belediyesi statüsüne kavuşturduklarını, Türkiye genelinde büyükşehir belediyesi sayısının böylece 30'a yükseldiğini, aynı yasayla yeterli nüfusa sahip olmayan belediyelerin de bir dönüşüme tabi tutulduğunu anlattı. Bazı çevrelerin bu duruma "kapatma" ifadesini kullandığını, ama kendisinin "dönüşüm" ifadesini kullandığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, "Çünkü o ifade istismardır. Bu istismara da fırsat vermemek lazım" dedi.

Türkiye genelindeki 2 bin 950 belediyeden bin 637'sinde bu dönüşümü gerçekleştirdiklerini, bu değişimi gerçekleştirirken de muhalefet tarafından her zamanki gibi çok ağır eleştiri, hakaret, iddia ve iftiralara maruz kaldıklarını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Partizanlık yaptığımızı iddia etmekten tutun, Türkiye'yi bölmeye kadar her türlü yakışıksız ifadeyi bu süreç içerisinde kullandılar. Ancak kapatılacak belde belediyelerinin parti dağılımı bizim bu yasada ne kadar samimi olduğumuzu, ne kadar gerçekçi olduğumuzun ispatıdır. AK Partili belediyelerin sayısı nedir? Bin 637'nin içinde 928 tane AK Partili belediye var. Biz, meseleye partizanlık gözüyle bakmış olsaydık, yüzde 57'si AK Partili olan belediyeleri böyle bir değişime, dönüşüme tabi tutmazdık. Bizim derdimiz partizanlık değil, bizim derdimiz hizmetkarlık. Biz, üzerimizde milletin emanetini taşıyoruz, partizanlık uğruna milletin bu emanetine asla ihanet içinde olmayız, olmadık ve olamayız. Bizim için her zaman esas olan milletimize ulaştırdığımız hizmettir, bu hizmetin kalitesidir, yaygınlığıdır. Bu en ideal, en güzel şekliyle nasıl verilebilir, biz buna bakıyoruz."

"AK Parti'den önce siyaset haritalar üzerinden yapılırdı"

Başbakan Erdoğan, Türkiye'de AK Parti'den önce siyasetin hep kağıtlar, haritalar üzerinden yapıldığını ifade ederek, "Seçim sandıkları kapatıldığında iktidar partileri önlerine haritayı açtılar, nereden oy aldıklarını, ne kadar oy aldıklarını, ne kadar oy almadıklarını renkli kalemleriyle işaretlediler. Oy aldıkları köylere, beldelere, ilçe ve illere hizmet taşırken, oy almadıkları yerleri adeta cezalandırdılar. Biz, AK Parti olarak böyle bir siyaseti ve siyasetle hizmet anlayışını elimizin tersiyle ittik" diye konuştu.

Seçimlerin ardından önlerine tertemiz bir Türkiye haritası koyduklarını ve üzerinde hiçbir siyasi işaretleme yapmadan 780 bin kilometrekareye, 76 milyona tek bir nazarla baktıklarını vurgulayan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizim, oy alamadığımız köylerimize, beldelerimize, ilçe ve illerimize bakın, ne demek istediğimizi o zaman daha iyi anlayacaksınız. KÖYDES ne demektir? Cumhuriyet tarihinde böyle bir uygulama yok. KÖYDES ile köylere hiçbir zaman olmayan bir desteği biz ulaştırdık. BELDES ne demektir? Belediyelere ekstra bir desteği BELDES ile yine biz ulaştırdık. Bizden öncekilerin aklına niçin böyle şeyler gelmiyordu? Çünkü onların 'hizmet' diye bir derdi yoktu.

Tunceli'den biz milletvekili çıkartamadık, ama gidin Tunceli'ye orada açtığımız üniversiteyi görürsünüz, inşa ettiğimiz hastaneleri, yolları, okulları, derslikleri, barajları görürsünüz. Biz, Tunceli'ye o kadar hizmet götürdük ki inanın Tunceli'den her zaman en yüksek oyları alan CHP, 90 yıl boyunca böyle hizmet götürmemiştir. İzmir, cumhuriyet tarihinde her alanda en büyük hizmeti, en büyük eseri AK Parti döneminde görmüştür. Antalya, bize oy versin, vermesin uluslararası marka şehir olma yolunda cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarına bizim dönemimizde şahit olmuştur. Iğdır aynı şekilde milletvekilimiz olmasa da orada tarihinde hiç görmediği eserlerin yükseldiğini görürsünüz. Havalananına, hastanelere, yollara varıncaya kadar bunu görürsünüz. Bizzat gittim havaalanını açtım. Hakkari aynı şekilde hiç milletvekilimiz olmasa da orada okullarından, hastanelere, yollara, üniversitesine varıncaya kadar... Havaalanını da açıyoruz, bu yatırımları görürsünüz."

Başbakan Erdoğan, 2001 yılında Afyonkarahisar'dan yola çıkarken "81 vilayetin 81'i bizim nazarımızda birdir" ifadesini kullandığını anımsatarak, o dönem 'Biz, etnik milliyetçilik yapmayacağız' dedik. Biz bu ülkede Türküyle, Lazıyla, Kürdüyle, Çerkeziye, Gürcüsüyle, Arnavutuyla, Boşnağıyla aklınıza ne gelirse hepsiyle biriz, beraberiz, bütünüz. Çünkü yaradılanı yaratandan ötürü seviyoruz" dedi.

"Bölgesel milliyetçilik de yapmayacağız" dediklerini anımsatan Başbakan Erdoğan, Türkiye'de yatırımların on yıllarca batıya yapıldığını, Orta Anadolu, Doğu ve Karadeniz bölgelerine yatırımların yapılmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan, "Biz ne dedik? Dedik ki; 'Batı'da ne varsa, Doğu'da da o olacak, Kuzey'de ne varsa, Güney'de de o olacak. 780 bin kilometrekarenin tamamında modern, kalkınmış bir Türkiye hedefliyoruz dedik', onun için bölgesel milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık. Bunu ne zaman söyledik? 2001'de söyledik. O günden bugüne, 13 yılı deviriyoruz, bu anlayışla geldik. Hizmette 11 yıla geldik. 76 milyonun her bir ferdi bizim nazarımızda birdir, beraberdir, kardeştir. Bütün bölgeler vatandır, dolayısıyla hiçbir ayrım yapmayız, yapamayız."

"Çok açık, net ortaya çıkmaya başlamıştır"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Son Hatay. 53 şehidimizin maalesef incelenmesinde, oradaki çalışmaların içerisinde, bu işin ne yazık ki tahrikçilerinin ana muhafelet partisi mensupları olduğu artık çok açık, net ortaya çıkmaya başlamıştır" dedi.

Başbakan Erdoğan, kapatılan belde belediyelerinin AK Partili başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, dinsel milliyetçilik yapmayacaklarını söyleyerek yola çıktıklarını, Türkiye'de Müslüman, Hristiyan, Musevi, Sünni, Alevi ayrımı yapmadıklarını dile getirdi.

Türkiye'de muhalefetin, mezhebi bir kaşımanın gayreti içerisinde olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son Hatay. 53 şehidimizin maalesef incelenmesinde, oradaki çalışmaların içerisinde, bu işin ne yazık ki tahrikçilerinin ana muhafelet partisi mensupları olduğu artık çok açık, net ortaya çıkmaya başlamıştır. Şimdi bir numaralı, bu işin başını çeken kişi de yakalandı. Şimdi herşey dökülüyor artık. Biz sabırla şu anda süreci izliyoruz, takip ediyoruz. Ama bu işin içerisindeki aktörlerin özellikle Türkiye'den Suriye'ye gidip gelenlerin kimler olduğunu biliyorsunuz, bunları söylememe gerek yok. CHP milletvekillerinin oraya gitmek suretiyle, böyle bir ortam içerisinde herhalde oradan kalkıp da bize neler taşıdıkları ve bunların hangi milletvekilleri oldukları, hepsi ortada. Bunları getirip götürenlerin kim olduğu ortada. Bunların hepsi gazetelerde, bütün bu görüşmeler esnasında yayınladı.

Bu birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi kimseye bozdurtmayacağız. Biz birlik, beraberlik, kardeşlik kavramlarını slogan olarak kullanan değil bunların içini dolduran, bunların gereğini yapan, bunları ülkeye egemen kılmak için mücadele veren bir partiyiz. Birileri 'AK Parti kaybetsin de ülkeye ne olursa olsun' anlayışındalar. Ama biz her zaman 'Ülke kaybetmesin, biz kaybetmeye razıyız' diyen, bunun da gereğini yerine getirmiş, getiren bir partiyiz. Her adımımızda, faaliyetimizde, her reform ve uygulamada partimizi değil, şahsi çıkarları değil, ülkeyi, milleti, Türkiye'nin çıkarlarını el üstünde tuttuk. İşte, bin 637 belde belediyesini, yüzde 57'si AK Partili olduğu halde bu dönüşüme, değişime tabi tutuyor olmamız bizim bu samimiyetimizin, objektif siyaset anlayışımızın en anlamlı ispatıdır."

İstanbul gibi bir şehrin belediye başkanlığını yapmış bir başbakan olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Sizin derdinizi en iyi ben anlarım, en iyi ben bilirim. Bunu Kılıçdaroğlu mu, Bahçeli mi anlar? Bunu diğeri mi anlar? Ne anlarlar onlar? Onların eline beş tane koyun ver, kaybeder gelirler. Onların böyle bir durumu yok" ifadesini kullandı.

Sandıkta başarılı olamayanların sandık dışında netice alma gayreti içerisinde olduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, CHP, MHP ve BDP'ye gönül ve oy verenleri kardeş olarak gördüğünü çünkü gerçeklerin bilinmediğini söyledi. Erdoğan, "Gerçekleri anladıkları zaman, inanıyorum ki onlar da hakka, gerçeğe teslim olacaklar, bunu biliyorum" görüşünü dile getirdi..

"Köylerin yüzde kaçında kanalizasyon var?"

Belde belediyelerinin kapatılmasıyla hayata geçecek değişikliklere de değinen Erdoğan, eski sistemde ücra köylere en ideal hizmetlerin en ideal şekilde götürülmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kaymakam bey köylere hizmet götürebiliyor mu? Aracı gereci var mı? Doğru dürüst yok. Vali bey kendisine bir tane iş makinesi gönderebilirse köyün yolunu düzeltecek. Yahut da sizden rica edecek, siz makinelerinizi göndereceksiniz, köyün yolunu düzelteceksiniz. Vaka bu, yaşadığımız bu. Şimdi ne oluyor? Şimdi olan şu, mülki sınırlar büyükşehir sınırına alındığı için artık orada güçlendirilmiş bir yapı var. Köy ne oluyor? Mahalle. Köy, mahalle olunca ilçe belediyesi ne yapacak, oraya her türlü hizmeti A'dan Z'ye götürecek. Büyükşehir belediyesi ne yapacak? Kendi hizmetini aynen oraya götürecek. Altyapıysa altyapı, su, kanalizasyon, bütün bunları bitirecek. Acaba bugün Türkiye'nin, köylerimizin yüzde kaçında kanalizasyon var, samimi olalım. Kardeşlerim yüzde 10 diyor. Ben yüzde 10 bile olduğunu zannetmiyorum. Ne yapılıyor, en idealinde kuyular yapmak suretiyle, bütün o pislikler kuyulara aktarılıyor."

Kanalizasyon altyapısı olmamasının hastalıklara neden olabileceğini vurgulayan Erdoğan, uygulamanın örneği olan Kocaeli ve İstanbul'daki köylerin her tür imkana kavuştuğunu, eksikliklerin giderilmesi için de çalışmaların sürdüğünü söyledi.

"Eğer ben de kötü eserler bıraktıysam, bırakıyorsam benim de vay halime"

"Makamlar gelip geçicidir, baki olan hizmettir, eserdir" ilkesini endisine ve çevresine her fırsatta hatırlattığına işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Biz de siz de yaptıklarınızla anılacaksınız. Eğer kötü eserler bıraktıysanız vay halinize. Eğer ben de kötü eserler bıraktıysam, bırakıyorsam benim de vay halime. Ama iyi eserler bıraktıysanız, iyi eserler bıraktıysak, o zaman da hep dualarla yad ediliceğiz. Eğer kişi oturduğu makama bir kıymet kazandırmıyorsa biz bulunduğu makamlara yük oluruz.

Bu makamlara bizlere emanet edenlere haksızlık yapacak bir kadro değildir AK Parti kadroları. AK Parti, daha kurulurken tüzüğüne üç dönem kuralını koyarak bu noktada ne kadar samimi olduğunu göstermiştir. Hiçbir siyasi partide böyle bir şey var mı? Yok. Niye koyduk bunu? 'Arkadan bir nesil geliyor' dedik. Üç dönem milletvekilliği yaparsın, dördüncü dönem ara verirsin ardından tekrar
seçilebilirsen tekrar gelirsin. 30 yaş olan seçilme yaşını biz 25'e indirdik."

"Müsteşarıma talimat verdim"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçilme yaşının 18'e indirilmesi için çalışma yaptırdığını, muhalefetin "Çoluk çocuğa mı bırakacağız Parlamento'yu'' dediğini belirterek, "Bu cesareti gösteren iktidar, bizim iktidarımız. Gençliğine demokrasi mücadelesi içinde Parlamento'nun yolunu açmada bu kadar cesur hareket eden bizim iktidarımız. Nerede CHP, nerede
MHP? Hadi görelim onlar da çıksınlar meydana. 'Biz böyle bir düzenlemenin içinde varız' desinler" dedi.

Başbakan Erdoğan, "Müsteşarıma talimat verdim, bir çalışma yapacaksın, sağolsun hızla çalışma devam ediyor, bunu 18 yaşa indirebilir miyiz, dünyada bu uygulamayı yapan yerler var mı? Dünyada, bırakın dünyayı, Avrupa'da yoğun bir şekilde seçme ve seçilme yaşının 18 olduğu ülkeler var. Hollanda, Almanya, Finlandiya, hatta hatta seçme yaşının 16, seçilme yaşının 18 olduğu ülke var"
diye konuştu.

Çalışmanın devam ettiğini dile getiren Erdoğan, "Şimdi ne diyor muhalefet, 'Çoluk çocuğa mı bırakacağız Parlamento'yu' diyor. Şimdi gençliğine güvenmeyen bu zihniyetlerle nereye gideceğiz?" dedi.

Bu cesareti gösterenin AK Parti iktidarı olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gençliğine, demokrasi mücadelesi içerisinde Parlamento'nun yolunu açmada bu kadar cesur hareket eden bizim iktidarımız. Nerede CHP, nerede MHP? Hadi görelim, onlar da çıksın meydana. 'Biz böyle bir düzenlemenin içerisinde varız' desinler. Bizim önümüzde örnek var, nedir o örnek, bir karanlık çağı kapatıp bir karanlık çağı açan Fatih, bizim en güzel örneğimizdir. O bu yaştaydı.
Bütün mesele nedir, eğer sen güçlü devletsen, akıllı devletsen, eğitim sisteminle herşeyinle bu kuşakları yetiştirirsin, yarınlara hazırlarsın, ondan sonra onların da Parlemento'da söyleyecek sözleri varsa gelirler Parlamento'da bu sözlerini söylerler, bundan da korkmazsın."

"Neşteri vurduk ama Danıştay'dan döndü. Onların da vebali var"

Erdoğan, 10,5 yıllık süreçte bazı makamları kaldırırken, bazı kurumları kapatırken ölçülerinin sadece hizmet, verimlilik olduğuna işaret ederek, "Zira biz bir emanet taşıyoruz. Sahibi millet olan bir emanetle bu yolda yürüyoruz. Hem millet hem de Allah, gün gelecek bize bu emanetin hesabını soracak, biz bunun bilincindeyiz. Allah'ın izniyle hem milletin huzurunda hem
Allah'ın huzurunda biz alnımızın akıyla bu hesabı vermek istiyoruz" ifadelerini kullandı.

"Eğer devletin hazinesinden, milletin hazinesinden belediyelere giden para hakkıyla kullanılmıyorsa, verimli kullanılmlıyor, hizmete dönüşmüyorsa bunun vebali bizim için çok ağırdır" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Öyle belde belediyelerimiz var ki 2 bin, 3 bin nüfus var, bu ideali, daha aşağı in, 500 civarında olan da var, öyle mi? 300 var, 400 var. Bugün İstanbul, Ankara gibi yerlerde 30 bin, 40 bin nüfuslu muhtarlıklar var. 'Belediye' demiyorum, muhtarlık var. Ama Türkiye'de bu makamlar hep saltanat işlevi görmüş. Onun için 2 bin, 3 bin nüfusu var, 400, 500, 300 nüfusu var ama
yanlarında bakıyorsunuz, o 2 bin, 3 binli olanlardan elimde bazı örnekler var da 250 tane maaşlı çalışanı var. Şimdi sen burada nasıl hizmet vereceksin, verebilir misin hizmet?

Öyle belde belediyelerimiz var ki gönderilen ödenek, bırakın hizmet üretmeyi maaş ödemeye dahi yetmiyor. Bu çarpık yapının sorumlusu sizler de değilsiniz bizler de değiliz. Bu çarpık yapının sorumlusu, 10 yıllardır birikerek gelen bu sorunu ele almayanlardır. Biz ele aldık, birlikte ele aldık ve bu soruna biz neşter vurduk. Biliyorsunuz daha önce neşteri vurduk ama Danıştay'dan döndü. Onların da vebali var, engellediler bu süreci. Eğer engellemeseydiler, bu daha önce çözülmüş olacaktı. Bu belediyelerin kapatılması neticesinde emin olun hiçbir şey kaybetmiyor ve kaybetmeyecek, tam tersine bu belediyeler kapatıldığında sizler kazanacaksınız, millet kazanacak, ülke kazanacak."

"Bu bir yarış"

Belde belediyelerinin ilçelere bağlı olduğuna işaret eden Erdoğan, "Biz demokrasi mücadelesi veriyor muyuz? veriyoruz. AK Parti'ye gönül verdik mi? Verdik. Ben size açık, net birşey söyleyeyim. Bu bir yarış. İçinizde öyle başarılı belediye başkanı arkadaşlarım olabilir ki bunlar bulundukları ilçede belki yarının ilçe belediye başkanı olabilir. Bunun da önü açık. Dolayısıyla burada ne il başkanlarım ne ilçe başkanlarım ne belde başkanlarım hiçbirisi rahatsız olmayacaklar. Milletvekili arkadaşlarımız hakeza öyle. Bu bir yarış" diye konuştu.

En ideal adayla ilçe ve il seçimlerine katılmaları, bu seçimlerden de en büyük başarıyı elde ederek çıkmaları gerektiğini ifade eden Erdoğan, belde belediye başkanlarının bir kısmının yarın karşılarına ilçe belediye başkanı olarak çıkacağına inandığını vurguladı.

Bunun olmaması için hiçbir nedenin bulunmadığını dile getiren Erdoğan, "Çünkü belediyecilik deneyimi var artık o da bu işi biliyor. Bütün mesele nedir? Bütün mesele, orada ilçede, aramızda yapacağımız kamuoyu araştırmalarında acaba ilçede halkımız ne diyor? 'Biz filancayı destekliyoruz' diyor. Eyvallah, biz onunla yürürürüz" dedi.

"Kimsenin nefsini tatmin etmek için burada değiliz"

İlkelerinin bu olduğuna işaret eden Erdoğan, "İlçe başkanlarının böyle bir tasarrufu yoktur, böyle bir hakkı yoktur. İl başkanlarımın da böyle bir tasarrufu, böyle bir hakkı yoktur. Bu kadar açık söylüyorum. Bu bir yarıştır ve bu yarışın içerisinde bizi en ideal kim temsil edecekse ve o ilçede ilçedeki mensuplarımız kimi belediye başkanı olarak görmek istiyorsa benim ilçe başkanım
da il başkanım da onun yanında yer alacak. Aksi takdirde bu davaya haksızlık yapmış olurlar, bu davaya ihanet etmiş olurlar. Biz kimsenin nefsini tatmin etmek için buralarda değiliz" diye konuştu.

Erdoğan, bazı belde belediye başkanlarının, ilçe başkanlarından yakınması üzerine, "Bunları Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcıma, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcıma bildirin, gereği neyse biz onları yaparız. Bunlardan sizlerin de yakından ilgilenmesi lazım. Eğer hakikaten bilgilerle, belgelerle bunlar geliyorsa bunların gereği de yapılmalı" dedi.

Belde belediye başkanlarına seslenen Erdoğan, şunları söyledi:

"AK Parti'nin belde belediyeleri olarak bugüne kadar gerçekten güzel işler yaptınız, güzel çalışmalara imza attınız. Burada bir kez daha hepinizi tek tek kutluyor, bir kez daha hepinize şükranlarımı ifade ediyorum. Bugüne kadar birlikte sürdürdüğümüz hizmet yolculuğu, inşallah bundan sonra da hepbirlikte devam edecek. AK Parti teşkilatı içinde farklı makamlarda, farklı görevlerde, beldelerimize, ülkemize hizmet üretmeye hep beraber devam edeceğiz. Makamlar değişebilir, değiştiği anda da bulunduğunuz makam neyse orada bu göreve devam etmeniz gerekir. Belediye başkanlığı süresince edindiğiniz tecrübeden, birikimden her aşamada istifade edeceğiz."

Belediye başkan adayı olamayanların dışlanmaması ve onlardan isitfade edilmesini isteyen Başbakan Erdoğan, yetişmiş insanın kolay kolay bulunmadığını söyledi. Büyükşehir belediyelerinde tek meclis olduğu için öneminin arttığını da vurgulayan Erdoğan, başarı için her türlü öneriye açık olduklarını söyledi.

Erdoğan, "Türkiye'yi bugünlere birlikte taşıdık. Çok daha ileri seviyelere de inşallah birlikte taşıyacağız. Bizim teşkilatımıza, küsükünlük, kırgınlık, dargınlık asla yakışmaz. Biz hizmet ehliyiz, hizmet için varız ve öyle kalmaya devam edeceğiz" dedi.

Başbakan Erdoğan, millete hizmet etmenin tek yolunun belli makamlarda oturmak olmadığını, her yerde her kademede hizmetin mümkün olduğunu kaydetti.

"Alacakları kararı ben tanımıyorum

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği Parlamentosunun Türkiye ile ilgili alacağı kararı tanımadığını belirterek, "Bu kararı alanlar, önce Yunanistan'a baksınlar. Yunanistan'da halkla polisin karşı karşıya geldiğinde acaba AB'nin yetkilileri, hatta eurozone, onlara para vermekten başka ne yaptı? 100 milyar avroyu aşkın para verdi onlara, destek verdi ve onlar bütün o gösterilerini, yürüyüşlerini niye yaptı" diye sordu.

Sessiz yığınların ibretlik ve son derece anlamlı bir sükut, sabır ve itidal içerisinde gelişmeleri takip etmeye devam ettiğini kaydeden Erdoğan, yarın yapılacak AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda gösteriler yoluyla Türkiye'de nasıl bir oyun oynanmak istendiğini bütün boyutları ile milletle paylaşılacağını bildirdi.

Cumartesi günü Ankara Sincan'da saat 17.00'de, pazar günü 18.00'de de İstanbul Kazlıçeşme'de birer miting yapacaklarını anımsatan Erdoğan, "Daha önce ifade ettim, bu mitingler bir kitlenin karşısına başka bir kitleyi çıkarmayı amaçlamıyor. Eğer böyle bir şeyi düşünecek olsak aynı mahalde biz de bunu yaparız ama aynı mahalde yapmıyoruz dikkat edin. Hukukun bize tayin ettiği, belirlediği yer neresiyse orada bu mitinglerimizi yapıyoruz. Bu mitingler sessiz yığınların sesini hem Türkiye'ye hem tüm dünyaya ulaştırmayı amaçlıyor" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, "Şu anda Türkiye'deki bir kısım medya, onlarla birlikte bazı uluslararası medya kuruluşları, gösterileri bir Türkiye manzarası olarak sunmak gibi aldatıcı aynı zamanda ahlaksız bir girişimin içerisindeler" ifadesini kullandı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sanki bütün Türkiye yanıyor, bütün Türkiye yıkılıyor. Belli yerlerde lokal, mevzi olarak bu tür şeyler yapıldı. Şimdi şu otelden çıktığınız zaman alt geçitteki o canım seramiklerin nasıl kırıldığını görürsünüz. Kimler kırdı bunları, bu ülkeyi sevenler mi, çevreciler mi? Bütün belediye duraklarını kimler yaktı, yıktı? Otobüsleri kimler yaktı, yıktı? Emniyetin bütün araç gereçlerini kimler yaktı yıktı? Benim sivil vatandaşımın 200 kadar aracını kimler yaktı, yıktı?

Sevgili kardeşlerim bunları dürüst anlamak, anlatmak görevimiz değil mi? Yapacağımız mitinglerle hem Türkiye kamuoyuna hem dünya kamuoyuna gerçek bir Türkiye fotoğrafı sunacağız."

"Avrupa'nın haddine mi?"

Avrupa'nın Türkiye'ye yaklaşımını eleştiren Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dün Avrupa Birliği Parlamentosunda birileri çıkmış birşeyler söylemişler. Bakın ben buradan bugün cevabını veriyorum. İlgili bakanlarım da zaten gerekli görüşmeleri kendileriyle yaparlar. Avrupa Birliği Parlamentosunun bizlerle ilgili alacağı kararı ben tanımıyorum.

Bu kararı alanlar, önce Yunanistan'a baksınlar. Yunanistan'da halkla polisin karşı karşıya geldiğinde acaba AB'nin yetkilileri, hatta eurozone, onlara para vermekten başka ne yaptı? 100 milyar avroyu aşkın para verdi onlara, destek verdi ve onlar bütün o gösterilerini, yürüyüşlerini niye yaptı? İşsizlik için yaptı. Açız diye yaptı. Sendikalılarla ilgili olarak yaptı, şundan dolayı, bundan dolayı yaptı.

Daha dün, evvelki gün İngiltere'de, G-8 ile ilgili yapılan gösterilerde 30'u aşkın gösterici gözaltına alındı. Yerlerde sürüklüyorlardı, fotoğraflarda var ama Türkiye'deki bu gösterilerde, yandaş olan medya bile bunları göstermedi. AB Parlamentosu acaba İngiltere'ye yönelik ne söyledi, kendi üyesi? Şu anda Türkiye AB'nin üyesi değil, müzakereci. Sen nasıl oluyor da benimle ilgili böyle bir karar alabiliyorsun? Senin haddine mi?"

Olayların karşılıklı olarak iyi analiz edilmesini ondan sonra konuşulmasını isteyen Erdoğan, "Genişlemeden sorumlu olan bir adamları var. Buraya geliyor bizimle konuşuyor. Benim karşımda en ufak bir antitez ileri süremiyor çıkıyor twit atıyor. Bu ahlaki mi? Öbür tarafta sosyal demokrat bir tanesi 15 gün önce bakıyorsun Türkiye'deki anamuhalefeti eleştiriyor, şimdide o yanlışını, kendisine göre, düzeltmek üzere yeni bir açıklama yapıyor bu sefer o da bizi eleştiriyor. Ya sen biliyor musun buradaki olaylar nedir?" görüşünü dile getirdi.