X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan CNN'in yalanına isyan etti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan CNN'in yalanına isyan etti

  • Giriş Tarihi: 17.6.2013 14:24 Güncelleme Tarihi: 17.6.2013 17:03

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'deki, küçük çaplı bir toplumsal hareketin, bazılarınca doğru okunamadığından dolayı Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki toplumsal hareketlere benzetildiğini, dost görüntüsü altındaki bazılarının, ne kadar samimiyetsiz ve yapay olduklarını anında gösterdiklerini bildirdi.

Erdoğan, Rixos Otel'de düzenlenen, Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, toplantıyı düzenleyenlere teşekkür etti, "Toplantının, ülkemiz, milletimiz, Türkiye içinde ve dışında yaşayan tüm vatandaşlarımız, tüm dost, kardeş ve akrabalarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.

Türkiye'de, yaklaşık 3 hafta boyunca, çevre duyarlılığı ile başlayan ancak daha sonra demokrasiye, milli iradeye, seçimle gelmiş, milletin tercihiyle gelmiş hükümete karşı son derece organize eylemler haline dönüşen, aynı zamanda son derece karanlık odaklardan beslenen bazı çirkin olaylar yaşandığını belirten Erdoğan, milletin, tüm bu eylemleri büyük bir sabırla ve itidalle takip ettiğini dile getirdi.

Ankara ve İstanbul'da yaptığı mitinglerde, bunun yanında, İstanbul, Adana, Mersin ve Ankara'da yapılan karşılama törenlerinde, halkın bu eylemlerden nasıl rahatsız olduğunun çok açık bir şekilde tezahür ettirildiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Biz, milletimizin bu olaylar karşısında ne düşündüğünü çok iyi biliyor, çok iyi hissediyoruz. Ancak, bizi asıl sevindiren, bizi asıl duygulandıran, dünya genelinde dost ve kardeşlerimizin bize destek için yaptıkları gösteriler oldu. Buradan, Malezyalı, Makedonyalı, Pakistanlı, Angolalı, Tunuslu, Endonezyalı, Yemenli, Filistinli, Bosna Hersekli kardeşlerime, teveccühlerinden, muhabbetlerinden, ahde vefalarından dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. Başta Almanya olmak üzere, Avrupa'nın hemen her başkentinde, Amerika Birleşik Devletleri'nin New York şehrinde, dünyanın başka ülkelerinde, başka şehirlerinde, vakarla, ağırbaşlılıkla, ülkeleri, hükümetleri lehine gösteriler yapan vatandaşlarımıza, onlarla birlikte gösterilerde yer alan dost ve kardeşlerimize ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

81 vilayetin, 76 milyonun, vandallık, barbarlık, yağmacılık olarak tezahür eden bu eylemlerin karşısında durması elbette önemlidir. Ancak, Lahor'dan Saraybosna'ya, Gazze'den Zenitsa'ya, Üsküp'ten Kuala Lumpar'a, Gostivar'dan Nev York'a, Priştine'den Prizren'e, Süleymaniye'den Bakü'ye, Erbil'den Sana'ya kadar, vatandaşlarımızın, dostlarımızın, kardeşlerimizin sesini duyabilmek, onların duasını alabilmek, onların desteklerine mazhar olabilmek çok daha önemlidir. İyi günde dostu, nerede olursa olsun bulursunuz… Dostun dostluğunu sınayan, dostun dostluğunu pekiştiren, aslında kötü günlerdir."


GERÇEK YÜZLERİNİ GÖSTERDİLER

Gezi Parkı odaklı olaylarda dünyanın gerçek yüzünü gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dikkat ederseniz, Türkiye'deki, küçük çaplı bir toplumsal hareket, bazılarınca doğru okunamadığı için Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki toplumsal hareketlere benzetildiği için dost görüntüsü altındaki bazıları, ne kadar samimiyetsiz, ne kadar yapay olduklarını anında gösterdiler. Kimi uluslararası medya kuruluşları, kimi Avrupalı siyasetçiler ve kurumlar, olayları anlamadan, dinlemeden, analiz etmeden; biraz da olayları tahrik etmek için anında maskelerini indirdiler, gerçek yüzlerini de bu arada gösterdiler. Ancak, Türkiye'yi tanıyan, Türkiye'nin toplumsal yapısını bilen, gelişen, güçlenen demokrasimizi takip eden, özellikle de hükümetimizin samimiyetini gören dost ve kardeşlerimiz, süreç boyunca bizlerden desteklerini, dünyaya da yapıcı tavsiyelerini esirgemediler.

Ne dediler, 'Türkiye'de aynen Arap Baharı yaşayan ülkeler gibi Türk baharını yaşamaya hazırlanıyor. Halbu ki biz Türk baharını 2002'nin Kasım ayında yaşadık ve o günden bugüne Türkiye'de bir Türk baharı esiyor. Bizi asıl sevindiren, dünya üzerinde, mazlumlarla, mağdurlarla, haksızlığa, adaletsizliğe uğramışlarla olan dayanışmamızın, bu olaylarda çok duygusal biçimde karşılığını bulmuş olmasıdır. Somali'nin hayır duası bizim için her şeyden önemlidir. Myanmar'ın, Arakan'ın hayır duası bizim için her şeyden önemlidir. Filistin'in, Irak'ın, Suriyeli mazlumların hayır duası, bizim için her şeyin üzerindedir. Bunun böyle bilinmesi gerekir. Ortadoğu'da, Kafkaslar'da, Balkanlar'da, Avrupa'da, yeryüzünün her köşesinde, gurbette yaşamak zorunda kalmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, samimiyetle yaptıkları hayır duaları her şeyden mühimdir."


TÜRKİYE ÜZERİNE SENARYOLAR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti iktidarından önce dış dünyanın Türkiye üzerine senaryolar yazabildiğinin altını çizerek ülkenin nereden nereye geldiğinin çok iyi görülmesini ve hissedilmesini istedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye, öyle bir ülkeydi ki, uluslararası medya, uluslararası bazı kuruluşlar, özellikle de uluslararası bazı sermaye çevreleri, Türkiye üzerine senaryolar yazıp, bunları da maalesef başarıyla uygulayabiliyordu. Hatırlayın, 10,5 yıl öncesine kadar, Batı'da, herhangi bir gazetede çıkan 3 satır yazı ya da yorum, Türkiye'de haftalarca gündem konusu olabiliyor, konuşulabiliyor, sevinç vesilesi olabiliyordu. Batı basınında çıkan bir yazı, makale, yorum, Türkiye gündemini sarsabiliyor, Türkiye ekonomisini alt üst edebiliyordu. Avrupa'dan, Amerika'dan, oradaki siyasetçiler tarafından, oradaki kuruluşlar tarafından yapılan bir yorum, borsanın çökmesine ya da yükselmesine, sermaye piyasalarının dalgalanmasına, uluslararası yatırımların artmasına ya da azalmasına sebep olabiliyordu.

Kendisine güveni olmayan bir ekonomimiz vardı. Kendisine güveni olmayan bir dış politikamız vardı. İçeride olduğu kadar, dışarıda da özgüveni olmayan bir siyasetimiz vardı. Hamdolsun, bütün bunları artık geride bıraktık. Şu anda, çok azı art niyetli de olsa, çoğunlukla objektif şekilde, hemen her gün Türkiye'yle ilgili haberler, makaleler, yorumlar yayınlanıyor. Bütün uluslararası denklemlerde Türkiye faktörü göz önünde bulunduruluyor. Artık gündemi belirlenen bir Türkiye yok, gündem belirleyen bir Türkiye var. Bütün uluslararası meselelerde, Türkiye'nin görüşleri, tavsiyeleri, duruşu, tavrı dikkate alınıyor."


ZATÜRRE OLURDU

Türkiye'nin dış politikası ve özellikle de ekonomisinin tüm dünyada ilgiyle izlendiğini ve takdirle karşılandığını bildiren Erdoğan, Türkiye'nin yürüyüşünün bir çok yerde örnek alındığını söyledi.

"Geçmişte, Tokyo Borsası, New York Borsası, deyim yerindeyse hapşırsa, Türkiye ekonomisi zatürre oluyordu" görüşünü dile getiren Erdoğan, şunları anlattı:

"Ama şu anda, tüm dünya, tüm gelişmiş ekonomiler, 4 yıldır çok ağır bir kriz yaşarken, Türkiye ekonomisi istikrarla büyüyor, gelişiyor, ilerliyor. İşte buyrun; bütün oyunlara rağmen, bütün tezgahlara, tuzaklara rağmen 2013 ilk çeyrekte hepsi çöküyor biz yine yüzde 3 büyüme kaydettik. Gerçekler ortada, Avrupa ekonomisi daralırken, Japonya'nın ekonomisi işte ortada yüzde 1 bile büyüyemezken Türkiye ekonomisi yüzde 3 büyüme kaydetti.

Kriz içindeki ülkeler Uluslararası Para Fonu önünde yüksek faizlerle borç almak için sıraya girerken, Türkiye IMF'e tüm borcunu ödedi ve sıfırladı. Bu nerede olduğumuzu gösteriyor. Bütün göstergeleri dipte olan, bütün dengeleri sarsılmış olan bir ekonomiyi devraldık, şu anda dünyanın en sağlam, en sağlıklı, en güçlü ve sarsılmaz ekonomilerinden biri haline getirdik."


"BÜYÜK DEVLET, BÜYÜK İDEALLERİ OLAN DEVLETTİR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği Parlamentosu'nun aldığı kararı eleştirerek, "Sizin demokrasiye saygınız yok. Sizin özgürlük tanımınız farklı. Başkalarının özgürlük alanlarına saldıranlara siz destek çıkıyorsunuz. Bu kararı alanların, şu anda oturduğu yer burasıdır. Benim özgürlük alanıma saldırana sahip çıkana ben karşıyım. Böyle bir Avrupa Birliği Parlamentosu'nu ben tanımıyorum" dedi.

Başbakan Erdoğan, Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 10 buçuk yıl önce Türkiye'yi çok sağlam bir demokrasi, güvenli bir ekonomi ve aktif bir dış politika temelinin üzerine inşa etmeye başladıklarını belirterek, bu sağlam temelin üzerine her bir tuğlayı büyük bir hassasiyetle, büyük bir dikkatle yerleştirdiklerini söyledi.

"Bugün geldiğimiz noktada, her açıdan güçlü, her boyutuyla iddialı, her hedefiyle gözü çok yükseklerde olan bir Türkiye var. Son olaylarda, sadece içerde ve dışardaki dostlar değil, Türkiye'nin ekonomisi, Türkiye'nin demokrasisi de çok önemli bir sınavdan geçti" diyen Başbakan Erdoğan, olayların doğrudan doğruya Türkiye ekonomisini ve Türkiye demokrasisini hedef aldığını kaydetti.

Kurulan sağlam temel ve inşa edilen sağlam yapı sayesinde ne ekonominin ne de demokrasinin saldırılardan yara aldığını belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bir kere hepimiz, artık nasıl bir Türkiye'de yaşadığımızın idrakinde olmak zorundayız. Hepimiz, tam bir özgüven içinde, ülkemizle gururlanmak, ülkemizle iftihar etmek durumundayız. Yurtdışındaki vatandaşlarımızın, akrabalarımızın, dost ve kardeşlerimizin, değişen Türkiye'yi çok iyi hissettiklerini görüyor, duyuyor ve anlıyoruz.

Allah'a hamdolsun, bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin ay yıldızlı bayrağı, dünyanın her yerinde, büyükelçiliklerimizde, temsilciliklerimizde, bunun yanında şantiyelerimizde gururla dalgalanıyor. Türkçe, dünyanın her yerinde artık uluslararası bir dil olarak adeta ilgi görüyor. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu, dünyanın her sınır kapısında artık itibar görüyor. Türk Lirası, ekonomi çevrelerinde artık değer ifade ediyor. Kızılayımız, TRT'miz, Yunus Emre enstitülerimiz, TİKA'mız, askerimiz, polisimiz, öğrenci ve öğretmenlerimiz, akademisyenlerimiz, özellikle de işadamlarımız, gittikleri her ülkede çok şükür baştacı ediliyor, umudun müjdecisi olarak karşılanıyor."


"TÜRKİYE'NİN BARIŞ ELİNİ YERYÜZÜNÜN HER KÖŞESİNE ULAŞTIRMAYA BAŞLADIK"

Böyle bir süreçte Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın kurulduğunu, Türkiye'nin barış elinin, dayanışma iradesinin, koruyucu, kollayıcı şemsiyesinin yeryüzünün her köşesine ulaştırılmaya başlandığına değinen Başbakan Erdoğan, "Nerede bir vatandaşımız, akrabamız, kardeşimiz varsa biz oradayız, böyle dedik" ifadesini kullandı.

Büyük devletin, büyük idealleri olan devlet olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Büyük devlet, hakkı savunan, haklının yanında duran, mazluma, mağdura sahip çıkan devlettir. Ama en önemlisi büyük devlet, kendi vatandaşına, akrabasına, dostuna ve kardeşine sahip çıkabilen bir devlettir. Türkiye, işte bunu yapmaya başlamıştır. Demokrasisinden, ekonomisinden, aktif dış politikasından güç alan Türkiye, yeryüzüne dağılmış vatandaşlarına, dost, kardeş ve akrabalarına el uzatmaya, onların hakkını en güçlü şekilde savunmaya başlamıştır.

Her zaman ifade ediyorum; güçlü orduların anlam ifade ettiği bir çağda değiliz. Toprak fetihlerinin anlam ifade ettiği bir çağda değiliz. Yaşadığımız çağ, gönüllerin fethedilmesinin çok büyük önem arzettiği bir çağ. Biz de, gönüller fethetmek, gönüller kazanmak, kazandığımız o gönüllerle barışa, dayanışmaya, kardeşliğe katkı sağlamak için çok samimi, çok kararlı bir mücadele veriyoruz.

Biz, güzel Türkçemizle gönüller kazanmanın peşindeyiz. Biz, kadim medeniyetimizi tanıtarak, dayanışmayı artırarak, kardeşliğe en güçlü şekilde vurgu yaparak gönüller kazanmanın peşindeyiz. Özellikle de, dünya üzerindeki her mazluma, her mağdura, her gadre uğramışa ulaşmak, el uzatmak... İnanıyorum ki bunu hep birlikte yapacağız ve böylece gönüller fethetmenin mücadelesini de birlikte gerçekleştireceğiz."


"HER BİRİNİZ KENDİ ALANINIZDA BİRER FATİH'SİNİZ"

Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu içindeki her bir vatandaşın böyle bir şuur içinde hareket etmesini istediğini dile getiren Başbakan Erdoğan, kuruldaki vatandaşlara şöyle seslendi:

"Her biriniz, unutmayın, kendi alanınızda birer Fatih'siniz. Unutmayın, her biriniz, kendi alanınızda, gönüller kazanmak için ter döken birer akıncı, birer öncüsünüz. Unutmayın, her birinizi kendi alanınızda cumhuriyetin banisi gibi Gazi Mustafa Kemal olmalısınız.

Kılıcın, özellikle devrinin tükendiği, kalemin kılıcı kestiği, gönül fethetmenin her şeyin önüne geçtiği bir çağda, sizler, gönüllerin sultanı olmayı hedefleyecek fedakar kardeşlerimizsiniz."


"OMURGALI OLMAYANDAN BİR ŞEY OLMAZ"

Türkiye'nin sahip olduğu güç ve büyüklüğün, içerden yapılan çalışmalar kadar dışarıdan yapılan çalışmaların da ürünü olduğunu belirten Erdoğan, dışarıda yapılan bu çalışmaları daha da yoğunlaştıracaklarını, Türkiye'nin imajını daha da güçlendireceklerini söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye'ye karşı kötü niyetli, hasmane, art niyetli tutumu olan çevreleri de, sabırla çalışmak suretiyle ikna edeceğiz. AB içinde, işte son, Avrupa Birliği Parlamentosunda alınan kararı görüyorsunuz. Bunlar şaşırmış. Bunlar da dürüstlük, ahde vefa diye bir şey yok. Sizin bir defa bizimle ilgili böyle bir karar almaya yetkiniz var mı? Sen önce bunu parlamento üyelerin için bu kararı ver. Yunanistan'da, İngiltere'de, Fransa'da, Almanya'da neler oluyor? Bunlara karşı sessiz kalacaksın, Türkiye'de antidemokratik bir eylem yapılacak, işgal var, kamu binalarına, araçlarına, sivil araçlara karşı bir eylem yapılacak, bununla ilgili kalkacaksın, koruma kollama görevini yapan güvenlik güçlerine karşı karar almaya yöneleceksin.

O zaman siz de antidemokratsınız, sizin demokrasiye saygınız yok. Sizin, bir defa özgürlük anlamınız, tanımınız farklı. Başkalarının özgürlük alanlarına saldıranlara siz destek çıkıyorsunuz. Bu kararı alanların şu anda oturduğu yer burasıdır. Benim özgürlük alanıma saldırana sahip çıkana ben de karşıyım. Böyle bir AB Parlamentosunu da ben tanımıyorum.

Sadece orada bir tabelan olur. Dürüst olacaksınız, hakkı savunacaksınız. Onun için sizler, duruşunuzla, Avrupa'da, diğer yerlerde bunu ortaya koymak durumundasınız. Omurgalı olmaya mecbursunuz, omurgalı olmaya mecburuz. Omurgalı olmayandan bir şey olmaz. Yani uysal koyun olmayacaksınız, zulmü alkışlamayacaksınız, zalimin yanında olmayacaksınız. Mazlumun yanında olacaksınız ama hakkı tutup kaldıracaksınız. Dışarıda bu yapılan çalışmalara karşı bu süreçte bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız.

Bütün bu olayları yapanların yanında yer alan yurtdışındakilere karşı sizin tavrınız onlardan çok daha baskın olmalı. Onların da ellerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı pasaportu olabilir ama siz onlardan çok daha güçlü olarak o meydanlara çıkmalısınız. Kapalı spor salonlarıysa oralarda, statlarsa statlarda. Terör örgütü de bunları yapmadı mı? Yaptı. Eğer meydanları siz onlara bırakacak olursanız oralardaki yönetimlerin de onlara destek verdiğini görürsünüz. Buralardaki duruşunuz da çok önemli."


"ENTERESANDIR, CNN BAKIN NE GEÇİYOR?"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası yayın kuruluşu CNN'in resmi internet sitesinde oluşturduğu "Türkiye'de hükümet karşıtı gösteriler" başlıklı fotoğraf galerisinde Kazlıçeşme'de düzenlenen "Milli İradeye Saygı" mitinginden bir kareye yer verilmesine ilişkin, " Enteresandır, CNN bakın ne geçiyor? 'Türkiye hükümetine karşı protesto mitingi' diyor. Düşünebiliyor musunuz, CNN'in yayını bu. Ondan sonra utanmadan, sıkılmadan karşı ataklar gelince bir, iki saat önce bunu siliyor ama orada hem miting alanını gösteriyor... Ey Allahım ne büyüksün, şecaat arz ederken sirkatin söylüyor" dedi.

Başbakan Erdoğan, Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'ye yönelik dezenformasyonun, karalama kampanyalarının, sanal saldırıların ne kadar örgütlü olduğunun görüldüğünü dile getirdi.

Kazlıçeşme'de dün, hukuk çerçevesinde "Milli İradeye Saygı" mitingi yaptıklarını, diğerlerinin "İstediğimiz her yer bizim için miting alanı" dediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, miting alanına 1 milyondan fazla insan geldiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Enteresandır, CNN bakın ne geçiyor? 'Türkiye hükümetine karşı protesto mitingi' diyor. Düşünebiliyor musunuz, CNN'in yayını bu. Ondan sonra utanmadan, sıkılmadan karşı ataklar gelince bir, iki saat önce bunu siliyor ama orada hem miting alanını gösteriyor... Ey Allahım ne büyüksün, şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. Çünkü herkes biliyor ki oraya gelenlerin hepsi bu ülkedeki anti demokratik uygulamalara karşı toplandılar, hükümetlerine sahip çıktılar, bayrağına sahip çıktı, devletine, vatanına sahip çıktı. Onlar onun için oradaydı. Bunlara karşı ayakta durabilmek için, biz daha örgütlü olacağız, daha fazla dayanışma içinde olacağız."


"TÜRKİYE'DE OKUMAK İÇİN BAŞVURANLARIN SAYISI 55 BİNE YÜKSELDİ"

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının başarılı çalışmaları neticesinde Türkiye'nin eğitim alanında dünyanın en cazip ülkeleri arasında yer almaya başladığına işaret eden Başbakan Erdoğan, geçmişte 151 ülkeden 10 bin başvuru yapıldığını, 2013 yılında ise Türkiye'de okumak için başvuranların sayısının 55 bine yükseldiğini vurguladı. Erdoğan, "Bu sayıyı da inşallah daha fazla artırıp, Türkiye'nin dünyadaki dostlarını daha da yaygınlaştıracağız" dedi.

Danışma kurulunda yer alanların bugün ve yarın önemli toplantılar yapacağını ifade eden Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Şunu bilmenizi isterim ki, üzerinizde gerçekten çok büyük bir sorumluluk, çok büyük bir emanet var. Dünya üzerinde her bir vatandaşımızın, kardeşimizin sorunu, sizin sorununuz olmalı.

Her bir mesele, sizin meseleniz, her sevinç sizin sevinciniz ve her hüzün sizin hüznünüz olmalı. Sizler zaten bulunduğunuz ülkelerdeki başarılı çalışmalarla bizim medarı iftiharımızsınız. Ama sizlerden, öncü olmanızı, rol model olmanızı, birleştirmenizi, bütünleştirmenizi özellikle rica ediyoruz. Gönüllü olarak yer aldığınız bu danışma kurulunu daha da güçlendirmenizi, aktif hale getirmenizi sizlerden bekliyorum."


ERDOĞAN, DÖVİZLE ASKERLİK BEDELİ KONUSUNDA KATILIMCILARI DİNLEDİ

Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda katılımcılardan, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının dövizle askerlik hizmeti bedeliyle ilgili görüşlerini ifade etmelerini istedi. Dövizle askerlik bedelinin 10 bin avro olduğunu anımsatan Erdoğan, ideal bir rakam verilmesi gerektiğini söyledi.

Erdoğan'ın söz verdiği bazı katılımcılar, 5 bin ile 8 bin 500 avro arasında öneride bulunurken, bazıları da Avrupa'daki askerlik uygulamaları göz önünde bulundurularak Türkiye'de de askerlik hizmetiyle ilgili bir düzenleme yapılması yönünde görüş bildirdi.

Katılımcılardan biri Avrupa'da ekonominin Türkiye'deki kadar iyi olmadığını, Avrupa'nın Türkiye'nin 1980'li yıllarını yaşadığını ve özellikle ev kiralarının yüksek olduğunu, işsizlik sorunu yaşandığını öne sürerek, bu durumun göz önünde bulundurulması ve dövizli askerlik için bedelinin 5 bin avro civarında olması gerektiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan, bunun üzerine, "İşsizlere yönelik bir öneri getiriyorsunuz. Siz iş sahibi olanlara yönelik niye düşünmüyorsunuz? Ona ayrı, buna ayrı diye bir şey olmaz. Sizler de sivil toplum kuruluşları olarak onlara iş bulmanın mücadelesini verin" diye konuştu.


"BU İŞİN HAYIR AYAĞI DA VAR"

Önerilerde adil bir yaklaşım beklediğini söyleyen Erdoğan, daha sonra Karadağ'dan bir katılımcının "az kazanandan az, çok kazanandan daha çok ücret alınması" yönünde görüş öne sürmesi üzerine şöyle konuştu:

"Çok tüccarane bir yaklaşım yani askerlik yapmak, yapmamak noktasında, böyle ticari hesabın içerisine bu şekilde girerseniz o zaman binlerce, onbinlerce askerliği yapması gerekenin hepsinin ayrı bir karşılığının olması gerekir. Bunu siz o zaman bir yere oturtamazsınız. Belli neticeyi almak zaten mümkün olmaz. İster istemez bunu bir yere oturtarak ortalamasını bulmak gerekiyor. Ortalamanın üzerinden, burada ben şu anda ne kazanıyorum, buradan ayrıldığım zaman ne kaybederim bunun hesabı, ama işsiz için burada ayrıca işsiz olduğu için ona az para dendiği zaman bu mantıktan hareket edersek o zaman işsizden para almamak gerekir. Böyle bir şey de ücret ödeyenlere karşı haksızlıktır.

Aslında bu kadar bizler için önemli olan, ki değerler yargısı içinde kutsal görevimiz olarak bakıyoruz, böyle bir görevde bunun değişmesi mümkün olmadığı halde belli birikimi eritelim diye bu adımı atıyoruz. Bu konuda da oradan elde edilen imkanı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız içerisinde şehidimizden tutun gazimize kadar, engellilere varıncaya kadar bütün bunlar için kullanılıyor. Yani böyle bir bu işin hayır ayağı da var."


"GÜVENLİK GÜCÜNE DE İHTİYACIMIZ VAR"

Belçika'dan parlamenter Meryem Kaçar da, miktar konusunda görüş belirtmeyeceğini ancak yurt dışında yaşayan ve iyi eğitim görmüş önemli sayıda kişi bulunduğunu, bunların arasında askerlik hizmeti sorumluluğu olanların Türkiye'de sivil alanda hizmet vermesinin önünü açacak bir düzenleme yapılması önerisinde bulundu. Başbakan Erdoğan, bu öneri üzerine şunları söyledi:

"Bu konuyla ilgili poliste yaptık. Kısmen öğretmenlerde yapıyoruz. Sağlık görevlilerinde kısmen yapıyoruz. Ama nasıl yapıyoruz yani tayinin çıktığı yerdeki sağlık görevini askerliğinden sayıyoruz. Buna benzer çalışma var. Öğretmenlerde kısmen buna benzer çalışma var. Ama tüm kamu görevlilerinde değil. Çünkü güvenlik gücüne de ihtiyacımız var. Mesela şu anda silahlı kuvetlerimizin düşüncesi, 'Biz yedek subaysız bir askerlik düşünemiyoruz' diyorlar. Neden? Yedek subayların birikimlerin değişik alanlarda onların da özellikle askerin eğitiminde kullanmak istiyoruz diyorlar. Yedek subay hakkını kazananların bir kısım zaten 6 aylık olarak yapıyor ama 12 aylık yapanlar içerisinde tabi mühendisi var, yabancı dili iyi olanlar var. Bunları özellikle merkezlerde, karargahlarda filan kullanma durumu oluyor. Dedikleriniz üzerinde çalışma vesaire, bunlar devam ediyor.Gelecekte buna yönelik daha ne olur, ayrı bir konu.

Belçika'nın asker sayısı bizim gibi değil. Bizim sadece muvazzaf kadromuza baktığımız zaman 200 bin civarında TSK muvazzaf kadrosu var ve jandarmayla birlikte değerlendirirsek 250 binin üzerinde, ki Jandarma, İçişleri Bakanlığına bağlı olduğu için onu orada değerlendirmiyoruz. Ama rakam konusundaki yaklaşımımız arkadaşlarımızın, yaklaşımları değerlendirmeye tabidir."

Bir katılımcının ücretin düşürülmesi durumunda daha önce 10 bin avro ödemiş olanlara geri iade söz konusu olup olmayacağını sorması üzerine Erdoğan, "Başbakan yardımcım iyi bir hukukçudur. Kendisi bu işi bana göre daha iyi bilir" karşılığını verdi.

Başbakan Erdoğan, ABD'den bir katılımcının önerisi üzerine de şunları kaydetti:

"Tabi her ülkenin kendine has, bir kültürel değeri var, kurumlarına bakışı var. Askerlik ABD'de farklı değerlendirilir. Bugün eğer yaklaşımınızı da ele alırsak Afganistan'da asker olarak görev yapan oradaki bodyguardlar, ayda 15 bin dolar alıyor ve tam bir ay da çalışmıyor. Her ay 10 gün izinleri var. Ama bizde Afganistan'da görev yapan için böyle bir rakam söz konusu değil. Biz de buraya göre bir şeyler veriyoruz ama onlarla bizim rakamlar mukayese edilmez.

Şimdi ABD'deki askerlik anlaşıyı budur. 'Türkiye de aynısını yapsın, Avrupa'daki askerlik anlayışı yapsın' gibi yaklaşım tabii olacak iş değildir. Biz de hepsinin değerlendirmesini yapmak suretiyle, 10 bin avro değil de biraz aşağı düşürülürse bu onlar için bir hak doğurur mu doğurmaz mı, adalet noktasında durum nedir, bunun değerlendirmesini arkadaşlarımız yaparlar. Bu değerlendirmelerden sonra nihai kararımızı veririz ve ona göre de adımımızı atarız."