X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Yer altından delil fışkırdı"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Yer altından delil fışkırdı"

  • Giriş Tarihi: 18.7.2013 13:42 Güncelleme Tarihi: 18.7.2013 13:44

361 sanıklı Balyoz Planı Davası'nın temyiz duruşması Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde devam ediyor.

Avukat Oğuzhan Aydın, "Mehmet Baransu'nun verdiği CD'nin delil niteliği tartışmalı hale gelince Gölcük Donanma Komutanlığında yeni CD'ler çıktı bir anda yer altında delil fışkırdı" dedi.

Balyoz Davası'nda en son eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'ya 20 yıl hapis kararı çıkmıştı. 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz duruşmasının dördüncü günkü oturumunda sanık Ali Aydın'ın savunmasını avukat olan oğlu Oğuzhan Aydın yaptı. Mütalaada müvekkiline beraat istendiğini ve bu talebe katıldığını belirten Avukat Aydın, müvekkili, Aydın'ın plan seminerine katılmadığını, davet edilmediğini, planın hazırlanması aşamasında yer almadığını anlattı. Söz konusu seminerden müvekkilinin haberinin dahi olmadığını ifade eden Aydın, davanın diğer sanıkları ile bir bağının, ast, üst ilişkisinin olmadığını kaydetti. Müvekkilinin seminere katılan şahıslarla görüşmesine ilişkin iddianamede bir bilginin yer almadığını ifade eden Aydın, sanığın evinde, cep telefonunda veya işlerinde suç işlemeye yönelik bir belge veya veriye ulaşılamadığını kaydetti. Aydın, Ali Aydın'ın görev yeri olan Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı'nda yapılan aramalarda bur suç unsuru teşkil eden herhangi bir delile ulaşılamadığını savundu. Müvekkilinin delil olmadığı halde 18 yıl hapis cezasına çarptırıldığını ifade eden Aydın, sanığın isminin sadece bir word belgesinde 7 kişilik isim listesinden adının azınlıklarla ilgili bölümde geçtiğini anlattı. Aydın, "Balıkesir ilinde azınlık yoktur. 1920'li yılların başında bu isim listesi hazırlansaydı doğru olabilirdi. 11 No'lu CD bilgi içeriğinin gerçekliğini yitirmiştir. Azınlıkların fişlendiğine dair bir liste yoktur. Sözde fişleme olarak kabul edilen listelerin hiç birisinde sanığın ismi geçmemektedir. Listede yer aldığı belirtilen kişiler sanığın emrinde çalışan kişiler değildir. 2 sayfalık word belgesine dayanılarak 18 yıl hapis verilmiştir" dedi.

BALIKESİR'DE AZINLIK YOK

Aydın, "Mehmet Baransu'nun verdiği CD'nindelil niteliği tartışmalı hale gelince Gölcük donanma komutanlığında yeni CD'ler çıktı bir anda yer altında delil fışkırdı" dedi. Delil olarak kabul edilen harddiskin hiçbirinin sanığın evinde veya üzerinde bulunmadığı halde karara konu edildiğini ifade eden Aydın, delillerin sanıkla illiyet bağının olmadığını ifade etti. Aydın, "Delil CD'nin fabrika bilgilerine göre 2007 yılında üretilmiştir. Bu durum CD'nin 2007 yılından önce kullanılamayacağı açıktır. 11 CD'nin delil değeri tartışmalı hale gelmiştir. Delilin hukuki sıhhatine ilişkin uluslararası kuruşlardan alınan raporlar mahkeme tarafından dikkate alınmamıştır. Dijital verilerin saatine yönelik itirazlarımız araştırmamıştır. Listede isimleri geçen 7 kişiden 5'ine dava açılmış diğer 2'sine açılmamıştır, bu iki kişinin tanık olarak dinlenmesi talebimiz reddedilmiştir" dedi. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararında İstanbul'da yaşayan azınlıklardan bahsedildiğini ancak müvekkilinin Balıkesir'de görev yaptığının altını çizen Aydın, Balıkesir'de Rum azınlıkların bulunmadığını görev bölgesinde azınlıkların fişlendiğine ilişkin bir bilgi veya belgede ulaşılamadığını savundu. Aydın, müvekkilinin tahliyesini beraatını talep etti.

RÜTBEDE 270. SIRADA CEZADA İLK 3'TE YER ALDIM, DARBE YAPMAK YÜZBAŞINA MI KALDI?

Sanık Taner Gül'ün avukatı Atakay Bala, müvekkilinin 2003 yılında İzmir'de karargahı subayı olarak görev yaptığını anlattı. Müvekkilinin kendisinden küçük olduğunu ve teyzesinin oğlu olduğu olduğunu belirten Bala, müvekkilinin söz konusu semire katılmadığını, tenzib zaptı ile tutuklanmadığını, soruşturma sırasında ABD'de görevde olduğunu ve çağrı almasının ardından Türkiye'ye geldiğini belirtti. Bala, "Müvekkilim, Rütbe ve kıdem itibariyle sanıklar arasında 270. sırasında yer almasına rağmen verilen cezada ilk 3'e girebilmiştir. Darbeciler arasında özel bir yere konulma şerefine ulaşmıştır. Yüzbaşı rütbesinde verilen ceza ile taltif edilmiştir. Bana "ağabey, hukuk uygulanmıyor ama neden ben 18 yıl alıyorum aynı listede yer aldığım insanlar benden üst kıdemde yer almalarına rağmen darbe bana mı kaldı? Ben yüzbaşı olarak darbe mi yapacağım?' dedi. Müvekkil adı 4 adet word belgesi ve iki adet veri yolunda yer alması üzerine 18 yıla mahkum edilmiştir" dedi. Suçun ne şekilde işlendiğinin açıklanmadığı, delilerin sahte olduğuna yönelik raporların bulunduğu ve delillerle ilgili illiyet bağı kurulmadığı halde müvekkili hakkında mahkumiyet kararı verildiğini ve bu durumun da yasa aykırı olduğunu, bozmayı gerektirdiğini savunan Bala, karargah görevlisi olan müvekkilinin emrinde asker ve silah bulunmadığını suçlananlar arasında en kıdemsiz olduğunu kaydetti.

Suç tarihi itibarıyla general olanların bile 16 yıl hapis cezası aldığını anımsatan Bala, müvekkilinin adının geçtiği listede koordinatör olarak yer aldığını, verilen cezanın ise hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtti. Müvekkilinin halatında hiçbir suç işlemediğini, suç kaydının olmadığını, hiçbir suç örgütüyle bağının bulunmadığını ifade eden Bala, "Müvekkilim yargılama süresinde toplam 15 dakika savunmada konuşmuş, bunun dışında konuşmamış mahkemede yargılama sırasında müvekkil hakkında hiçbir uyarıda bulunulmamıştır. Bu karar müvekkilin mesleki kariyerini yok etmekte kalmayıp, ailesini derinden etkilemiştir. Verilen ceza yıkıcı ve yok etme maksatlı bir karar izlenimi oluşturmuştur. Buda ibretlik ceza konumundadır" diye konuştu.

CADI AVINA ÇIKILIR GİBİ 102 KİŞİ HAKKINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARILDI

Mehmet Oturbiroğlu'nun avukatı müdafi Köksal Bayraktar, savcılık sorgusunda savcının kendilerine 2 liste gösterdiğini ve müvekkilinin bu listede adının 21. sırada yer aldığını belirtti. Söz konusu listenin mahiyetini bilmediklerini ifade eden Bayraktar, "Savcı bu listeyi bilmiyorsunuz ama bu listede neden adınız yazılı diye sordu müvekkilimi bilmiyorum dedi diğerinde neden yazılı dedi bilmiyorum dedi ve bize 3 yıldan beri bu soru soruluyor bizde bu sorunun cevabını veremiyoruz. 3 yıldan sonra 18 yıla mahkum olduk. 18 yıllı bir amiralin cezalandırılmasının nedeni bu iki listedeki isim. Bu durumu göğsümüzde bir yafta gibi taşıyoruz bu yaftanın düşüp düşmeyeceği de belli değil" dedi. Müvekkilinin adının yer aldığı Çanakkale müzahir listesinde yer aldığını ve bu belgeler de "bilgi notu" ifadesinin yer aldığını, bu ifadenin 2008 yılından sonra yönergeyle kullanılmasının başlandığını anlatan Bayraktar, "Suç tarihinde bilgi notu yerine "özet form' ifadesi kullanılmaktaydı. Hazırlanan dijital veriler tamamen sahtedir. Delillerin iki belgesinde müzahir listesindeyiz birinde smd sıkıyönetim komutan yardımcısı olarak atanmayacağı söyleniyor" değerlendirmesinde bulundu. Mahkeme kendilerinin savunma hakkını kısıtlamadığını yok ettiğini savunan Bayraktar, 23 Temmuz 2010 tarihinde emniyetin "cadı avına' çıkar gibi 102 kişi hakkında yakalama kararı verildiğini savundu.

MASALI YARGILIYORUZ

Haklarında yakalama kararı verilen insanların devletin lojmanlarında oturan komutanlar olduğunun altını çizen Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

"Yakalama kararı çıkarılan kişiler lojmanlarda kalıyor. Her kapı çaldığında bize mi geldiler diyorlar. Büyük salon var ve 4 jandarma gidiyor kapıları kilitliyor içeride 163 subay var. 5 saat bekliyorsunuz, tıpkı korku tüneline girenler gibi. Tıpkı eski Roma'da aslanlara parçalatılan köleler gibi. Kim bu köleler, emekli ordu komutanları, amiraller. Bir devletin 70 yaşına gelen komutanları bu hale geliyorsa bu devlette bir zafiyet vardır. Yer altında bulunan silahlar ve kanıtlar yöneltilen suçun kapsına girmez Bu suçun oluşması için zor kullanma davranışının kafaların içinde kalmamış gerekir. Suçun gözle görülür ve ete kemiğe bürünmüş olarak yansıması lazım. Bunlar olmazsa dedikodu ve masala dönüşür. Cebir şiddet teşebbüs demektir. Teşebbüs olsaydı darbeyi planlayan başbakan yada cumhurbaşkanı olurdu. Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk'un konuyla ilgili bir yazısı var buna göre: "Toplantı yaparken hükümeti kuşatma tehdit veya silah çekme gibi zor eylemi söz konusu olmadığı sürece suç oluşmayacaktır. Bu nedenle yapılan hazırlıklar, yer altında bulunan silahlar bu suçun kapsamına giremez. Yineleme pahasına vurgulamak gerekir ki zor kullanma eylemi düşlerde, kafaların içinde kalmayacak gözle görülür elle tutulur şekilde ete kemiğe bürünmüş şekilde yansıyacaktır. Bunun dışındaki her şey düştür dedikodudur masaldır,' Biz burada masalı yargılıyoruz. Biz 2 yıldan bu yana İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Ortaçağı yaşadık. Kararı bozun, bozma kararının Türk yargı tarihinde bir dönüm noktası olsun. Bu insanlar Türkiye'nin her yerinde hizmet etmişler, Kıbrıs'ta bayrağı dalgalandırmışlar, Saray Bosna'da Müslüman'ı korumuşladır, bunlar hakkında tahliye kararı verilmeyecekse hukukun anlamı kalmaz."

A4 KAĞIDINDA İSMİ YER ALIYOR DİYE

Engin Baykal'ın Avukatı Süleyman Sefa Bilgiç ise "Bu resim hayal ürünüdür. Müvekkilimin adı sahte belge dışında hiç bir belgede yer almıyor. Çalışma grubu içinde olmamıştır, başkaları tarafından hazırlanan bir listede adı bulunmaktadır. A4 kağıdında ismi yer alıyor diye bir komutanın yıllara mahkum edilmesi hak mıdır adalet midir? Sizlerden bu durum karşısında bir hakkın bozulmasını ve tahliyesini talep ediyorum" dedi.