X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Makarios çürümüş bir sapık, bir işkenceci...'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

' çürümüş bir sapık, bir işkenceci...'

  • Giriş Tarihi: 20.7.2013

'ta 'un devrilmesinden 24 saat sonra General Yuannidis ABD elçisine böyle haykırıyordu. Ardından da ekledi: Yaşananlar Kıbrıs'ın iç meselesidir. Adayı komünistlerden kurtardım, ABD bunu anlayacak

Sunuş
Atina'daki gazetecilik yıllarımda Kıbrıs'ın kaderini çizen darbeci Dimitris Yuannidis'in peşinde çok koştum. Yuannidis merakımdan ünlü Koridalos cezaevinde hücre kapılarının açıldığı ve mahkûmların volta attığı karanlık ve rutubetli avluya bile girdim. O gün bana cezaevini gezdiren Koridalos'un Müdürü Kıbrıs'ı Yunanistan'a ilhak etmek için Makarios'u devirip Türkiye'ye askeri müdahale için kırmızı halı seren darbecinin yattığı binayı uzaktan göstermekle yetindi. Yuannidis o sırada 75 yaşındaydı. Ömür boyu hapis cezasıyla Koridalos'a gönderildiği zaman ise henüz 48'indeydi. Yani 27 yıldır demir parmaklıkların arkasındaydı. Yunan siyasi tarihine kara leke olarak geçen 1967'deki Albaylar Cuntası'ndaki silah arkadaşlarının çoğu af dileyip serbest kalmışlardı ama Albay Papadopulos gibi Yuannidis de pişman olduğunu söylemeyi reddediyordu. Cuntanın iki güçlü lideri 25 yıl boyunca hiç konuşmadan yan yana hücrelerde yaşadılar. Havalandırmaya bile ayrı saatlerde çıktılar. Papadopulos kendisini deviren silah arkadaşını hiç affetmedi. Hatta 1999'da demir parmaklıkların arkasında öldüğü zaman bile Yuannidis'e hâlâ küstü. Yuannidis ise Koridalos'un en yalnız adamıydı. Ziyaretine gelen kızı ve damadının dışında kimseyle konuşmadı. Ona hapishanenin avlusunda 50 metre karelik küçük bir bahçe verdiler. Her sabah domates, biber ve patlıcanlarına bakarak hayatını tüketti. 2001'de Yuannidis'in küçük bahçesinde çekilmiş birkaç fotoğrafı geçti elime. 27 yıl sonra yayınlanan ilk fotoğraflarıydı bunlar. Belli ki Yunan istihbaratçıları hapiste çürüyen cuntacıyı halka göstermek istemişlerdi!! Atina'dan ayrıldıktan 5 yıl sonra Yuannidis'in de Koridalos'ta hayata veda ettiğini duydum. Tarihin bir dönemi böylece kapanıyordu. Yıllarca görüşmek için uğraştığım ünlü darbecinin ardından yeniden tarihin karanlık sayfalarına yani açılan Amerikan gizli belgelerine dalmaya karar verdim. ABD'nin 20-30 yıl sonra açtığı belgelerde birçok çalışma yaptım, diziler hazırladım. Bu kez de yine her dalışımda yeni bilgilere ulaştığım hazineye girip Kıbrıs'ın kaderini çizen 85 saati okudum. Tarih yazılırken ne kadar ilginç pazarlıkların yapıldığını gördüm. Türkiye'nin Kıbrıs'a askeri müdahalesinin 39. yılında tarihi değiştiren saatlerin perde arkasını çok ilginç bulacağınızdan eminim. NB


16 Temmuz 1974 akşamüzeri. 16.45
. Atina-Yunan Savunma Bakanlığı...

General Yuannidis artık keyifliydi doğrusu. Yeşil deri kaplı koltuğuna gömülmüş son 24 saatteki başarısını düşünüyordu. Nasıl da 'a büyük darbeyi indirmişti. Hem de dünyayı gafil avlayarak! Emir subayı odaya girip "Amerikan Büyükelçisi'nin temsilcisi geldi" dedi. ABD Büyükelçisi Tasca, darbe sırasında Atina dışında olduğu için Henry Kissinger'in yıldırım mesajını güvendiği bir Yunanlı dostundan götürmesini istemişti. Mesajı getiren Yunanlı [1] odaya girdiğinde General Yuannidis koltuktan kımıldamadı bile... Gelen elçi de Yuannidis'in karşısındaki koltuğa oturdu. Mesajı okumaya başladı: "ABD, Kıbrıs'ı bağımsız ve egemen bir devlet olarak görmeye devam etmektedir. Yunan Hükümeti'nin ABD'nin bu politikasının değişmediğini bilmesini istiyoruz."

#Sayfa#

YÜZÜNDE ALAYCI GÜLÜMSEME

Yuannidis alaycı bir gülümsemeyle elçiyi durdurdu: "Tamam tamam zamanımı boşa harcıyorsun." Elçi istifini bozmadan "Görevim mesajı sonuna kadar okumak" diye üsteledi. Aslında mesaj sadece 15 satırdı. Elçi okumaya devam etti: "ABD Yunan Hükümeti'nin Kıbrıs'daki siyasi ve anayasal düzeni değiştirecek herhangi bir hareketini kabul etmeyecektir." Yuannidis bir anda irkildi. İkinci cümle suratına bir şamar gibi indi adeta. Alaycı havası değişti. Elçi ise okumaya devam ediyordu: " sorununun toplumlararası görüşmeler ve Türk toplumunun güvenliğini güvence altına alarak çözülmesini destekliyoruz. Tarafların iki NATO müttefiki arasındaki ilişkileri bozacak ve Batı'nın güvenlik çıkarlarına zarar verecek dış askeri müdahalelere imkân sağlayacak davranışlardan şiddetle kaçınmalarını istiyoruz."

MASAYA YUMRUĞUNU VURDU


Yuannidis son cümleleri zor dinledi. Sinirden şakakları atıyordu. Önündeki masaya öyle bir yumruk vurdu ki masanın üstündeki boş bardak yere yuvarlanıp paramparça oldu: "Adadan askerlerimizi çekseydim eski siyasiler Kıbrıs'ı komünistlere teslim etmekle suçlayacaklardı beni. ABD yönetimi de 15 Temmuz 1974'de Kıbrıs'ı komünistlerin eline düşmekten kurtardığımı bir gün anlayacak." Yuannidis ilk tepkisi yumuşayınca derin bir nefes alıp koltukta oturan elçinin yanına geldi. Uzun uzun Yunanistan'ın da bağımsız, egemen ve hür Kıbrıs devletine inandığını, çoğunluğu milliyetçi olan Kıbrıslı Rumlarla birlikte olduğunu ve ne Yunanistan'ın ne de Kıbrıslı Rumların Enosis istediklerini anlatmaya başladı. Hem konuşuyor hem de odada volta atıyordu: "Yaşananlar Kıbrıs'ın iç meselesidir. Zaten tek direnen Baf'taki Makarios'un komünist destekçileri kaldı."

'OTELLERİN YARISI ONUN'

Makarios'un adını ağzına alır almaz yine bir anda bağırmaya başladı: "Artık herkes onun ulusal bir kahraman ve uluslararası bir şahsiyet olduğunu unutsun çünkü artık o içi çürümüş homoseksüel bir papaz! Bir cinsel sapık. Bir işkenceci ve adadaki otellerin yarısının sahibi. Bunu sürdürmek için de adadaki Rumların yüzde 70'ini ve bütün komünist Türkleri kurban etmeye razıydı. Bu nedenle Rumlar Makarios'a karşı harekete geçmek için anavatana yalvardılar. Ben de yardım ettim." Elçi araya girip, "Darbeden 24 saat sonra bunlara inanacak kimseyi bulmak zor" dedi.

#Sayfa#

'TÜRKLER DE MEMNUNDUR'

General yeniden masaya şiddetle yumruğunu indirdi: "Darbeyi yapan be değilim ki. Kıbrıslı Rum milliyetçiler! Herşey Makarios'un adadaki Yunan askerleri azaltmak istemesiyle başladı. Buna milliyetçiler karşı çıktı." Eğer Makarios adadan Yunan askerini atsaydı cuntayı da devirmeyi düşünmeyeceğini kim garanti edecekti" Yunanlı general her şeyden öylesine emindi ki Makarios için oyunun bittiğini söylüyordu. Elçi "Makarios sağ mı?"diye sordu. Yuannidis "Hayatta... Ama kimin umurunda" diye güldü. "Hiçbir gücü yok. Kimse egemen bir ülkenin içişlerine karışamaz. Türkler istemedikçe Ruslar bile!! Türklerin ise umurunda değil" diye elçiye çıkıştı. Elçi yine sordu: "Ya Türkler? Doğrudan temasınız var mı?" Yunanlı General "Türkleri rahatsız etmedik" diye güldü: "Enosis ilan etmedik ki. Zaten Türkler prensip olarak Makarios'un gidişinden memnundur." Yuannidis elçinin şaşkın bakışları altında konuşmasını sürdürdü: "Yunanlılar Ege'de petrolü paylaşmayı ve ortak bir arama şirketi kurmayı bile kabul edebilir. Ama Yunanistan hiçbir zaman kıta sahanlığında teslim olmaz çünkü bu bütün adaları Türklerin kontrolüne bırakmak anlamına gelir. Hatta belki de 10 yıl içinde Türkler petroldeki paylarını artırmak için Kıbrıslı Türkleri bile satmak isteyebilirler. Kıbrıs'ı kendi haline bırakıp Amerikalıların fare deliğine para akıtmasını seyredebilirdim. Ama vatanımı seviyorum. Yunanistan ne olursa olsun ulusal kimliğini koruyacak ve komünizme karşı olacak."

'SAMPSON DELİ BİR ADAM'
Yuannidis sonunda sözü Sampson'a getirip, "Aslında ben Nikos Sampson'u pek sevmem. Adam deli. Ama milliyetçilerin kararı bu" diye ayağa kalktı. Kissinger'in elçisini kapıya kadar geçirdi. Elini sıkıp son mesajını verdi: "Unutma. İkimiz de özgür ve egemen Kıbrıs istiyoruz. İkimiz de dışarıdan, özellikle Kissinger'in ve Türklerin müdahalesine karşıyız. Kıbrıslıların sorunlarını özgürce çözmeleri gerektiğine inanıyoruz." [2] Elçi cevap vermedi. Yunanistan dolu dizgin uçuruma sürükleniyordu. Cuntacı General ise farkında bile değildi.


[1] ABD Dışişleri Bakanlığı Volume XXX, Yunanistan, Kıbrıs, Türkiye 1973-1976 ABD Büyükelçisi Henry Tasca'nın gönderdiği gizli mesaj. 16 Temmuz 1974 (Mesajda elçinin ismi saklanmış.)
[2] ABD Dışişleri Bakanlığı Volume XXX,Yunanistan, Kıbrıs, Türkiye 1973-1976 ABD Büyükelçisi Henry Tasca'nın gönderdiği gizli mesaj.. 16 Temmuz 1974


YARIN:
SAMPSON İÇİN KİM "O BİR KATİL" DEDİ?