X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Bir Musa çıkar hesabını sorar'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Bir Musa çıkar hesabını sorar'

  • Giriş Tarihi: 16.8.2013

Türkmenistan ziyareti öncesi yaptığı açıklamada Mısır'daki katliamla ilgili "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" diyen Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'ne derhal toplanma çağrısında bulundu

Başbakan Tayyip Erdoğan, Mısır'da güvenlik güçlerinin Mursi yanlılarına yönelik yürüttüğü katliamda sadece insanların ölmediğini, aynı zamanda insanlığın öldüğünün altını çizerek, "Tarihte hiçbir zalim zulüm ile abad olmamıştır. Mısır'ın darbeci yöneticileri, bu dünyanın kudretli gibi görünen firavunlarına dahi kalmadığını bilmeleri gerekir ki onlar bunu çok iyi bilirler, er ya da geç bir Musa çıkar, zulmün hesabını sorar" dedi. Erdoğan, Türkmenistan'a yaptığı çalışma ziyareti öncesinde Esenboğa Havalimanı'nda gündemdeki gelişmelere ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
Türkiye'de polisin hukuk dairesinde kullandığı biber gazını saatlerce canlı yayına taşıyan yerli, yabancı uluslararası medyayı muhatap alarak söylüyorum, acaba Mısır'ı görmesi, bir satır olsun yayın yapması için daha kaç masum sivilin ölmesi gerekiyor. Fok balıklarıyla ilgili haftalarca yayın yapan uluslararası medyanın Mısır'da, Suriye'de, Filistin'de ölen çocukları görmesi için acaba daha ne kadar kan akması gerekiyor.
Tarihte hiçbir zalim zulüm ile abad olmamıştır. Mısır'ın darbeci yöneticileri, bu dünyanın kudretli gibi görünen firavunlarına dahi kalmadığını bilmeleri gerekir ki onlar bunu çok iyi bilirler. Er ya da geç bir Musa çıkar, zulmün hesabını sorar. Mısır'da Nobel barış ödüllü Cumhurbaşkanı Yardımcısının son derece geç ama haklı istifası herhalde darbe yönetimi için bir örnek teşkil etmelidir.
30 Haziran'dan bu yana başta Cumhurbaşkanı Mursi olmak üzere tutuklanan siyasiler serbest bırakılmalıdır. Başta Birleşmiş Milletler ve Arap Ligi olmak üzere uluslararası kuruluşlar ve ülkeler daha fazla kan akmadan, cesaretlendirdikleri darbecileri derhal kınamalı, katliamların durması için derhal harekete geçmelidir.
Ramazanda kefenleriyle meydanı dolduran, oylarına sahip çıkan, üzerlerine yağan kurşunları gülümseyerek karşılayan Mısır halkı, dünyaya adeta ders vermiştir. Buradan Mısır halkını yürekten selamlıyorum, Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi Mısır halkının üzerine olsun diyorum. Mısır halkı bilsin ki, Türkiye'nin selamları, duaları onlarla beraberdir. - Türkiye'de bazı medya grupları Mısır'daki katliamı gizleme gayreti içinde bulunuyor. Hatta Müslüman Kardeşler'in silah kullandıklarını söyleyecek kadar ileri giden bazı medya grupları var. Bu talihsizliktir. Çok açık net, tanklarla, zırhlı araçlarla, sniperlarla 300 civarında Mısırlı vatandaşını şehit eden böyle bir darbe sözde yönetimine adeta sahip çıkma gayreti içinde olanlar var.

DEMOKRASİ SORGULANACAK

Mısır'daki olayları, biz başından beri bir askeri darbe olarak nitelendiriyoruz. Ancak Batılı ülkeler bunu asla darbe olarak nitelendiremedi. Müdahale demek suretiyle bu işi yumuşatma gayretinde oldular. Eğer Batı demokrasi testinden geçmek istiyorsa bunu anlamak durumundadır. Ama demokrasinin sorgulanması gibi bir sürece karar vermişse o ayrı konudur. Nitekim bu konuda Batılı ülkeler eğer samimi adımlar atmazlarsa ben inanıyorum ki artık demokrasi dünyada sorgulanmaya başlanacaktır. - Ben ülkemdeki muhalefete bakıyorum, muhalefet, 'İktidar, Mısır sorununda çok daha farklı adımlar atabilir ve burada etkin olabilirdik' gibi saçma sapan, şimdi de Mısır üzerinden 'acaba nasıl oy devşirebiliriz' diye bu tür açıklamalar yapıyorlar. Hiç olmazsa burada samimi davranın da ortak neler yapabiliriz bunları konuşalım. İnandığımız doğruları her zaman ve zeminde söyleyeceğiz. Çünkü haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.
Mısır'da demokrasiye bir sene bile tahammül edilmedi. Bir sene Mısır'a ekonomik ambargo uyguladılar. Sadece Türkiye ve Katar, Mısır'ın yanında yer aldı. Ama dünya Mısır'a 'kalk bakalım ayağı kalkabilirsen' dedi. Buna IMF de dahil. IMF seçimi yapın, seçimden sonra sizlerle konuşalım dediler, seçimi dahi yaptırmadılar. Biliyorsunuz Filistin'de de seçimlerden Hamas başarıyla çıktı. Hemen orada da ekonomik ambargoyu uygulamaya başladılar. Biz hiçbir zaman Hamas'ı bir terör örgütü olarak değil tam aksine haklarının savunucusu olarak ifade ettik ve şu anda da öyle kabul ediyoruz, öyle inanıyoruz. Eğer samimiyseniz buyurun seçim sandığı, hayır. Hala seçimi Filistin'de yaptırmıyorlar.
Bu tuzaklar Türkiye için de geçerlidir. Güçlü Türkiye'yi kimse istemiyor. Onun için biz güçlü olmaya mecburuz. Bizi, "Mısır'ın Arapların içişlerine niçin karışıyorsunuz' diye itham ettiler. Ben de buradan sesleniyorum. Suriye ile ilgili Türkiye'den niye o zaman destek istediniz. Suriye Arap değil miydi? Burada Türkiye'nin tavrını övmek suretiyle Türkiye ile beraber burada çalışmayı arzu ettiğinizi siz söylediniz. Ama bilesiniz ki Mısır da bizim komşumuz.

BM'YE ÇAĞRI YAPTI

BM Güvenlik Konseyi süratle toplanmalı. Buna herkesin, atılması gereken adımlar noktasında 'evet' demesi gerekiyor. Evet demeyenler tarihe bunun hesabını hiçbir zaman veremeyeceklerdir. BM Güvenlik Konseyi'nin, kuruluş amacına uygun olarak böyle bir olay karşısında, hele hele Mısır gibi bölgede çok önemli görevlere haiz bir ülke için bu olayları gözardı etmek mümkün değildir. Susan, tepkisiz kalan herkesin, her yönetimin, her uluslararası kuruluşun, tıpkı darbeyi yapanlar gibi ellerine, yüzlerine o masum çocukların kanı bulaşmıştır. Binlerce insanın katlini önleyecek gücü, iradesi, imkanı varken bunu kullanmayanlar, katillerin hamisi olarak bu cinayetlerin failleridir, suç ortaklarıdır. Susmak onaylamaktır. Hatta susmak fiili teşvik etmek, o fiile ortak olmaktır.
Bu süreçte başta ABD olmak üzere Sayın Obama, Sayın Putin, İngiltere Başbakanı Sayın Cameron, Almanya Şansölyesi Sayın Merkel ve Fransa Başbakanıyla tek tek görüşmelerim oldu. Bunun yanında BM Genel Sekreteri ile bu süreç içerisinde görüştük. Aynı şekilde Körfez ülkelerinin devlet başkanlarıyla, hükümet başkanlarıyla görüşmelerim oldu. Dışişleri Bakanım yoğun bir trafiği sürdürdü, sürdürüyor. 'Akil Adamlar' dedikleri bir heyette bizi ziyarete geldi.

'KAÇIRILAN PİLOTLARIN SAĞLIKLARI YERİNDE'
Başbakan Tayyip Erdoğan havalimanındaki basın toplantısında Mısır dışındaki gündem konularıyla ilgili şunları söyledi:
Lübnan'da kaçırılan iki pilotun sağlıklarıyla ilgili önceki akşam itibarıyla herhangi bir endişe söz konusu değil. İlgili birimlerin konuyla alakalı çalışmalarını sürüyor. Önemli olanın netice almak ve en kısa sürede de netice alınacak.
(Bazı CHP milletvekillerinin fişlendikleri iddiaları) Bizim böyle fişleme gibi bir sanatımız yok. Böyle bir derdimiz de yok. Ben fişlendiğimi biliyorum, arkadaşlarımın fişlendiğini biliyorum ama biz böyle bir yola hiçbir zaman tevessül etmedik, bunları hiçbir zaman da doğru bulmadık. Bulmadığımızı da açıkladık. Dinlendiğimizi biliyorsunuz defaatle söyledik. Bunlar malum şeyler. Hatta hatta bunları abartarak yazan gazeteler, bunlar bile biliyorsunuz, bizim kimlerle, nasıl konuştuğumuzu, neler konuştuğumuzu kendi gazetelerinde yayınladılar. Demek ki bizi onlar iyi dinlemişler. Veyahut da dinleyenlerle ortaklıkları var.
(CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Irak ziyareti) Gider ziyaretini yapar. Benim onunla ilgili söyleyecek herhangi bir şeyim söz konusu değil. Herhalde Irak Başbakanı Türkiye'de görüşecek muhatap olarak kendilerini buldular.
(Gazeteci ve Yazarlar Vakfı'nın basın açıklaması) Herhangi bir cevabi pozisyonda olmak istemem. Böyle bir şeylerin gazeteler vasıtasıyla söylenmesini doğru bulmuyorum.

'EDEP YAHU'
Başbakan Tayyip Erdoğan, sağlık durumuyla ilgili bazı basın kuruluşlarında yer alan haberlere ilişkin olarak, şöyle dedi: "Hangi hastanede yatmışım, nasıl olmuş filan hepsini sizlerden öğreniyorum. Böyle bir şey olmadı. Sadece bayramdan sonra birkaç gün dinlendim, programımı da bu arada uygulamaya koydum. Şimdi Türkmenistan, cumartesi günü Bursa. Herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Medyanın bu huyu çok kötü. Biraz da kendinizi sorgulamanız lazım. Bu kadar yalanı nerede buluyorlar, nasıl yazıyorlar biraz da insan utanır. Ülkenin başbakanı yok hastanede yatmış, yok şöyle olmuş vesaire. Biz bir ders aldık, o dersin başlığı da edep yahu."