Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yeni anayasada kritik viraj

Giriş Tarihi: 17.8.2013 12:26 Güncelleme Tarihi: 17.8.2013 12:33

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu, yeni anayasa çalışmalarında şimdiye kadar genelinde uzlaşma sağlanamayan ilk 3 madde, "değiştirilemeyecek hükümler", "vatandaşlık" ve "anadili kullanma hakkı"nı çarşamba günü görüşmeye başlayacak.

Yeni anayasa çalışmalarında şu ana kadar 59 maddede uzlaşma sağlayan komisyon, zorlu konulara girmeye başlıyor. Bu kapsamda, komisyonda üyesi bulunan siyasi partilerin önerilerini sunduğu dönemde gündemde önemli yer tutan, ancak hiç uzlaşma sağlanamayan Anayasa'nın ilk 3 maddesi ve vatandaşlık tanımının da yer aldığı maddeler, yeniden ele alınacak.

Komisyonda temsil edilen siyasi partiler, sadece "Türkiye Devleti bir cumhuriyettir" tanımını içeren birinci maddede uzlaştı. Cumhuriyetin nitelikleri ile devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkentinin tanımlandığı ikinci ve üçüncü maddelerde farklı önerilerde bulunuldu, mutabakat sağlanamadığı için bu öneriler uzlaşma sağlanamadığı anlamına gelen "kırmızı" renkle yazılarak, başka maddelerin müzakeresine geçildi.

Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı ikinci maddede AK Parti "Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir", CHP ve MHP "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir", BDP "Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Devlet; ideolojilere, dinlere, inançlara ve yaşam tarzlarına ilişkin çoğulculuğu tanır ve toplumun çoğulcu yapısı karşısında tarafsız kalır. Hiçbir ideoloji, din, inanç ve yaşam tarzı devlet tarafından himaye edilemez veya vesayet altına alınamaz. Devletin idari yapısı ademi merkezi sistem esasına göre düzenlenir. Devletin toprak bütünlüğüne dokunulamaz" önerisi getirmişti.

Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkentinin tanımlandığı 3. maddede CHP ve MHP komisyona aynı önerilerle geldi.

AK Parti, "(1) Türkiye Devleti ülke ve millet olarak bölünmez bir bütündür. (2) Resmi dili Türkçedir. (3) Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. (4) Milli marşı İstiklâl Marşıdır. (5) Başkenti Ankara'dır", CHP ve MHP "(1) Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. (2) Dili Türkçedir. (3) Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. (4) Milli marşı İstiklal Marşıdır. (5) Başkenti Ankara'dır" tekliflerinde bulundu.

BDP ise "Devletin bayrağı, şekli yasada belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı İstiklal Marşıdır. Başkenti, Ankara'dır. Devletin resmi dili; (1) Devletin resmi dili, Türkçedir. Tüm vatandaşların resmi dili öğrenme görevi ve hakkı vardır. Türkiye halkının kullandığı diğer ana diller bölge meclislerinin kararıyla ikinci resmi dil olarak kullanılabilir. (2) Herkes, özel yaşamında ve kamusal makamlarla olan ilişkilerinde resmi dilin yanı sıra kendi anadilini kullanma hakkına sahiptir. (3) Devlet, ülkenin ortak kültürel mirasını oluşturan bütün dillere saygı duymak, dilleri korumak, dillerin kullanılmasını ve gelişmesini sağlamakla yükümlüdür" önerisi getirdi.

CHP ve MHP, 4. maddede, anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceğini mevcut anayasada olduğu gibi önerirken, AK Parti anayasada değiştirilemeyecek hüküm önermedi, BDP de değiştirilemeyecek hükümlerin anayasada yer almasına karşı çıktı.

Vatandaşlık tanımı

AK Parti ve BDP başlığı "vatandaşlık", MHP "Türk vatandaşlığı", CHP ise "Vatandaşlık-Türk vatandaşlığı" şeklinde önermişti.

Siyasi partilerin vatandaşlığın tanımıyla ilgili önerileri ise şu şekilde:


AK Parti:

(1) Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.

(2) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ana veya babanın çocuğu doğumla vatandaşlık kazanır.

(3) Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.

(4) Hiç kimse vatandaşlıktan çıkarılamaz.


CHP:

(1) "Türk vatandaşlığı" dil, din, ırk, cinsiyet, etnik köken, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebeplere bağlı olmaksızın herkesin "eşitlik" temelinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması anlamına gelir.

(2) Vatandaşlığın kazanılması ve kaybedilmesine dair usul ve esaslar kanunla düzenlenir. Vatana bağlılık ile bağdaşmayan eylemlerin mutlak biçimde zorunlu kıldığı haklı nedenler bulunmadıkça kimse vatandaşlıktan çıkarılamaz.


MHP:

(1) Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür.

(2) Türk vatandaşı babanın veya Türk vatandaşı ananın çocuğu Türk vatandaşıdır.

(3) Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.

(4) Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.

(5) Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.


BDP:

(1) Türkiye vatandaşlığının kazanılmasında, kullanılmasında ve kaybedilmesinde, dil, din, ırk, etnik köken, kültür, cinsiyet, cinsel yönelim ve benzeri farklılıklar gözetilemez. Vatandaşlığa ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.

(2) Hiç kimse kendi isteği dışında vatandaşlıktan çıkartılamaz.

Yeni anayasaya BDP tarafından Anadilini kullanma hakkını içeren metin de teklif olarak sunuldu.

BDP'nin önerisinde, herkesin anadilini kullanma hakkına sahip olması, hiç kimsenin anadilini kullanma hakkından yoksun bırakılamayacağı düzenleniyor.

BDP, herkesin kendi anadilinde düşünce ve kanaatlerini hukuken meşru bütün araç ve yollarla, tek başına veya toplu olarak ifade etme ve yayma özgürlüğüne sahip olmasını, bu hakkın, anadilinde yazılı, görsel ve işitsel iletişim araçlarını kurma, işletme ve bunlardan yararlanmayı da kapsamasını istiyor.

BDP'nin önerisinde, resmi dilin öğrenilmesi ve öğretilmesi şartıyla herkesin, anadilinde eğitim ve öğrenim görme hakkına sahip olması, bu hakkın eğitim ve öğrenim sürecinin bütün aşamalarını kapsamasını içeriyor.

Herkesin kendi anadilinde kamu hizmeti görme ve kamu idaresiyle olan ilişkilerinde anadilini kullanma hakkına sahip olmasını öneren BDP, bu hakkın kullanımına ilişkin esasların kanunla düzenlenmesini istiyor.

113 maddede şerh

TBMM'nin tatilde olmasına rağmen çalışmalarını sürdüren Anayasa Uzlaşma Komisyonu, bugüne kadar toplam 172 maddeyi müzakere etti. Bu maddelerden 59'unda tam uzlaşma sağlanırken, 113 madde şerhli yazıldı.

AA muhabirinin TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu verilerinder derlediği bilgiye göre, en fazla uzlaşma 'Temel Hak ve Özgürlükler' bölümünde oldu. Toplam 63 maddelik bölümde 43 maddede uzlaşı sağlandı.

'Yasama' bölümünde ise 28 madde bulunuyor. Bu bölümde 4 madde uzlaşıyla yazılırken 24 maddede partilerin şerhleri yer aldı.

Toplam 17 maddenin bulunduğu 'İdari ve Kamu Hizmetleri' bölümünde 1 maddede anlaşma sağlandı.

Yargı bölümünde ise 9 maddede mutabakar sağlandı. Bu bölümdeki şerhli madde sayısı 12 oldu.

'Başlangıç, Genel Hükümler ve Temel İlkeler' bölümünde ise 2 maddede mutabakata varılırken 11 madde şerhli kaleme alındı.

'Yürtme', 'Mali, Ekonomik ve Sosyal Hükümler' ve 'Son Hükümler' bölümlerinde hiçbir maddede uzlaşma sağlanamadı. 'Yürütme'de 12, 'Mali, Ekonomik ve Sosyal Hükümler'de 16 ve 'Son Hükümler'de 2 maddenin tamamı şerhli yazıldı.

Böylece komisyon 59 maddeyi tam uzlaşma ile yazarken 113 maddede partilerin şerhleri yer aldı.

"Başkanlık sistemi önerisi, Türkiye'nin 20 bölgeye bölünmesinden daha tehlikeli bir öneri midir?"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi Mehmet Ali Şahin, "Başkanlık sistemi önerisi, sistemi önerisi, Türkiye'nin 20 bölgeye bölünmesinden daha tehlikeli bir öneri midir? Bir halkın seçtiği Cumhurbaşkanı bir de halkın seçtiği Başbakan. Yetki çatışması olabilir, farklı sorunlar olabilir. Bunu çözmenin yolu başkanlık sistemidir" dedi.

Şahin, AA muhabirinin soruları üzerine, yeni anayasa çalışmaları ve çarşamba günü görüşülmeye başlanacak ilk 3 madde, değiştirilemez hükümler, anadilini kullanma hakkıyla ilgili görüş ve beklentilerini açıkladı.

Yeni anayasa çalışmalarında Ekim ayında iki yılın geride kalacağını ifade eden Şahin, başlangıçta ortaya koydukları hedefin oldukça gerisinde olduklarını söyledi.

Şahin, 170 civarında madde üzerinde çalışmalarına rağmen, mutabakat sağlanan madde sayısının 59 olduğunu ifade etti. Uzlaşılan madde sayısının 60 iken hafta içinde 59'a indiğini anlatan Şahin, bunun sorumlusu olarak CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum'u gösterdi.

Batum'un komisyon toplantılarına daha önce pek katılmayan Batum'un geçen hafta bütün toplantılara katıldığını dile getiren Şahin, Batum'un, uzlaşma sağlanan maddelerin bazılarının tekrar görüşülmesini talep ettiğini belirtti. Şahin, komisyon toplantılarında tereddüt oluşması halinde bir siyasi parti üyesinin partisinden diğer üyeyle temas kurduğunu kaydederek, "Orada sağlanan mutabakat, temsil edilen siyasi partilerin hükmi şahsiyetiyle sağlanan mutabakat oluyor" dedi.

"Süheyl Bey adeta 5. parti"

Batum'un, geçen haftakı tutumunun ideolojik olduğunu savunan Şahin, şöyle konuştu:

"Kendisine, 'Siz komisyon çalışmasını ve anayasa yapım çalışmasını sabote etmek için buraya geldiniz. Bize geri adım attırdınız' dedim. Tepki vermedi. Bu hafta, Süheyl Bey yüzünden ilerleme sağlayamadık. Süheyl Bey'in tutumu adeta 5. parti oldu. Karşımızda iki CHP var. Birbiriyle çelişen, birbirini eleştiren CHP'li üyeler var. İlerlememizi engelliyor. Bu bir sorundur. Bu sorunun mutlaka çözülmesi lazım çünkü diğer komisyon üyeleri olarak biz de etkileniyoruz, CHP'li üye arkadaşlarımız da etkileniyor. Kılıçdaroğlu, bu konuya müdahil olmalıdır. En azından o tarihe kadar huzur içinde çalışmayı, biraz daha üretim yapmayı arzu ediyoruz. Zayıf olmakla birlikte mutabakatla metin ortaya koymaya çalışıyoruz. Ama birileri geliyor sabote etmeye çalışıyor, buna izin verilmemeli."

"Üyeler, çarşambaya kadar partileriyle görüşsün"

Mehmet Ali Şahin, vatandaşlık tanımı, eğitim ve öğretim hak ve ödevi, değiştirilemez madde olup olmayacağı, başlangıç metni olup olmayacağı ve olacaksa nasıl olacağı gibi konuların mutlaka çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

Bu hassas maddeleri özel günde görüşmeye karar verdiklerini ifade eden Şahin, "Bu maddelerde ilerleme sağlarsak, diğer maddelerde de rahatlama olacağını düşünüyoruz. Çarşamba günkü toplantı önem arzediyor. Çarşamba'ya kadar, 'nasıl uzlaşı sağlarız, getirilen önerilerin ortasını bulabilir miyiz' diye partileriyle görüşmeleri için zaman ayırma ihtiyacı duyduk" diye konuştu.

Geçen hafta yaşanan sıkıntıları tekrar yaşamak istemediklerinin altını çizen Şahin, aksi halde ilerleme kaydetmenin çok zor olacağını söyledi.

Şahin, çarşamba günü görüşülmeye başlanacak maddelerle siyasi partilerin bir noktada nihai tutumlarını da göreceklerini belirterek, "O bakımdan çarşamba günkü toplantı önem arzediyor. İnşallah bir uzlaşı olur, ilerleme olur" dedi.

"Cumhurbaşkanı seçimini tekrar parlamentoya getirmeyi doğru bulmuyoruz"

Şahin, yeni anayasa yapım sürecinde her partinin yeni öneri getirmesinin, AK Parti'nin de başkanlık sistemini önermesinin en doğal hakkı olduğunu dile getirdi.

CHP'nin, Meclis'in Cumhurbaşkanı seçme sistemine dönmeyi önerdiğini, BDP'nin ise bölge meclisleri istediğini anlatan Şahin, şöyle devam etti:
"Diyelim ki biz, başkanlık sistemi önerimizden vazgeçtik. Bu maddede yine uzlaşı sağlayamıyoruz. Niye? BDP diyor ki 'bölge meclislerinin çıkardığı kanunlar da Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabidir'. Demek ki tıkayan biz değiliz. Başkanlık sistemi önerisi, Türkiye'nin 20 bölgeye bölünmesinden daha tehlikeli bir öneri midir? BDP'nin böyle bir öneride bulunması, katılmasak da hakkıdır.

Her siyasi parti, milletvekili özgürce önerilerini dile getirsin. 'Bu mevcut anayasa ile çelişirmiş', hiç bunları düşünmeyin. Aksi halde özgürce anayasa yapamayız. Üniter yapıyla çelişebilir, herkes buraya önerisini getirsin. Nihayet bu önerilerin kabulü 4 siyasi partinin mutabakatına bağlı. Bir tanesi karşı çıkarsa metne yansıması mümkün değil. Diyelim ki 4 parti anlaştı, parlamentodan geçecek, halka gidecek. O bakımdan hiçbir öneriden çekinmemek lazım, ancak tek taraflı itiraz mekanizması geliştirmemek gerekir. Bizi Başkanlık sistemiyle ilgili eleştirirken, başka siyasi partilerin de uzlaşma konusunda kabul edilmeyen önerileri olduğunu kamuoyuna ifade edebilmelisiniz. O sebeple de ilerleyemiyoruz."

CHP'nin, Cumhurbaşkanı'nı Meclis'in seçmesini istediğini tekrarlayan Şahin, "Biz buna katılmıyoruz. Yüzde 68 oyla halkın kabul ettiği Cumhurbaşkanı seçme işini tekrar parlamentoya getirmeyi doğru bulmuyoruz" dedi.

Şahin, yürürlükteki Anayasa'nın 4. maddesindeki gibi yeni anayasada değiştirilemez hükümler olmasını da kabul etmediklerini bildirdi.

"Başkanlık sistemi kırmızı çizgimiz değil"

Biraz daha ciddi, önyargıdan uzak çalışma yapılması ve geçen haftaki sorunların tekrar yaşanmaması halinde Ekim'e kadar 70 civarında maddede mutabakat sağlanacağını düşündüğünü ifade eden Şahin, "Biraz daha ilerleyebilirsek, kırmızı çizgiler yumuşatılırsa, daha uzlaşmacı tavır sergilenebilir ve sayı 80-90'a çıkarsa başkanlık sistemi önerimizi tekrar gözden geçirir, gerekirse geri çekebiliriz. Parlamenter sistem üzerinden yeni anayasa yapmayı düşünebiliriz. Başkanlık sistemi olmazsa olmaz önerimiz değil, kırmızı çizgimiz asla değil" diye konuştu.

Anayasa'da değişiklik yapılmasa da gelecek yılki Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Türkiye'nin fiilen başkanlık sistemine geçeceğini dile getiren Şahin, şu değerlendirmede bulundu:

"Yüzde 50 üstünde oyla seçilecek cumhurbaşkanı, başkanlık sistemini anımsatan seçimle cumhurbaşkanı olacaktır. Onun statüsü, görev ve yetkilerini; başkanlık, yarı başkanlık, partili cumhurbaşkanlığı olur, bunları Türkiye şimdi tartışmasa bile ilerde tartışacak. Bunu 'tartışalım' diye ortaya koyduk. CHP ve MHP şiddetle bunu tartışmaktan kaçındılar. Gidiş, bunları çok ciddi şekilde tartışacağımız noktaya doğru gidiştir. Önümüzdeki yıldan itibaren bu, Türkiye'nin gündeminde ister istemez olacak. Bir halkın seçtiği Cumhurbaşkanı, bir de halkın seçtiği Başbakan. Yetki çatışması, farklı sorunlar olabilir. Bunu çözmenin yolu başkanlık sistemidir.

Başkanlık sistemi olsa da olmasa da temel hak ve hürriyetlerle ilgili 64 maddenin 19'unda uzlaşma sağlayamamışız. Başkanlık sistemiyle ilgisi yok. Demek ki farklı görüşler var. Uzlaşacağımız madde sayısını artıracağımız imkanlar var. Anayasa yapım süreci, başkanlık sistemi önerimiz nedeniyle tıkanmış değildir. Daha uzlaşmamız gereken, uzlaşma imkanı olan çok madde var."

Şahin, başkanlık sisteminde uzlaşma sağlanamaması ya da Anayasa'nın değiştirilememesi halinde, Cumhurbaşkanı'nı önümüzdeki yıl halkın seçeceğini belirtti.

CHP'li Kart: "Değiştirilemez maddesi olan çağdaş pek çok anayasa var"

Yeni anayasa çalışmaları, gelecek hafta müzekere edilecek olan "Eğitim ve öğrenim hakkı ve hürriyeti (özgürlüğü)", "Anadilini kullanma hakkı" maddeleri ile Anayasa'nın ilk üç maddesi ve 4. maddesiyle yeni ve zorlu bir sürece girecek.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun muhalefet partileri temsilcileri, yeni süreci AA muhabirine değerlendirdi.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, anayasanın ilk 3 maddesinden, "Türkiye devletinin bir cumhuriyet, cumhuriyetin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti ve resmi dilin Türkçe olması"nı anladıklarını söyledi.

Bunların değiştirilemezliği konusunda da bir görüşe sahip olduklarını ifade eden Kart, şöyle konuştu:

"Zaman zaman iktidar grubu ve başka gruplar, 'efendim değiştirilemez maddeler olabilir mi? Çağdaş anayasalarda olmaz' diye dile getiriyorlar. Olur, değiştirilemez maddesi olan çağdaş pek çok anayasa var. 10, 15 ya da 20 maddesi değiştirilemez hükümler içeren anayasalar var.

Sorun nedir? Sorun şudur, bu kavramların içini demokrasiyle doldurmamız. Önemli olan o kavramların içini demokrasiyle doldurmaktır. 'Temel hak ve özgürlüklerin her birey için tanındığı Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının kendisini eşit yurttaş olarak gördüğü bir anayasa' diyoruz. Bunu yapmak için ilk 3 maddeyi değiştirmek gerekmez. Bu boyutuyla görüyoruz."

"Başka bir dilde eğitime taraftar olmamız mümkün değil"

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk, bu konulardaki tutumlarının başından beri belli olduğunu belirterek, "Bunlar bizim olmazsa olmazlarımız, kırmızı çizgilerimizdir. Bunlardan geri adım atmamız mümkün değil" dedi.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin dilinin Türkçe olduğunu anımsatan Öztürk, başka bir dilde eğitime taraftar olmalarının mümkün olmadığını vurguladı. Öztürk, şöyle devam etti:

"Ama başka dilleri öğrenebilirler, konuşabilirler. Onun önünde hiçbir engel yoktur. Anayasanın ilk 3 maddesi ve onu teminat altına alan 4. madde noktasında da tutumumuz bellidir. Bu maddeler değiştirilemez. Aslına bakarsanız değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Anayasal suç işliyorlar. Anayasanın başlangıç metni anayasanın kimliğini, ruhunu, aidiyetini ortaya koyar. Eğer Türkiye Cumhhuriyeti devletine ve Türk milletine bir anayasa yapıyorsak bu tabirlerin içerisinde olduğu bir başlangıç metni anayasaya dahil olmalıdır diye düşünüyoruz. Bu noktadaki düşüncelerimiz, kararlılığımız ortadadır."

"Vatandaşlık" konusuna ilişkin Öztürk, "Orada da tarafımız bellidir. Anayasadan vatandaşlık tanımının çıkarılmaması gerekir. Kaldı ki bunların hepsi bebek katilinin ve onun taraftarlarının dayatmalarıdır" diye konuştu.

Bu maddelerin müzakeresi sürecinde Öztürk, parti olarak düşüncelerini ortaya koyma ve ikna güçlerini kullanma noktasında kararlı olduklarını söyledi. Öztürk, "Arkadaşlarımızı ikna edeceğimize inanıyoruz" dedi.

"Demokratik dünyanın kırmızı çizgisidir"

BDP Batman Milletvekili Bengi Yıldız da anayasa çalışmalarında zor bir sürece girildiğini vurgulayarak, anayasada "değiştirilemez maddeler" diye bir düzenlemenin doğru olmadığını düşündüklerini söyledi.

1982 Anayasası'ndan önceki anayasalarda da böyle bir hüküm bulunmadığına dikkati çeken Yıldız, "Bu bizim anayasa hukuku geçmişimizle de tezatlık teşkil eden bir askeri yapılanmanın getirmiş olduğu kendisine göre bir devlet düzeni, kendisine göre bir değiştirilmezlik ilkesi. Bunun aşılması lazım. Dünyanın herhangi bir anayasasında böyle bir düzenlemeye rastlayamazsınız" diye konuştu.

Resmi dile ilişkin sıkıntıları bulunmadığını ifade eden Yıldız, "Hiçbir partinin Türkçe'nin resmi dil olduğuna ilişkin bir sıkıntısı yok. Ama ana dilde eğitim meselesi... Yine bazı açıklamalar 'BDP'nin kırmızı çizgisidir' şeklinde sunuluyor. Hayır bu demokratik dünyanın kırmızı çizgisidir" dedi.

Müzakerelerde herhangi bir uzlaşma sağlanamamasının anayasa çalışmalarının devam etmesi konusunda kritik ve belirleyici olup olmayacağı yönündeki bir soruya Yıldız, şu yanıtı verdi:

"Kritik. Belirleyici olacak. Çünkü bizim açımızdan da AK Parti, MHP ve CHP açısından da bu maddelerle bağlantılı bizim şerh koyduğumuz onlarca madde var. Şu anda çözemediğimiz bütün maddeler bu bahsettiğimiz maddelerle bağlantılı. Bu maddelerde bir uzlaşma sağladığımızda anayasa meselesi bitmiştir. Çünkü hepimizin 10-15'e yakın maddeye koyduğumuz şerhler tamamıyle anadil eğitimi vatandaşlık meseleleriyle bağlantılı şerhlerdir. Bu birkaç maddeyi bir şekilde ortaklaştırdığımızda anayasa meselesini bitirmiş oluyoruz. Diğer şerhlerin hepsi düşüyor ve birden bütün o maddeler yeşilleniyor. Dolayısıyla çok belirleyici. Ne kadar yol alacağımızın aslında göstergesi olacak gelecek ve ondan sonraki haftada yapacağımız çalışmalarımız."

ARKADAŞINA GÖNDER
Yeni anayasada kritik viraj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz