X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Suriye'de katliamın ardındaki iki ihtimal
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Suriye'de katliamın ardındaki iki ihtimal

  • Giriş Tarihi: 23.8.2013

Dışişleri Bakanı Davutoğlu Suriye'deki rejimi katliama iki nedenin itmiş olabileceğini söyledi: Şam'ı temizleyip bu işi bitirmek, sonucu iyi hesaplanmamış korkutma girişimi

Mısır ve Suriye konusunda Avrupa'da nabız turuna çıkan ve ortak tavır oluşturulması için mekik diplomasisi yürüten Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Almanya'daki temaslarının ardından geldiği İngiltere'de Türk dış politikasına ve Ortadoğu'nun geleceğine ilişkin çarpıcı mesajlar verdi. Davutoğlu, "İnsanlık suçu" olarak tanımladığı Suriye'deki kimyasal silah kullanımı için Esad rejimini işaret eden iki ihtimali sıraladı. Ankara'nın, "Sünnicilik veya İhvancılık" yapmadığını savunan Davutoğlu, Avrupa'ya da "Güvenlik adına özgürlüğü feda etmeyin!" çağrısında bulundu. Davutoğlu'nun uçakta yaptığı değerlendirmelerin satır başları şöyle:
KİMYASAL KATLİAMIN NEDENİ: Rejimin yaptığına ilişkin iki ihtimal var: 1- Rejimin Humus'u temizledikten sonra Şam'ı da süpürüp bu işi bitirme niyeti olabilir. 2- Korkutmak için yaptı ama hesap edemediği kadar kanlı bir katliama yol açtı. Suriye'de kırmızı çizgiler hep aşıldı ve yeni bir eşik oluştu.
ÖLÜMLER MUHALEFET BÖLGESİNDE: Bu ölümler muhalefetin bulunduğu bölgede oldu. Muhalefet Şam'da zaten tutunmaya çalışıyor. Kendi kontrol ettiği yeri bombalayıp, kendisine yakın insanları yok edip ne elde edecek? Muhalefet elinde olsa Humus'ta kullanırdı.
SUÇLUSU BULUNSUN: İran Dışişleri Bakanı'na 'kimyasal silah kullanımı insanlık suçudur, Suriye rejimi ile konuşun, BM heyetinin incelemesine izin versin. Bir terörist grupsa hepimiz lanetleyelim ve ne ceza verilecekse verilsin. Muhalefet yapmışsa Türkiye sizden daha sert olacaktır. Ama rejim yapmışsa sizin de aynı sertliği göstermenizi isteriz' dedim. Rusya veya İran'ın yaklaşımını hayata geçirmek kolay. Esad'a, "BM heyetine izin ver" diyecekler.
YALNIZ MI KALDIK: Bir ülkenin yalnızlaşmasının görünür sonuçlarının olması lazım. Uluslararası görünürlüğü azaldı, oylamalarda etkisiz kaldı, hiçbir sürecin içinde değil tablosu olması lazım. 2012-2013 döneminde BM'de Türkiye'nin öncülük ettiği 5 oylama oldu. İkisi Filistin'le, üçü Suriye ile ilgiliydi. Örneğin, Filistin'in devlet olarak tanınması oylamasında 138 'evet', 9 'hayır' oyu var. Kim yalnız kaldı? ABD, İsrail, Kanada. 15 mayıs 2013'teki Suriye oylamasında 107 'evet', 12 'hayır'. Rusya, Çin, İran yalnız kaldı. Bu ülkeler Suriye konusunda yalnız kalmamış oluyor da Türkiye mi yalnız kalıyor?
ORTADA MI KALDIK: Dışişleri Bakanı olarak bu görüşmeleri ben yürütüyorum. Ortada kaldığımız hissiyatı içinde değilim. Aksine bir ülkenin olaylardaki etkisi olayların akışına kapılan büyük kalabalık içindeki yerle ölçülmez. Bir ülkenin olaylar üzerindeki etkisi, o olayların akışı üzerindeki etkisi ile ölçülür. Yani, 'Mısır'da genel tavır şu, biz onun içinde yer alırsak etkili görünürüz' dediğinizde aslında genel kalabalık içinde kaybolan bir tavırdır bu.
TÜRKİYE'NİN TUTUMU VE MISIR'A YANSIMASI: Türkiye eğer bu tutumu almamış olsaydı Mısır'da demokrasi umudu bugün olduğu kadar bile kalmazdı. Demokrasi isteyenler psikolojik yıkım yaşardı. Uluslararası toplum da darbeyi çok daha meşru gören tutum sergilerdi. Onlarca bakanla konuştum. Bir tek kişi, 'Siz, tutumunuzda haksızsınız' diye tepki vermedi.
TÜRKİYE EKOLÜ: Önemli olan ülkenin olayları etkilemesi ise Türkiye, Mısır ve Ortadoğu konusunda takındığı tavırla bir ekol oluşturuyor. Türkiye bir ekoldür.
SUUDİ ARABİSTAN'IN POZİSYONU: Burada rasyonel politika olur, hissiyat olmaz. Hissi davranıp olayları birbirine karıştırmış olsaydık şu anda Rusya ve İran'la Suriye nedeniyle ikili ilişkilerimizin bozulması gerekirdi. Mısır'da da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerimizin bozulması gerekirdi. Burada hissi davranamayız. Biz kendi tutumumuzu belirleriz. Kim bizle çalışmak isterse işbirliği yaparız. Netice ne olursa olsun bu, Türkiye'nin bağımsız iradesidir.
MEZHEPÇİLİK YAPMIYORUZ: 'Türkiye, mezhepçilik yapıyor ve İhvan'ı destekliyor!' deniyor. Esad uyarılarımızı dinlemediğinde bize denildi ki 'Türkiye, Sünnicilik yapıyor.' Peki, Mısır'da Sisi Şii mi? Sünni. Sünnicilik yapsak niye Sisi'ye karşı tavır alalım? Türkiye, İhvancılık mı yapıyor? Türkiye'ye bir heyet gelmişti. Başkanı İyad Allawi idi. Dedim ki Allawi'ye 'Sen Şii'sin. Irak'ta 2009 seçimlerinde 1. çıktığında Başbakanlık Allawi'nin hakkıdır demedik mi? Sen İhvan mıydın? Sünnicilik yapsak niye sana sahip çıkalım?' Sinyora'ya, 'Lübnan'a en zor zamanında biz sahip çıkmadık mı?' dedim. Sizi niye savunduysak aynı ilkelerle Mursi'yi savunduk.
DOĞRU YERDEYİZ: Ahlaki olarak doğru yerdeyiz. Ona şüphe yok. Stratejik olarak cümle alem biliyor ki eğer Ortadoğu'da halkın iradelerine dayalı, meşruiyeti güçlü yapılar kurulursa burada etkisi en fazla artacak ülke Türkiye'dir. Evet, dış politika hislerle yürümez. Değerler orada, çıkarlar burada. Bizim Ortadoğu'da çıkarımız nedir? İstikrardır.
MACERAYA GİRMİYORUZ: Eleştiriliyoruz ama Türkiye'nin etrafında bir savaş kuşağı var. Türkiye'yi savaşın dışında tutuyoruz, ülkeyi bir maceraya sokmamaya çalışıyoruz.

KERRY İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ

Davutoğlu, dün öğleden sonra Londra'ya indiğinde, kendisini arayan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Suriye ve Mısır gündemli uzun bir konuşma yaptı.

AVRUPA'YA 'ÖZGÜRLÜĞÜ FEDA ETMEYİN' ÇAĞRISI
TERCİH YAPMAYIN: Avrupa'nın iradesini ve tercihini görmek için geldim. 1990'lı yıllarda Doğu Avrupa'da halkların iradesine ne kadar güvenilmişse, Ortadoğu halklarının da iradesine aynı saygı gösterilmeli. Önümüzde iki yol var. Ya kısa dönemli geçici bir güvenlik kuracağız ve demokrasi tehir edeceğiz. Ki 1990'lı yıllarda Tunus'ta, Cezayir'de bu tercih kullanıldı. Ya da diyeceğiz ki, 'Kısa dönemli riskler olur. Biri iktidarda başarısız olursa bekleyelim bir başkası gelir' deyip demokratik istikrara dayalı bir strateji belirleyeceğiz. Kendi tecrübemizden de biliyoruz ki demokrasinin getirdiği istikrardan daha güçlü bir istikrar yoktur. Avrupa'ya, "demokrasi ile istikrar, özgürlükle güvenlik arasında bir tercih yapmayın. Güvenlik adına özgürlüğü feda etmeyin' diyoruz.
YÜKSELEN DEMOKRASİLER: Dünyadaki demokrasi tecrübesi yeni bir döneme giriyor. 1- 'Eski demokrasiler' diyebileceğimiz, kurumsallaşmış, artık heyecanını kaybeden, siyasal katılımın düşük olduğu Avrupa demokrasisi. Demokrasinin geleceği bu ülkelerde değil. 2- Gelecek, çok nüfuslu, yükselen demokrasilerde. Brezilya, Güney Afrika, Hindistan, Endonezya gibi büyük nüfusla demokrasiyi yaşatmaya çalışan ülkeler var.

'İSRAİL SÖZLERİ, ZİHNİYETLE İLGİLİ'
OTORİTER YAPILARI TERCİH EDERLER: İsrail için bu bölgede demokrasi tercih edilir değil. Neden? 1-İsrail tek demokratik ülkesi biziz der ve ayrıcalıklarını alır. 2- İsrail bilir ki Ortadoğu'da demokratik yolla iş başına gelen iktidarlar Filistin konusundaki halk duyarlılığı nedeniyle bazı tavizleri vermezler. Demokrasi olacaksa da en kötü tercih, halk iradesine dayalı İslami duyarlılığı yüksek yönetimlerdir. İsrail kaosu mu tercih eder? Hayır. İsrail, otoriter yapıları tercih eder. Başbakanımızın İsrail'le ilgili söylediği şey, bir zihniyetle ilgilidir.

BM ARTIK KARARSIZ KALAMAZ
Almanya'da meslektaşı Guido Westerwelle ile ortak basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu, "Artık BM Güvenlik Konseyi kararsız tavır takınamaz. Derhal inceleme yapılmalı ki bir daha kimse böyle bir insanlık suçunu işleme cesareti gösteremesin" dedi. Westerwelle ise "Kitle imha silahları kullanıldıysa insanlık suçu işlenmiştir" ifadesini kullandı. Davutoğlu, dün Londra'da İngiliz mevkidaşı William Hague ile de bir araya geldi. Görüşmede Hague'ın "Suriye hükümetinin, BM ekibinin acilen bölgeye girişine izin vermesi gerektiği konusunda mutabık kaldık" dediği açıklandı.