X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Mısır'da insanlar oy namusu için şehit oldu'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Mısır'da insanlar oy namusu için şehit oldu'

  • Giriş Tarihi: 26.8.2013

"Mursi'ye bir yıl tahammül edemediler" diyen Erdoğan, "Binlerce insan oylarının namusunu istediği için şehit edildi. 17 yaşındaki Esma top atışıyla şehit oldu" dedi

Memleketi Rize'de Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı Meclis Toplantısı'na katılan Başbakan Tayyip Erdoğan, Mısır'da halkın, "oyunun namusunu istediğini" belirterek "Binlerce insan şehit olduysa bu oylarının namusu için şehit oldular" dedi. Dünyanın en meşhur üniversitelerden biri olan Mısır'daki El-Ezher'in şeyhini, askeri darbecilerin yanında gördüğünde hüsrana uğradığını anlatan Erdoğan, şu mesajları verdi:
Çocuklarımız okudukça daha da cahilleşiyor, ülkesine ve özüne daha da yabancılaşıyorsa burada ters giden bir şey var demektir. Böyle bir eğitim tarzına müsamaha gösteremeyiz. Bunu 10 yıllar boyunca üniversitelerimizde yaşadık. Üniversitelerimiz kendisini dışarıya kapattılar, milletten kopuk, Türkiye gerçeklerinden kopuk, izole bir noktaya geldiler.
Demokrasiye kapalı bir üniversite bilime asla açık olamaz. Ayrımcılığın, ırkçılığın, faşizmin özellikle de kendi milletinin değerlerinin, kendi vatandaşlarının yaşam tarzının, kılık kıyafetinin, sakalının, bıyığının düşmanı olan bir üniversite sadece laboratuvarlarında değil, maalesef sınıflarında, amfilerinde robot üreten bir üniversite olur. Eğitim, insanı bilgisayar gibi görüp onu formatlamak değildir.
İlim adamı, ilim namusundan, fikir namusundan bedeli ne olursa olsun taviz vermeyen insandır. Ben bir siyasetçiyim, eğer biz kalkıp da ilme ters bir şeyi istiyorsak ilim adamının 'Öyle değil böyledir' demesi lazım. El pençe divan durup, 'Ferman buyurdunuz efendim' dememesi gerekir. Şu anda biz dünyada bunu yaşıyoruz, ülkemizde de bunlar yaşandı. İşte bunların aşılması lazım.
Dünyanın en meşhur üniversitelerden biri olan Mısır'daki El-Ezher'in şeyhini, askeri darbenin ve darbecilerin yanında gördüğümde hüsrana uğradım. Sen nasıl Ezher ulemasının başı olup da darbeye çanak tutarsın. İşte orada o ilim adamı bitmiştir. Tarih bunları lanetler. Geçtiğimizde bizde olanları şimdi lanetledikleri gibi.
Batı Mısır'daki yaşananlar karşısında kendisiyle çelişti. Mısır'daki olaylar karşısında susmak, çok ağır bir vebalin altına girmektir. Özellikle bilim insanlarının, üniversitelerin bu hadiseler karşısında daha gür bir ses çıkarmalarını beklerdim, ama bu olmamıştır.
Türkiye ve dünyada, 'Mursi de hata yaptı' diyerek vicdanlarını rahatlatmaya çalışanlar var. 70 yıl sonra halkın iradesi sandıkta tecelli etti ve yüzde 52 ile Mursi'yi getirdi. Mursi'ye bir yıl dahi tahammül edemiyorlar. Araştırıyoruz, önümüze 3 Şubat 2011, İsrail'deki bir panel geliyor. Moderatör, 'Müslüman Kardeşler kazanırsa ne olacak' diye soruyor, 'İktidar gücünü eline alamaz' diyorlar. Moderatör, 'Filistin'deki, Cezayir'deki gibi mi olur demek istiyorsunuz' diye tekrar soruyor, 'Evet' diyor ve bakın bir yıl üzerine bu yönetim müdahaleyle nasıl görevden el çektirildi.
Mısır'da halk iradesinin, oyunun namusunu istiyor. Eğer 17 yaşındaki Esma meydana çıkıyorsa babasının izinde çıkıyor. Adeviyye'ye çıkanlar, Rabia'ya çıkanlar, İskenderiye'ye, Mansuriye'ye onun için çıkıyor. Binlerce insan şehit olduysa bu oylarının namusu için şehit oldular. Tankların karşısına ellerini açarak geçiyor, ellerinde silah yok. Ama bir top atışı ve oda şehit oluyor.
Mursi'nin hata yaptığının öne sürüldü. Üç yıl daha tahammül et. Niye sabredemiyorsunuz? Derdi başka. Çünkü alıştıkları bir yolsuzluklar silsilesi var.
Menderes de hata yaptı dediler. 27 Mayıs darbesi meşrulaştırılmak istenmiştir. 'Siyasetçiler de hatalıydı' dediler, 12 Eylül meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Merhum Erbakan da hatalıydı, dediler, 28 Şubatı meşrulaştırmaya çalıştılar. Menderes'i idam ettiler. Ona da 'diktatör' dediler. Şimdi aynı şeyi dikkat edin şahsıma söylüyorlar. Ben diktatör olacağım birisi kalkacak bana diktatör diyecek. Eğer görmek isteyenler varsa Suriye'ye gitsin. Bak 100 bine yakın insan öldürüldü, diktatör var. Aynı şey Mısır'da yapılıyor.
Türkiye'de molotofkokteyli ile kamunun araç gereçlerine zarar verenlere biber gazı sıkılmasına "polis şiddeti" denildi. Neymiş, özgürlük mücadelesiymiş bunlar. Sevsinler seni. Özgürlük mücadelesi verenler fikren, düşünceyle verir, demokratik yollarla gelir, sandıkta verir. Sandıkta kazanamayacaklarını bilenler dağda silahla, meydanlarda molotofkokteyli ile ürüyorlar.
Üniversitelerimizin çatısı altında asla bunlara müsaade edilmemeli. Bu tür bir şey olduğu zaman da yönetim anında bunlara müdahale etmelidir, elindeki yetkiyi, selahiyeti en güzel şekliyle kullanmalıdır. Hiç taviz verilmemeli.
Biz yüksek sesle caniye cani, katile katil, Firavun'a Firavun dediğimiz müddetçe bunlar da vicdanlarını rahatlatamayacaklardır. Biz cesur olmak zorundayız.

İKİ PİLOT İÇİN MİKATİ İLE GÖRÜŞTÜ
Erdoğan, dün akşam Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir telefon görüşmesi yaptı. Edinilen bilgiye göre, Erdoğan görüşmede 17 gün önce kaçırılan iki Türk pilotun kurtarılmasına yönelik çabaları nedeniyle Mikati'ye teşekkür etti ve "Pilotların en kısa sürede salimen özgürlüklerine kavuşmaları Türkiye için büyük önem taşıyor" dedi.

ÇAYKUR RİZESPOR'A BAŞARILAR DİLEDİ
Başbakan Tayyip Erdoğan, Çaykur Rizespor Mehmet Cengiz Tesisleri'ni ziyaret edip takıma bugün Trabzonspor ile oynanacak maçta başarılar diledi. Geçen sezon kazanılan Bank Asya 1. Lig şampiyonluk kupasını kaldırarak poz veren Erdoğan'a, adının yazılı olduğu 53 numaralı forma hediye edildi. Erdoğan, daha sonra Güneysu'da yapımı süren imam hatip lisesi inşaatını ve TOKİ'nin Eski Çarşı Projesi'ni gezerek yetkililerden bilgi aldı.