X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan Erdoğan o tarihi verdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan Erdoğan o tarihi verdi

  • Giriş Tarihi: 21.9.2013 14:22 Güncelleme Tarihi: 21.9.2013 18:00

Başbakan Erdoğan, Malatya ziyareti kapsamında sivil toplum örgütleri temsilcilerine halka hitap ediyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "(Büyükşehirler Kanunu) Kanun çıkarken bu kanunla şehirlerin yönetilemeyeceğini iddia eden muhalefet şimdi Malatya'ya gelecek ve Malatya Büyükşehiri kendilerinin yöneteceğini iddia edecekler. Hani siz daha dün 'yönetilemez' diyordunuz. 'Bu yasayla buralarda hizmet verilemez' diyordunuz şimdi hangi yüzle gelip de vatandaşa bunu söyleyeceksiniz" dedi.

Erdoğan, Malatya Valiliğinin onuruna verdiği öğle yemeğinde sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderlerine hitap etti.

Malatya'da bugün çok sıradışı bir toplu açılış töreni gerçekleştireceklerini belirten Erdoğan, bir tek toplu açılış töreniyle 735 milyon liralık 79 farklı hizmet ve yatırımı resmi olarak hizmete alacaklarını söyledi.

Erdoğan, yarın, Doğanşehir ve Darende'de açılışlarda bulunacağını hatırlatarak, bu açılışlar da eklendiğinde bir seferde Malatya'da yapılan açılışın yatırım maliyetinin 776 milyon liraya, açılış kalemi sayısının 93'e ulaşacağını bildirdi. Malatya'nın bu eserleri fazlasıyla hak ettiğini belirten Erdoğan, hizmet ve eser üretmeye devam edeceklerini söyledi. Malatya'da 17 mayıs 2011'de gerçekleştirdikleri mitingde nufüsün 750 bini geçmesi durumunda Malatya'nın da büyükşehir olacağını söylediğini hatırlatan Erdoğan, 750 bin nüfusun aşıldığını ve çıkarılan kanunla Malatya'nın da büyükşehir statüsüne kavuşturulduğunu ifade etti.

Vatandaşların, kendisine bazı sıkıntıların ifade edildiğini ilettiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Burada bir şeyi daha ispat etmek için bunu söylüyorum. Bundan önce burada Valilik var mıydı, vardı. İl Özel İdaresi var mıydı, vardı. Belde belediyeleri, ilçe belediyeleri var mıydı, vardı ama büyükşehir yoktu. Herkes ne yapıyordu? Buralarda yapılması gerekenleri hep birbirinin üzerine atıyordu. Basit bir köy yolunu dahi. Biz ki iktidarımız da KÖYDES projelerine destek çıkmıştır. Ondan önce KÖYDES projesi diye bir şey yoktu. KÖYDES projesiyle köy yollarına, yola, suya vesaire parasal destek yoktu. Bunu biz getirdik. Bütün bunlara rağmen bakınız oralarda yol ve su sorunları çözülmüyordu. İşte şimdi gelirken yine önümüze çıkanlar yolla çıktılar, suyla çıktılar. Büyükşehir belediyesinin niye önemli olduğunu anlatabiliyor muyum? İşte büyükşehir belediyesi olmuş olsaydı burası o zaman ne olacaktı, oralar köy değil mahalle olacaktı. İki ilçe belediyesi orada kendi üzerine düşeni yapacaktı. Büyükşehir belediyesi de oranın kanalizasyon, içme suyu ihtiyaçlarını gidermiş olacaktı."

Büyükşehir Belediyesinin üzerine düşeni yapmaması durumunda o mahallelinin yüzüne bakamayacağını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Oraya yaklaşmaya kalktığı zaman da benim vatandaşım kusura bakma kardeşim geldiğin gibi güle güle derdi. Niye çünkü yarın oy için oraya gelecek. Valinin böyle bir derdi var mı, kaykamın böyle bir derdi var mı? Onların böyle bir derdi olmadığı için de rahat. 'Yapsam ne yazar, yapmasan ne yazar' diyor. Aydan aya zaten maaşını alıyor ama siyasetçinin bu derdi var. Vali kardeşim kusura bakmasın, ben tabii bir siyasetçi olarak gerçeği söylüyorum. Siyasetçinin vatandaşın oyuna ihitiyacı var. Eğer bu hizmeti götürürse oyu isteme yüzü olur. Eğer bu hizmeti götürmezse vatandaş ona oy vermeye mahkum değil. Sandığa attığı oyu bir Allah bir de kendisi bilir. Bunu bazı yerlerdeki gibi söylemiyorum hani bazı yerlerde diyorlar ya 'buradan başka bir patiye oy çıkarsa bu köyü yakarız, yıkarız' diyorlar ya bazı yerlerde, bunu oralar için söylemiyorum. Çünkü oralarda henüz demorkasi yok. Ben demokrasinin egemen olduğu yerler için söylüyorum, halkın iradesinin egemen olduğu yerler için söylüyorum. Vatandaşlara da onu söyledik dedik ki inşallah biz buraya seçime kadar bir daha geleceğim, o gelişimde de eğer bu bağlantı yolları bitmemişse o zaman gereğini de biz aynen yaparız dedik."

"MALATYA'NIN ÖDENEĞİ ÇOK DAHA ARTMIŞ OLACAK"

Erdoğan, 2014 Mart seçimlerinde Malatya'nın Büyükşehir Belediye Başkanını seçeceğini belirterek, şöyle konuştu:

"Tüm ilçeler, köyler mahalle olarak bu seçimde bütün büyükşehir inşallah hizmetlerinden istifade edecek. Büyükşehir statüsüne kavuşunca elbette Malatya'nın ödeneği çok daha artmış olacak. Hizmetler noktasında hiçbir şekilde geriye gidiş olmayacak. Tam tersine hizmetlerin kalitesi, hızı, yaygınlığı çok daha genişleyecek ve bütün örneğin şu anda muhalefet partileri biliyorsunuz büyükşehir kanunu çıkarken, bu yasayla şehirlere hizmet etmenin mümkün olmadığını iddia etmişlerdi. Bunu Anayasa Mahkemesine götürdüler.

Bu kardeşiniz damdan düşmüş bir kardeşinizdir, hangi konuda, büyükşehirler konusunda. İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım. Şu andaki statü içinde değil farklı bir statü içinde yaptım. Bizden sonra bizim arzulayıp da gerçekleştiremediğimiz ama daha sonra iktidarımızla gerçekleştirdiğimiz mülki sınırların büyüşehir sınırı olması hadisesi İstanbul ve Kocaeli'nde biliyorsunuz şu anda uygulanıyor. İstanbul'un en ücra köşesine kadar hizmet gidiyor. Artık orada köy yok, en ücra köşesinde bile o köyler mahalle oldu. Doğalgazına varıncaya kadar oraya ulaşıyor. Kocaeli'nde hakeza öyle. Şimdi Malatya'nın da mülki sınırları Büyükşehirin sınırı haline geliyor. İstanbul ve Kocaeli'ndeki tecrübeyi başta Malatya olmak üzere 30 büyük şehirimize yayacak ve inşallah başarıyla ulaşacağız.

Kanun çıkarken bu kanunla şehirlerin yönetilemeyeceğini iddia eden muhalefet şimdi Malatya'ya gelecek ve Malatya Büyükşehiri kendilerinin yöneteceğini idida edecekler. Hani siz daha dün 'yönetilemez' diyordunuz. 'Bu yasayla buralarda hizmet verilemez' diyordunuz şimdi hangi yüzle gelip de vatandaşa bunu söyleyeceksiniz. Malatya da herhalde bu çelişkiye en güzel cevabı yüreten verecektir."

"BU KARDEŞİNİZİN DÜŞLERİNDE, HAYALİNDE MODERN, KALKINMIŞ BİR TÜRKİYE VAR"

"Bu kardeşinizin düşlerinde, hayalinde özellikle modern, kalkınmış bir Türkiye var" diyen Erdoğan, havalimanından gelirken gönlünün çok çok huzurlu ve mutlu olduğunu söyledi. Erdoğan, "11 yıl önce o zaman havaalanıydı, gelirken böyle yollarımız yoktu. Girdiğimiz vadiler adeta bir ölüm vadisi gibiydi. Artık şimdi modern bir şehircilik anlayışının gereği yerine getirildi ve şehrimize hamdolsun böyle girebiliyoruz" dedi.

Malatya'nın çok daha ileri noktaya geleceğini ifade eden Erdoğan, "Hele hele büyükşehir olarak hizmet vermeye başladığı andan itibaren zaten farkı siz de hissedeceksiniz" diye konuştu.

"BİZİM BARIŞIMIZA, BİZİM BİRLİĞİMİZE, BİZİM TOPRAKLARIMIZA EĞER BİRİLERİ SALDIRACAK OLURSA AYNEN CEVABINI ALIR, ALMAK DURUMUNDADIR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam Ankara'da Polisevi'ni yapılan saldırıya ilişkin, "Bu tür şeylere tevessül edenler karşılığını bulacak, cevabını alacak eğer almıyorsa bu bir aczin ifadesi olur" dedi.

Erdoğan, Malatya Valiliğinin onuruna verdiği öğle yemeğinde sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderlerine hitap etti.

Erdoğan, Çanakkale Savaşı'nda ülkemize saldıran haçlı zihniyeti karşısında bizim yanımızda Suriye'de, Şam'daki kardeşlerimizin yer aldığını, Afganistan'dan kadınların kollarındaki bileziklerini göndererek mücadaleye destek verdiğini, Balkanların yanımızda yer aldığını söyledi.

"O haçlı zihniyeti 18 Mart 1914'te bize, tamamiyle bizi yerle yeksan etmek için saldırdığında biz o gün yurtta sulh cihanda sulh mu? dedik" diyen Erdoğan, bu sözün sahibi olan Gazi Mustafa Kemal'in "Size ben ölmeyi emrediyorum" dediğine dikkati çekti.

CHP'nin Genel Başkanı'nın ve partililerin, ne dediklerinin, ne yaptıklarının farkında olmadığını belirten Erdoğan, "Buraları, bizim tarihi misyonumuzu, iyi bilmemiz lazım, iyi anlamamız lazım. Bizim barışımıza, bizim birliğimize, bizim topraklarımıza eğer birileri saldıracak olursa aynen cevabını alır, almak durumundadır. Kimse bize çirkin benzetmeler yapmasın, biz kimsenin topraklarında gözü olan değiliz ama şunu da biliyoruz. Biz Kılıçarslan'ın torunlarıyız, Biz Nurettin Zengi'lerin, Selahattin Eyyubi'lerin torunlarıyız, biz Malatyalı Seyit Battal Gazi'nin torunlarıyız. CHP Genel Başkanı bizim de bu aziz milletin de kim olduğunu öğrenmek istiyorsa Şam'ın, Kahire'nin, Bağdat'ın sokaklarında bizi sorsun ona anlatırlar bizim kim olduğumuzu" diye konuştu.


"SEN O ŞANSI KAYBETTİN"

Hiçkimsenin endişesinin olmaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, bu oyunu bozduklarını, dokunulmazlık zırhına bürünüp milleti tahrik eden milletvekillerine rağmen, güvenlik birimlerinin, istihbarat birimlerinin, her türlü olayın üzerine gittiğini, faillleri bulup, hadiseleri aydınlattığını dile getirdi.

Dün akşam Ankara'da Polisevi'ni yapılan saldırıda da kısa sürede saldırıyı gerçekleştirenleri bulduklarına, saldırganlardan birisini öldürdüklerine işaret eden Erdoğan, "O aynı zamanda bizim partimize de saldırandı, onu öldürdüler, diğeri şu anda ağır yaralı olarak hastanede yatıyor çünkü bu tür şeylere tevessül edenler karşılığını bulacak, cevabını alacak eğer almıyorsa bu bir aczin ifadesi olur" değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Türkiye sınırını ihlal eden Suriye helikopterinin düşürülmesiyle ilgili "Başbakan gaz alıyor" dediğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu ifade kullanılır mı? Sen bizim sınırlarımızı kalkacaksın 2 kilometre geçeceksin ve sınırlarımızı 2 kilometre geçtiğin halde uyarılar alacaksın, bu uyarılara rağmen bu ihlali devam ettireceksin eee? Türkiye'nin fantomları da orada turist gibi seni takip edecek. Sen o şansı kaybettin. Niye kaybettin çünkü biz sınırlarda mayınları temizlemenin hazırlıkları içinde olduğumuz bir zamanda aramızdaki bütün o barışı, kardeşliği her şeyi yok ettin ve 110 bin insanı ki o insanlar aynı zamanda bizim kardeşimiz. Bizim Suriye halkıyla bir sorunumuz yok, Mısır halkıyla bir sorunumuz yok. Biz Mısır'da darbecilerle sorunluyuz, Suriye'de de katil Esed rejimiyle sorunluyuz. Dünyada kim ne derse desin, zulme rıza zulümdür. Biz zalimlerin yanında yer alamayız. Ne kadar zayıf olursak olsun alamayız çünkü bu millet tarihte yaşanan o acı olayların tekrar yaşanmasına elbette müsade etmeyecektir. Malatya'nın bu noktada Türkiye'ye örnek olacağına, vakarıyla, sağduyusuyla bütün bu tuzakları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da boşa çıkaracığına yürekten inanıyorum."

Erdoğan, Malatya yöresindeki "Sofrada elini, sohbette dilini kısa tut" öğüdünü hatırlatarak, konuşmasını tamamladı.

"DEMOKRATİKLEŞME PAKETİNİ KAMUOYUNA DUYURACAĞIZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratikleşme paketini 30 Eylül Pazartesi günü açıklayacaklarını bildirdi.

Erdoğan, Malatya Valiliğinin onuruna verdiği yemekte, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile kanaat önderlerine hitap etti.

Büyükşehir statüsündeki illerde yaşayanların, Türkiye genelinde seçmen oranının yüzde 75'ine tekabül ettiğini belirten Erdoğan, "Yani 30 büyük şehir yüzde 75'i oluşturuyor. Geri kalan 51 yüzde 25'i oluşturuyor" dedi.

Erdoğan, millet adına, özellikle de kardeşlik adına son derece önemli bir adımı atacaklarını, çalışmalarını tamamlama aşamasına getirdikleri demokratikleşme paketini kamuoyuna duyuracaklarını belirterek, "Büyük ihtimalle ayın son günü zannediyorum pazartesine isabet ediyor, Pazartesi günü Ankara'da inşallah bu açıklamayı yapacağız. Toplumun her kesimini, 76 milyonun her bir ferdini ilgilendiren düzenlemelerle inşallah Türkiye'yi ağırlıklarından kurtaracak, yeni bir aşamaya geçmiş olacağız" diye konuştu.

Demokratikleşme konusunda, temel hak ve özgürlükler konusunda bizim hiçbir çekinceleri olmadığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsanın insan olmaktan kaynaklanan her hakkını özgürce yaşamasını değerlerini muhafaza edebilmesini, inançlarının gereğini yerine getirebilmesini her fırsatta savunduk. Savunmaya da devam edeceğiz. Yasaklardan, kısıtlamalardan, ifade özgürlüğünden, özellikle ifade özgürlüğünün daraltılmasından, inanç özgürlüğünün daraltılmasından, ayrımcılıktan çekmiş bir siyasi hareket olarak kurulduğmuz andan bu yana yasakların karşısında olduk. 11 yıl boyunca şartlar olgunlaştıkça, engeller, bariyerler ortadan kalktıkça, direnç zayıfladıkça tek tek yasakları ortadan kaldırdık, özgürlükleri genişlettik."

"MİLLETİYLE ARACILAR VASITASIYLA KONUŞAN PARTİ DEĞİLİZ"

Başbakan Erdoğan, demokratikleşme paketiyle, 11 yıldır yaptıkları reformlara yeni bir halka ekleneceğini ve yeni bir safhayı başlatmış olacaklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Şunu peşinen ifade etmek istiyorum, buraya Malatya'ya gelip, demokratikleşme paketiyle ilgili olarak istismar siyaseti, karalama siyaseti yapanlar mutlaka olacaktır. Muhalefet partilerinin temsilcileri çıkıp 11 yıl boyunca yaptıkları gibi bugün de yarın da değişimin önüne set çekmeye çalışacaklardır. Sizin bunlara prim vermeyeceğinize ben yürekten inanıyorum. Zira biz, milletiyle aracılar vasıtasıyla konuşan bir parti değiliz. Biz ne yaptıysak sizinle istişare ederek yaptık, ne yapacaksak sizinle istişare ederek bunları yapacağız. Sizin istemediğiniz ama sizin bize verdiğiniz görevi, vazifeyi de hakkıyla yerine getireceğiz. 11 yıl boyunca bizlere siz istikamet çizdiniz ve bundan sonra da hiç endişe etmeyin, sadece siz istikamet çizeceksiniz. Bize sermaye istikamet çizemez, bize o medya amiralleri, vesaireleri istikamet çizemez. Biz Hakk'a ve halka tabi olmuşuz. Bu yola böyle girdik, böyle gidiyoruz."

"BİZİM HİÇ KİMSEDEN GİZLEDİĞİMİZ BİR PAKET YOK"

"Bizim hiç kimseden gizlediğimiz bir paket yok. Bu demokratikleşme paketi zaten kimi anayasal düzenleme, kimi alanlarda yönetmelik değişikliği, kimi alanlarda Bakanlar Kurulu kararı gerektiriyor" ifadesini kullanan Erdoğan, paketin açıklandığı andan itibaren kamuyounda tartışılacağını, belli konuların Meclis'e geleceğini, müzakere edilerek ve belli bir sürecin sonunda nihayete ereceğini söyledi.

Gizledikleri sakladıkları hiçbir konu olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Şimdi anamuhalafet 'bunu niye gizliyorlarlar' diyor. Bunu biz sizlerle birlikte yapamadık. Bunu şimdi AK Parti olarak, AK Parti iktidarı olarak biz yapıyoruz. Varsa sizin yapacağınız bir şey, yapın çıkın milletin karşısına. Ama sizde böyle bir kabiliyet yok, böyle bir dert yok ki, böyle bir aşk yok ki. Bugüne kadar sadece bu işin lafını yaptınız. "

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Yeni Anayasa çalışmalarına da değinen Başbakan Erdoğan, Anayasa Uzlaşma Komisyonunda partilerin üye sayısının dağılımına dikkat çekerek, şöyle konuştu:

"Yeni Anayasa konusunda dahi bizim 326 milletvekilimiz var. Bunların üçünün, 220 milletvekili var. Biz üzüm yiyelim diyoruz, bizim bağcıyla işimiz yok. Gelin Anayasayı yapalım. Dediler ki 'ama sizin sayınız fazla, siz burada fazla kişiyle temsil edileceksiniz'. Hayır dedik. Bizim öyle bir derdimiz yok. Eşit sayıda yapalım. Düşünebiliyor musunuz, 30 milletvekili olan partinin 3 temsilcisi var, 51 milletvekili olan partinin 3 temsilcisi var, 152 milletvekili olan partinin 3 temsilcisi var, 326 milletvekili olan AK Parti'nin 3 tane temsilcisi var. Biz daha ne yapacağız? Topunuz 220, 9 milletvekiliyle temsil ediliyorsunuz. Biz 326, 3 milletvekiliyle temsil ediliyoruz. Bundan daha iyi yaklaşımı nasıl yapacağız?

Şu anda Anayasa çalışmalarında iş ağır gidiyor değil mi? Kaç kere süre verildi ve bu süreler geldi bitmedi. Sayın Meclis Başkanımız ziyaretimize geldiğinde dedim ki: Sayın Başkan benim sizden istirhamım var. İş yapalım, iş üretelim. Üzerinde mutabık kaldığımız kaç madde var, 48, 49. Dedim ki bakın şu anda Meclis tatile giriyor. Ben arkadaşlarıma diyeceğim ki tatil yapmayacaksınız. Hafta 2 gün size tatil, 5 gün Meclise geleceksiniz. Diğer siyasi partilere de aynı durumu siz söyleyin. Gelin şu yaz tatilinde şu kalan kısımlarda bitirilsin ve yeni yasama yılına süratle bu işi bitirerek girelim. Madem ki mutabakız. Eğer mutabık olduysak o zaman bunları çıkarmak zor değil. mutabıksanız bütün Anayasa paketi 15 günde çıkar. Zaten çalışmışız, mutabık da kalmışız, iş bitmiş. 15 gün değil 1 ay olsun. Bu biter. Hemen manevra yaptılar. Efendim yok tatil, yeniden bir çalışma başlatalım, Tekrar şöyle vay böyle. İşte önce 60, 61'e kadar çıktılar tekrar geri vites 59'a kadar indiler. Şimdi diyorum ki madem 59'da mutabıksınız, yol alalım. Gelin şu 59 tane maddeyi Meclisten geçirelim. Yani bir taraftan da Meclisten bunları geçirmek suretiyle netice alalım, yol alalım. Arkadaşlar buna da yanaşmadılar. Niye? Bunların işi gücü ipe un sermek. İş bitirmek değil."

"HALKIN DERDİNİ BUNLAR HİÇBİR ZAMAN DERT EDİNMEDİLER"

Piyasa insanı anlayışıyla davranmadıklarını vurgulayan Erdoğan, "Bunlar, böyle bir anlayışta değil. Çünkü halkın derdini bunlar hiçbir zaman dert edinmediler. Biz dert edindik" dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu ifade kullanılır mı: 'Zaten bu maddelerin çoğu işe yaramaz maddeler', Allah Allah. Anayasa maddesi bu. Üzerinde mutabık kalmışsınız. Anayasa maddesine bunlar zaten işe yaramaz maddeler denilebilir mi? Bu kendinize saygısıklıktır, yaptığınız çalışmaya da saygısızlıktır. Böyle bir şey olabilir mi? Biz elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız. Ama şu kadarını söylemeliyim ki biz demokratikleşme paketi konusunda da büyük Türkiye vizyonuyla örtüşen, Türkiye'nin önünü daha açan, Türkiye'yi bir üst sınıfa taşıyan bir paket hazırladık. En önemlisi de inşallah bu paketle birlikte kardeşliğimiz daha da güç kazanacak, birliğimiz, dirliğimiz inşallah daha da kuvvetlenecek."

"BAYAT BİR SENARYOYU HAYATA GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR"

Başbakan Erdoğan, başta Malatya olmak üzere Türkiye'de uygulanmak istenen bir oyuna da işaret ederek, "Bir süredir, belli illerimizde çok kirli, çok çirkin bir oyun oynanmak, çok kirli bir tezgah uygulamaya sokulmak isteniyor" diye konuştu.

Geçen hafta sonunda Adıyaman'da bu konuda uyarıda bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bugün Malatya'da bunu özellikle vurgulamak durumundayım. Zira tıpkı Adıyaman'da olduğu gibi Malatya'da da Alevi kardeşlerimizin hissiyatı istismar edilerek, çok çirkin tahrikler yapılmak isteniyor. Açık ve net konuşacağım. CHP'nin bizzat Genel Başkanı ve bazı milletvekilleri, Malatya başta olmak üzere bazı illerimizde Alevi vatandaşlarımızı tahrik etmek suretiyle bayat bir senaryoyu hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bu bayat senaryo karşısında tüm Malatyalı kardeşlerimin tüm Türkiye'nin son derece uyanık, son drece dikkatli olmalarını rica ediyorum."

CHP Genel Başkanı'na, CHP yönetimine, milletvekillerine, yaptıkları tahrikleri her seferinde anımsattıklarını dile getiren Erdoğan, "CHP'nin bu milletvekillerinin nasıl ateşle oynadığını görmesini istedik. CHP'nin bazı eli kanlı terör örgütleriyle nasıl iç içe olduğunun görülmesini istedik. Buyrun, Reyhanlı saldırısının yapanlarla CHP'yi Şam'a götüren rehberlerin nasıl bağlantılı olduğunu delilleriyle ortaya koyduk" ifadelerini kullandı.

POLİSEVİNE SALDIRI

Ankara'da, Emniyet Genel Müdürlüğü binası ve Polisevi'ne roketatarlı saldırı düzenlendiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"AK Parti Genel merkezi'ne saldırı düzenleyen eli kanlı örgüt ve kişi, dün de Ankara'da yine kanlı bir eyleme kalkıştı. Hamd olsun, roketler duvarlara isabet etti ve can kaybımız, yaralı olmadı. İşte Taksim'de CHP ile bu örgüt yanyana kolkola eylem yaptılar. Ankara'da ODTÜ'de, CHP milletvekillerinin gölgesinde bu kanlı örgüt, birlikte eylemler yaptı. Tüm uyarımıza rağmen, CHP özellikle bazı CHP milletvekilleri, hassasiyetleri kaşımaya devam ediyor, bu kanlı örgütlerle adeta el ele, kol kola hareket ediyorlar. Bakıyorsunuz, barikatların en önünde CHP'ni milletvekileri var. Bakıyorsunuz, şiddet olaylarının en önünde onlar var. Yalan haber yaymakta en önde yine onlar var. Milletvekili sıfatı taşıdığı halde sorumluluğunu kimliğini unutup, eline taş alacak kadar kendini kaybedenler, gözünü kan bürüyenler var. Bir milletvekili eline taş alır mı? Alıp da bunu polise atar mı? Bunlar var. Sandıktan umudunu kesenler, sandıkta yine kaybedeceğini anlayanlar, sokakta umut arıyorlar. Eli kanlı terör örgütlerinin kaos senaryolarında umut arıyorlar. CHP'nin Genel Başkanı eli kanlı, diktatörlerin sırtını sıvazlayıp, eli kanlı terör örgütleriyle ortak eylem yapıyor. Sonra da barış havarisi rolüne bürünüyor. CHP'nin Genel Başkanı eğer barışın ne olduğunu biliyorsa bunu gitsin yeni yol arkadaşı eli kanlı Esed'e anlatsın."

"CHP'NİN GENEL BAŞKANI BARIŞ KAVRAMINI BİRDEN BİRE HATIRLADI"

CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun barıştan bir şey anlıyorsa bunu gidip kaos çığırtkanlığı yapan, barikat kuran, hatta taş atan kendi milletvekillerine anlatması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Çok ilginç, CHP'nin Genel Başkanı barış kavramını birden bire hatırladı. Suriye'de 110 bin kişi ölürken, çocuklar katledilirken, CHP Genel Başkanı, barış kelimesini ağzına almıyordu, tam tersine o çocukları katleden zalimle milletvekilleri hatıra fotoğrafı çektriyordu. Mısır'da darbe yapıldığında, Mısır halkı sokakta katlediğinde CHP Genel Başkanı barış demokrasi ve kavramlarını ağzına almıyordu, tam tersine gittiler darbecilerin sırtını sıvazladılar. Reyhanlı katillerini, kendisine rehber edinenlerden barış hasıl olmaz. Kimyasal silahlar kullanmak suretiyle, o yerden yavruların kamerada çekilmiş fotoğraflarını gördünüz değil mi? Orada mermi var mı? Kan var mıydı? Bin 700 yavru, bunların 400'ü kimyasal silahlarla maalesef şehit edildi. Aynı şekilde kadınlar, yaşlılar ve şu anda dünya, kimyasal silahlarla bunun öldürüldüğünü BM misyon şefleri, bütün tetkiklerde artık belgeliyor, bu sefer de çıkıyor bazı egemen güçler, bunu Esed'in adamları yapmadı gibi saçma sapan ifadelerle ortaya çıkıyorlar. Ama öbür taraftan da biz kimyasal silahları veririz, fakat bu zaman alır. Bu en az bir milyar dolar gerektirir, bir bir yıl kadar da zaman alır. Bu ne demektir? Bu bende var, ben bu işi yaptım demektir. Kuzey-doğu istikametinden atıldığı, yani Kasrun Dağları'ndan atıldığının burada delillenmiş, belgeleri var."

"BUNU HİÇ KİMSE YUTMAZ"

"AK Parti binasına Emniyet Genel Müdürlüğüne polisevine roket atanlarla, kol kola yürüyenlerden barış hiç hasıl olmaz" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Türkiye'de kanı durdurmak için çözüm sürecine karşı çıkacaksın, ama öbür taraftan katil Esed'in korumak için barış kelimesinin arkasına sığınacaksın. Bunu hiç kimse yutmaz. Biz CHP Genel Başkanı'na Dersi'mi hatırlattığımızda, bizzat kendim Dersim ile ilgili, bir Başbakan olarak özür dilediğimde, o zaman kendileri de Grup Başkanvekiliydi zannediyorum, kendisi kalkıp da 1940'ların o karanlık dönemlerini hatırlattığımda, bize şunu söyledi, 'Bırak tarihi bugünlere gel' diyordu. Şimdi kendisi 9. yüzyıldaki Haçlı Seferleri'nden bugüne gelemez oldu. Bu kaliteyi ortaya koyuyor" diye konuştu.

"BİR HAFTA İÇERİSİNDE OLMAZSA BENİ ARA"

Başbakan Erdoğan, Başbakanlığa ait otobüsle Erhac Havalimanı'ndan kent merkezine giderken yol boyunca vatandaşları selamladı.

Pınarlı Mahallesi'nde kendisini bekleyen vatandaşlarla sohbet eden Erdoğan, mahalle muhtarının yollara asfalt dökülmesi isteği üzerine, cep telefonu numarasını vererek, ""Asfalt atılacak. Bir hafta içerisinde olmazsa beni ara" dedi.

Erdoğan, Karahan köyünde, elektrik çarpması sonucu bacağından yaralanan 19 yaşındaki Metin Güler'in de tedavi isteği üzerine, özel doktorununa talimat verdi. Erdoğan, gencin tedavisinin yaptırılacağını, gerekirse Ankara'daki bir hastaneye sevk edileceğini söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın vatandaşların sorununu dinlediği Özal köyünde ise "Türkiye Cumhuriyeti babayı da gördü, anayı da gördü ağabey sen bambaşkasın. Allahına kurban ağabey" yazılı afiş dikkati çekti.