X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Demokrasi için başbakanlıktan vazgeçtim"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Demokrasi için başbakanlıktan vazgeçtim"

  • Giriş Tarihi: 27.9.2013 20:29

28 Şubat davasında "müşteki" sıfatıyla ifadeye çağrılan ancak gelmeyen eski Başbakan Tansu Çiller'in mahkemeye gönderdiği 4 sayfalık yazılı beyanında, "Türkiye'nin önünü açmak, askeri vesayetten kurtarmak ve demokrasinin yerleşmesi için başbakanlıktan dahi vazgeçtim dediği öğrenildi.

28 Şubat davası kapsamında müşteki olarak talimatla ifadeye çağrılan eski Başbakan Tansu Çiller, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'ne avukatı aracılığıyla yazılı beyanlarını sunmuştu. Mahkemeye sunduğu yazılı beyanlarında Meral Akşener'in Batı Çalışma Grubu ile ilgili bazı belgeler getirdiğini ve bu belgeleri incelediğini belirten Çiller, "Bu belgelerin dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'a iletildi. Erbakan, belgeleri dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e götürmüş ve Cumhurbaşkanı da o belgeleri üst rütbeli subaylar ile paylaşması üzerine sivil toplum kuruluşlarında ve basın yayın organlarında dönemin içişleri bakanı, eşim, çocuklarım ve benim aleyhimde asılsız olarak karalama kampanyası başladı" dedi.

28 Şubat kararlarının imzalanmasına ilişkin de bilgi veren Çiller, "Erbakan ile görüştüm ve Milli Güvenlik Kurulu kararlarının tavsiye niteliğinde olduğunu, 28 Şubat 1997 tarihinde alınan kararların imzalanmasının nedeninin de esasen bu kararların tavsiye niteliğinde olmasından kaynaklandığını, bu kararların Bakanlar Kurulu'nda ve Meclis'te görüşülerek şayet uygun bulunacak olanların uygulamaya konulabileceğini (Bu kararlar, hükümetimiz tarafından uygulamaya konulmamıştır) ancak, asıl tercihimin ve doğru olanının, bu kararlar görüşülmeksizin 'Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarını emekliye sevk etmemiz gerektiğini söyledim. Komutanların emekliye sevk edilmesi teklif ettim. Ama Erbakan 'kararnameyi Cumhurbaşkanı imzalamaz ve yıpranırız' diyerek reddetti" dedi.

Çiller Erbakan'a, 'O zaman bizde erken seçime gideriz' dediğini, merhum Erbakan'ın bu teklifi 'bizi seçime sokmazlar, partilerimiz hakkında kapatma davası açarlar (nitekim Refah Partisi hakkında açıldı) ve toplumdaki gerilim artar' diyerek kabul etmediğine değindi.

Hükümeti kurmak için dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e gittiklerini dilekçesinde anlatan eski Başbakan Çiller, "Sayın Cumhurbaşkanı, maalesef kurulacak yeni hükümete güvenoyu vereceğini imzası ile teşvik eden 282 milletvekiline rağmen hükümeti kurma görevini, milli iradenin yansıttığı çoğunluğa değil de o aşamada azınlık olan muhalefetin temsilcisine verdi" sözlerini kullandı.

28 Şubat döneminde bir kısım sivil grupların ve kuruluşların askerlerle birlikte hareket ettiğine dikkat çeken Çiller, hükümet programlarının engellenmeye çalışıldığını, milli iradeye rağmen Refahyol hükümetinin çökertildiğini ifade etti.

"BAŞBAKANLIKTAN DAHİ VAZGEÇTİM"

Çiller yazılı ifadesinde o döneme ilişkin şu ifadelere yer verdi:

"Otellerde milletvekili ikna odaları kurulmuş, milletvekilleri şantaj, korku, ikbal ve menfaat vaatleri ile Doğru Yol Partisi'nden koparılmış ve milletin meclise yolladığı çoğunluk, azınlık haline, meclisteki azınlığın da çoğunluk haline gelmesi ile güven oyu alacak sayıya ulaşılmasına kadar beklenip, ne karşılığında olduğu belli olmayan transferler sonucu kurulan bu hükümetin gerçek milli iradeyi temsil ettiğini söylemek mümkün değildir. Her darbede olduğu gibi mağdur yine milletimiz olmuştur.

Batı Çalışma Grubu ile ilgili belgeleri ilk kez biz ortaya çıkardık. Hukuksuz olan bu yapıyı milletimize bize duyurduk. Toplanan belgelere göre Batı Çalışma Grubunun öncelikli hedefinin, DYP liderinin örtülü olarak yıpratılarak siyaseten bitirilmesi yolu ile DYP'nin çökertilmesi ve hükümetin düşürülmesi olduğu açıkça anlaşılmıştır. Bu duruma son vermek, Türkiye'nin önünü açmak, askeri vesayetten kurtarmak ve demokrasinin yerleşmesi için başbakanlıktan dahi vazgeçtim. Sadece askeri vesayetin kaldırılması ile değil, iktidar olmak için her şeyi mubah gören siyasetçiler ve istediklerini almak için her türlü iftirayı atan demokrasi düşmanları ile mücadele ettim. Esasen bugün iktidarda olanlar da ancak devletin başının desteğini aldıktan sonra bu hesabı sorabilir hale gelmiştir".