X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Verdiğimiz sözleri hayata geçireceğiz'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Verdiğimiz sözleri hayata geçireceğiz'

  • Giriş Tarihi: 27.9.2013

Erdoğan, ni pazartesi günü açıklayacağını hatırlatarak "Duyan duymayan paketi yorumluyor. İsabet ediyor, etmiyor. Onun için yapacağımız açıklama birçok kesimi şaşırtabilir" dedi

Başbakan Tayyip Erdoğan, Pazartesi günü açıklayacağı için, "Birçok kesimi şaşırtabilir" ifadelerini kullandı. Paketin 11 yıllık sürecin devamı olduğunu belirten ancak asla bir son olmayacağını vurgulayan Erdoğan, "Kimsenin zoruyla, dayatmasıyla, baskısıyla değil sözünü verdiğimiz için, şartlar oluştuğu, engeller ortadan kalktığı için bu reformlarımızı yapacağız. Verdiğimiz sözleri hayata geçireceğiz" diye konuştu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 10'uncu Çalışma Meclisi toplantısının açılış konuşmasını yapan Erdoğan, şunları söyledi:
Pazartesi günü 11 yıllık demokratikleşme sürecinde çok önemli bir dönüm noktasını kamuoyuna açıklayacağız. Partimizi kurarken ve kongrelerimizde verdiğimiz sözleri, şartlar oluştuğu, imkanlar elverdiği için bir reform paketi halinde hayata geçireceğiz. Kimsenin zoruyla, dayatmasıyla, baskısıyla değil, sözünü verdiğimiz için, şartlar oluştuğu için, yol haritasına göre, engeller ortadan kalktığı için bu reformlarımızı yapacak, milletimize, ülkemize yeni ufuklar açacağız.
Tabii şu anda duyan duymayan herkes, pakette ne var ne yok, kendilerine göre yorum yapıyor. İsabet ettikleri de oluyor tabi. Ama isabet edemedikleri de çok şey var. Onun için yapacağımız açıklama belki birçok kesimi de şaşırtabilir. Bu paket 11 yıllık sürecin devamı olacak. Ama asla bir son olmayacak. Sosyal ve siyasi paketlerin sürekli olarak güncellenmesi esastır. Şartlar daha da iyiye gittikçe, Türkiye daha da büyüdükçe, kardeşliğimiz daha da güç kazandıkça biz de reformlarımızı hayata geçirmeye, Türkiye'yi büyütmek için ne gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz.

ORTAK AKILLA ÇÖZÜM

Ortak aklı öne çıkaracak, ortak hedefler doğrultusunda ortak çözümler üreteceğiz. Ama yumruklar sıkılı olursa el sıkışamayız. Eğer ellerde taş, molotof, silah, sopa olursa diyalog kuramayız. Sorunları çözmek için en başta birbirimizi duyacağımız birbirimizi anlayacağımız hoşgörü göstereceğimiz bir zemini oluşturmak durumundayız. Her meselede slogan atmaya ara verip sıkılı yumrukları açıp, birbirimize kulaklarımızı, zihnimizi hatta gönlümüzü açtığımızda çözemeyeceğimiz hiçbir mesele yoktur.
Bizim sorunlarımızı dışarıdan gelen birileri değil, bizzat biz kendimiz hep birlikte çözebiliriz. Ve zaten bunu yapıyoruz. Eğer dışarıdan birileri gelirse, inanın sadece nifak için gelir. Buna izin vermemeliyiz. Oturacak, konuşacak, diyalogla, uzlaşmayla, ortak akılla, ortak bir zeminde, ortak bir noktada buluşacağız. Niçin böyle bir beklenti içerisine giriyoruz? İşte bu beyinler burada. Onların bildiklerini benim, işçi, memur, işveren kardeşim de en az onlar kadar biliyor.
Şiddet hiçbir sorunda çözüm yöntemi olamaz. Silah, taş, sopa, molotof, roketatar hiçbir sorunda çözüm yöntemi olamaz. Tam tersine şiddetin olduğu yerde çözüm değil daha fazla sorun olur, sorunlar daha karmaşık ve girift olur. Şiddet bir sorun çözme yöntemi olmadığı için sendika, toplantı ve gösteri hakkı vardır, grev lokavt hakkı vardır. Demokrasi vardır, siyasi partiler vardır, sandık vardır. Şiddeti yedeğine alan, şiddeti öven, şiddetten medet uman kuruluş en başta kendisini inkar eder ve çözümün önünde engel olur.
Eğer imkan ve şartlar müsait olsaydı, 2003'te iktidara geldiğimizde Türkiye'deki tüm yasakları ortadan kaldırıp hakları sahiplerine teslim etmiş olurduk. Ama çok engelle çok büyük dirençlerle karşılaştık. Biz sendikaların üzerindeki baskıları kaldırabilmek için demokrasi mücadelesi verirken 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat düzeninin devam etmesi için direnenler oldu. Direnç gösterenlerin bile özgürleşmesini sağlayan yine biz olduk. 11 yıl öncesine kadar karşısında el pençe divan durdukları hatta selam çaktıkları kurumları bugün eleştirebilenler bunu 11 yıllık reformlarımız sayesinde yapıyorlar.
Daha yakın bir zamanda kirli bir el partimize roketatar ile saldırdı. Geçtiğimiz hafta aynı kirli el, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ve Polisevi'ne saldırdı. Korkup geri adım mı atacağız? Hayır. Ana muhalefet partisinin, genel başkanı demiyorum, genel müdürü çıkmış bu saldırı ile ilgili akıl mantık dışı sorular soruyor. Bu saldırılarla ilgili soru soracağı birisi varsa o da o kanlı örgüte kol kanat geren, o kanlı örgütle aleni aynı yolda yürüyen kendi milletvekilleridir, kendi hemşerisidir. Gitsin o soruları ona sorsun cevabını ondan çok daha isabetli bir şekilde alır. ANKARA