X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 10 yıl önce hayal bile edilemezdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

10 yıl önce hayal bile edilemezdi

  • Giriş Tarihi: 30.9.2013 16:27 Güncelleme Tarihi: 30.9.2013 17:51

Hakan HASTAOĞLU - Sabah.com.tr

Merakla beklenen demokratikleşme paketi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuyouna açıklandı. Türkiye'nin uzun yıllardır tartışılan sorunlarıyla ilgili çok önemli adımlar içeren paketi tüm boyutlarıyla SABAH yazarları yorumladı.

Süleyman Yaşar - Sabah Gazetesi Yazarı

Demokratikleşme paketi ekonomik yönden değerlendirildiği takdirde Türkiye ekonomisine önemli katkılar yapacak bir paket. Eğitimde bir şovenizm vardı, bunu kaldırıyor. Azınlıklara, farklılıklara baskı getiren, nefret suçuna yol açan bir yapı vardı, bunları kaldırıyor. Haksız el konulmuş azınlık mallarının iadesi söz konusu. Mor Gabriel Kilisesi'nin arazilerinin kilise vakfına iadesi ve yine Başbakan'ın ifade ettiği, bugüne kadar 2.5 milyar liralık malı iade ettik ve daha da iade edeceğiz açıklaması da bir yerde ülke ekonomisini de canlandıran süreci dile getiriyor.

Bunlar ekonomiye kazandırılmamış veya tam verimli kullanılamayan değerlerdi. Bunlar tekrar ekonomiye kazandırılıcak. Böyle bir ekonomiye katma değeri söz konusudur. İlkokulda tümüyle andımızın kaldırılması Türkiye'deki farklılıkları da ortadan kaldırıcaktır. Farklı kimlikler üzerindeki baskıyı da ortadan kaldıracağından öncelikle sermayenin bakışını da değiştirecektir. Aşırı milliyetçi, şoven bir yapıdan daha demokrat ve eşitlikleri tanıyan bir yapıya geçildiğini gösterdiğinden Türkiye'ye yabancı sermaye girişlerini bile hızlandıracak bir karardır bana göre.

Siyasi partiler konusunda getirilen yenilikler, seçim barajının tartışmaya açılması, siyasi partilere yüzde 3 oy aldığı takdirde Hazine yardımının verilecek olması, üyelik sınırlamalarının kaldırılması, Nevşehir Üniversitesi'nin Hacı Bektaş Üniversitesi olarak değiştirilmesi... Bütün bunlar siyasi boyutlarının yanında ekonomiye ve özgürlüklere etkisi olacak açılımlardır.

Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasını emek piyasası açısından aldığınızda, kadınlar iş bulamıyorlardı ve haksızlığa uğruyorlardı. Kamuda işe giremedikleri için özel sektörde de çok ucuz ücretlere çalışmak zorunda kalıyorlardı, alınterlerinin karşılığını alamıyorlardı. Kadın emeği açısından büyük bir haksızlıktı. Kadın emeğinin dah rasyonel kullanılması ve işgücüne katılması açısından son derece önemli. Bu da bence Türkiye ekonomisine katkı sağlayacaktır. Bunlar orta vadede Türkiye milli gelirine yansıyacaktır. Türkiye'de başörtülü kadın oranı yüzde 70. Bunların kamuda da emek sürecine katılması, özel sektörde de çalışmalarına imkan verecektir. Bir de ücretlerini arttıracaktır.

Nefret suçlarına getirilen düzenleme Türkiye'ye yabancı sermaye girişini artıracaktır. Çünkü bu tip suçlara daha ağırlaştırılmış cezaların getirilmesi küresel sermayeni Türkiye'ye daha olumlu bakmasını sağlayacaktır.#Sayfa#

Sevilay Yükselir - Sabah Gazetesi Yazarı

Genel anlamda çok olumlu buldum. Böyle diyorum kızıyor insanlar ama daha iyisi olamazdı. Zaten Başbakan da bu paketin son paket olmadığını söyledi, ben de öyle düşünüyorum. Demokrasi paket paket, yavaş yavaş gelecek bir şeydir. Biz çok statükocu, vesayetçi bir rejimin eşiğinden geliyoruz. Demokrasinin d'si yokken şimdi bunları konuşabiliyoruz.

12 yılın sonunda geldiğimiz noktada ana dilde eğitimi, özel okullarda olsa bile, bu ülkede sağlayabilemek hakikaten çok büyük bir devrim. Eleştirilecek noktalar olabilir ama bence eleştirmeden bu özgürlüklerin yolunu açacak bu paketi sahiplenmenin gerektiğini düşünüyorum.

Bir iki ufak nokta var. Bence onlar da zamanla aşılacaktır. Zaten kendisi de söyledi, bu son paket olmayacak. Türkiye geliştikçe, ilerledikçe, talepler arttıkça demokratikleşme de daha farklı noktalara gidecektir. Devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Çok memnunum, bu kadarını bile beklemiyordum. Paketin içi boş mu diye benim de endişelerim var ama sağolsun sayın Başbakan bizi utandırmadı. Sadece seçim sisteminin tartışmaya açılması yerine bir karara bağlansaydı daha iyi olurdu.#Sayfa#

Mahmut Övür - Sabah Gazetesi Yazarı

Beklentilerin yüksek olmasına rağmen bence dönüşümü sağlayabilecek, siyasetin önünü açabilecek bir paket ortaya çıktı. Başta Seçim Kanunu olmak üzere, anadilde eğitimin özel okullarda önünü açması, andımızın kaldırılması ki, benim açımdan toplumun formatlanması açısından tipik bir örnek, başörtüsü yasağının kaldırılması, Nevşehir Üniversitesi'ne Hacı Bektaş-ı Veli adının verilmesi, nefret suçuyla ilgili cezaların artırılması çok önemlidir.

Sivil siyasetin en çok tartıştığı konuların başında seçim barajı geliyordu. Bununla da ilgili olarak son 30-40 yıldır tartışılan dar bölge sistemi barajın yüzde 5'e çekilmesinin tartışmaya açılması bir dönüşüm noktasıdır. Bu açıdan siyasetin önünü açan bir paket olarak görüyorum ve olumlu buluyorum. Başbakan'ın da söylediği bu bir son değil, demokrasi böyle bir şeydir, Terörle Mücadele Yasası'ndan Alevilere kadar bir açılım da bekleniyor.#Sayfa#

Rasim Ozan Kütahyalı - Sabah Gazetesi Yazarı

Ne olursa olsun demokratikleşme paketi Türkiye'deki bütün liberallerin ve demokratların memnun olacağı bir pakettir. Türkiye'nin 90 yıllık tarihinde tabu olan birçok mesele özgürleştirilmiştir. Kendimi liberal-demokrat olarak görüyorum, 10 sene önce bunları olması bizim için hayal bile değildi. Bunların yapılması büyük bir başarıdır. Başbakan Erdoğan'ı kutlamak ve destek olmak gerekir.

Elbette eksikler var zaten gerçek demokratların sloganı her zaman 'yetmez ama evet'tir. Muhteşem özgürleşme içeren maddeler var. Bence cemevlerine resmi bir statü verilmeliydi. İbadethane denmeyebilirdi ama resmi bir statü verilerek elektrik, su gibi masrafları halledilebilirdi. Hukuki statüye kavuşurdu. Muhakkak ileride yapılmalıdır.

Kamuda başörtüsü yargı-emniyet-askeriye bağlamında da özgür olmalıydı. O şu an eksik ama yeni Türkiye'de yargı-emniyet-askeriye ayağında da başörtüsünün özgürleşmesi muhakkak yaşanacaktır. Bu ülkede başörtülü bir akademisyen, öğretmen, mübaşir, hastabakıcı olduğu gibi doktor, kaymakam, diplomat, subay, polis, emniyet müdürü, savcı, hakim, vali de olmalıdır. Türkiye buna alışacaktır. Kadınların yüzde 60-65'i başörtülüyken kamuda hiçbir şekilde başörtüsüne engel olamaz. Üniversiteye bile girilemezken bu noktaya gelinmesi çok önemli bir adımdır.

Kürtçe eğitim konusunun özel okullarda serbestleşmesi çok doğru adımdır. Kürt meselesinde bu pakette çok doğru adımlar atılmıştır. Kürtçe eğitim devlette de serbest olsun demek şu an için gerçekçi değildir. Buna yapmak yeterince personel bile yoktur. Kürt siyaseti bunu eleştirirse bence insafsızlık olur.

Heybeliada Ruhban Okulu muhakkak açılmalıydı. Bu saydığım üç temel eksik var onun dışında paket mükemmel. Muhakkak yeni Türkiye bu tabuları da yıkacaktır.

Nevşehir Üniversitesi'nin adının değişmesi Nagehan Alçı'nın önerisiydi. Bunu Başbakan'a Fas'ta önermişti. Eşimin önerisinin hayata geçmesinden de ayrıca mutluyum. Bunun yanında Tunceli'deki üniversiteye de Pir Sultan Abdal adı verilmeliydi.

Yargı noktasında hükümetin bir şey yapmadığını düşünüyorum. Bazı hassas dengeler sebebiyle adım atılmamıştır. Hem KCK hem Mirzabeyoğlu gibi şu an haksız olarak içeride yatan insanlar var. Haksız olarak içeride yatanlar darbeciler değil onların yatması haklarıdır. Bu konuda yargı paketini zannediyorum Başbakan 2014 seçimlerinin sonrasına koyacaktır. Yargı reform paketi ayrıca açıklanacaktır. Yargı noktasında bazı adımların atılmamasına da hak veriyorum.

Madımak Oteli'ni İnsanlık Müzesi'ne dönüştürülmesini bugün Başbakan açıklasaydı bence güzel bir adım olurdu.#Sayfa#

Taha Özhan - Sabah Gazetesi Perspektif Yazarı - SETA Başkanı

Demokratikleşme paketi önemli bir adımdır. Bu paket de geçmişte olduğu gibi toptan değil tedrici bir şekilde gitmek zorunda olduğunu bir kez daha gösterdi. Bunun da temel sebebi demokratikleşme süreçlerinin büyük ölçüde iktidar partisinin sırtında olmasından kaynaklanıyor. Özellikle son yılda sadece Avrupa Birliği sürecinde muhalefetin desteği oldu, onun dışındaki bütün demokratikleşme adımlarında muhalefet bu süreçlere destek vermedi. Hatta, o kadar trajik örnekler yaşandı ki, en fazla partisi kapatılan parti, parti kapatmaları tarihe gömecek bir adıma Meclis'te destek vermedi. O trajik örnek maalesef kendisini farklı partilerin içinde gösterdi. Bu yönüyle de demokratikleşmeyi itekleyen güç iktidar, bir şekilde statükoyu ya açıktan ya dolaylı olarak devam etmesini sağlayan bir muhalefet görüntüsü oldu.

Açıktan CHP, olabildiğince müesses nizama sonuna kadar sarılmış durumda. BDP de dolaylı bir şekilde silahın sahneden çekilmesine katkı verecek adımları atmayarak, aynı şekilde bazen açıktan da karşıda yer alarak ya da sol-liberal entellektüel baskının da altında kalarak toptancı bir demokratikleşme talebini sürekli isteyip, maksimalist taleplerle yapılabilir olanı ideal olanla sürekli bir makasa sokan... Yani yapılabilri olanı, mümkün olanı istemek yerine sürekli ideal olan, en maksimalist olanı dile getirerek demokratikleşme süreçlerine karşı çıkmış oldular.

Bu aşamadan sonra bu paketin içeriğine muhalefet ne söylerse söylesin artık çok anlamlı değil. Bundan sonra muhalefetin anlamlı demokratikleşme siyaseti izleyebilmesinin yolu CHP açısından Anayasa'daki ilk üç madde ve diğer sorunlu maddelerde demokratikleşmenin önünü açık bir şekilde açacak iradeyi göstermesiyle mümkün. BDP'nin de tamamen 'ama'sız bir şekilde silahsızlanmanın sağlanması için siyaset yapmasıyla mümkün. Eğer bunları yapmazlarsa bu demokratikleşme sürecinin içerisinde ezilen, siyaseten anlamsız olan ama varlıklarını bir şekilde toplumsal destekten dolayı koruyan aktörlere dönüşecekler. Dolayısıyla demokratikleşme paketi Türkiye'yi belli ölçüde demokratikleştirdiği oranda muhalefeti de çok ciddi bir şekilde makasın içerisine sokmuş durumda. Geçmişte bu makaslarda maalesef muhalefet olumlu bir tercihte bulunmak yerine var olan statükoyu korumak şeklinde bir tercihte bulundu. Başbakan Erdoğan, bugün açıkladığı pakette bu makası biraz daha daraltmış oldu. Tercih artık bundan sonra muhalefetin.

#Sayfa#

Okan Müderrisoğlu - Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi

Başbakanlık Yeni Binası'nın dili olsa da bir konuşsa. 17 yıl önce merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın "Kaynak Paketlerini" dinlemek için geldiğimiz salondayız. Ve yıllar sonra aynı salonda bu kez kürsüde Başbakan Tayyip Erdoğan bulunuyor. Demokratikleşme Paketi'ni anlatıyor. Erdoğan'ın dün ilân ettiği düzenlemelerin onda biri, 1996 şartlarında bırakın gündeme getirilmeyi, telaffuz edilse dahi askerin süngüsü siyasetçinin bağrına dayanırdı.

Nereden nereye?

… Başbakan'ın da dediği gibi paket, Türkiye'yi bütün prangalarından kurtaracak, geçmişin bütün tortularını temizleyecek büyüklükte değildi. Zaten bu beklenti gerçekçi de olamazdı. Ama özgürlük alanını genişleten, dayatmacı devlet ve siyaset anlayışını tarihe gömen yeni anlayıştan derin izler taşıyordu. Kuşkusuz, yapılacak daha çok iş var. Ama bir şartla:

"Toplumsal destek her türlü demokratik adımın enerji kaynağını oluşturur!" Bu nedenle paketin çerçevesini "siyasetin dinamikleri" ile "halkın hissiyatı, kabul ve rıza sınırları!" belirledi.

Ve yine Erdoğan'ın işaret ettiği gibi…

"Gönül isterdi ki bütün sorunların kaynağı olan Anayasa yeniden yapılabilse ve sorunlar kökten çözüme kavuşabilseydi!"