X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gül: Reform süreci sessiz devrim gibi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gül: Reform süreci sessiz devrim gibi

Cumhurbaşkanı, Meclis'in açılışında, çözüm süreci ile demokratikleşme paketine tam destek verdi, kutuplaşma uyarısı yaptı: Her olaya siyah-beyaz diye bakamayız

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görev süresi içinde son kez Meclis'e hitap etti ve Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı demokratikleşme paketine tam destek verdi. Meclis'in açılışındaki konuşan ve son yıllarda demokrasinin standartlarını yükseltmek için atılan adımları "sessiz devrim" olarak tanımlayan Gül, kutuplaşma uyarısı yaparak, "Her tartışmaya siyah-beyaz diye bakamayız" dedi.
SESSİZ DEVRİM: "Son yıllarda demokratik standartlarımızı yükseltmek amacıyla sessiz devrim olarak adlandırılabilecek pek çok köklü reform hayata geçirilmiştir. Bu sürece, iktidarın olduğu kadar, muhalefetin de katkısı olmuştur.
PAKETE TAM DESTEK: Doğu'da da Batı'da da takdirle karşılanan reform ruhunu bugün de devam ettirmemizde büyük fayda vardır. Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, ülkemizin daha kolay ve iyi yönetilir hale getirilebilmesi ancak bu reform ruhuyla mümkün olabilir. Bu bağlamda, Sayın Başbakan tarafından açıklanan ve ülkemizin önemli sorunlarına çözüm getireceğine inandığım yeni adımları da memnuniyetle karşılıyorum.
SANDIK VURGUSU: Aktif siyasetin içinden gelen biri olarak seçimlerin belirleyiciliğine, sandığın erdem ve onuruna yürekten inandım... Demokrasinin hoşgörü, sabır, azim ve fedakârlık gerektirdiğinin hep bilincinde oldum. Demokrasinin bir fren ve dengeler sistemi olduğunu daima akılda tuttum... Önümüzdeki 2 yıldan az sürede ülkemiz 3 önemli seçim gerçekleştirilecek. Seçimlerin ortaya çıkaracağı milli iradeye, herkes saygı duyacak, seçimi kazananlar tüm milletimizi temsil edecektir.
KUTUPLAŞMA UYARISI: Ülkemizde siyasi tartışmalarla başlayan kutuplaşma, bazen kimliklere, inançlara, hassasiyetlere dokunan bir nitelik kazanabiliyor. Her tartışmaya siyah-beyaz, doğru-yanlış, bizden onlardan diye bakamayız. Kutuplaşmadan uzaklaşan ülkeler normalleşir.
GEZİ DEĞERLENDİRMESİ: Gezi Parkı'nda çevre duyarlılığı sergileyen gençlerin barışçı eylemlerini, demokratik gelişkinliğimizin yeni bir tezahürü olarak gördüm. Ne var ki, bazı aşırı gruplar, şiddet ve vandalizm sergileyerek barışçı gösterileri istismar etme teşebbüsünde bulunmuşlardır. Neticede, ülkemizin algısını zedeleyen talihsiz olaylarda biri polis 6 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu eylem ve olaylarda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum.
ŞİDDETLE DEMOKRASİ OLMAZ: Şiddet yoluyla demokratik mesaj ve taleplerin dile getirilmesi de, bu mesajların alınması da söz konusu olamaz. Toplum düzeninin illegal şekilde bozulduğu durumlarda ise yetkililer elbette görevlerini yerine getirmek zorundadır. Bu olayları arkamızda bırakarak, artık ileriye doğru bakmalı ve bu tecrübeden demokrasimizin katılımcı ve çoğulcu vasıflarını güçlendirme yolunda yararlanmalıyız.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ: Yasama, yürütme ve yargının etkin ve verimli çalışması; ciddi, yapıcı, güçlü bir muhalefetin varlığı; özgür, eleştiren ve bağımsız bir medya; ülkelerin demokratik gelişimi açısından çok önemlidir. Anayasa ve yasalarla teminat altına alınmış özgürlüklerini kullanma iradesine sahip bir medyanın varlığı, demokrasimize güç katar.
YUMUŞAK VE ERDEMLİ GÜÇ: Küresel ve bölgesel konjonktür, ülkemizi çetin dış politika tercihlerinde bulunmaya zorluyor. Tüm bu olumsuz tabloya rağmen ülkemiz, işleyen demokrasisi ve gelişen ekonomisiyle bölgesinde bir istikrar adası ve umut kaynağı olmayı sürdürmektedir. Esasen bizim açımızdan en temel dış politika önceliğinin de bize yumuşak ve erdemli güç olma özelliği sağlayan bu konumumuzu korumak ve kazanımları muhafaza etmek olduğu kanaatindeyim.
KARDEŞLİK PAZARLIK OLMAZ: Uzun yılların ihmali ile demokratik noksanlıklarımızın eseri olan Kürt sorununun da yine demokrasi içinde çözülebileceğini hep savundum... Hükümetimiz iyi niyet ve cesaretle çözüm sürecini sürdürüyor. Sürecin bir 'kardeşlik barışı'yla taçlandırılabilmesi için gerekli adımlar atılmalı. Bu elbette bir pazarlık süreci olamaz."
AKTİF SİYASET VE SURİYE MESAJI

Cumhurbaşkanı, son dönemde BDP ve PKK'nın "Şu olmazsa çözüm süreci tehlikeye girer" tarzı açıklamalarına da "Demokratik sahiplenme ve ilerleme, tehditlerle sağlanamaz. Türkiye gibi köklü devlet geleneğine sahip bir ülkenin halkı, bu tür tehditler karşısında nasıl davranacağını bilir" diye yanıt verdi. "Hayatım boyunca halka hizmeti Hakka hizmet bilerek yüce milletimizin hizmetinden hiç ayrılmadım. Bundan sonra da bu anlayış ve şuurla milletimizin hizmetinde olmaya devam edeceğim" şeklindeki sözleri ise görev süresi bittikten sonra aktif siyasete devam edeceği şeklinde yorumlandı. Suriye'de yaşanan drama da değinen Gül, dünya kamuoyunu burada yaşananlara sessiz kalmakla eleştirdi. Cumhurbaşkanı, Suriye muhalefeti içinde yer alan El Nusra gibi örgütlere karşı da tavır koydu ve "Her ne gerekçe ile ve kaynağı ne olursa olsun masum insanları vahşice katleden her türlü eylemi kınıyorum" dedi.

ÇİÇEK'TEN ANAYASA TEPKİSİ: MİLLETE NASIL İZAH EDECEĞİZ?
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Milletimiz özlemi ve beklentisine, bizim de söz vermemize rağmen yeni ve sivil bir anayasayı toplum önüne koyamadık" dedi. Yeni Yasama Yılı açılışında Genel Kurul'da konuşan Çiçek, "Bu kutsal çatı altında grup toplantılarında, komisyonlarda ve Genel Kurul'da kaba ve yaralayıcı olmayan, temiz bir uslüpla konuşacağız, tartışacağız ve bir sonuca bağlayacağız" dedi. Çiçek, şunları söyledi:
Terör asrın vebasıdır. Maalesef bu konuda da ortak bir anlayış, ortak bir tavır ve uluslararası bir işbirliği yoktur. En başta devlet terörü olmak üzere Allah adı kullanılarak işlenen cinayet ve vahşetler de dahil terörün her türlüsüne karşıyız.
Halkın seçtiği ve işbaşına getirdiği yönetimlerin kanlı askeri darbelerle görevden uzaklaştırılması ve bunun karşısında tüm dünyanın ortaya koyduğu tavır akıllara ziyan bir ayıptır.
Milli birlik ve bütünlüğümüz bu aziz vatanda en büyük gücümüzdür. Hoşgörü, birbirimizin kişiliğine, değerlerine ve hukukuna saygı göstermek, bir arada huzur, barış ve kardeşlik içerisinde yaşamanın ön şartıdır. Demokrasi kültürümüzün kökleşmesi de buna bağlıdır.
Milletimiz özlemi ve beklentisi olmasına, bizim de söz vermemize, bunun bir mecburiyet olmasına rağmen; uzlaşarak ve anlaşarak toplumsal mutabakata dayalı, yeni ve sivil bir anayasayı henüz toplum önüne koyamadık. Bu süreç bizi nereye götürecek, doğrusu bilmiyorum. Yeni bir anayasa yapmamış olmamızın sorumluluğunu nasıl taşıyacağız? Milletimize bunu nasıl izah edeceğiz?

GÜNDEM TEZKERE VE DEMOKRATİKLEŞME...
TBMM 24. Dönem yeni Yasama Yılı, Abdullah Gül'ün konuşmasıyla açıldı. Gündemin ilk sıralarında Suriye, Irak tezkeleri ile demokratikleşme paketi yer alıyor. İki buçuk aylık tatilin ardından yeniden açılan TBMM'de çalışmalar bugünden itibaren başlayacak. Ergenekon davasından tutuklu bulunduğu için daha önce yemin edemeyen CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal, bugün Genel Kurul'da milletvekili yemini edecek. Suriye tezkeresinin görüşmesi yarın yapılacak. Süresi 17 Ekim'de dolacak olan Kuzey Irak'a asker gönderilebilmesine ilişkin tezkere ise önümüzdeki hafta Meclis'e gelecek. Meclis'in yasalaştıracağı ilk düzenleme ise Tam Gün Yasası ile ilgili torba kanun tasarısı olacak. Sonrasında demokratikleşme paketinin Torba Kanun olarak Meclis'e gelmesi bekleniyor.