X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Gerekirse yine gideriz'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Gerekirse yine gideriz'

  • Giriş Tarihi: 21.10.2013

Kaptan Pilot : Bizi kaçıranlar, ağlayarak uğurladı, 'Ailelerinizden özür dileyin' dedi. Yemek yapmayı bilen kimse yoktu o yüzden de çoğunlukla hazır yemek ve tavuk yedik

Lübnan'da kaçırıldıktan 72 gün sonra serbest kalan kaptan pilot 'ın evinde bayram sevinci yaşandı. Yaşadıklarını basın mensuplarıyla paylaşan Akpınar, bir gazetecinin "Yine Beyrut'a uçar mısınız?" sorusuna "Ben hava kuvvetleri pilotuyum. Bir gün önce arkadaşımızı şehit verirdik. Ertesi gün aynı uçakla göreve çıkardık. Görev verilirse yine uçarım" dedi.

45 GÜN PROVA YAPMIŞLAR

Ramazan Bayramı'nın ilk gecesi kaçırıldıklarını ve eşiyle ancak Kurban Bayramı'nda bayramlaşmanın kısmet olduğunu söyleyen Murat Akpınar, kendilerini kaçıranların bu iş için 45 gün prova yaptıklarını söylediğini anlattı. Akpınar, "Önce bizi bir köye götürdüler, bir hafta burada kaldık. Odalara kitlendik. Önceliğimiz hayatta kalmaktı. Yaptıklarının yanlış olduğunu söyledik. Bize karşı asla şiddet uygulamadılar. Gözlerimiz bandajlı 8 kere yerimiz değiştirildi. Her sabah döneceğiz diyerek uyandık" dedi. Kendilerini kaçıranların aralarında sadece İngilizce iletişim kurmalarına müsade ettiklerini bu yüzden de onlarla iletişim kurabilmek için biraz Arapça öğrendiklerini dile getiren Akpınar, kendilerini kaçıranların ailelerinden özür dilediğini de belirterek, "Mümkün olduğu kadar iyi ilişkiler kurduk. Burada nasıl ki ağlayarak karşılandıysak oradan da bizi kaçıranlar bizi ağlayarak ve özür dileyerek uğurladılar" diye konuştu.

'ALIŞMAK ZAMAN ALACAK'
Yardımcı pilot Murat Ağca ile birlikte hayatta kalabilmek için kararlar aldıklarını belirten Akpınar, "Birinci kural hayatta kalacağız, ikinci kural bedenen sağlıklı olacağız, üçüncü kural mental olarak da sağlıklı kalacağız dördüncü kural ise bu üç kuralı değiştirmeyeceğiz idi" diye konuştu. Esaret altında kaldıkları süre içinde haftanın 6 günü tavuk yediklerini belirten Murat Akpınar, şöyle konuştu: "Bizi kaçıranlardan hiçbirisi yemek yapmayı bilmiyordu. Uzun süre onların dışarıdan getirdiği şeylerle idare ettik. Haftanın 6 günü tavuk yiyerek geçti. 70 yaşındaki bir amcanın eşi bize bamya yaptı. Son on beş günümüz iyi geçti. Ama ondan öncekileri Allah düşmanıma vermesin. Burada nasıl karşılandıysam buraya gelirken de büyük ağlayarak bizi gönderdiler. 'Bizim adımıza ailenden özür dile' dediler." Tekrar çalışmaya ne zaman başlayacaklarına ilişkin soru üzerine ise Akpınar, "Vatanımda olduğum için çok mutluyum. Allah kimseyi vatanından uzakta esir bırakmasın. Ben hava kuvvetlerinde görev yaptım. Bir gün önce arkadaşımızı şehit verirdik, ertesi gün aynı uçakla göreve çıkardık. İlk uçuşumu bile Lübnan'a yapabilirim. Benim için sorun değil" dedi. Serbest bırakılmalarının ardından dün gece uyuyamadığını da sözlerine ekleyen Akpınar, "Önce yatağı yadırgadım. Ortamı yadırgadım. Gürültü patırtı silah sesleri oluyordu orada. Alışmak biraz zaman alacak gibi" diye konuştu. Bu arada Akpınar'ın ailesi Bahçeşehir'deki evlerinin önünde iki koç kesti.

'TÜRK RADYOSU DİNLEYEREK MORAL BULDUK'
Lübnan'da kaçırıldıktan sonra önceki gün özgürlüklerine kavuşan Türk pilotlar, tutuldukları süre zarfında dinledikleri Türk radyosunun kendilerini hayata bağladığını anlattı. Yaklaşık 3.5 aylık tutsaklığın ardından özel uçakla Türkiye'ye gelirken, Lübnan'da yaşadıkları zor anları Kaptan Pilot Murat Akpınar, "Türk radyosunda çalınan müzikler bizi hayata bağladı. Allah uzaklarda olanlara sabır versin. Gerçekten çok zor" dedi. Yardımcı pilot Murat Ağca da "Kısa dalgadan yayın yapan Türkiye'nin Sesi Radyosu bize çok şey verdi. Bir radyonun bu kadar etkili ve önemli olacağını hiç düşünmezdik. Çalışanları sarılıp öpsem yeridir" diye konuştu. THY'de 6 ay önce çalışmaya başladığını belirten Murat Ağca, kaptan pilot Murat Akpınar'la ilk kez kaçırılmadan önceki uçuşta tanıştıklarını da söyledi. Kaptan pilot Akpınar ise kaldıkları yerde bulunan tekerlekli sandalyeli bir Lübnanlının söylediklerinin de kendilerini çok etkilediğini belirterek şunları anlattı: "Bize dedi ki, 'Siz bir gün kurtulup gideceksiniz. Ama ben hiç bir zaman yürüyemeyeceğim.' Bu söz bize dayanma gücü verdi. Bulunduğumuz yerde çatal yoktu herşeyi elle yedik. Onlara çatalı öğretene kadar 60 gün geçti. Bize zorlukla çatal bulup getirdiler, ellerimizle yemekten kurtulduk."