X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Vize muafiyeti heyecanı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Vize muafiyeti heyecanı

  • Giriş Tarihi: 8.11.2013 15:02 Güncelleme Tarihi: 8.11.2013 17:43

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasında yürütülen vize muafiyeti görüşmeleri konusunda daha önceki dönemlere göre daha umutlu olduğunu belirterek vize muafiyetiyle ilgili önemli ve olumlu adımların atılacağını söyledi.

Davutoğlu, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Davutoğlu, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasında yürütülen vize muafiyeti görüşmeleriyle ilgili olarak, 2009'da ilk defa vize muafiyeti için başvuruda bulunulduğunu ve o günden bu yana da geri kabul anlaşması ve vize muafiyeti arasında bağlantı kuran bir müzakere dönemi yaşandığını hatırlattı. AB'nin önce geri kabul anlaşmasının uygulanması, bir dönem sonra da vize muafiyeti konusunun gündeme gelmesi gibi bir yaklaşımının olduğunu belirten Davutoğlu, karşılıklı yapıcı bir anlayışla ve son aylarda artan bir çalışma temposuyla olumlu bir sonuca doğru gidildiğini kaydetti.

Bugün, AB ile konu hakkında teknik olarak gelinen noktayı ele aldıklarını belirten Davutoğlu, "Ümit ederiz ki önümüzdeki birkaç hafta içinde bu vize diyaloğunu, vize muafiyet diyaloğu ile geri kabul anlaşması arasındaki paralelliği tahkim eden, ileri adımlar atılmasını sağlayacak ve açık bir takvim, daha net bir takvimle önümüzü göreceğimiz bir süreç başlayacak. Ben, vize muafiyeti konusunda daha önceki döneme göre çok daha ümitliyim. Önemli, olumlu adımlar atılacak" diye konuştu.


NSU DAVASI

Davutoğlu, Almanya'da devam eden NSU davası ile ilgili bir soru üzerine, davanın hukuki boyutu itibari ile çok dikkatli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini belirterek, bu konuda yaşanacak aksamanın benzer yaklaşımları tetikleyeceği uyarısını yaptı. Davutoğlu, "Hukuki boyutun en iyi şekilde yürütülmesi için Türkiye olarak ailelerimize destek bağlamında da, davanın takibi bağlamında da her şeyi yapıyoruz, hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz, kaçınmayacağız" ifadesini kullandı.

Davanın hukuki boyutunun yanında zihniyet boyutunun olduğunu da hatırlatan Davutoğlu, hukuki süreçte cinayetlerin sorumlularının en açık şekilde cezalandırılmasının takibini yaparken, ekonomik krizle tırmanışa geçen yabancı düşmanlığı ve onun arkasındaki zihniyet boyutuyla da mücadelenin sürdürüleceğini dile getirdi.


TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ

Türkiye-Irak ilişkileri konusunda da değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, Irak'ta seçimlerin yapıldığı 2006'dan bu yana ilişkilerin hep iyi seyrettiğini hatırlatarak, "Türkiye-Irak ilişkileri bu anlamda çok kalıcı problemle anılmadı ve Irak'ın demokratikleşme sürecine en fazla katkıyı Türkiye sağladı" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, şunları söyledi:

"Daha sonraki dönemlerde de, Irak'ın en zor döneminde 2009'da tekrar terör tırmanınca, Irak'a giderek Maliki ile yüksek düzey stratejik işbirliği konseyini yapan başbakanımızdı. Dolayısıyla ilişkilerin doğasında ve seyrinde sıkıntı yoktu ancak Irak'taki iç siyasi tartışmalarda yaşanan bazı gerilimler, doğal olarak dışarıya yansıdı. Sadece bize değil, bütün bölgeye yansıdı ve önemli olan burada bizim takip ettiğimiz siyasi prensip, Irak'ta bütün kesimleri kuşatan bir siyasi sürecin işlemesi."

Son dönemlerde Türkiye-Irak ilişkilerinde yaşanan durağanlığın konjonktürel olduğunu belirten Davutoğlu, "Daha köklü, derinlemesine giden bir durağanlıktan daha çok Irak içinde yaşanan gelişmelerin ve siyasi ihtilafların bütün bölge aktörleri itibariyle de doğurduğu bazı sonuçlar çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini düşündüm. Türkiye'nin, hiçbir zaman Irak'ın da diğer komşu ülkelerin de içişlerine müdahil olma ya da belirleme gibi bir iddiası da olmadı ancak o kadar içi içe yaşıyoruz ki her bir komşu ülkede olan gelişme bizi etkiliyor, bizdeki gelişme de onları etkiliyor. Özellikle Irak, Suriye bağlamında bu daha belirgin" diye konuştu. Davutoğlu, Türkiye ve Irak arasındaki enerji anlaşmalarıyla ilgili bir soru üzerine ise şunları söyledi:

"Enerji konusunda özellikle gelen eleştiriler ya da haklı sorular vardı cevaplandırılması gereken ama ilkesel olarak bir şeyi söylüyorum, hazırlanan anlaşmaların hiçbirisi merkezi hükümetin haklarını göz ardı etmemiştir ve merkezi hükümetin anayasal ve yasal hiçbir yetkisi de aşındırılmamıştır, aşındırılmayacaktır. Bundan sonra zaten birlikte oturup konuşacağız bunları. Biz sadece Irak'ın kuzeyindeki enerji kaynaklarının en iyi şekilde Irak halkının menfaatleri yönünde değerlendirilmesi değil, bütün Irak'taki enerji kaynaklarının en etkin şekilde Irak halkının refahı için kullanılmasını savunan bir ülkeyiz, dolayısıyla Türkiye coğrafyası üzerinden başka ülkelere ve başka bölgelere sevk edecek enerji kaynakları bütün Irak halkının menfaatinedir. Bu konuda da Türkiye elinden gelen her türlü kolaylığı sağlar."


SURİYE'DEKİ DURUM VE MUHALİFLER

Suriye'de El-kaide türü radikal gruplar hakkında da değerlendirmede bulunan Davutoğlu, "7 milyon insanın mülteci durumuna düştüğü bir konjonktür doğmuşsa, bir bataklık oluşmuşsa, orada her türlü haşerat türer" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin hiçbir şekilde bu bataklığın oluşmasında sorumluluğu bulunmadığını, aksine bu bataklıktan en fazla zarar gören ülke olduğunu belirten Davutoğlu, burada El-kaide ve benzer gruplarla ilişkisi olan çevrelere de hiçbir katkı sağlamadığını ve Türkiye'nin onlarla hiçbir ilişkisinin de olmadığını vurguladı. Davutoğlu, Suriye'deki radikalleşmenin önündeki en büyük engelin, meşruiyet içinde hareket eden ve barışçıl çözüme hazır olan muhalefet olduğuna dikkati çekerken, "Rejim Suriye'deki radikalleşmeden memnun olur ki, kendisine daha fazla baskı yapmak için gerekçe oluştursun. El-kaide unsurları ve radikal unsurlar da memnun olur rejimin baskısından. İki tarafından memnun olmayacağı tek şey ılımlı, Suriye'nin bütünlüğünü düşünen bir muhalefet yapılanmasıdır" dedi.

Suriye'deki yabancı savaşçıların içinde sadece El-kaide yanlısı olanların değil, Hizbullah savaşçıları ve değişik yerlerden gelerek rejime destek veren savaşçıların da bulunduğuna işarete den Davutoğlu, bütün yabancı unsurların Suriye'den çekilmesi gerektiğini kaydetti. "Herhangi bir şekilde uluslararası toplumca terör örgütü ilan edilen ya da alanda şu veya bu kesime, gayri insani uygulamalarda bulunan hiçbir unsurla ilişkimiz olmamıştır" diyen Davutoğlu, Adana'da ele geçirilen roket başlıklarıyla ilgili olarak henüz tahkikat sürdüğü için nihai sonuçlar hakkında birşey söyleyemeyeceğini ifade etti. Davutoğlu, "Herhangi bir şekilde Türkiye'nin hukuk sistemini ihlal eden kim olursa olsun, takip edilir, üzerine gidilir ve sonuç alınır. Bu, Türkiye'nin hukuk devleti olduğunu ortaya koyan bir tablodur" dedi.


CENEVRE-2'YE DOĞRU

Yapılması planlanan Cenevre-2 toplantısı öncesinde herkesin pozisyonunun net olduğu bir müzakere tablosu olması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, 2-3 gün önce Cenevre'de Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir hazırlık toplantısının yapıldığını ve bu çalışma neticesinde olumlu bazı gelişmelerin de söz konusu olduğunu belirtti. Suriye muhalefetinin Cenevre'ye hazırlıklı gitmesi için Türkiye'nin destek vereceğini ifade eden Davutoğlu, Türkiye'nin hiçbir zaman Suriye'de akan kandan sorumlu olmadığını, aksine kan dökülmesini durdurmak için her şeyi yaptığını vurguladı.


TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ

İsrailli yetkililerden son dönemde Mavi Marmara konusunda hata yaptıkları yönünde gelen açıklamaların hatırlatılması üzerine Davutoğlu, "Bu tür açıklamalarla iç muhasebe yapmaları önemli. Bu da Türkiye'nin de katkılarıyla, İsrail'in benzer hatalar yapmaması için bu olaylardan kendi tecrübesini, değerlendirmesini çıkardığı anlamına gelebilir" ifadelerini kullandı. Şu an İsrail ile tazminat konusunda görüşmelerin sürdüğünü kaydeden Davutoğlu, Mısırdaki yönetim değişikliğinin özellikle Gazze'ye yönelik durumu çok olumsuz etkilediğini belirtti. Davutoğlu şöyle devam etti:

"Şimdi, orada bir tıkanıklık var ama yine söylüyorum gerek bizim yardımlarımızın ulaşması bağlamında, gerek genel yardımlar bağlamında Mısır'daki yönetimin aldığı sert tutum sonrasında İsrail kapılarını göreceli olarak açtı ve bu yardımların artmasına, sınırlı da olsa akan yardımların artmasına katkıda bulundu. Bunları takip edeceğiz. Bunları tabii hep beraber değerlendireceğiz ama nihai hedefimiz özürden sonra tazminat, görüşmelerin başarılı sonuçlanmış olması ve bunun bir anlamda hukukun, hakkın tescili anlamında yerine getirilmesi, sonra buna paralel olarak da tabii Filistin'de insani durumun iyileştirilmesi için her türlü çabanın sergilenmesi ve bu ambargonun kaldırılması yönünde adımlar atılması. Bu yönde gelişmeler oldukça tabii ki, Türkiye-İsrail ilişkilerinde de gelişmeler görülür."

Son dönemde Türkiye Azerbaycan ilişkileri arasında artan ivmeye de dikkati çeken Davutoğlu, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin dünya enerji politikalarını etkileyebilecek ölçüde kapsamlı bir noktaya geldiğini belirttti. Türkiye'nin Azerbaycan-Ermenistan ihtilafı konusundaki ve Türkiye-Ermenistan normalleşmesi konusundaki tutumunun açık olduğunu kaydeden Davutoğlu, Ermenistan, Azerbaycan topraklarında çekilme konusunda gerekli adımları attığı zaman, Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinde normalleşme olabileceğini ve Türkiye ile Azerbaycan arasında hiçbir görüş ayrılığının olmadığını vurguladı.