X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Kıbrıs'ı çözelim ve yeni bir ufuk açalım"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Kıbrıs'ı çözelim ve yeni bir ufuk açalım"

  • Giriş Tarihi: 2.12.2013

Yunanistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Venizelos, AB Dönem Başkanlığı'na bir ay kala SABAH'a konuştu. Kıbrıs'ta çözüm çağrısı yaptı, "Avrupalı Türkiye'ye ihtiyacımız var" dedi

George Papandreu'nun yerine 4 ay önce Pasok liderliğine oturan ve Yeni Demokrasi Partisi lideri Andonis Samaras'la ulusal koalisyon hükümeti kuran Venizelos'la Atina'da Dışişleri Bakanlığı'ndaki çalışma odasında buluştuk. Hem Kıbrıs ve Ege'nin geleceğini hem de Yunanistan'da yaşanan ekonomik ve siyasi krizi konuştuk. Venizelos, en hassas soruları bile bazen gülerek yanıtladı. Venizelos, "Artık yeni adım atma zamanı" diyerek yeni hedefi şöyle açıkladı: "Yakınlaşmanın devamı hayati önem taşıyor. Çok yapıcı ilişkiler içindeyiz. Uluslararası deniz hukukuna dayanan ünlü sorunlarımız tabi var. Tarihin yükü, yanlış anlamalar ve başka sorunlar da! Ama yakınlaşma stratejik seçeneğimiz ve açık olan diyalog kanallarıyla başarıyla sürdürüyoruz. Türk ve Yunan işadamlarımız Ege'yi barış ve işbirliği denizi olarak görüyorlar. Ege bir turist pazarı oldu. Ege ve Akdeniz'de ortak ekonomik ve ticari ilişkilerimiz var. 13 yıldır kesinlikle doğru yoldayız. Bu bizim stratejik seçimimiz."

SAVAŞ SÖZCÜĞÜ TARİH OLDU


Venizelos'a "Artık savaş sözcüğü tarihe mi gömüldü?" diye sordum. Gülerek "İki NATO müttefiği, bir AB üyesi ve adayı arasında savaştan söz etmek bile büyük çelişki" dedi ve şöyle devam etti: "Türkiye'nin Avrupa perspektifi bizim için stratejik bir seçenektir. Ortak kaderi paylaşıyoruz. İstikrarlı, kalkınmış Avrupalı ve sorun ihraç etmeye gerek duymayan Türkiye'ye ihtiyacımız var. Dışişleri Bakanı olunca ilk Kıbrıs'a ardından da Ankara'ya gittim. Davutoğlu'yla çok açık ve yapıcı görüşmeler yaptık. Atatürk'le Venizelos barış dönemini savaştan sonra açtılar. Şimdi savaşsız barışı kurmalıyız. Casus belli bildirisinin de içeriği kalmadı. Sadece Ege ve kıta sahanlığı konusunda değil iki ülke için ekonomik perspektifimiz var." Venizelos, ilişkilerdeki en zor sorunun "Kıbrıs" olduğuna işaret etti ve çıkmazı aşmak için Ankara'ya yeni bir çağrı yaptı: "Kıbrıs'ta gerekli adımları atmak ortak kaderimiz ve ortak geleceğimiz için önemli! Çözüm; Türkiye'nin AB perspektifi, Doğu Akdeniz'in geleceği, kırılgan Ortadoğu'nun ve Arap dünyası için çok önemli. Nihai çözümü bulursak tarihi bir dönemi de kapatmış olacağız Yeni ufuk açacağız." Venizelos'a "Annan Planı'nın reddinden sonra yaşanan çıkmaz nasıl kırılacak?" diye sordum. Venizelos Rum Cumhurbaşkanı'nın Maraş'a karşılık Magosa limanının açılması teklifine güçlü destek verdi. Şöyle dedi: "Başlık kalkınma ve gelişme için çok önemli. Maraş ve Magosa'yla atılacak ilk adımdan sonra herkes başka fikirleri görüşmeye hazır olacak. Biz de müzakerecilerle buluşacağız. 1960 anlaşmasının bir parçası olan Türk toplumunun müzakerecisiyle Atina'da görüşmeye hazırız. İlk adımı atmadan atmosferi değiştiremeyiz."

'BENİMKİ GERÇEKÇİ BİR RÜYA'


Venizelos'a Annan Planı'nın Rumlarca reddedilmesiyle tarihi bir fırsat kaçtığını savunanları hatırlattım. Venizelos "Demokratik bir süreçti" deyip ekledi: "Planının içeriğinde referandumun müzakere sürecinin sonu olduğu kabul edilmişti. Yasal bir çözüm olmadan yaşayabilen bir çözümü uygulamak mümkün değil ki." Yunan Dışişleri Bakanı'nın gelecekle ilgili hayalleri de sordum. Şöyle anlattı: "Ortak kaderi paylaşıyoruz. Karşılıklı çıkarlarımız ve kazancımız var. Balkanlar'da, Akdeniz'de, Nato'da ve AB'de birlikte barış içinde yaşamayı hayal ediyorum. Birleşik ve işgal olmayan bir Kıbrıs'la Ege'de ve Akdeniz'de gerginlik ve tehdit olmadığı bir ortam düşlüyorum. Bu gerçekçi bir rüya! Neden uygulamayalım?" Kuşkusuz kaostaki Yunanistan'ın ekonomik ve siyasi geleceğini de konuştuk. Kriz patladığı zaman Maliye Bakanı olarak AB'yle müzakereleri yürüten Venizelos'a "Euroya geçiş büyük bir hata mıydı?"diye sordum. Venizelos tereddütsüz "Hayır" deyip şöyle yanıtladı: "Diktatörlükten 6 yıl sonra siyasi istikrar ihtiyacıyla AB'ye girişimiz de erken sayılabilir. Ama ardından kimlik nedenleri var. Avrupa kimliği Yunan kimliğinin ulusal ve tarihi parçasıdır. Bu yüzden hep Avrupa'nın merkezinde olmaya karar verdik."

#Sayfa#

'ACI ÇEKİYORUZ'


Hâlâ drahmiye dönmeyi savunanların olduğunu hatırlatınca güldü: "Euro bölgesinde olduğumuz için fırsat ülkesine dönüştük. Hem kriz öncesindeki imkânlar var hem de istikrarlı bir parayı kullanıyoruz. Süratle ayağa kalmak için büyük bir fırsat doğdu. Krizden çıkmak için acı çekiyoruz ama drahmiye dönseydik reçete çok daha acı olurdu. Türkiye'nin IMF reçetesi çok daha acıydı."

'BİR KUŞAĞI KAYBEDEMEYİZ'

"Ya gençler arasında yüzde 60'a fırlayan yüzde 28 oranındaki işsizlik? 300 milyar euroluk borcunuzun yarısı silinip yatırımlar için para akıtılmadan krizin aşılamayacağını savunanlar var" dedim. Venizelos, "Zaten esas sorunumuz da işsizlik" dedi ve Yunan kamu borcunun euro bölgesinin 14 trilyonluk toplam kamu borcuna göre küçük olduğunu savunarak şöyle dedi: "Yeniden büyümeyi başlatıp ekonomiyi canlandırmak zorundayız. Kısır döngüyü kırmalıyız. Bir kuşağı kaybedemeyiz. Yeni iş ve yatırımlar yaratacak bir programa ihtiyacımız var. Yunan halkı büyük fedakarlık yapıp mali dengeyi sağladı. Ekonomide değişimi başlattık. Yatırımlar, özelleştirmeler. Ve yeni bir kamu yönetimi. Özel bir performans gösterdik. Artık önceliklerimizi yeniden saptamalıyız. Kritik bir andayız. Yunanistan üzerindeki tartışmayı noktalayıp yatırımları canlandırmak zorundayız. Unutmayalım ki Yunanistan her zaman Avrupa'daki 30 en büyük ekonomilerinin içinde yer aldı. Hem de 11 milyon nüfusla." Venizelos'la Yunan siyaset dünyasındaki büyük depremi de konuştuk. "Karamanlis ve Papandreu aileleri yani siyasi hanedanlar tarihe mi karışıyor" sordum. Venizelos güldü. "Artık hanedanlar zamanı değil. Benim adım da devlet adamımız Elefterios Venizelos'la aynı ama bu sadece bir tesadüf!" diye kahkahayı patlattı. Yunan siyasetindeki esas rekabetin hep Avrupa yanlısı ve karşıtları arasında olduğunu vurguladı. Ve "Şimdi aşırı sol ve aşırı sağ karışımı güçler (Komunist parti, Altın Şafak) AB'yle uzlaşmaya karşı çıkıyor. Tam bir paradoks" dedi. "Ya son seçimlerde büyük sürpriz yapan Syriza Partisi" diye üsteledim. Venizelos, "Geleneksel parti yanlıları tarihi bir seçim yaparak Syriza'ya oy vermedi. Sadece krizde Avrupa yanlılarına karşı bir protesto oyuydu" dedi. "Peki protesto oyları Pasok ve Yeni Demokrasi'ye geri döner mi?" diye üsteleyince, Venizelos şöyle dedi: "Acı çekmeden krize çözüm bulamazdık. Tek çözüm zor olandı. Biz en istikrarlı ve en güvenli yolu seçtik. Diğer çözüm tam bir felaket olacaktı. Halkın tarihi seçimimizi desteklemeleri için ikna etmek zorundayız."

'BİZİ TARİH DEĞERLENDİRİR'

"George Papandreu ekonomiyi kurtarmak için ateşe mi atladı?" diye sorunca şu yanıtı aldım: "Papandreu, Pasok lideri ve Başbakan olarak kişisel bir fatura ödedi. Bense ondan sonra liderliği üstlenip sorumluluğum yokken tarihi bir fatura ödemek zorunda kalacağım. Ya da tercihimin ötesinde bir fatura ödeyeceğim." Ateşten gömlek giyen Başbakan Yardımcısı söyleşimizde son noktayı ise şöyle koydu: "Sorunumuz siyasi kariyerimiz değil. Tarihi görevim halkın geleceğini korumak! Bizi tarih değerlendirecek."

ÇİPRAS,YENİ PAPANDREU DEĞİL

"Syriza
lideri Çipras'ı yeni Andreas Papandreu olarak görenler de var" dedim. Venizelos gülerek yanıtladı: "Hayır Papandreu diktatörlüğe karşı mücadele eden güçlü bir liderdi. Çipras ise sadece protestoların oluşturduğu bir partinin temsilcisi. Komünist parti gibi tarihi ve ideolojik bir geçmişi bile yok." 1980'den beri Yunanistan'a yön veren Pasok'un seçimlerde tarihe gömülmesi tehlikesini de konuştuk. Venizelos "Pasok kriz kurbanı oldu" dedi ve devam etti: "Pasok koalisyona girmese toplumda istikrar olmazdı. Evet, program ulusal utanç ama kurtulmak için ulusal strateji de olamazdı. Zor durumdayız. Farklı bir ekonomik siyasi ve sosyal atmosfer yaratıp 3 yıl sonra seçimlere gitmek zorundayız."