X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Meclis dışında hiçbir güç istikamet veremez'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Meclis dışında hiçbir güç istikamet veremez'

Başbakan Erdoğan, Meclis üstünde hiçbir güç olmadığını belirterek "Türkiye'ye terör şiddet eylemleri, sermaye, medya, çeteler değil yalnızca millet istikamet çizer" dedi

Başbakan Tayyip Erdoğan, Meclis ve Meclis iradesinin dışında hiçbir gücün millete istikamet veremeyeceğini ifade ederken, "Bu salondaki vekillerin dışında hiç kimse, hiçbir kurum, Allah'tan başka hiçbir güç, bu ülkeye ve bu millete istikamet veremez" dedi. 2014 yılı bütçesi üzerindeki görüşmelerde konuşan Erdoğan şunları söyledi:
11 YILIN MESAJI VAR: Geride bıraktığımız 11 yılın hem bize, hem dünyaya verdiği çok anlamlı, çok değerli bir mesaj var. Zemin sağlamsa, huzur varsa, istikrar varsa, güven ve güvenlik varsa, o zemin üzerinde, ekonominin de istikrarla büyüdüğünü, refahın arttığını millet olarak hep birlikte müşahede ve tecrübe ettik. Demokrasi kurallarıyla işledikçe, milli irade tüm süreçlere egemen oldukça, Türkiye önüne koyduğu her hedefe kolaylıkla ulaşacak, hedeflerini aşacak ve aynı şekilde büyümeyi sürdürecektir.
MİLLİ İRADEYİ KORUMAK: Bizim buradaki varlık sebebimiz milli iradenin tecellisidir. Bu salon içinde, çoğunluk da, azınlık da, milli iradenin eseridir. İktidar partisine mensup milletvekilleri de, muhalefetin vekilleri de, milli iradenin gereği olarak buradadır.
MECLİS'TEN BAŞKA KİMSE ÜLKEYE İSTİKAMET ÇİZEMEZ : Türkiye'nin her meselesinin müzakere edilmesi, istişare edilmesi, çözülmesi gereken zemin işte burasıdır. Türkiye'nin her meselesinde hem muhatap, hem de çözüm aracı, bu salondaki vekiller ve onların arasından teşekkül etmiş hükümettir. Bu salonun dışında, vekillerin dışında hiç kimse, hiçbir kurum, Allah'tan başka hiçbir güç bu ülkeye ve bu millete istikamet çizemez.
SUSANLAR İNKAR EDER: Hiçbir vekil, hiçbir siyasi parti, milli iradeyi hedef alan; milli iradeyi, Meclis iradesini zayıflatmaya çalışan saldırılar karşısında kayıtsız kalamaz. Bu saldırıları alkışlamış, onaylamış milli irade ve Meclis iradesini yok sayan bir vekil ya da siyasi parti en başta kendisini inkar etmiş demektir.
KENDİNİ MECLİS ÜZERİNDE GÖREN TEHDİTTİR: Milli iradeye yönelik tehdit, sadece düşmanlardan gelmez. Terör, şiddet içeren eylemler, milli iradeye yönelik tehdittir. Sermaye, eğer kendisini Meclis iradesinin üzerinde vehmediyorsa, bu da milli iradeye tehdittir. Medya, kendisini Meclis iradesinin üzerinde görüyorsa bu da milli iradeye tehdittir. Bir takım çeteler, bir takım karanlık örgütler, yapılanmalar, milli iradeye doğrudan doğruya tehdittir. İşte bütün bu tehditlere karşı durması gereken, sadece iktidar partisinin vekili değil, tüm vekiller tüm siyasi partilerdir.
MİLLİ İRADE İÇİN TERÖRE MESAFE KOY: Eğer bir siyasi parti, teröre karşı net tavır sergilemiyor, terörle arasına mesafe koymuyor, terörü açık şekilde kınamıyorsa, milli iradeyi, siyaseti, en önemlisi kendisini inkar ediyor demektir.
SANDIK HESAPSIZ BIRAKMAZ: Yakın tarihimiz bunun çok sayıda örneğine şahitlik etti. Sandık, hiçbir hatayı hesapsız bırakmadı. Türkiye'ye terör, şiddet eylemleri, sermaye, medya çeteler değil, yalnızca millet istikamet çizer.
GAYRET EDENLER VAR : Terörün yeniden canlanması ve can alması için çok ciddi gayretlerin olduğunu görüyoruz. 1 yıldır devam eden huzur sürecini sabote etmek için, özellikle bugünlerde tahriklerin devreye sokulduğunu çok iyi görüyor ve biliyoruz. Çok ilginçtir. Terör, 30 yıldır, hemen her seçim öncesinde, seçimleri etkilemek üzere ihale almıştır. 30 Mart seçimleri öncesinde, terörü canlandırmak için ortaya konulan tahriklerin de böyle bir gayeye matuf olduğunu çok iyi anlıyoruz.
OYUN MİLLETE YÖNELİK: Son günlerde sahnelenmek istenen tahrikler, doğrudan doğruya milli iradeye yöneliktir, huzura yöneliktir. En önemlisi de seçim sürecini etkilemeye yöneliktir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve millet, bu saldırılar karşısında tek yürek olduğu takdirde, bu tahrikler asla başarıya ulaşamayacaktır.
YETER Kİ KAN AKMASIN: İktidar Partisi kaybetsin diyerek, terörün yeniden can almasına sessiz kalanlar vicdanlarıyla yüzleşemez. Yeter ki bir damla kan akmasın, yeter ki annelerin bir damla gözyaşı toprağa düşmesin, yeter ki millet kazansın, Türkiye kazansın, biz kaybetmeye razıyız. Şehitlerimizin ruhlarını incitecek hiçbir girişimin içinde olmayacağız.
BUGÜN YAZABİLİYORSUNUZ: Hiç kuşkusuz ideal noktada değiliz, ama düne kıyaslanmayacak bir yerdeyiz. Bugün bizi özgür eleştirebilenler daha birkaç ay öncesine kadar, belli kurumlara, belli çevrelere tek bir söz söyleyemiyordu. Bu nasıl bir baskıcı ortam ki, dün yazamadıklarınızı bugün dilediğiniz gibi yazıyor dün atamadığınız manşetleri bugün istediğiniz gibi atıyor, şimdiye kadar söyleyemediklerinizi bugün rahatça ifade edebiliyorsunuz?

#Sayfa#

SADECE GÜVENLİK DEMEDİK

Çözüm için, 30 yıl boyu ortak bir irade oluşturulmamıştır. Geçmişte hükümetler, terör karşısında risk almaktan kaçınır hale gelmiş cesaretle meselenin üzerine gidememiştir. Biz, 11 yıl boyunca, bu riskten hiçbir zaman kaçınmadık. Milli irade üzerinde ekonomi üzerinde, demokrasi sosyal barış ve kardeşlik üzerinde bir tehdit teşkil eden terör karşısında, cesur ve kararlı bir duruş sergiledik. Meseleyi sadece güvenlik boyutuyla değil, ekonomik, sosyal, diplomatik boyutuyla ele aldık.

EDEP YA, EDEP!

CHP'li milletvekilleri sık sık Başbakan Erdoğan'ın konuşmasını laf atarak kesmeye çalıştı. Laf atanların sayısı çoğalınca Erdoğan, oturumu yöneten Meclis Başkanı Cemil Çiçek'e dönüp, "Yani bu iş artık tadından kaçtı sayın Başkan" dedi. Sesler kesilmeyince Erdoğan, "Yani grup başkanları olarak adamlarınıza lütfen biraz ders verin. Edep ya, edep! Edep diyorum ya, yeter! Konuşmamın başından itibaren devamlı bağırıyor. Benim arkadaşlarım genel başkanınız konuşurken aynı şeyi mi yaptı?" dedi.

'KÜRDİSTAN' GERİLİMİ

Bütçe görüşmelerine tasarı raporundaki muhalefet şerhinde bulunan "Türkiye Kürdistanı" ifadelerinin çıkarılmasına tepki gösteren BDP'nin itirazları damgasını vurdu. Usul tartışmasında söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan CHP milletvekillerinin Mustafa Balbay'ı tebrik etmesini, kürsünün arkasındaki basamağa oturarak bekledi. Daha sonra muhalefet şerhlerinden "Kürdistan" ifadelerinin çıkarıldığı komisyon raporunu gösteren Kaplan, "Bir partinin fikrini, hak ve hürriyetlerini yok ederseniz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne dava edeceğiz" diyerek, basılan raporu yere fırlattı. BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise konuşması sırasında kendisine laf atan ve oğlunu bombalı terör saldırısında kaybeden AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat'a "Acının keyfini yaşayan kadın, sus sen" dedi. Basın toplantısı düzenleyen Eronat, "Her kürsüye çıktıklarında evladım üzerinden saldırıda bulunuyorlar. Bu çirkin cümleyi ve bu sözün sahibini kamuoyunun vicdanına bırakıyorum" dedi.

#Sayfa#

'BU BÜTÇE MEŞRU BÜTÇE DEĞİLDİR'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2014 bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada hükümete Sayıştay raporu eleştirisinde bulundu. "Bu bütçe meşru bütçe değildir" diyen Kılıçdaroğlu, hükümetin yasama organına hesap vermek istemediği için Sayıştay raporlarını sakladığını savundu. Yasama organı adına denetim yapacak olan kurumun Sayıştay olduğunu, raporlarının da TBMM'ye gelmek zorunda olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, hesap vermenin bir iktidar için zül değil, bir onur olduğunu söyledi. AK Parti milletvekillerine "Hesap vermeyen bir hükümet yolsuzluklara bulaşmış bir hükümet demektir" diye seslenen Kılıçdaroğlu "TBMM'den, Sayıştay raporları hangi gerekçeyle saklanır? İçinde kirlilikleri gösteren sayfalar var. Hesap vermek istemiyorlar bunun için saklıyorlar. Bu bütçe meşru bir bütçe değil. Yürütme organı parlamentoya saygı duymuyor, değer de vermiyor. Yasama organına değer vermeyen bir iktidarın bütçesine el mi kaldıracaksınız" diye konuştu. ANKARA

BÜTÇEDEN NOTLAR...

Başbakan Erdoğan, 2014 Bütçesi'ne, muhalefet konuşmaları bittikten sonra geldi. Erdoğan, AK Parti grubu tarafından ayakta alkışlanarak karşılandı. Başbakan'ın dosyalarını siyasi başdanışmanı ve milletvekili Yalçın Akdoğan getirdi.
BDP grubunun konuşma sırası geldiğinde MHP'liler büyük oranda kuliste kaldılar. Hasip Kaplan'ın konuşmasında Bahçeli ve Kılıçdaroğlu salonda yoktu. Sonrasında ise salona döndüler.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Genel Kurul'da yaptığı ilk konuşmada kendisini 'Avutoğlu' diye eleştiren CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay'a sert yanıt verdi: İlk gün kendisi için büyük fırsattı. Balbay, hükümetin çıkardığı bireysel başvuru hakkı sayesinde serbest kaldı. Ben de o zaman Balbay'ın B'sini düşürüp Albay mı diyeyim?