X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İşadamlarına operasyonun perde arkası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İşadamlarına operasyonun perde arkası

  • Giriş Tarihi: 17.12.2013 18:14 Güncelleme Tarihi: 17.12.2013 18:24

Mali polisin İstanbul ve Ankara’da aralarında işadamlarının da olduğu çok sayıda ismi gözaltına alması Türkiye gündeminin ilk sırasına oturdu. A Haber’de Özge Özsağman’ın sorularını yanıtlayan Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu yaşananları “Cumhuriyet tarihinde eşine ender rastlanan olaylar dizisi ile karşı karşıyayız” şeklinde yorumladı.

Başbakan Erdoğan'ın operasyonla ilgili açıklamalarını değerlendiren Müderrisoğlu şöyle konuştu: Başbakan adli sürecin beklenmesi gerektiğini dolayısıyla bundan sonra değerlendirme yapacağını ifade etti. Ama işin siyasi boyutu siyasi hedefi ve zamanlamasına ilişkin çok net ve çok keskin mesajları vardı. Aslında bunun öncül sinyalleri bir süredir geliyordu. Şu bir gerçek Cumhuriyet tarihinde eşine ender rastlanan olaylar dizisi ile karşı karşıyayız. Aslında son 10 yılda bunun çok farklı versiyonlarını gördük. Bugünkü belki yeni bir aşaması ama açık bir gerçek var. Türkiye 4 ay sonra çok kritik bir seçime gidiyor. Bunun ardından cumhurbaşkanını halkın seçeceği başka bir seçimi daha gerçekleştirecek. Türkiye'de cumhurbaşkanı seçimi her zaman çok sancılı oldu.


"VARSA BİR HESABINIZ SANDIKTA GÖRÜN"

Milletin müdahalesi ile bir şekilde engeller aşılıp gelebildi. O yüzden Başbakan Erdoğan'ın vurgusu bu açıdan son derece önemli. Haziran'da başlayıp Ağustos'ta sonuçlanacak cumhurbaşkanı seçimini de dikkate alarak söylediği şey şu: Varsa bir hesabınız sandıkta görün. Milletin dışında hiçbir güç tanımayız. Kirli ittifak içeriden dışarıdan Türkiye'ye operasyon yapılır yapılmaz meselesi ister istemez siyaseti özellikle de siyaset mühendisliğini çağrıştırıyor. Burada dışsal müdahale çok açık aslında... Bir süredir Türkiye'nin özellikle Tayyip Erdoğan liderliğindeki performansı üzerinde yürütülen bir tartışma var. Özellikle Gezi olaylarında tek adamlık iddiası ile zirveye çıkılarak anayasa çalışmalarını ve sonrasında yeni anayasa mimarisini çökertti.

#Sayfa#


"BAŞBAKAN DIŞARIDAN İSTİKAMET VERMEK İSTEYENLERİN OYUNUNU BOZMAK İSTEDİ"

Bence Başbakan bütün bu süreçleri öngördüğü için özellikle geçtiğimiz yıl bütün bunları da belki öngörerek bir anayasa değişikliği düşünmüştü. O anayasa değişikliği 9 Mart 2014'te yapılacak yerel seçimleri 2013'ün sonbaharına çekme hamlesiydi. Bu tür atakları gördüğü için yerel seçim ile cumhurbaşkanlığı seçiminin arasını açarak Türkiye'ye dışarıdan istikamet vermek isteyenlerin oyununu bozmak istedi. Fakat enteresan ki sadece takvim değişikliğini içeren hiçbir partinin neredeyse özünde itiraz etmediği bir şekli anayasa değişikliği parlamentodan geçmedi. Bu çok şaşırtıcıydı ve bence ciddiye alınması gereken bir öncü sinyaldi. O yüzden bu ittifak meselesi tabii ki Türkiye'deki uzantılarını dışarıdaki kurguyu ve Türkiye'nin gideceği zincirleme seçimlerde genel olarak enerjisini ve istikrarını etkilemeye yönelik bir hamle olarak duruyor.


Yolsuzluk operasyonları sosyal medyada da büyük yankı buldu. Hüseyin Gülerce twitter kanalı ile yaptığı açıklamada; Olayların arkasında Cemaat'in olmadığını iddia ediyor. Hatta hizmet hareketini adres göstererek hedef saptırma gayretleri olduğunu ve bu operasyonun şifrelerinin Gezi olaylarından beri olan bütün o gelişmelere bakılmasına gerektiğini ifade ediyor. Acaba Gezi olaylarının bu operasyonla bir bağlantısı olabilir mi?


Öyle bir sisli hava yaratılıyor ki eşkâller belli olağan şüpheliler de ortaya çıkıyor. Ama her zaman bu beklediğiniz merkezlerden bu tür bir hamle gelmeyebilir. Ama mutlaka bağlantısı da olabilir. Şu anda yürüyen bir soruşturma, bu soruşturma içerisinde gözaltı ve ifade süreçleri var. İşin adli ve hukuki boyutunu kendi özel sınırları içinde tutmak ve gerçekten orada yargıya güvenerek hareket etmek lazım... Bu tarafını sorguluyor değilim. Çünkü hukuk herkese lazım... Mesele bu değil. Ancak hukuk eliyle arka planında daha büyük bir kurgu var mı derseniz, o zaman 'neden olmasın?' sorusunu sormak gerekiyor. Gezi olaylarını her yönüyle Türkiye'de yeni kuşağın isyanı, daha demokratik yüksek standartlar arayışının ifadesi, toplumsal tepki düzeyinin geldiği aşama, her yönüyle değerlendirildiğini biliyoruz. Ve bunların her birini de önemsiyoruz. Ama bir bu kadar bu toplumsal tepkiyi başka bir alana kanalize ederek ve nihayetinde şiddet ile bütünleştirerek Türkiye'de siyasi iktidara operasyon çekmek isteyen çevrelere gün doğduğu çok açık bir gerçek. Bunu da göz ardı etmemek lazım. O yüzden gezi olaylarının demokrasi ile ilişkilendirilecek tarafını ne kadar varsa şiddete büründüğü andan itibaren Türkiye'de siyasete istikamet verme planlaması da bir o kadar var. Bunları ayrıştırmadığımız sürece çok duygusal ve çok da kısa vadeli bakmış oluruz.

#Sayfa#


Size göre şu anda emniyet ve yargı içinde illegal hareket eden bir cuntadan bahsetmek mümkün mü?


Benim böyle bir bilgim yok. Ancak gerek emniyette gerekse yargıda hizmet hareketine kendisini bağlı hisseden birtakım isimlerin bulunduğu ya da kadronun olduğu hep ifade de geldi. Aslında bu devletin farklı birimleri için de söylenene geldi. Ama şunu unutmayalım ki Türkiye bir hukuk devleti. Hiç kimse hukukun dışına çıkamaz ve çıkmamalı. Zaten çıkıyorsa gereği derhal yapılmalıdır. Bunun herhangi bir düşünceye ya da inanca bağlılık ile ilgisi yok. Çünkü o zaman herkesin birbirinden kuşku duyduğu ve herkesin birbirine karşı şantaj dosyaları tuttuğu ve bunu hukuk dışı yollarla elde ettiği bir mekanizmanın varlığından söz edebiliriz.