X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Türkiye kaçılan değil dönülen bir ülke oldu'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Türkiye kaçılan değil dönülen bir ülke oldu'

  • Giriş Tarihi: 17.12.2013

İmza töreninde konuşan Erdoğan: Öğrencilerimiz kendi ülkesinde okuyor, 12 Eylül'de ülkesini terk eden sanatçılar, düşünürler ülkelerine dönüyor. İnsanımız baskılar yüzünden değil seyahate, yatırıma gidiyor

Avrupa Birliği (AB) ile vizeleri kaldıracak Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni ve Geri Kabul Anlaşması, dün, Ankara'da imzalandı. İmza töreninde konuşan Erdoğan, şu mesajları verdi:
MİLAT: Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde 3 Kasım 2002 tarihi bir ilk oldu. AK Parti hükümetinin işbaşına gelmesiyle yeni bir süreç başladı. Bugün de bir milat olma özelliğini taşıyor ve hem de Türkiye-AB ilişkilerinde artık yeni bir süreç başlıyor. 3-3.5 yıllık bir süre sonunda da artık vatandaşlarımıza tam anlamıyla vizesiz Avrupa seyahati başlamış olacak.
VİZE DARBE ÜRÜNÜYDÜ: AB'de vizelerin kalkmasıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Avrupa'ya akın edeceği yönünde bir hava oluşturuluyor. AB ülkelerine vize uygulaması 12 Eylül 1980 sonrasında, darbe rejiminin Türkiye'den çıkışları önlemek amacıyla talep ettiği bir uygulamaydı. Özellikle Türkiye'deki aydın ve sanatçıların 12 Eylül'ün baskısından, hukuksuzluklarından kaçmasını önlemek için vize engeli konuldu.
DÖNÜLEN TÜRKİYE: Son 11 yılda yaptığımız reformlarla, ekonomide sağladığımız başarılarla Türkiye kaçılan bir ülke değil, dönülen ya da gelinen bir ülke oldu. 12 Eylül döneminde ülkesini terk etmek zorunda kalan sanatçılarımız ve düşünürler artık tek tek ülkelerine dönüyorlar. 1990'larda ve 2000'li yıllarda maalesef gençlerimiz başörtüsü engeli ya da katsayı engeli nedeniyle Türkiye'den gitmek istiyorlardı. Bunu da ortadan kaldırdık. Öğrencilerimiz kendi ülkelerinde hatta kendi şehirlerindeki üniversitelerde özgürce okuyabiliyor. Çok daha az insan ekmek parası kazanmak için gurbete gitmeyi bir seçenek olarak görüyor. Türkiye'nin artık iş göçü veren değil, alan bir ülke oldu. Seyahat kültürü yaygınlaştı. 2003'te 103 ülkeye uçan Türk Hava Yolları şu anda 236 noktaya uçuş yapabiliyor.
İŞ BULMAK İÇİN DEĞİL İŞ KURMAK İÇİN YURTDIŞI: Yurt dışına gidenler eskisi gibi baskılardan kaçmak veya iş bulabilmek için değil, iş kurmak, yatırım yapmak özellikle de dünya üzerinde nerede mazlum, mağdur halklar varsa onlara yardım için koşuşturuyor. Biz de iş adamlarımızın, yatırımcı ve ihracatçılarımızın, yardım kuruluşlarımızın yurt dışına daha kolay gidebilmelerini sağlamak için her seviyede yol açıcı bir politika izliyoruz. Vizesiz seyahat edilebilen ülke sayısını 69'a çıkardık.
YÜK ALMAYA GELİYORUZ: Bir ifadem var, yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz. Türkiye ile AB arasındaki vize engeli hiç kuşkusuz çok daha önce kaldırılmış olmalıydı. Bugüne kadar vizelerin kalkmamış olması açıkçası, Türkiye'den çok AB'ye zarar veren maliyet yükleyen bir süreç olmuştur.
3.5 YIL FAZLA: Biz 3.5 yılın da çok uzun olduğuna aslında inanıyoruz. Bu sürecin de çok daha kısaltılmasından yanayız. Biz üzerimize düşeni yine bu süreçte yoğun çalışmayla yapacağız. Komisyondan, Avrupa Parlamentosu'ndan ve AB Konseyi'nden de destek bekliyoruz.
21 OCAK'TA BRÜKSEL'DEYİM: 21 Ocak'ta Brüksel'e resmi ziyaret gerçekleştireceğim. AB Konseyi Başkanı, AB Komisyonu Başkanı ve Avrupa Parlamentosu Başkanı ile görüşmelerde bulunacağım. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande 27-28 Ocak'ta Türkiye'yi ziyaret edecek. İnanıyorum ki bu trafik ziyaret ve temaslarla devam edecek ve 2014 yılı Türkiye-AB ilişkileri açısından inşallah farklı bir yıl olacak.
TÜRKİYE MAZLUMUN YANINDA, AB SUSKUN: Bölgede yaşanan krizler, Türkiye'nin önemini teyit etti. AB'nin özellikle Bangladeş'teki idam uygulamasına karşı sesini çok daha yükseltmesini beklerdik. Gazze, şu anda bir de sel baskınlarına karşı ayakta durma çabası veriyor. Myanmar'dan Afganistan'a, Irak'tan Somali'ye kadar her ülkede, her coğrafyada Türkiye olarak sadece hakkı, hukuku, adaleti ve vicdanı savunuyoruz. AB bu saydığım meselelerde suskun ya da etkisiz kalmayı tercih etmemeliydi.


#Sayfa#

VETO İHTİMALİNE KARŞI 'OY ÇOKLUĞU' SİGORTASI
Türkiye'nin AB'ye kabul ettirdiği modelle hazırlanan "Geri Kabul Anlaşması" ile Türk vatandaşları en geç 3.5 yılda vizesiz Avrupa'ya seyahat edebilecek. Türkiye ise toprakları üzerinden AB ülkelerine giden yasa dışı göçmenlerin ülkelerine yollamak üzere kabul edecek. Anlaşmanın detayları şöyle:
3 YILLIK GEÇİŞ SÜRECİ: Türkiye'nin önceliklerine göre belirlenen anlaşmaya göre ilk etapta Türkiye'ye 3 yıllık geçiş süresi tanındı. Bu süreçte hiçbir üçüncü ülke vatandaşı Türkiye'ye iade edilmeyecek. 3 yıl sonunda da 6 aylık pilot uygulamaya geçilecek.
500 MİLYON EUROLUK FON: Türkiye'de olası göç akımlarına karşı merkezler ve mülteciler için sığınma evleri inşa edilecek. Bunlar için AB'nin bu konular için ayırdığı 500 milyon euroluk fondan faydalanılacak..
TÜRKİYE İSPAT ARAYACAK: Sadece Türkiye'den gittiği ispat edilen 3. ülke vatandaşları Türkiye'ye iade edilecek.
ÜLKELERİNE GÖNDERİLECEK: Türkiye'ye iade edilenler Türkiye tarafından kendi ülkelerine gönderilecek. Çeşitli nedenlerle kendi ülkesine gidemeyenlerin Türkiye'de bulunmalarından kaynaklanan masraflar ise AB tarafından karşılanacak. Bu kişilerin Türkiye'ye iadesi sırasında oluşan masraf da AB'ye ait olacak.
VETO YOK: Türkiye'nin müzakereleri sonucunda Türkiye, Almanya ve Güney Kıbrıs'ın veto ihtimali bertaraf edecek bir değişime imza attı. Buna göre vize muafiyetini hiçbir AB üyesi ülke tek başına veto edemeyecek. Karar oy çokluğu ile alınacak. Annan planı gibi birçok örnekte yaşandığı gibi aksaklıklar yaşanırsa Türkiye geri kabul anlaşmasını doğrudan feshedebilecek.

12 EYLÜL'ÜN BİR ACI MİRASI DAHA TARİH OLUYOR
Anlaşma ile Türkiye, askeri darbe döneminin sessiz kaldığı vize işkencesine de "dur" diyecek ilk adımı atmış oldu. Avrupa'ya vize duvarının hikayesi 12 Eylül 1980 askeri darbesine dayanıyor. 1963'teki Ankara Anlaşması ve 1973'te imzalanan ek protokollerle, Avrupa'da çalışacak Türk işçilerine serbest dolaşım uygulaması getirildi, "kötüleştirme yasağı" ile Türk vatandaşlarına vizede daha ağır koşullar getirilmemesi şartı getirildi. Ancak Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, 1980 darbesinin öncesi ve sonrasında anlaşmalara aykırı olarak vize yarışına girdi. 1 Temmuz 1980'de vize uygulaması başlatan Almanya'yı, 5 Ekim 1980'de Fransa ve 1 Kasım 1980'de Hollanda izledi. Darbe yönetimi Türkiye'den kaçışları engellemek için bu sürece seyirci kaldı ve fiilen Avrupa'nın vize uygulaması kabul edilmiş oldu. Vizesiz Avrupa Hareketi kurucusu Mehmet Okumuş'un hesaplamalarına göre, Türkiye vatandaşlarının cebinden her yıl sadece başvuru ücreti için 80-100 milyon euro çıkıyor. Okumuş'a göre, vize engelinin Türk ekonomisinin gelişimine olumsuz etkisi 300 milyar euroya ulaştı.


#Sayfa#

ÜÇ AŞAMA
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile AB İçişleri Komiseri Cecilia Malmström, Ankara Palas'ta Türkiye- AB Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metnine imza attı. Davutoğlu, "Tarihi bir noktaya geldik. Anlaşmanın halklarımızın kaynaşmasına vesile olmasını diliyorum. Önümüzde üç aşama var. Birincisi bugünden başlayacak olan psikolojik devrim aşaması. İkinci aşamada, önümüzdeki 3-3.5 yıl boyunca kurumlar arasındaki çalışmalar hızlanacak. Uzun vadede Türkiye ve Avrupa halkları, yoğun bir etkileşim içine girecekler" dedi.

'SÜRECİ CEBİMDE TAŞIYORUM'
Başbakan Erdoğan imza törenindeki konuşmasında AB ile Türkiye arasındaki müzekerelerde atılan adımları yakından takip ettiğini anlatırken, cebinden çıkardığı bir tabloyu göstererek şunları söyledi: "Şu gördüğünüz AB ile ilgili bütün chapterlara yönelik şu ana kadar hangileri halloldu, hangileri şu anda görüşülmekte, hangileri hallolacak? Yanımda taşıyorum. Takip ediyorum. Bunu bir an önce halletmemiz gerekiyor."

"POZİTİF ETKİLERİ YAKINDA GÖRÜLECEK"
AB İçişleri Komiseri Cecilia Malmström, attıkları imza ile başlayan vizesiz Avrupa sürecinin pozitif etkilerinin Türk vatandaşları ve Avrupa ülkeleri tarafından yakın dönemde görülebileceğini söyledi. Malmström, "Vize serbestisinin biz kendi açımızdan gerçekten hızlı bir biçimde gerçekleşmesi adına teknik ve mali anlamda idari kapasitelerin geliştirilmesi konusunda katkılarımızı sunacağız, yol haritasının gereklerinin yerine getirilmesini sağlayacağız" dedi.

BAĞIŞ: ZİHİNLERDEKİ ENGELLER DE KALKACAK
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, imzalanan anlaşmayla ilgili olarak "Amacımız, vatandaşlarımıza analarının ak sütü gibi helal olan vizesiz Avrupa haklarının teslim edilmesidir" değerlendirmesinde bulunurken, "Vatandaşlarımızın Avrupa'da serbestçe dolaşmalarının önündeki engellerin kalkması zihinlerdeki engellerin kalkmasını da sağlayacak ve katılım müzakerelerinde kaybedilen zaman telafi edilecektir" dedi.

İŞ DÜNYASI MEMNUN
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından yapılan açıklamada, imzadan büyük memnuniyet duyulduğu vurgulanarak, "Yeni süreçle, Türkiye-AB üyelik müzakerelerinin hızlandırılması gereğini yeniden vurgulamak istiyoruz" denildi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de, Türk girişimcisine tarife dışı bu engelin kalkmasıyla AB'ye ihracatın artacağını belirtti.