X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kirli propaganda
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kirli propaganda

  • Giriş Tarihi: 20.12.2013

İstanbul Başsavcısı Çolakkadı ve Emniyet Müdürü Çapkın'dan 1 yıl boyunca gizlenerek yapılan operasyonda henüz ifadeler alınmadan fotoğrafların basına sızması kara propagandanın delili olarak değerlendirildi

Türkiye'yi sarsan ve "Büyük rüşvet" adı verilen operasyondaki birçok detay akıllara "dezenformasyon mu yapılıyor" sorusunu getirdi. Soruşturma dosyasının ilk başta başka bir savcıya verilmesi, daha sonra bu savcının tayin edilerek yerine Celal Kara'nın seçilmesi tartışmalara neden oldu. Polisin soruşturmayı yürüten kolluk kuvvetlerinin operasyonu gizlemek için sahte İMEİ numaraları ve isimlerle dinleme izinleri aldığı tespit edildi. Operasyondan 2 gün önce İstanbul'da bir otelde çok gizli toplantı yapılarak sızmanın önüne geçildi. Ayrıca Ankara'daki gözaltılarla ilgili bugüne kadar hiç olmayan bir yol izlendi. Soruşturmayı yürüten polisler Ankara'ya haber vermeden bizzat kendileri giderek gözaltıları gerçekleştirdi. Daha önce yapılan Ergenekon, Balyoz ve benzeri soruşturmalarda hangi ilde gözaltı ya da arama yapılacaksa o ilin emniyeti bilgilendirilip kolluk kuvvetleri eşliğinde operasyon yapılıyordu. Bu soruşturmada birçok teamüle uyulmadı. Gözaltındaki zanlılara ait olduğu iddia edilen görüntü ve tapelerin avukatlardan önce basına sızdırılması kirli propogandanın işaretlerini verdi. Bu yöntemle bilgi kirliliği yaratılarak, kamuoyu önünde AK Parti hükümetinin küçük düşürülmesine çalışıldığı savunuldu. Avukatlar, soruşturmayla ilgili bakanlar, özel kalem müdürleri ve bazı zanlılara ait olduğu iddia edilen telefon konuşmaları ve teknik takip resimlerinin henüz gözaltında olan birçok kişinin ifadesi alınmadan servis edilmesi ile kamuoyunda kirli bir propaganda yaratılmak istendiğini ve şüphelilerin insan onuruna yakışmayacak şekilde muameleye maruz bırakıldığını vurguladılar. İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'in evinde arama yapılırken çekilen fotoğraflar ile Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın evindeki ayakkabı kutusundan 4.5 milyon dolar para bulundu iddialarının kimler tarafından basın kuruluşlarına sızdırıldığı merak konusu oldu.


ZAMAN'DAKİ YANILTMA

Zaman gazetesinin dün yayınlanan, "Ayakkabı kutusunda 4.5 milyon dolar" haberi akıllara, şike operasyonu sırasında olduğu iddia edilen ancak bugüne kadar ortaya çıkmayan "Emenike'nin para sayma görüntülerini" getirdi. Hükümete karşı yürütülen psikolojik harekata katılan Zaman gazetesi bu haberiyle büyük bir dezenformasyona imza attı. Soruşturma kapsamında yapılan polis baskınlarının görüntülerini, birbirine karıştırarak linç başlatan medya kuruluşlarına Zaman da, manşet haberi ile dahil oldu. Farklı mekanlarda ele geçirilen paraları ve evrak kutularını birbiriyle harmanlayarak kullanan Zaman haberinde, polisin Barış Güler'in evinde yaptığı mizansenle elde ettiği fotoğrafı kullandı.


POLİS Mİ KOYDU?

Çocukları operasyon kapsamında gözaltına alınan İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile hakkında rüşvet alma iddiası bulunan Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış hakkındaki dosyaların UYAP'a bildirilmesi ve yolsuzluk soruşturması kapsamında ele geçirilen delil ve dökümanların Adalet Bakanlığı aracılığı ile TBMM'ye gönderilmesi üzerine Bağış, resmi Twitter hesabından "Kişi kendisini bildikten sonra, onu bilmeyenlerin söylediklerinin hiçbir önemi yoktur" mesajı attı. Bağış hakkındaki iddialara daha sonra da İbn-i Sina'nın "Bir kimse kendisinin ne olduğunu bildikten sonra, kendisini bilmeyenlerin onun hakkında söylemekte oldukları sözlerin onun nazarında hiçbir önemi ve etkisi yoktur" sözünü paylaşarak cevap verdi. Bağış'ın Twitter hesabından İbrahim Bayram adlı kullanıcının "Çok açık bir soru soruyorum. Hala avukatlara verilmeyen iddianameyi gazetelere servis yapan çete zihniyeti cezasız kalır mı?" sözünü retweetle yapması dikkat çekti. Egemen Bağış'ın özel Kalem Müdürü İbrahim Bayram ise yaptığı açıklamada İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'in evinde yapılan polis aramasının fotoğraflarında yer alan para sayma makinesinin oraya bizzat polisler tarafından götürüldüğünü iddia etti. Bayram, "Para sayma makinesi polise ait. Ortada ayakkabı kutusu da yok" iddiasında bulundu.


AVUKATLARIN TEPKİSİ


İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'in Avukatı Rabiha Derya, "Soruşturma gizli yürütülüyor. Bu konuyla ilgili bilgi vermem mümkün değil" şeklinde konuştu. İsminin açıklanmasını istemeyen bir avukat ise "Soruşturmayla ilgili bakanlar, özel kalem müdürleri ve bazı zanlılara ait olduğu iddia edilen telefon konuşmaları ve teknik takip resimlerinin henüz gözaltında olan birçok kişinin ifadesinin alınmadan servis edilmesinin, kamuoyunda kirli bir propaganda yaratılmak istendiğini iddia edildi. Bu yolla hem AK Parti Hükümeti'ni hem de soruşturmada ismi geçenleri, küçük düşürme gayreti açıkça ortada. Bazı zanlıların ifadeleri bile alınmadı. Ek gözaltı süresi talep ediliyor. Bu şahıslarla ilgili olduğu iddia edilen bilgiler, dokümanlar, resimlerin servis edilmesinin amacının nasıl bir gizli propaganda olduğu belli..." İşadamı Ali Ağaoğlu'na yakın kaynaklar ise "Dün akşam ifadesi alındı. Ağaoğlu'na isnat edilen somut bir suçlama olmamasına rağmen neden böyle bir soruşturmanın içine sokuldu anlamakta güçlük çekiyoruz. Biz kendisinin önceki gün akşam geç saatlere kadar süren ifadesinin ardından serbest bırakılabileceğini ümit ediyorduk" şeklinde konuştu.


YANLIŞ UYGULAMALAR

Türkiye'yi derinden sarsan büyük bir soruşturma bir yıl boyunca İstanbul yargısının en tepesindeki Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı ve İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın'dan gizlendi. Çolakkadı ve Çapkın, operasyonu yapıldığı gün öğrendi.
Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine geldiğinden bu yana kaçakçılık ve organize suçlarla ilgili hiçbir soruşturmada etkin rol oynamayan Zekeriya Öz, soruşturmada görevlendirildi.
Soruşturma dosyası ilk başta başka bir savcıya verildi. Ancak soruşturmayı yürüten savcı tayin edildi. Soruşturmanın başına Celal Kara getirildi.
UYAP'a soruşturmada adı geçen en az bir kişiyle ilgili bilgi girilmesi gerekiyordu. Ancak bu soruşturmada böyle bir yol izlenmedi.
Soruşturmanın gizli yürütülmesi için telefon dinleme izinlerinin sahte isimlerle alındığı iddia edildi.
6 ayda bir dinleme kararları için uygun mahkeme beklendi.
Operasyondan iki gün önce otelde gizli bir toplantılar yapılarak detaylar konuşuldu.
Ankara'daki gözaltıları İstanbul polisi yaptı. Oysa önceki soruşturmalarda Ankara polisine yazı geçilerek adresler bildiriliyordu.
Bilgi sızmasını engellemek için sadece üst düzey polis şeflerine yetki verildi. Memurları adreslere bu kişiler yönlendirdi. Müdürlere bilgi verilmedi.
Zanlıların emniyetteki gözaltı devam ederken operasyon sırasında çekilmiş fotoğraflar ve tapeler basına sızdırılarak, dosyanın gizliliği ortadan kaldırıldı. Adliyeye vatandaşların giriş kapısından alındılar.